Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

وَجَعَلْنَاهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَاِقَامَ الصَّلٰوةِ وَاِيتَٓاءَ الزَّكٰوةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ

ve ceǎlnāhum eimmeten yehdūne bi emrinā ve evHaynā ileyhim fiǎ'le l-ḣayrāti ve iḳāme S-Salāti ve ītā'e z-zekāti ve kānū lenā ǎābidīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَعَلْنَاهُمْve ceǎlnāhumج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onları yaptık
2اَئِمَّةًeimmetenا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]önderler
3يَهْدُونَyehdūneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yolu gösteren
4بِاَمْرِنَاbi emrināا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrimizle
5وَاَوْحَيْنَٓاve evHaynāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.ve vahyettik
6اِلَيْهِمْileyhimonlara
7فِعْلَfiǎ'leف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumişler yap
8الْخَيْرَاتِl-ḣayrātiخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayırlı
9وَاِقَامَve iḳāmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve doğrul
10الصَّلٰوةِS-Salātiص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
11وَاِيتَٓاءَve ītā'eا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve ver
12الزَّكٰوةِz-zekātiز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekat
13وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve-idiler
14لَنَاlenābize
15عَابِدِينَǎābidīneع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk eder-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları öyle rehberler ettik ki emrimizle halkı doğru yola sevk ederler ve onlara hayırlı işleri, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik ve onlar, bize ibâdet eden kişilerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları öyle rehberler ettik ki emrimizle halkı doğru yola sevk ederler ve onlara hayırlı işleri, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik ve onlar, bize ibâdet eden kişilerdi.

Adem Uğur

Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.

Ahmed Hulusi

Onları hükmümüzce hakikate erdiren önderler kıldık. . . Onlara hayırlı işler yapmayı, salatı ikame etmeyi ve zekat vermeyi vahyettik. . . Kulluklarının farkındalığında idiler.

Ahmet Tekin

Onları, var ettiğimiz planın gereği, doğru yolu gösteren imamlar, önderler olarak hazırlayıp yetiştirdik. Onlara, dünya ve âhiret için hayırlı işler yapmayı, Allahın emirlerini yerine getirmeyi, namazı âdâbına riayet ederek, aksatmadan kılmayı, vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar bizi ilâh tanıyan, candan müslüman olarak bize bağlanan, saygıyla bize kulluk ve ibadet eden kimselerdi.

Ahmet Varol

Onları bizim emrimizle doğruya ileten önderler kıldık. Kendilerine hayırları işlemeyi, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.

Ali Bulaç

Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Ve hepsini (İbrâhîm’i, İshak’ı ve Yakûb’u) emrimizle doğru yol gösteren imamlar (önderler) yaptık. Kendilerine hayırlar işlemeği, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahy eyledik. Onlar hep bize ibadet ediyorlardı (asla putlara tapmıyorlardı).

Ali Rıza Safa

Onları, buyruğumuzla yol gösteren önderler yaptık. Ve iyilik yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı ve zekatı vermeyi bildirdik. Çünkü Onlar, Bize hizmet ediyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

Onları, emrimiz doğrultusunda insanlara yol gösteren önderler yaptık; onlara iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize hep kulluk ettiler.

Bekir Sadak

Onlari, buyrugumuz altinda insanlari dogru yola goturen onderler yaptik; onlara, iyi isler yapmayi, namaz kilmayi, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.

Celal Yıldırım

Onları emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara hayırlı işleri işlemeyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Zaten onlar bize ibâdet eden kullardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılıp zekât vermeyi vahyettik. Onlar, bize hep kulluk ettiler.

Diyanet İşleri

Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.

Diyanet Vakfi

Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve hepsini, emrimizle yol gösteren rehberler yaptık ve kendilerine hayırlı işler işlemeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Hepsi Bize kulluk eden kimselerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hepsini emrimizle yol gösteren imamlar ettik ve kendilerine hayırlar işlemeği, namaz kılmayı zekat vermeyi, vahyeyledik ve hep bize abid idiler

Erhan Aktaş

Onları, buyruklarımızla doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara hayırlar yapmayı, salatı ikame etmeyi, zekatı yapmayı vahyettik. Ve onlar yalnızca bize kulluk eden kimselerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları, buyruklarımızla doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara hayırlar yapmayı, salatı ikame etmeyi, zekatı yapmayı vahyettik. Ve onlar yalnızca bize kulluk eden kimselerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları, buyruklarımızla doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara hayırlar yapmayı, salatı ikame etmeyi, zekatı vermeyi vahyettik. Ve onlar yalnızca bize kulluk eden kimselerdi.

Fizilal-il Kuran

Onları emrimiz uyarınca insanları doğru yola ileten önderler yaptık. Onlara yararlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi.

Gültekin Onan

Ve onları kendi buyruğumuzla hidayete yönelten imamlar kıldık ve onlara hayrı kapsayan fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.

Hamdi Döndüren

Onları, buyruğumuzla doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine iyilik yapmayı, namazı kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi.

Hasan Basri Çantay

Onları emrimizle doğru yolu gösterecek rehberler kıldık, kendilerine hayırlı işler yapmayı, dosdoğru namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyetdik. Onlar bize ibadet edicilerdi,

Hasib Asutay

Onları, emrimizle (18) doğru yolu gösteren önderler kıldık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Onlar yalnız bize kulluk eden (kimse)lerdi. (18. Vahyimizle.)

Hayrat Neşriyat

Onları emrimizle (insanlara) hak yolu gösteren imamlar (kendisine tâbi' olunan rehberler) yaptık; onlara hayırlı işler yapmayı, namazı hakkıyla edâ etmeyi ve zekât vermeyi vahyettik. (Onlar) bize kulluk eden kimselerdi.

İbni Kesir

Onları emrimizle insanlara doğru yolu gösteren imamlar kıldık. Ve onlara hayırlar yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kulluk eden kimselerdi.

Mehmet Okuyan

Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yapmış ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyetmiştik. Onlar daima bizim kullarımızdılar (Onlar daima bize kulluk edenler idiler).

Muhammed Esed

ve onları buyruklarımız doğrultusunda (başkalarına) yol gösteren önderler yaptık; çünkü onlara iyi ve yararlı işler yapmayı, salat konusunda duyarlı ve devamlı olmayı, arınmak için verilmesi gereken şeyi vermeyi vahyettik; böylece onlar hep Bize kulluk ettiler.

Mustafa İslamoğlu

ve onları talimatlarımız çerçevesinde herkese doğru yolu gösteren önderler yaptık; nitekim onlara hayırlı işler yapmalarını, Allah'a ibadetin hakkını vermelerini, arınmak ve yücelmek için gerekli bedeli ödemelerini vahyettik: Nihayet, onların tümü de sadece Bize kulluk eden kimselerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onları imamlar kıldık ki, Bizim emrimizle rehber-i hidâyette bulunurlar ve onlara hayırlı işleri yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik ve Bize ibadet edenler oldular.

Ömer Öngüt

Onları emrimizle doğru yolu gösteren rehberler kıldık. Onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize hep kulluk eden kimselerdi.

Suat Yıldırım

Onları buyruklarımızla insanlara doğru yolu gösteren önderler yaptık. Kendilerine hayırlı işler işlemeyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar yalnız Bize ibadet ederlerdi.

Süleyman Ateş

Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden(insan)lardı.

Süleymaniye Vakfı

Onları, emrimizle yol gösteren önderler yaptık. Onlara hayırlı işler yapmayı, namazı düzgün ve sürekli kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar yalnız bize kulluk eden kimselerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları, emrimize uygun olarak yol gösteren önderler yaptık. Hayırlı işler yapmalarını, namazı tam kılmalarını ve zekat vermelerini vahyetmiştik. Onlar yalnız bize kulluk ederlerdi.

Şaban Piriş

Onları emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler kılıp, onlara hayır işlemeyi, namazı kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.

Tefhim-ul Kuran

Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan fiilleri, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.

