İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَاَنَّ بِهِ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِهِ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ

ve mine n-nāsi men yeǎ'budu (a)llahe ǎlā Harfin fe in eSābehu ḣayrun Tmeenne bihi ve in eSābethu fitnetun nḳalebe ǎlā vechihi ḣasira d-dunyā ve l-āḣirate ƶālike huve l-ḣusrānu l-mubīnu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمِنَve mineve
2النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlardan
3مَنْmenkimi
4يَعْبُدُyeǎ'buduع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekibadet eder
5اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
6عَلٰىǎlā
7حَرْفٍHarfinح ر فBozmak, yerinden çıkarmak, değiştirmek, uzaklaştırmak, atmak, değiştirmek, kurcalamak. Bir şeyi doğru yolundan veya tarzından çevirmek, bir kelimeyi yanlış yazmak, kişinin ailesi veya evi için geçim sağlamak veya çalışmak, mal kaybına uğramak, uzaklaşmak veya ilgisiz kalmak, geçim kaynaklarından mahrum kalmak, zorluk yaşatılmak, geçim kaynaklarında sıkıntıya düşmek, kazancı veya geliri kendisinden uzaklaştırılmak.bir kenardan (uçurumdan)
8فَاِنْfe ineğer
9اَصَابَهُeSābehuص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.kendisine gelirse
10خَيْرٌḣayrunخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.bir hayır
11اطْمَاَنَّTmeenneط م نSakin olmak, rahatlamak, huzur bulmak, güvenmek, emin olmak, içi rahat olmak, endişeden kurtulmakhuzura kavuşur
12بِهِbihionunla
13وَاِنْve inve eğer
14اَصَابَتْهُeSābethuص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.başına gelirse
15فِتْنَةٌfitnetunف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.bir kötülük
16انْقَلَبَnḳalebeق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpdöner
17عَلٰىǎlāüstü
18وَجْهِهِvechihiو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.yüz
19خَسِرَḣasiraخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.o kaybetmiştir
20الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünyayı
21وَالْاٰخِرَةَve l-āḣirateا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımve ahireti
22ذٰلِكَƶālikeişte budur
23هُوَhuveo
24الْخُسْرَانُl-ḣusrānuخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.ziyan
25الْمُبِينُl-mubīnuب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve insanlardan, Allah'a kalbiyle değil de diliyle kulluk eden de var; ona bir hayır isâbet ederse kalbi yatışır o hayır yüzünden, fakat bir sınamaya uğrarsa yüzü dönüverir; dünyâda da ziyan eder, âhirette de; işte budur apaçık ziyan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve insanlardan, Allahʼa kalbiyle değil de diliyle kulluk eden de var; ona bir hayır isâbet ederse kalbi yatışır o hayır yüzünden, fakat bir sınamaya uğrarsa yüzü dönüverir; dünyâda da ziyan eder, âhirette de; işte budur apaçık ziyan.

Adem Uğur

İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.

Ahmed Hulusi

İnsanlardan kimi de vardır ki, Allah'a tek taraflı (işine gelen şeyler yönünden) kulluğu kabul eder. Eğer ona bir hayır isabet eder ise, onunla keyiflenir. . . Şayet ona bir bela isabet eder ise, yüzüstü döner (kulluğunu inkar eder). . . (Böylesinin) dünyası da gelecek yaşamı da yitirilmiştir. İşte bu apaçık hüsranın ta kendisidir!

Ahmet Tekin

Allah’a, sanki bir yar kenarındaymış gibi tereddütlü, iman ile küfür sınırında kulluk ve ibadet eden insanlar da var. Kendilerine bir hayır dokunursa, buna pek memnun olurlar. Eğer musibete uğrarlarsa, çehreleri değişir, dinden yüz çevirirler. Onlar dünyalarını da, âhiretlerini, ebedî yurtlarını da kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek zarar, kayıp budur.

Ahmet Varol

İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan (yarım yamalak) ibadet eder. Eğer kendine bir hayır dokunursa onunla tatmin olur ve eğer başına bir bela gelirse yüzüstü döner. O dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu apaçık bir kayıptır.

