Enbiya Suresi 66. Ayet — Elfaz
İbrahim, şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hala) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"
1قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اَفَتَعْبُدُونَe fe teǎ'budūnetapıyor musunuz?Soru Eki+Zaid Harf+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek
3مِنْminHarf-i Cer
5اللّٰهِ(a)llahiAllah'ıLafza-i Celal
6مَاmāşeylereİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7لَاlāaslaHarf-i Nefi
8يَنْفَعُكُمْyenfeǔkumsize fayda vermeyenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibن ف عFayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak.
9شَيْـًٔاşey'enhiçbirİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
10وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
11يَضُرُّكُمْyeDurrukumzarar vermeyenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek