Biz, Lut'a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah'ın emrinden çıkan kimseler) idiler.

وَلُوطًا اٰتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَائِثَ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ

ve lūTen āteynāhu Hukmen ve ǐlmen ve necceynāhu mine l-ḳaryeti lletī kānet teǎ'melu l-ḣabāiṧe innehum kānū ḳavme sev'in fāsiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلُوطًاve lūTenولوطاve Lut'a
2اٰتَيْنَاهُāteynāhuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverdik
3حُكْمًاHukmenح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm
4وَعِلْمًاve ǐlmenع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve ilim
5وَنَجَّيْنَاهُve necceynāhuن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.ve onu kurtardık
6مِنَmine-ten
7الْقَرْيَةِl-ḳaryetiق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.bir kent-
8الَّتِيlletīki (onlar)
9كَانَتْkānetك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
10تَعْمَلُteǎ'meluع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatişler yapıyor
11الْخَبَائِثَl-ḣabāiṧeخ ب ثKötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı, hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar, ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya en şeytani, kötülük.çirkin
12اِنَّهُمْinnehumgerçekten onlar
13كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
14قَوْمَḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavim
15سَوْءٍsev'inس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötü
16فَاسِقِينَfāsiḳīneف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Lût'a da peygamberlik ve bilgi verdik ve halkı, kötü işlerde bulunan şehirden kurtardık onu; gerçekten de onlar, kötü ve buyruktan çıkmış bir topluluktu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Lûtʼa da peygamberlik ve bilgi verdik ve halkı, kötü işlerde bulunan şehirden kurtardık onu; gerçekten de onlar, kötü ve buyruktan çıkmış bir topluluktu.

Adem Uğur

Lût'a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.

Ahmed Hulusi

Lut'a (gelince), Ona bir hüküm ve bir ilim verdik. . . Onu çirkin şeylerleri işleyen o kentten kurtardık. . . Muhakkak ki onlar bozuk inançlı, kötü bir kavim idi.

Ahmet Tekin

Lût’u da hatırlayarak insanlara anlat. Biz ona hikmete dayalı hükümranlık yargı ve icra yetkesi, şeriat ve ilim verdik. Onu çirkin işler yapmakta olan memleketten, Sodom’dan kurtardık. Onlar, bilinçli olarak tepelerinden tırnaklarına kadar kötülüğe batmış, doğru ve mantıklı düşünmenin, hakça bir düzenin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir kavim idi.

Ahmet Varol

Lut'a da hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir kavimdiler.

Ali Bulaç

Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi.

Ali Fikri Yavuz

Lût’a da bir hikmet (peygamberlik) ve bir ilim verdik. Onu kötülükler yapmakta olan memleketten (Sedûm halkından) kurtardık. Gerçekten onlar, fâsık olan kötü bir kavim idiler.

Ali Rıza Safa

Lut'a da hem bilgelik hem de bilgi verdik. Ve Onu, iğrenç eylemlerin yapıldığı bir kentten kurtardık. Aslında, onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.

Bayraktar Bayraklı

Lut'a gelince, ona da hüküm ve ilim verdik; onu çirkin işler yapmakta olan halkından kurtardık. Zira onlar, gerçekten fena işler yapan kötü bir topluluktu.

Bekir Sadak

Lut'a da hukum ve ilim verdik; onu, cirkin isler isleyen kasabadan kurtardik. Dogrusu onlar yoldan cikmis kotu bir milletti.

Celal Yıldırım

Lût'a da hüküm hikmet ve ilim verdik ve onu çok iğrenç işlerde bulunan kasabadan kurtardık. Şüphesiz ki onlar, kötü, doğru yoldan çıkmış ahlâksız bir kavim idi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Lût’a da hikmet ve ilim verdik; onu çirkin şeyler yapan kasaba halkından kurtardık. Gerçekten onlar yoldan çıkmış kötü bir topluluktu.

Diyanet İşleri

Biz, Lut'a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah'ın emrinden çıkan kimseler) idiler.

Diyanet İşleri (eski)

Lut'a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti.

Diyanet Vakfi

Lût'a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Lut'a, ona da bir hüküm ve ilim verdik. Onu çirkeflikler işleyen o beldeden kurtardık; doğrusu onlar kötü ve fasık bir kavim idiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Lut, ona da huküm, bir ılim verdik ve onu habasetler işliyen o karyeden kurtardık, hakıkat onlar kötü, fasık bir kavm idiler

Erhan Aktaş

Biz, Lut'a bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler yapan kentten kurtardık. Onlar fasık olan kötü bir halktı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, Lut'a bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler yapan kentten kurtardık. Onlar fasık olan kötü bir halktı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, Lut'a bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler yapan kentten kurtardık. Onlar fasık olan kötü bir toplumdular.

Fizilal-il Kuran

Lût'a da egemenlik ve bilgi verdik. Onu, halkı iğrenç işler yapan o kentten kurtardık. Onlar gerçekten çirkin davranışları huy edinmiş kötü bir toplumdur.

Gültekin Onan

Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık, şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan fasıklar kavmi olmuşlardı.

Hamdi Döndüren

Lut’u da (an). Ona hüküm (bilgelik, elçilik) vermiş ve onu çirkin işler yapan o kentten kurtarmıştık. Onlar gerçekten yoldan çıkmış kötü bir toplum idiler.

Hasan Basri Çantay

Luta, (evet) ona da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu kötülükler yapmakda devam eden o memleketden kurtardık. Hakıykat onlar fena bir kavm idiler, fasıkdılar.

Hasib Asutay

Lut'a da bir hüküm ve bir ilim verdik ve onu (halkı) çirkin işler yapan kentten kurtardık. Çünkü onlar yoldan çıkan, kötü bir kavim idi.

Hayrat Neşriyat

Lût’a da (vahyettik)! Ona da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan o şehirden kurtardık. Gerçekten onlar, kötü bir fâsıklar topluluğu idiler.

İbni Kesir

Lut'a da. Ona hüküm ve ilim verdik, onu çirkin işler yapan o memleketten kurtardık. Doğrusu onlar, yoldan çıkmış kötü bir kavim idiler.

Mehmet Okuyan

Lut’a gelince, ona da doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Onu çirkin işler yapmakta olan şehir (halkın)dan kurtarmıştık. Şüphesiz ki onlar kötü iş yapan, yoldan çıkan bir toplumdu.

Muhammed Esed

Ve Lut'a da (doğru ile eğrinin seçiminde) sağlam bir muhakeme yetisi ve ilim verdik; ve o'nu çirkin davranışlar ortaya koyan bir toplumun elinden kurtardık. (Bu toplumu ise yok ettik, çünkü) gerçekten günaha gömülüp gitmiş yoz bir toplumdu.

Mustafa İslamoğlu

Lut'a da sağlam bir muhakeme ve seçip ayırma yeteneği kazandıran bir bilgi tasavvuru bahşettik; ve onu çirkin eylemleriyle tanınan kentten kurtardık; çünkü onlar yoldan çıkmış yoz bir kavimdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Lût'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu habîsane hareketlerde bulunan bir memleketten kurtardık ki; onlar hakikaten fâsıklar olan bir fena kavim idiler.

Ömer Öngüt

Lut'a da hüküm ve ilim verdik. Onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir kavim idi.

Suat Yıldırım

(74-75) Lût’a da hüküm ve ilim verdik ve onu iğrenç işler yapan şehir halkından kurtardık ki gerçekten onlar kötü ve itaat dışına çıkmış fâsık bir güruh idiler. Kendisini de şefkat ve himayemize aldık. O gerçekten erdemli kimselerdendi.

Süleyman Ateş

Lut'a da hüküm (hükümranlık, peygamberlik, hikmet) ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapan bir kentten kurtardık. Gerçekten onlar yoldan çıkan kötü bir kavim idiler.

Süleymaniye Vakfı

Lut'a doğru karar verme yeteneği ve ilim verdik. Onu, pis işler yapan bir kentten kurtardık. Onlar yoldan çıkmış kötü bir topluluktu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Lut'a da hikmet ve ilim verdik. Onu, pis işler yapan o kentten kurtardık; onlar bozgunculuk yapan ve yoldan çıkmış bir topluluktu.

Şaban Piriş

Lut'a da hikmet ve ilim verdik. Onu çirkin iş yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar, yoldan çıkmış kötü bir toplum idi.

Tefhim-ul Kuran

Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi.

Ümit Şimşek

Lût'a da hüküm ve ilim verdik ve onu pis işlerin işlendiği bir beldeden kurtardık. O belde halkı gerçekten de yoldan çıkmış, kötü bir kavimdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Lut'a da hükümranlık ve ilim verdik. Onu, pislikler üretip duran bir kentten kurtardık. O kent halkı yoldan çıkmış kötü bir kavimdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Lutu da yada sal! Biz ona hökmranlıq (peyğəmbərlik) və elm bəxş etdik, onu çirkin işlər görən bir məmləkətdən xilas etdik. Həqiqətən, onlar pis, fasiq bir qövm idilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz Luta da bir hökm (hikmət, peyğəmbərlik; çətin məsələləri həll edib hökm çıxartmaq) və elm verdik, onu (əhalisi) çirkin işlər görən bir məmləkətdən (çıxardıb) xilas etdik. Həqiqətən, onlar pis, fasiq (Allaha asi olan, pozğun) bir tayfa idilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gedenke Lots, dem Wir Urteilsvermögen und Wissen schenkten und vor der Stadtgemeinschaft erretteten, die abscheuliche Sünden begangen hatte. Es waren perverse Frevler.

Almanca — Der Edle Quran

Und Lut gaben Wir Urteil(skraft) und Wissen und erretteten ihn aus der Stadt, die schlechte Taten zu begehen pflegte. Sie waren ja böse Leute, sie waren Frevler.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Lot gaben Wir Weisheit und Wissen. Und Wir retteten ihn aus der Stadt, die Schändlichkeiten beging. Sie waren wahrlich ein ruchloses Volk und Empörer.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und Lut ließen WIR Weisheit und Wissen zuteil werden und erretteten ihn von der Ortschaft, (deren Einwohner) die Abscheulichkeiten zu tun pflegten. Gewiß, sie waren Leute der Schlechtigkeit, Fasiq.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to Lut, We imparted wisdom, sovereignty and divine knowledge and We rescued him and delivered him out of the town whose inhabitants established the most evil and abominable and abnormal sexual practice. They were perverse people given to shameful deeds and immorality.

Abdul Haleem

We gave Lot sound judgement and knowledge and saved him from the community who practised obscenities- they were shameless people who broke God’s law!

Abdullah Yusuf Ali

And to Lut, too, We gave Judgment and Knowledge, and We saved him from the town which practised abominations: truly they were a people given to Evil, a rebellious people.

Abul A'la Maududi

We bestowed upon Lot sound judgement and knowledge, and We delivered him from the city that was immersed in foul deeds. They were indeed a wicked people, exceedingly disobedient.

Aisha Bewley

We gave right judgement and knowledge to Lut and rescued him from the city which committed disgusting acts. They were evil people who were deviators.

Al-Hilali & Khan

And (remember) Lût (Lot), We gave him Hukm (right judgement of the affairs and Prophethood) and (religious) knowledge, and We saved him from the town (folk) who practised Al-Khabâ’ith (evil, wicked and filthy deeds). Verily, they were a people given to evil, and were Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

We gave judgement and knowledge to Lot, and We delivered him from the town which used to commit vicious acts. Indeed they were an evil and profligate lot.

Amatul Rahman Omar

And (We showed Our favours to) Lot, We gave him wisdom and knowledge and delivered him from the people of the town who indulged in abominable practices. They were indeed wicked and lawless people.

Arthur John Arberry

And Lot -- to him We gave judgment and knowledge; and we delivered him from the city that had been doing deeds of corruption; they were an evil people, truly ungodly;

Bijan Moeinian

As for Lot, I granted him knowledge and wisdom. I saved him from the corrupt people of that town who had indulged themselves in all kind of evil deeds."

E. Henry Palmer

And Lot, to him we gave judgment and knowledge, and we brought him safely out of the city which had done vile acts; verily, they were a people who wrought abominations!

Edip-Layth

And Lot, We gave him wisdom and knowledge, and We saved him from the town that used to do vile things. They were a people of evil, corrupt.

George Sale

And unto Lot We gave wisdom and knowledge, and We delivered him out of the city which committed filthy crimes; for they were a wicked and insolent people:

Hamid S. Aziz

And We made them Leaders to guide men by Our command, and We sent inspiration to them to do good works, and to be steadfast in prayer, and to practice charity; and they were constant in their service of Us alone.

Mahmoud Ghali

And Lût, (Lot) to him We brought judgment and knowledge, and We safely delivered him from the town that had been doing wicked deeds. Surely they were a woeful people, (and) immoral.

Marmaduke Pickthall

And unto Lot we gave judgment and knowledge, and We delivered him from the community that did abominations. Lo! they were folk of evil, lewd.

Mohamed Ahmed - Samira

To Lot We gave wisdom and knowledge, and saved him from a people who acted villainously and were certainly wicked and disobedient.

Muhammad Asad

AND UNTO Lot, too, We vouchsafed sound judg­ment and knowledge [of right and wrong], and saved him from that community which was given to deeds of abomination. [We destroyed those people - forr,] verily, they were people lost in evil, depraved –

Mustafa Khattab

And to Lot We gave wisdom and knowledge, and delivered him from the society engrossed in shameful practices. They were certainly an evil, rebellious people.

Progressive Muslims

And Lot, We gave him wisdom and knowledge, and We saved him from the town that used to do vile things. They were a people of evil, corrupt.

Sahih International

And to Lot We gave judgement and knowledge, and We saved him from the city that was committing wicked deeds. Indeed, they were a people of evil, defiantly disobedient.

Sam Gerrans

And Lot: We gave him judgment and knowledge; and We delivered him from the city that was doing bad deeds; they were an evil people, perfidious;

Shabbir Ahmed

Later We commissioned Lot to Prophethood and gave him wisdom and knowledge. (After his best efforts failed to reform the community that indulged in abominations) We saved him from their wrath. Verily, they were a rebellious nation who were given into, and lost in, evil.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) to Lut (Lot), also, We gave judgment and knowledge, and We saved him from the town that did terrible things: Truly, they were a people given to evil, a defying people.

Taqi Usmani

As for LūT, We gave him wisdom and knowledge, and We delivered him from the town that used to do dirty deeds. Indeed, they were the people of evil, the sinners.

The Monotheist Group

AndLot, We gave him wisdom and knowledge, and We saved him from the town that used to do vile things. They were a people of evil, wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Lot! Nous lui avons apporté la capacité de juger et le savoir, et Nous lʹavons sauvé de la cité où se commettaient les vices; ces gens étaient vraiment des gens du mal, des pervers.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me Lût jî kire pêşewa, me hikmet û zanîn dabûyê û me ew ji wî welatê ku (xelkê wî) karên xerab dikirin rizgar kir. Bêguman xelkê wî welatî karên neqenc dikirin û jirêderketî bûn.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En aan Loet hebben Wij oordeelskracht en kennis gegeven en Wij redden hem uit de stad die onbetamelijke dingen deed; zij waren slechte, verdorven mensen.

Hollandaca — Siregar

En aan Lôeth schonken Wij wijsheid en kennis en Wij redden hem uit de stad waarvan (de bevolking) vuiligheid placht te bedrijven. Voorwaar, zij waren een slecht volk, zwaar zondigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (пророку) Луту Мы даровали мудрость [умение разрешать споры] и знание (об Аллахе и Его Законе) и спасли его из селения (Содом), которое творило [люди которого творили] мерзости [занимались мужеложством]: поистине, они (совершая мерзкие и отвратительные деяния) оказались скверными людьми, непокорными (Аллаху)!

Rusça — Osmanov

Луту Мы даровали мудрость и знание и спасли его от [жителей] селения, которые совершали мерзостные поступки. Воистину, они были злодеями и распутниками.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH (MINNS) Lot! Vi gav honom visdom och kunskap, och Vi räddade honom från (hans) folk, som begick onda och skamliga handlingar; de var fördärvade människor, som trotsade (Gud).