Ali Bulaç

İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.

Ali Fikri Yavuz

İnsanlardan kimi de Allah’a dinin bir ucundan ibadet eder; eğer kendisine bir hayır isabet ederse ona razı olur, kararlaşır ve eğer bir bela isabet ederse, yüzü üstü döner (dinden çıkar). Dünya ve ahireti perişan olur. İşte bu aldanış, apaçık ziyandır.

Ali Rıza Safa

Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, Allah'a, kıyıdan kenardan hizmet eder. Bir iyilik gelirse ondan hoşnut olur; bir sınama gelirse de hemen yüz çevirir. Hem dünyayı hem de sonsuz yaşamı yitirir. Apaçık yitik, işte budur.

Bayraktar Bayraklı

Allah'a iman ile küfür sınırında kulluk eden insanlar da vardır. Kendisine bir iyilik dokunursa, buna çok memnun olur. Eğer kendisine bir musibet dokunursa, yüzüstü döner. O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek kayıp budur.

Bekir Sadak

insanlar icinde Allah'a, bir yar kenarindaymis gibi kulluk eden vardir. Ona bir iyilik gelirse yatisir, basina bir bela gelirse yuz ustu doner. Dunyayi da ahireti de kaybeder. iste apacik kayip budur.

Celal Yıldırım

İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan (şüphe üzere) ibâdet eder; kendisine bir iyilik erişirse, onunla gönlü yatışır; bir sıkıntı, dert ve belâ dokunursa, yüzüstü döner de hem Dünya'da, hem Âhiret'te zarara uğramış olur. Bu da çok açık bir ziyandır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine insanlar içinde kimileri vardır ki, Allah’a şartlı olarak kulluk eder; öyle ki kendisine bir iyilik denk gelirse bundan pek memnun olur, ama başına bir imtihan sıkıntısı gelse hemen yüz çevirir. Böyleleri dünyasını da âhiretini de yitirmiştir ve apaçık hüsran işte budur.

Diyanet İşleri

İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.

Diyanet İşleri (eski)

İnsanlar içinde Allah'a, bir yar kenarındaymış gibi kulluk eden vardır. Ona bir iyilik gelirse yatışır, başına bir bela gelirse yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.

Diyanet Vakfi

İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İnsanlardan kimi de Allah'a bir yar kenarındaymış gibi ibadet eder, eğer kendisine bir iyilik gelirse ona gönlü yatışır ve eğer başına bir bela gelirse yüzüstü dönüverir. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder, eğer kendisine bir iyilik dokunursa ona yatışır ve eğer bir bela gelirse yüzüstü dönüverir; dünyayı da ahireti de kaybetmiş olur, işte açık hüsran budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nastan kimi de Allaha kıyıdan kıyıya ıbadet eder, eğer kendisine bir hayır isabet ederse ona yatışır ve eğer bir mihnet isabet ederse yüz üstü dönüverir "dünyayı da ahireti de kaybetmiş" olur, işte husranı mübin odur

Erhan Aktaş

İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

Fizilal-il Kuran

İnsanlar arasında öylesi de var ki, sınırlı ve somut bir amaç uğruna Allah'a kulluk eder. Eğer işleri iyi giderse hoşnut olur. Fakat eğer sınav amaçlı bir sıkıntı ile karşılaşırsa yüzgeri eder, sırt çevirir. Böylesi hem dünyayı hem de ahireti kaybeder ki, işte apaçık hüsran budur.

Gültekin Onan

İnsanlardan kimi, Tanrı'ya bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir (kalebe). O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.

Hamdi Döndüren

İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kulluğu sınırda tutar. Öyle ki, kendisine bir iyilik gelse, onunla mutlu olur, ama başına onu sınamak için bir kötülük gelse, hemen (dinden) yüz çevirir. Bu kişi, dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık kayıp budur.

