Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.

قَالَ فَاذْهَبْ فَاِنَّ لَكَ فِي الْحَيٰوةِ اَنْ تَقُولَ لَا مِسَاسَ وَاِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَنْ تُخْلَفَهُ وَانْظُرْ اِلٰٓى اِلٰهِكَ الَّذِي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا لَنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنْسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفًا

ḳāle fe ƶheb fe inne leke fī l-Hayāti en teḳūle lā misāse ve inne leke mev'ǐden len tuḣlefehu ve nZur ilā ilāhike elleƶī Zelte ǎleyhi ǎākifen le nuHarriḳannehu ṧumme le nensifennehu fī l-yemmi nesfen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Musa) dedi
2فَاذْهَبْfe ƶhebذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgit (defol)
3فَاِنَّfe inneartık
4لَكَlekesen
5فِي
6الْحَيٰوةِl-Hayātiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayat boyunca
7اَنْen
8تَقُولَteḳūleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyeceksin
9لَا
10مِسَاسَmisāseم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.bana dokunmayın!
11وَاِنَّve inneve şüphesiz
12لَكَlekesana
13مَوْعِدًاmev'ǐdenو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)va'dedilenden (cezadan)
14لَنْlenasla
15تُخْلَفَهُtuḣlefehuخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekkurtulamayacaksın
16وَانْظُرْve nZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakşimdi bak
17اِلٰٓىilā
18اِلٰهِكَilāhikeا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahına
19الَّذِيelleƶī
20ظَلْتَZelteظ ل لKalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak, kulübe, örtü, gölge veren bulut, koruma, rahatlık ve mutluluk hali.durup ısrarla
21عَلَيْهِǎleyhiona
22عَاكِفًاǎākifenع ك فDüzenlemek, bir şeyi sıraya koymak, ona sürekli ve kararlı bir şekilde bağlı kalmak, yoğun şekilde devam etmek, bir şeyin etrafında dönmek, ona yaklaşmak/ilerlemek, alıkoymak/tutmak/sınırlamak, kendini tecrit etmek, kalmak/konaklamak/ikamet etmek.taptığın
23لَنُحَرِّقَنَّهُle nuHarriḳannehuح ر قAteşe çekerek yakmak, kavurmak. Bir şeyi törpülemek, bir şeyin bir parçasını diğeriyle sürtmek, (dişleri) gıcırdatmak, dişleri gıcırdatarak gıcırtılı ses çıkarmak, son lokmasına kadar yemek, huyu kötü olmak, bir şeyin üzerine ateşle iz veya baskı yapmak, bir kişiyi veya şeyi ateşle yakmak, bir şeyi veya kişiyi tekrar tekrar yakmak, yanma acısına sebep olmak, bir kişiyi veya insanları üzmek/sıkıntı vermek/rahatsız etmek/taciz etmek/incitmek, bir kişiyi suçlamak veya azarlamak veya kınamak, itibarını zedelemek, bitki örtüsünü (soğuk hava veya hava durumu ile) büzmek/küçültmek/kurutmak/mahvetmek, bir kişiyi veya şeyi yok etmek/mahvolmak, yanmak veya yanmış olmak.biz onu yakacağız
24ثُمَّṧummesonra, ayrıca
25لَنَنْسِفَنَّهُle nensifennehuن س فKökünden sökmek, toza indirgemek, dağıtmak, yere atmak, yok etmek, parçalamak, ezmek, parçalara ayrılarak savrulmakonu savuracağız
26فِي
27الْيَمِّl-yemmiي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.denize
28نَسْفًاnesfenن س فKökünden sökmek, toza indirgemek, dağıtmak, yere atmak, yok etmek, parçalamak, ezmek, parçalara ayrılarak savrulmakufalayıp

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Git hadi dedi Mûsâ, hiç şüphe yok ki hayatta cezan, rastladığına yaklaşma, dokunma bana demendir ve sana bir de azap vaadedilmiştir ki değişmesine imkân yok; kulluğunda bulunup durduğun mâbuduna bak da gör, onu biz yakacağız, sonra da kaldırıp denize atacağız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Git hadi dedi Mûsâ, hiç şüphe yok ki hayatta cezan, rastladığına yaklaşma, dokunma bana demendir ve sana bir de azap vaadedilmiştir ki değişmesine imkân yok; kulluğunda bulunup durduğun mâbuduna bak da gör, onu biz yakacağız, sonra da kaldırıp denize atacağız.

Adem Uğur

Musa: Defol! dedi, artık hayatın boyunca sen: "Bana dokunmayın!" diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun tanrına da bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız; sonra da onu parça parça edip denize savuracağız!

Ahmed Hulusi

(Musa) dedi ki: "Git! Muhakkak ki hayatın boyunca insanları 'bana dokunmayın' diyerek yanına yaklaştırmamalısın. . . Ayrıca senin için, kendisine asla karşı çıkamayacağın kesin bir son var. . . Tapınıp durduğun tanrına bir bak! Kesinlikle onu yakacağız, sonra onu un ufak edip, denize savuracağız. "

Ahmet Tekin

Mûsâ: 'Git! Artık hayatın boyunca sen, bana yaklaşmayın, benimle ilişki kurmayın diyerek, insan içinden kovulmuş ve terkedilmiş bir vaziyette, soyun kuruyarak tek başına yaşayacaksın. Ayrıca senin için kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun, başında bekleyip durduğun tanrına da bak. Yemin ederim biz onu ateşte eriteceğiz. Sonra da onu parçalayarak toz duman halinde denize savuracağız.' dedi.

Ahmet Varol

(Musa) dedi ki: 'Git! Senin hayat boyunca yapacağın 'bana dokunulmasın' demek olacaktır. Senin için kendisinden kaçınamayacağın bir buluşma vakti de vardır. Şimdi kendisine tapındığın şu ilâhına bak! Andolsun biz onu yakacak sonra da darmadağın edip denize savuracağız.

Ali Bulaç

Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız."

Ali Fikri Yavuz

(Hz. Mûsa ona şöyle) dedi: “- Haydi çekil git. Çünkü senin için hayat boyunca; benimle temas yok” diye söylemen ve (yalnız başına vahşice yaşamaya mahkûm kalacaksın). Hem sana (Kıyamet günü) bir ceza var ki, asla ondan kurtarılamıyacaksın. Bir de ibadet edip durduğun ilâh’ına bak, elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edib muhakkak onu denize savuracağız.

Ali Rıza Safa

"Defol!" dedi; "Artık, yaşamın boyunca; ‘Bana dokunmayın!' diyeceksin. Çünkü senin için asla kaçamayacağın bir yazgı var. Zaten başında durduğun tanrına bak! Kesinlikle onu yakacağız; sonra, ufalayıp denize savuracağız!"

Bayraktar Bayraklı

Musa, "Defol!" dedi; "Artık hayatın boyunca sen;'bana dokunmayın!' diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun tanrına bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız. Sonra da onu parça parça edip denize savuracağız."

Bekir Sadak

Musa: «Defol! Dogrusu artik hayatta, «Bana dokunmayin!» demenden baska yapacagin yoktur. Senin icin asla kacamayacagin bir ceza daha vardir. Durup uzerinde titredigin tanrina bak, onu yakacagiz, sonra denize dokecegiz» dedi.

Celal Yıldırım

Musâ ona dedi ki: «Defol git; artık hayatta senin ölçü ve anlayışın benimle hiç temasta bulunmayın !' demen olacak ve senin için asla kurtulamıyacağın bir ceza va'desi daha var. Üstüne kapanıp durduğun tanrına bak! Onu önce yakacağız, sonra da külkütük halinde şüphesiz ki denize atacağız».

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Mûsâ) şöyle dedi: “Haydi git! Artık hayatın boyunca sana düşen ‘Bana dokunmak yok!’ demekten ibarettir. Ve bil ki asla kaçıp kurtulamayacağın bir hesap günü de seni beklemektedir. Şimdi şu tapıp durmakta olduğun tanrına bir bak; biz onu iyice yakacağız, sonra da küllerini denize savuracağız!”

Diyanet İşleri

Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.

Diyanet İşleri (eski)

Musa: 'Defol! Doğrusu artık hayatta, 'Bana dokunmayın!' demenden başka yapacağın yoktur. Senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Durup üzerinde titrediğin tanrına bak, onu yakacağız, sonra denize dökeceğiz' dedi.

Diyanet Vakfi

Musa: Defol! dedi, artık hayatın boyunca sen: «Bana dokunmayın!» diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun tanrına da bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız; sonra da onu parça parça edip denize savuracağız!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Musa ona şöyle) dedi: «Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa: "Haydi, defol! Çünkü senin cezan, hayat boyunca "Bana dokunmayın!" demendir; ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza daha var. O başını bekleyip durduğun tanrına da bak! Onu mutlaka yakacağız da yakacağız. Sonra da onu kül edip muhakkak denize dökeceğiz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi, dedi, defol, çünkü sana hayatta şöyle demek var, temas yok, hem sana bir vaid var ki ona asla hulfedilmiyeceksin, o başını bekleyip durduğun ilahına da bak, her halde biz onu yakacağız da yakacağız, sonra da kül edip onu muhakkak deryaya dökeceğiz

Erhan Aktaş

Musa: "Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup suya saçacağız." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa: "Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup suya saçacağız." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa: "Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup denize saçacağız." dedi.

Fizilal-il Kuran

Musa ona dedi ki: «Çekil karşımdan» Sen hayatı boyunca insanlara 'Bana değmeyin' demeye mahkûm oldun. Ayrıca asla yakanı kurtaramayacağın başka bir cezan daha vardır. Şimdi tapmaya devam ettiğin ilahının başına neler geleceğini gör. Onu ateşte eriteceğiz, sonra da parçalarını denize atacağız.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin tanrına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız."

Hamdi Döndüren

Musa dedi: “O halde, derhal burayı terk et! Bundan böyle sana düşen, hayatın boyunca, “Bana dokunmayın!” demek olacaktır. Ayrıca senin için, asla geri bırakılmayacağın bir buluşma günü daha vardır. Şimdi tapmakta olduğun şu tanrına bak! Andolsun, Biz onu yakacağız ve ondan arta kalanları da denize savuracağız.”

Hasan Basri Çantay

(Musa) dedi: "Haydi (defol) git. Çünkü senin hayaatın boyunca (nasıybin, benimle) temas etmeyin demendir. Sana, senin için şübhesiz asla vaz geçilemeyecek bir ceza günü dahi vardır. Üstüne düşüb tapdığın tanrına bak, biz onu (cayır cayır) yakacağız, sonra onu parça parça edib denize atacağız".

Hasib Asutay

(Musa,) 'Haydi git! Artık hayat boyunca (hastalanıp) 'Bana dokunmak yok!' diyeceksin. (22) Ayrıca senin için kurtulamayacağın bir ceza günü var. Üstüne düşüp taptığın ilâhına da bak! Hiç şüphesiz onu yakacağız; sonra onu parça parça edip denize savuracağız' dedi. (22. Samiri bundan sonra çölde dolaşmaya başlamış ve birini gördüğü zaman 'temas yok' diye bağırırmış. Şayet bir kimse ona dokunursa ikisi beraber hasta olurmuş.)

Hayrat Neşriyat

(Mûsâ:) '(Haydi) git! Artık muhakkak ki sana, (cezâ olarak) hayat boyunca, '(Aman, birbirimize) dokunmak yok!’ diyecek olman vardır! Ve elbette sana va'd edilen bir (cezâ) yer(i olan Cehennem) de var ki, ondan (o tehdidden) aslâ döndürülmeyeceksin! Şimdi, ona tapan bir kimse olup durduğun ilâhına bak; elbette (biz) onu cayır cayır yakacağız; sonra da onu kül edip muhakkak denize savuracağız' dedi.

İbni Kesir

Dedi ki: Haydi git, doğrusu hayatta artık; bana dokunmayın, demenden başka yapacağın bir şey yoktur. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir ceza günü var. Sarılıp durduğun üstüne düşüp tapındığın ilahına bak; yemin olsun ki; biz onu yakacağız, sonra da parçaparça edip denize atacağız.

Mehmet Okuyan

(Musa) şöyle demişti: “Çık (git)! Artık hayatın boyunca sen sadece ‘Bana dokunmayın!’ diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir sözleşme (ceza) günü daha var. Tapmakta olduğun ilahına bir bak! Elbette onu (heykelini) yakacağız; sonra da elbette onu parçalayıp denize savuracağız!

Muhammed Esed

(Musa:) "Git artık" dedi (ona), "ama şunu bil ki, bundan böyle hayat boyunca 'Bana dokunmayın! demekten ibaret olacaktır senin payına düşen! (Öte dünyada ise) hiç kuşkusuz, kaçıp kurtulamayacağın bir yazgı beklemektedir seni! Şimdi bak, kendini her şeyinle adayarak tapındığın şu düzmece tanrına: onu nasıl yakacağız ve sonra toza toprağa çevirip nasıl denize savuracağız!

Mustafa İslamoğlu

(Musa): "Defol, git!" dedi, "Ama iyi bil ki bundan böyle senin hayatın '(Ben) tecrit edildim' demekten ibaret olacaktır. Bir şeyi daha unutma ki, seni (öte dünyada) asla atlatamayacağın bir buluşma daha beklemektedir. Şimde, kendisine tapınmakta bunca ısrar ettiğin ilahına dön de bir bak: onu cayır cayır yakacak, ardından da külünü suya savuracağız!

Ömer Nasuhi Bilmen

(Hazreti Mûsa da) dedi ki: «Çık git. Çünkü artık sana hayatta (bulundukça mukadder olan) dokunma yok demektir. Ve muhakkak ki, senin için bir va'de mahalli de vardır ki, ondan asla ayrılmayacaksın. Ve kendisine tapınıp durduğun tanrına da bak. Biz onu elbette ki yakacağız, sonra da onu denizde parça parça edip savuracağız.»

Ömer Öngüt

Musa dedi ki: “Defol, git! Doğrusu artık hayat boyunca: 'Bana dokunmayın!' demenden başka yapacağın bir şey yoktur. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir ceza günü var. Sarılıp durduğun, üstüne düşüp tapındığın ilâhına bak! Biz onu yakacağız, sonra da denize atacağız. ”

Suat Yıldırım

"Defol!" dedi Mûsâ, artık ömür boyunca sen: "Bana dokunmayın, benden uzak durun!" diyeceksin, yalnız yaşamaya mahkûm olacaksın. Ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza günü var. Şimdi tapınıp durduğun tanrına bak! Biz onu yakacağız, sonra da ufalayıp denize savuracağız."

Süleyman Ateş

(Musa): "Git, dedi. Artık hayat boyunca sen: 'Bana dokunmayın!' diyeceksin (toplumdan refüze edilip yalnız başına kalacaksın), sana va'dedilen bir ceza var ki ondan asla şaşırılmayacaksın (mutlaka o cezanı tam zamanında bulacaksın). Şimdi durup taptığın tanrına bak. Biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız."