Ümit Şimşek

Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar yalnız Bize ibadet eden kullardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları, bizim buyruğumuzla yol alan önderler yaptık. Onlara iyilikler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, yalnız bize kulluk ediyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Öz hökmümüzlə onları doğru yolu göstərən rəhbərlər etdik. Onlara xeyirli işlər görməyi, namaz qılmağı və zəkat verməyi vəhy etdik. Onlar yalnız Bizə ibadət edirdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onları əmrimizlə (insanları) doğru yola gətirən imamlar (rəhbərlər) etdik. Biz onları xeyirli işlər görməyi, namaz qılmağı və zəkat verməyi vəhy etdik. Onlar yalnız Bizə ibadət edirdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben sie zu Vorbildern gemacht, die nach Unserem Befehl die Menschen rechtleiteten. Wir gaben ihnen ein, gute Werke zu vollbringen, die Gebete zu verrichten und die Zakat-Abgaben zu entrichten. Sie dienten Uns allein.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir machten sie zu Vorbildern, die nach Unserem Befehl leiteten. Und Wir gaben ihnen ein, gute Werke zu tun, das Gebet zu verrichten und die Abgabe zu entrichten. Und sie pflegten Uns zu dienen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir machten sie zu Vorbildern, die auf unser Geheiß (die Menschen) rechtleiteten, und Wir gaben ihnen ein, Gutes zu tun, das Gebet zu verrichten und die Zakah zu entrichten. Und sie verehrten Uns allein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR machten sie zu Imamen, die gemäß Unserer Anweisung (die Menschen) rechtleiten, und WIR ließen ihnen mit dem Wahy zuteil werden, das gottgefällig Gute zu tun, das rituelle Gebet ordnungsgemäß zu verrichten und die Zakat zu entrichten. Und sie waren Uns gegenüber Dienende.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We made them leaders of faith guiding people into all truth as We willed and We inspired to them the deeds of wisdom and piety and the act of worship and alms giving. They were exclusively devoted to serving Our purpose and they worshipped Us alone.

Abdul Haleem

We made all of them leaders, guiding others by Our command, and We inspired them to do good works, to keep up the prayer, and to give alms: they were Our true worshippers.

Abdullah Yusuf Ali

And We made them leaders, guiding (men) by Our Command, and We sent them inspiration to do good deeds, to establish regular prayers, and to practise regular charity; and they constantly served Us (and Us only).

Abul A'la Maududi

And We made them into leaders to guide people in accordance with Our command, and We inspired them to good works, and to establish Prayers and to give Zakah. They worshipped Us alone.

Aisha Bewley

We made them leaders, guiding by Our command, and revealed to them how to do good actions and establish salat and pay zakat, and they worshipped Us.

Al-Hilali & Khan

And We made them leaders, guiding (mankind) by Our Command, and We revealed to them the doing of good deeds, performing Salât (Iqâmat-as-Salât), and the giving of Zakât and of Us (Alone) they were the worshippers.

Ali Quli Qarai

We made them imams, guiding by Our command, and We revealed to them the performance of good deeds, the maintenance of prayers, and the giving of zakāt, and they used to worship Us.

Amatul Rahman Omar

And We appointed them leaders, who guide (people) by Our command, and We revealed to them the doing of good deeds and the observing of prayer and the giving of alms. And they were all worshippers of Us (alone).

Arthur John Arberry

and appointed them to be leaders guiding by Our command, and We revealed to them the doing of good deeds, and to perform the prayer, and to pay the alms, and Us they served.

Bijan Moeinian

I appointed them as the leaders of their nations so that they may lead them according to My Laws. I thought them how to be righteous, worship the Lord on regular basis, and devote a part of their income to charity. Thus they became devote worshippers of Mine.

E. Henry Palmer

and we made them high priests to guide (men) by our bidding, and we inspired them to do good works, and to be steadfast in prayer, and to give alms; and they did serve us.

Edip-Layth

We made them leaders who guide by Our command, and We inspired them to promote reforms and hold the contact prayer and contribute towards betterment, and they were in service to Us.

George Sale

We also made them models of religion, that they might direct others by our command: And We inspired into them the doing of good works, and the observance of prayer, and the giving of alms; and they served us.

Hamid S. Aziz

And We bestowed upon him Isaac, and as an additional gift (a grandson), Jacob and each of them We made righteous.