Hasan Basri Çantay

İnsanlardan kimi de Allaha, (dininin) yalınız bir taraf (ın)-dan (tutub), ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa ona yapışır. Eğer bir fitne isaabet ederse yüzü üstü döner. Dünyada da, ahiretde de hüsrana uğramışdır o. Bu ise apaçık ziyanın ta kendisidir.

Hasib Asutay

İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan kulluk eder. (3) Eğer kendisine bir iyilik dokunursa, onunla huzura kavuşur; eğer kendisine bir kötülük dokunursa yüzüstü dönüverir. (4) O, dünyayı da âhireti de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın tâ kendisidir. (3. Yani şek ve tereddüt içindedir.) (4. Dinden döner.)

Hayrat Neşriyat

İnsanlardan bazısı da, Allah’a bir kenardan (şübhe içinde) kulluk eder. Artık ona bir iyilik isâbet ederse, onunla mutmain olur. Fakat ona bir kötülük isâbet ederse, yüzüstü döner (dinden çıkar). Dünyayı da, âhireti de kaybetmiştir. İşte o apaçık hüsran, budur!

İbni Kesir

İnsanlardan öyleleri de vardır ki; Allah'a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder. Ona bir iyilik gelirse yatışır. Başına bir bela gelirse; yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık kayıp budur.

Mehmet Okuyan

İnsanlardan kimi, Allah’a (imanla küfrün) sınır(ın)da kulluk eder. Kendisine bir iyilik dokunursa bununla huzurlu olur; ağır imtihana uğrarsa yüzü değişir (dinden yüz çevirir). O, dünya(sın)ı da ahiret(in)i de kaybetmiştir. Asıl apaçık kayıp (iflas) işte budur!

Muhammed Esed

Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah'a (imanla küfrün) sınır(ın)da kulluk eder; öyle ki, başına bir iyilik gelse, O'ndan hoşnut olur; ama başına sınayıcı bir güçlük gelse hemen bütünüyle yüz çevirir, ve böylece dünyayı da, ahireti de kaybeder; zaten, hiçbir şeyle kıyaslanamayan kayıp da gerçekte budur!

Mustafa İslamoğlu

Yine insanlardan kimileri de vardır ki, Allah'a (iman ve küfrü birbirinden ayıran) sınırda kulluk eder; öyle ki, eğer kendisine bir iyilik dokunsa onunla tatmin olup sevinç duyar; fakat başına bir musibet gelse yüzüstü dönüverir; dünyayı da ahireti de kaybeder: nitekim telafisi en zor kayıp da budur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve insanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a bir tereddüt üzere ibadet eder. Eğer ona bir hayır dokunursa onunla yüreği rahat eder ve eğer bir mihnet dokunursa yüzü üzerine geri döner. Dünyada da ahirette de ziyana uğramıştır. İşte apaçık ziyan budur, bu.

Ömer Öngüt

İnsanlardan kimi de, Allah'a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa buna pek memnun olur. Başına bir belâ gelirse yüzüstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.

Suat Yıldırım

Öyle insanlar vardır ki Allah’a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur.

Süleyman Ateş

İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan, ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır gelirse onunla huzura kavuşur (sevinir) ve eğer başına bir kötülük gelirse yüz üstü döner (dini kötüleyerek ondan vazgeçer). O, dünyayı da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur.

Süleymaniye Vakfı

Kimi insanlar da Allah'a sınırda kulluk eder. Eline bir imkan geçince onunla mutlu olur; başına bir sıkıntı gelince de yönünü değiştirir. Böylesi, dünyayı da kaybeder ahireti de. Apaçık kayıp işte budur!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnsanlardan kimi de Allah'a sınırda kulluk eder. Eline bir imkan geçse rahatlar; başına bir sıkıntı gelse yüz çevirir. Böylesi dünyayı da kaybeder ahireti de. Apaçık hüsran işte budur.

Şaban Piriş

İnsanlardan, Allah'a bir uçurum kenarındaymış gibi kulluk edenler var. Eğer ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eğer bir imtihana tabi tutularsa, yüz üstü döner. Dünya ve ahireti kaybeder. İşte apaçık hüsran budur.

Tefhim-ul Kuran

İnsanlardan kimi de, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.

Ümit Şimşek

İnsanlardan öylesi de var ki, Allah'a iğreti şekilde kulluk eder. Kendisine bir iyilik eriştiğinde onunla mutlu olur; başına bir imtihan geldiği zaman ise yüz geri dönüverir. O, dünyada da, âhirette de ziyana uğramıştır. Apaçık bir hüsran diye işte buna denir.

Yaşar Nuri Öztürk

İnsanlardan bazısı da Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder. Kendisine bir hayır isabet ettiğinde, onunla tatmin bulup yatışır; kendisine bir fitne, bir deneme gelip çattığında yüzüstü geri dönüverir. Dünyada da kayba uğramıştır böylesi, ahirette de. Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İnsanlardan eləsi də vardır ki, Allaha şübhə ilə ibadət edir. Əgər ona bir xeyir çatsa, onunla rahatlıq tapar. Yox, əgər başına bir iş gəlsə, üz döndərib küfrə qayıdar. O adam dünyanı da itirər, axirəti də. Gerçək zərər də elə budur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İnsanlardan eləsi də vardır ki, Allaha şəkklə ibadət edər. Əgər ona bir xeyir toxunsa, (dini barəsində) arxayın olar (islamdan möhkəm yapışar). Yox, əgər ona bir bəla (müsibət) üz versə, çöhrəsi dəyişər (islamdan üz döndərib yenə küfrə qayıdar). Beləsi dünyanı da əldən verər, axirəti də. Açıq-aşkar ziyan budur, bu!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Unter den Menschen gibt es den einen oder den anderen, der Gott wankelmütig anbetet. Wenn es ihm gut geht, fühlt er sich wohl, aber wenn ihn eine Prüfung heimsucht, wird er rückfällig. So verliert er beides, das Diesseits und das Jenseits. Das ist ein eindeutiger Verlust.

Almanca — Der Edle Quran

Und unter den Menschen gibt es manchen, der Allah nur am Rande dient. Wenn ihn etwas Gutes trifft, ist er damit beruhigt, doch wenn ihn eine Versuchung trifft, macht er eine Kehrtwende. Er verliert das Diesseits und das Jenseits. Das ist der deutliche Verlust.

Almanca — M. A. Rassoul

Und unter den Menschen ist manch einer, der Allah nur am Rande dient. Wenn ihn Gutes trifft, so ist er damit zufrieden; trifft ihn aber eine Prüfung, dann kehrt er zu seinem (früheren) Weg zurück. Er verliert diese Welt so gut wie die künftige. Das ist der deutliche Verlust.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und unter den Menschen ist manch einer, der mit dem Dienen ALLAHs auf der Kippe steht, wenn ihn Gutes trifft, findet er Ruhe dabei, und wenn ihn Fitna trifft, wendet er sich in die Gegenrichtung ab. ER verliert dann das Diesseits und auch das Jenseits. Dies ist gewiß der eindeutige Verlust.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And among people are some who serve Allah conditionally, standing on the brink or border, as it were, between faith without and infidelity within. If all goes well with any of them and he makes worldly gains he is gratified and he advances without and to his heart's content. And should he be tested for true belief and inclination and he is consequently befallen with a misfortune or wedded to a calamity he retracts and retreats within, he tumbles down on his face and turns renegade wherefore he loses both worlds, here and Hereafter, And this is indeed the utmost loss.

Abdul Haleem

There are also some who serve God with unsteady faith: if something good comes their way, they are satisfied, but if they are tested, they revert to their old ways, losing both this world and the next- that is the clearest loss.

Abdullah Yusuf Ali

There are among men some who serve Allah, as it were, on the verge: if good befalls them, they are, therewith, well content; but if a trial comes to them, they turn on their faces: they lose both this world and the Hereafter: that is loss for all to see!