Süleymaniye Vakfı

Musa: "Defol!" dedi. "Artık bu hayatta sana düşen: 'Kimse kimseye dokunmasın!' demendir. Ayrıca senin için kaçılamayacak bir gün de var. Şimdi, karşısında saygıyla durmaya devam ettiğin ilahına bak! Onu, kesinlikle yakıp eritecek, sonra denize savuracağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa: "Öyleyse def ol!" dedi. "Yaşadığın sürece senin cezan 'Bana dokunmayın!' demendir. Senin için kaçamayacağın bir gün de var. Yanından ayrılamadığın ilahını gör şimdi. Onu ateşte eritecek sonra da toz halinde denize serpeceğiz."

Şaban Piriş

Musa: -Defol, artık senin için hayatta bana dokunmayın demekten başka bir şey yoktur? Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir azap günü var. Sarılıp üzerine titrediğin ilahına bak, şimdi onu yakacağız sonra küllerini denize savuracağız, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: «Bana dokunulmasın») deyip yerinmendir.» Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız.»

Ümit Şimşek

Musa 'Def ol!' dedi. 'Artık hayatın boyunca 'Bana dokunmayın' deyip duracaksın. Ayrıca sana vaad edilen bir azap var ki, ondan asla kurtulamayacaksın. Şimdi tapmakta olduğun tanrına bak: Onu yakacağız, sonra da ufalayıp denize savuracağız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Musa dedi: "Defol, çünkü sen, hayatın boyunca "bana dokunmayın" diyeceksin! Ve senin için asla kaytaramayacağın bir hesap zamanı da var. O başını bekleyip durduğun tanrına bir bak! Onu kesinlikle yakacağız, sonra da un ufak edip denize dökeceğiz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa dedi: “Çıx get! Sən həyatın boyu: “Mənə toxunmayın, mən də sizə toxunmayım!”– deməli olacaqsan. Səni həm də qurtula bilməyəcəyin əzab günü gözləyir. Sən sitayiş etdiyin məbuduna bax. Biz onu yandıracaq, sonra da dənizə sovuracağıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) dedi: ″Çıx get burdan. Həyatın boyu (cəza olaraq): ″Bir kəs mənə toxunmasın (mən də bir kəsə toxunmayım)!″ – deməli olacaqsan. (Heç kəs səni dindirməyəcək, süfrəsinə buraxmayacaq, səninlə alış-veriş etməyəcək. Heç kəslə ünsiyyət etməyib tamamailə təcrid olunmuş bir vəziyyətdə yaşayacaqsan. Dəhşət səni bürüyəcək). Hələ səni əsla qaçıb canını qurtara bilməyəcəyin daha bir vəʼdə (qiyamət günü) gözləyir. İndi tapınıb durduğun tanrına (bütünə) bax. Biz onu yandıracaq, sonra da (külünü) dənizə atacağıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Darauf sprach Moses: ʺGehe fort von uns! Du wirst im diesseitigen Leben herumirren, und immer sagen müssen: ʹMir nähert sich niemand!ʹ Du wirst am Jüngsten Tag gerichtet werden; deinem Termin wirst du nicht entweichen können. Schau nun auf deinen (erfundenen) Gott, den du unablässig angebetet hast! Wir werden ihn verbrennen, zerstoßen und ins Wasser streuen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺGeh weg! Es ist dir im Leben beschieden, zu sagen: .Berührt mich nicht! Und du hast eine Verabredung, die dir nicht gebrochen wird. Und schau auf deinen Gott, dessen Andacht du dich dauernd hingegeben hast. Wir werden ihn ganz gewiß verbrennen, und hierauf werden wir ihn ganz gewiß in das große Gewässer streuen.