Mahmoud Ghali

And We made them Imams (i. e., leaders) guiding by Our Command, and We revealed to them the performance of charitable deeds, and keeping up the prayer, and the bringing of the Zakat; (i.e., payment of poor-dues) and they were worshipers of Us (alone)

Marmaduke Pickthall

And We made them chiefs who guide by Our command, and We inspired in them the doing of good deeds and the right establishment of worship and the giving of alms, and they were worshippers of Us (alone).

Mohamed Ahmed - Samira

And We made them leaders to guide (the people) by Our command; and We inspired them to perform good deeds and observe their moral obligations and pay the zakat; and they obeyed Us.

Muhammad Asad

and made them leaders who would guide [others] in accordance with Our behest: for We inspired them [with a will] to do good works, and to be constant in prayer, and to dispense charity: and Us [alone] did they worship.

Mustafa Khattab

We ˹also˺ made them leaders, guiding by Our command, and inspired them to do good deeds, establish prayer, and pay alms-tax. And they were devoted to Our worship.

Progressive Muslims

And We made them leaders who guide by Our command, and We inspired them to do good work and hold the contact-method and contribute towards betterment, and they were in service to Us.

Sahih International

And We made them leaders guiding by Our command. And We inspired to them the doing of good deeds, establishment of prayer, and giving of zakah; and they were worshippers of Us.

Sam Gerrans

And We made them leaders, guiding by Our command, and revealed to them the doing of good deeds, and the upholding of duty, and the rendering of the purity; and Us they served.

Shabbir Ahmed

We made them leaders who set the standards of leadership. They guided people as We commanded, into doing collective good for the society, and to establish the Divine System with a Just Economic Order. They were true servants of Ours.

Syed Vickar Ahamed

And We made them leaders, leading (men) according to Our Command, and We sent them revelation to do good acts, to establish regular prayers, and to give out regular charity; And they constantly worshiped Us.

Taqi Usmani

And We made them the Imams who guided (people) under Our command, and We inspired them to do good deeds and to establish Salāh and pay Zakāh, and Us alone they worshipped.

The Monotheist Group

AndWe made them leaders who guide by Our command, and We inspired them to do good works and hold the contact prayer and contribute towards purification, and they were in service to Us.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous les fîmes des dirigeants qui guidaient par Notre ordre. Et Nous leur révélâmes de faire le bien, dʹaccomplir la prière et dʹacquitter la Zakât. Et ils étaient Nos adorateurs.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ew kirine pêşewa, bi fermana me riya rast nîşanî (xelkê) didin û me ji wan re peyxam şand da ku karên qenc bikin, nimêjê bi duristî bikin û zekatê bidin û ew her ji me re îbadetkar bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben hen tot voorgangers gemaakt die op Ons bevel de goede richting wezen en Wij hebben aan hen geopenbaard de goede daden te doen, de salaat te verrichten en de zakaat te geven. En zij dienden Ons.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij maakten hen ook tot voorbeelden van godsvrucht, opdat zij anderen door ons bevel zouden mogen leiden, en wij gaven hun het verrichten van goede werken in, het inachtnemen des gebeds en het geven van aalmoezen, en zij dienden ons.

Hollandaca — Siregar

En Wij maakten hen tot leiders, die leiding gaven volgens Ons bevel. En Wij openbaarden aan hen goede daden te verrichten en de shalât te onderhouden en de zakât te geven. En zij waren aanbidders van Ons.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сделали Мы их [пророков Ибрахима, Исхака и Йакуба] предводителями (людей), которые ведут по Нашему повелению [призывают людей уверовать в Аллаха и подчиниться Его воле], и внушили им делать добрые дела, совершать молитву (надлежащим образом) и давать обязательную милостыню [закят], и были они Нам служащими (и поклоняющимися) [не проявляли высокомерие над покорностью Аллаху].

Rusça — Osmanov

Мы поставили их вождями, которые по Нашему велению ведут [людей] на прямой путь. Мы также внушили им через откровение, чтобы они вершили добрые дела, совершали обрядовую молитву, давали закат. И они поклонялись нам.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och gjorde dem till ledare som ledde (människorna) enligt Våra befallningar, och Vi ingav dem (vilja) att göra gott och att regelbundet förrätta bönen och att hjälpa de behövande. Och de ägnade Oss hela sin dyrkan.