Abul A'la Maududi

And among people is he who worships Allah on the borderline; if any good befalls him, he is satisfied; but if a trial afflicts him, he utterly turns away. He will incur the loss of this world and the Hereafter. That indeed is a clear loss.

Aisha Bewley

Among the people there is one who worships Allah right on the edge. If good befalls him, he is content with it, but if a trial befalls him, he reverts to his former ways, losing both this world and the Next World. That is indeed sheer loss.

Al-Hilali & Khan

And among mankind is he who worships Allâh as it were, upon the edge (i.e. in doubt): if good befalls him, he is content therewith; but if a trial befalls him, he turns back on his face (i.e. reverts to disbelief after embracing Islâm). He loses both this world and the Hereafter. That is the evident loss.

Ali Quli Qarai

And among the people are those who worship Allah on the [very] fringe: if good fortune befalls him, he is content with it; but if an ordeal visits him he makes a turnabout, to become a loser in the world and the Hereafter. That is the manifest loss.

Amatul Rahman Omar

And among people there is such a one who worships Allâh (as it were) on the very verge (in a wavering state of mind). If any good befalls him he is satisfied with it, but if there befalls a trial he returns to his (former) ways. He has lost both this world as well as the next. That indeed is the obvious loss.

Arthur John Arberry

And among men there is such a one as serves God upon the very edge -- if good befalls him he is at rest in it, but if a trial befalls him he turns completely over; he loses this world and the world to come; that is indeed the manifest loss.

Bijan Moeinian

Some people worship God conditionally! If things go their way, they are satisfied with their belief. If they are put through the test of hardship, they will loose their faith. Such people have lost both this world and the Hereafter; what losers they are.

E. Henry Palmer

And amongst men is one who serves God (wavering) on a brink; and if there befall him good, he is comforted; but if there befall him a trial, he turns round again, and loses this world and the next - that is an obvious loss.

Edip-Layth

Among the people there is he who serves God hesitantly. So if good comes to him, he is content with it; and if an ordeal comes to him, he makes an about-face. He has lost this world and the Hereafter. Such is the clear loss.

George Sale

There are some men who serve God in a wavering manner, standing, as it were, on the verge of the true religion. If good befall one of them, he resteth satisfied therein; but if any tribulation befall him, he turneth himself round, with the loss both of this world, and of the life to come. This is manifest perdition.

Hamid S. Aziz

This is for what your two hands have sent before you, and in this Allah is not an oppressor unto His servants.

Mahmoud Ghali

And among mankind is he who worships Allah upon the (very) edge; (Literally: as a child) so in case a charitable gain alights upon (i. e., dies) him he is composed therewith, and in case a temptation afflicts him he turns over his face; he loses the present (life) and the Hereafter; that evidently is the greatest loss.

Marmaduke Pickthall

And among mankind is he who worshippeth Allah upon a narrow marge so that if good befalleth him he is content therewith, but if a trial befalleth him, he falleth away utterly. He loseth both the world and the Hereafter. That is the sheer loss.

Mohamed Ahmed - Samira

There are some men who worship God only from the margin. If there is some profit they are content; but if calamity befalls them they turn about, thus losing both this world and the next. This is indeed a palpable loss.

Muhammad Asad

And there is, too, among men many a one who worships God on the border-line [of faith]: thus, if good befalls him, he is satisfied with Him; but if a trial assails him, he turns away utterly, losing [thereby both] this world and the life to come: [and] this, indeed, is a loss beyond compare!

Mustafa Khattab

And there are some who worship Allah on the verge ˹of faith˺: if they are blessed with something good, they are content with it; but if they are afflicted with a trial, they relapse ˹into disbelief˺,[1] losing this world and the Hereafter. That is ˹truly˺ the clearest loss.

Progressive Muslims

And from the people there is he who serves God nervously. So if good comes to him, he is content with it; and if an ordeal comes to him, he makes an about-face. He has lost this world and the Hereafter. Such is the clear loss.

Sahih International

And of the people is he who worships Allah on an edge. If he is touched by good, he is reassured by it; but if he is struck by trial, he turns on his face [to the other direction]. He has lost [this] world and the Hereafter. That is what is the manifest loss.

Sam Gerrans

And among men is he who serves God upon an edge: if good befalls him he is assuaged thereby, but if a means of denial befalls him he makes an about-face; he has lost the World and the Hereafter. That is the clear loss.

Shabbir Ahmed

And among people there is the one who serves Allah conditionally. If things go his way, he is content. But if some adversity touches him he turns on his face. (4:143). Thus he loses both, in this life and the life to come. That is the sheer loss.

Syed Vickar Ahamed

Among men, there is (one) who worship Allah, as if like being on the edge (of Faith): If (something) nice comes to him, he is well content with it: But if a trial comes near him, he turns on his face (in sorrow and disbelief): He loses both this world and the Hereafter: That is loss for all to see!

Taqi Usmani

And among men there is one who worships Allah (standing) on the verge: so if some good thing happens to him, he is satisfied with it, and if a trial befalls him, he turns his face back. He loses both this world and the Hereafter. That is the manifest loss.

The Monotheist Group

Andfrom the people there is he who serves God nervously. So if good comes to him, he is content with it; and if an ordeal comes to him, he makes an about-face. He has lost this world and the Hereafter. Such is the clear loss.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il en est parmi les gens qui adorent Allah marginalement. Sʹil leur arrive un bien, ils sʹen tranquillisent, et sʹil leur arrive une épreuve, ils détournent leur visage, perdant ainsi (le bien) de lʹici-bas et de lʹau-delà. Telle est la perte évidente!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hin ji mirovan hene ku îbadetê Xwedê ne ji dil dikin, vêca eger qenciyek li wî bibe pê kêfxweş dibe û eger belayek bi ser de were rûyê xwe diguherîne (ji dîn derdikeve). Bi vê rewşê li dinya û axretê ziyan kiriye. Xesereta aşkera ha ev bi xwe ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En er zijn mensen die God op het randje dienen. Als zo iemand iets goeds treft, voelt hij zich daarbij gerust, maar als hem een beproeving treft, draait hij zijn gezicht weer om. Hij verliest de tegenwoordige wereld en het hiernamaals; dat is het duidelijke verlies.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Er zijn sommige menschen die God op eene wankelende wijze dienen, staande als bij de grens van den waren godsdienst. Indien aan een van hen goed wedervaart, is hij voldaan, maar indien hem eenige beproeving overkomt, wendt hij zich af, met verlies in deze en in de volgende wereld. Dit is een duidelijk verderf.

Hollandaca — Siregar

En er zijn eronder mensen die Allah op de rand aanbidden: als hem iets goeds overkomt is hij daar tevreden mee, maar als hem een beproeving ten deel valt, wendt hij zijn gezicht weer af: hij verliest de wereld en het Hiernamals. Dat is het duidelijke verlies!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И среди людей есть (и) такой, кто служит (и поклоняется) Аллаху на грани (между верой и неверием) [имея слабую веру и сомнения]. (Его вера привязана к его земной жизни). Если его постигает добро [если он здоров и в достатке], (то) он успокаивается этим [продолжает быть покорным Аллаху]; а если его постигает искушение [испытание трудностями], (то) он отворачивается своим лицом [отступает от Веры]. (Этим самым) он потерял (этот) мир [жизнь в нем] и (если обратно не вернется к Вере, то и) Вечную жизнь [станет вечным обитателем Ада]. Это и есть очевидная потеря!

Rusça — Osmanov

Среди людей встречается и такой, который стоит на грани [между верой и неверием] в Аллаха: если ему достается в удел добро, он утверждается [в вере], если же его поражает бедствие, он склоняется [к неверию], теряя [долю] как в этой, так и в будущей жизни. Это и есть явный убыток!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det finns även den bland människorna som dyrkar Gud, fastän han står på gränsen (mellan tro och otro); om gott kommer honom till del, känner han lugn och tillförsikt, men om han sätts på prov, gör han helt om; på detta sätt förverkar han sitt liv både på jorden och i evigheten. Detta är en ohjälplig och total förlust.