Almanca — M. A. Rassoul

Er (Moses) sagte: ʺGeh denn hin! Du sollst dein ganzes Leben lang sagen müssen: ʺBerührt (mich) nichtʺ; und dann ist da ein Zeitpunkt für dich, dem du nicht entgehen wirst. So schaue nun auf deinen ʺGottʺ, dessen ergebener Anbeter du geworden bist. Wir werden ihn ganz gewiß verbrennen und ihn darauf ins Meer streuen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺGeh! Denn dir ist in diesem Leben gewährt zu sagen: ʺKeine Berührung!ʺ Und gewiß, für dich ist noch ein Versprechen bestimmt, das dir gegenüber nicht gebrochen wird. Und schau deinen Gott an, dem du ständig Zuwendung erwiesen hast, wir werden es zweifelsohne verbrennen, dann werden wir es gewiß in den Fluß streuen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Go away", Mussa said, you shall be punished in this life by isolation -like a terrible contagion, a way of punishing a grave sin in the Mosaic law- and you shall have a conviction of this fact that you shall say " I am a touch -me- not", that is besides the promised punishment which shall not fail nor shall you be able to escape it Hereafter" "And now", Mussa added, "look at your god to which you appropriated yourself and applied it exclusively as if by a vow; We will burn it to the melting point -or to ashes- and scatter it and disseminate it in the sea".

Abdul Haleem

Moses said, ‘Get away from here! Your lot in this life is to say, "Do not touch me," but you have an appointment from which there is no escape. Look at your god which you have kept on worshipping- we shall grind it down and scatter it into the sea.

Abdullah Yusuf Ali

(Moses) said: "Get thee gone! but thy (punishment) in this life will be that thou wilt say, 'touch me not'; and moreover (for a future penalty) thou hast a promise that will not fail: Now look at thy god, of whom thou hast become a devoted worshipper: We will certainly (melt) it in a blazing fire and scatter it broadcast in the sea!"

Abul A'la Maududi

Moses said: "Be gone, then. All your life you shall cry: 'Untouchable.' There awaits a term for your reckoning that you cannot fail to keep. Now look at your god that you devotedly adored: We shall burn it and scatter its remains in the sea.

Aisha Bewley

He said, ‘Go! In the this world you will have to say, "Untouchable!" And you have an appointment which you will not fail to keep. Look at your god to which you devoted so much time. We will burn it up and then scatter it as dust into the sea.

Al-Hilali & Khan

Mûsâ (Moses) said: "Then go away! And verily, your (punishment) in this life will be that you will say: "Touch me not (i.e. you will live alone exiled away from mankind); and verily (for a future torment), you have a promise that will not fail. And look at your ilâh (god) to which you have been devoted. We will certainly burn it, and scatter its particles in the sea."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Begone! It shall be your [lot] throughout life to say, ‘‘Do not touch me!’’ Indeed there is a tryst for you which you will not fail to keep! Now look at your god to whom you went on clinging. We will burn it down and then scatter it[s ashes] into the sea.

Amatul Rahman Omar

(Moses) said, `Begone then (if it is so). It shall be your punishment to proclaim (yourself) an untouchable throughout (your) life. Not only that there awaits yet another threat (of punishment of the Hereafter) for you from which you will have no escape. Now, look at the god to which you remained so ardently devoted (as a worshipper). We will destroy it utterly and then we will scatter it away into the sea.'

Arthur John Arberry

'Depart!' said Moses. 'It shall be thine all this life to cry "Untouchable!" And thereafter a tryst awaits thee thou canst not fail to keep Behold thy god, to whom all the day thou wast cleaving! We will surely burn it and scatter its ashes into the sea.

Bijan Moeinian

Moses said: "Get out of my sight; now for the rest of your life you should say: “Do not touch me (in account of leprosy as explained in Leviticus 45-46. " The time is appointed for you to receive your sentence. Look at your god for the last time as we are going to burn it and scatter its ashes all over the sea.”

E. Henry Palmer

Said he, 'Then get thee gone; verily, it shall be thine in life to say, "Touch me not!" and, verily, for thee there is a threat which thou shalt surely never alter. But look at thy god to which thou wert just now devout; we will surely burn it, and then we will scatter it in scattered pieces in the sea.

Edip-Layth

He said, "Then be gone, for you will have it in this life to say, "I am not to be touched." You will have an appointed time which you will not forsake. Look to your god that you remained devoted to, we will burn him, then we will destroy him in the sea completely."

George Sale

Moses said, get thee gone; for thy punishment in this life shall be, that thou shalt say unto those who shall meet thee, touch me not; and a threat is denounced against thee of more terrible pains, in the life to come, which thou shalt by no means escape. And behold now thy god, to whose worship thou hast continued assiduously devoted: Verily we will burn it; and we will reduce it to powder, and scatter it in the sea.

Hamid S. Aziz

Said he, "I beheld what they beheld not, and I grasped a handful of dust from the footprint of the messenger and cast it; for thus my soul induced me. "

Mahmoud Ghali

He (Mûsa) (Moses) said, "Then go! Yet, surely it shall be for you in (this) life to say, ‘Untouchable! 'Literally: no mutual contact, i. e., As-Samiriyy was made untouchable) And surely there is for you an appointment you will never be allowed to fail; and behold your god, to whom you lingered on consecrating yourself! Indeed we will definitely burn it away; thereafter indeed we will definitely crush it (into powder) (Literally: crush it "an utter" crushing) into the main.

Marmaduke Pickthall

(Moses) said: Then go! and lo! in this life it is for thee to say: Touch me not! and lo! there is for thee a tryst thou canst not break. Now look upon thy god of which thou hast remained a votary. Verily we will burn it and will scatter its dust over the sea.

Mohamed Ahmed - Samira

(Moses) said: "Go hence! All your life you are (cursed) to say: 'Do not touch me; and a threat hangs over you which you will not be able to escape. Look at your god to whom you are so attached: We shall verily burn it, and disperse its ashes into the sea.

Muhammad Asad

Said [Moses]; "Begone, then! And, behold, it shall be thy lot to say throughout [thy] life, `Touch me not! But, verily, [in the life to come] thou shalt be faced with a destiny from which there will be no escape! And [now] look at this deity of thine to whose worship thou hast become so devoted: we shall most certainly burn it, and then scatter [whatever remains of] it far and wide over the sea!

Mustafa Khattab

Moses said, "Go away then! And for ˹the rest of your˺ life you will surely be crying, ‘Do not touch ˹me˺!’[1] Then you will certainly have a fate[2] that you cannot escape. Now look at your god to which you have been devoted: we will burn it up, then scatter it in the sea completely."

Progressive Muslims

He said: "Then be gone, for you will have it in this life to Say: "I am not to be touched" And you will have an appointed time which you will not forsake. And look to your god that you remained devoted to, we will burn him, then we will destroy him in the sea completely."

Sahih International

[Moses] said, "Then go. And indeed, it is [decreed] for you in [this] life to say, 'No contact.' And indeed, you have an appointment [in the Hereafter] you will not fail to keep. And look at your 'god' to which you remained devoted. We will surely burn it and blow it into the sea with a blast.

Sam Gerrans

He said: “Then go thou, for in this life it is for thee to say: ‘Outcast!’ And there is for thee an appointment thou canst not fail to keep. And look thou upon thy god to which thou remainedst devoted! We will burn it; then will we scatter it in the sea with a blast.”

Shabbir Ahmed

Moses said, "Go away then, for good! In this life it is for you to say, "Touch me not!" And moreover you have a promise that will not fail. (People will consider and treat you as untouchable as before, and the suffering of the Hereafter is inescapable). Now, look at your god to whom you were so devoted. Verily, We will burn it and scatter its ashes far and wide over the sea." (Moses wanted his people to behold the powerlessness of the false deities and their potential to divide humanity).

Syed Vickar Ahamed

[Musa (Moses)] said: "Then, be gone! And surely your (punishment) in this life will be that you will say, ‘Do not touch me’: And verily (as future punishment), you have a promise (a curse) that will not fail: Now look at your god, of whom you have become a true worshipper: We will surely (melt) it in a (hot) burning fire and throw it far and wide in the sea!"

Taqi Usmani

He (Mūsā) said, "Then go away; it is destined for you that, throughout your life, you will say: ‘Do not touch me’. And, of course, you have another promise that will not be broken for you. And look at your god to which you stayed devoted. We will certainly burn it, then we will scatter it thoroughly in the sea.

The Monotheist Group

He said: "Then be gone, for you will have it in this life to say: "I am not to be touched" And you will have an appointed time which you will not forsake. And look to your god that you remained devoted to, we will burn him, then we will destroy him in the sea completely."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺVa-t-en, dit (Moïse). Dans la vie, tu auras à dire (à tout le monde): ʺNe me touchez pas!ʺ Et il y aura pour toi un rendez-vous que tu ne pourras manquer. Regarde ta divinité que tu as adorée avec assiduité. Nous la brûlerons certes, et ensuite, nous disperserons (sa cendre) dans les flots.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Mûsa ji Samirî re) Got: De here biqeşte ji vir! Êdî (cezayê te) heyanî tu li dinyayê bijî, tu dê bibêjî: Ne ez têkilî kesî dibim û bila tu kes jî têkilî min nebe. Bêguman ji bo te (ji bo ezabwergirtinê) civanek heye ku her tu jê nayê vederkirin. Li wî mebûdê xwe binêre, ew ê ku te xwe dabû ser perestina wî, Ez sond dixwim ku em ê wî bişewitînin, paşê em ê xweliya wî biavêjin deryayê!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Mozes zeide: Verwijder u; uwe straf in dit leven zal zijn, dat gij hen welke gij ontmoet, zult zeggen: Raak mij niet aan! en gij zijt met vreeselijker pijnen in het volgende leven bedreigd, welke gij nimmer zult ontkomen. Werp thans uw oog op uwen god, dien gij met zooveel onderwerping hebt aangebeden; waarlijk wij zullen dien verbranden, tot stof verkeeren en in de zee werpen.

Hollandaca — Siregar

Hij (Môesa) zei: ʺGa dan maar heen. Voorwaar, voor jou is er in het leven, dat jij slechts kan zeggen: ʹRaak mij niet aan, ʹen voorwaar, voor jou is er een afspraak (in het Hiernamaals), die nooit afgezegd kan worden. En kijk naar jouw god die jij voortdurend aan het aanbidden was: wij zullen hem zeker verbranden. En vervolgens werpen wij hem zeker als as in de zee!ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Муса) сказал (самаритянину): «Уходи же! Поистине, тебе в (этой) жизни придется говорить (каждому встречному): «Нельзя касаться (ни мне вас, ни вам меня)!» (чтобы ты жил всю оставшуюся жизнь в одиночестве как наказание уже в этой жизни.) И поистине, будет у тебя (о, самаритянин) назначенный (Аллахом) срок, который для тебя не будет изменен (и ты встретишь его) [это День Суда] (когда ты получишь другое наказание). И посмотри на свое божество, которого ты почитал [которому ты поклонялся]: мы непременно сожжем его и развеем по морю прахом».

Rusça — Osmanov

[Муса] сказал: ʺПрочь отсюда! Тебе придется в этой жизни кричать: ʺНе касайтесь [меня]ʺ, а [в будущей жизни] тебя ждет неотвратимое наказание. Смотри же на своего бога, которому ты поклонялся: мы непременно сожжем его и развеем пепел по морю.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Moses) sade: ”Bort härifrån! Ditt (straff) i livet skall vara att (alltid) säga: ʹrör mig inte!ʹ Och du skall (en Dag) kallas till ett möte, från vilket du inte kan utebli. Se nu på din gud, som du inte vill upphöra att dyrka – jag svär att bilden skall smältas ned i eld och att (det som återstår) skall kastas i havet.