Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."

قَالَ هُمْ اُو۬لَٓاءِ عَلٰٓى اَثَرِي وَعَجِلْتُ اِلَيْكَ رَبِّ لِتَرْضٰى

ḳāle hum ūlā'i ǎlā eṧerī ve ǎciltu ileyke rabbi li terDā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2هُمْhumonlar
3اُو۬لَٓاءِūlā'iişte
4عَلٰٓىǎlāüzerindeler
5اَثَرِيeṧerīا ث رİz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmekbenim izim
6وَعَجِلْتُve ǎciltuع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.ve ben acele ettim
7اِلَيْكَileykesana
8رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
9لِتَرْضٰىli terDāر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.razı olman için

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte dedi, onlar da arkamdan geliyorlar ve ben yâ Rabbi, benden daha fazla râzı olasın diye acele ettim.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte dedi, onlar da arkamdan geliyorlar ve ben yâ Rabbi, benden daha fazla râzı olasın diye acele ettim.

Adem Uğur

Musa: İşte, dedi, onlar da benim peşimdeler. Ben, memnun olasın diye sana acele ile geldim Rabbim.

Ahmed Hulusi

(Musa) dedi ki: "Rabbim, acelemin sebebi rızanı kazanmaktır. Onlar benim izimdeler. . . "

Ahmet Tekin

'Onlar benim izimdeler. Rabbim sen razı olasın diye, ben sana çabucak geldim.' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Onlar da benim izimdedirler. Rabbim! Hoşnud olasın diye sana (gelmekte) acele ettim.'

Ali Bulaç

Dedi ki: "Onlar arkamda izin üzerindedirler, hoşnut kalman için, sana gelmekte acele ettim Rabbim."

Ali Fikri Yavuz

Mûsa dedi ki: “- Onlar, benim izim üzeredirler (beni takip ediyorlar). Ben, sana acele ettim ki, Rabbim hoşnud olasın.”

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "İzimi sürüyorlar!" "Efendim! Senin hoşnut olman için, Sana doğru acele ettim!"

Bayraktar Bayraklı

Musa, "Ey Rabbim! Onlar ardımdadır. Hoşnut olman için sana acele geldim" dedi.

Bekir Sadak

Musa: «Onlar ardimdadir, Rabbim! Hosnut olman icin Sana acele geldim» dedi.

Celal Yıldırım

Musâ dedi ki: Onlar, işte onlar izim üzerinde geliyorlar. Rabbim ! Sana (gelmekte) acele ettim, razı olasın diye.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şöyle cevap verdi: “Onlar da benim izimdeler; benden hoşnut olasın diye sana gelmekte acele ettim ey rabbim.”

Diyanet İşleri

Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."

Diyanet İşleri (eski)

Musa: 'Onlar ardımdadır, Rabbim! Hoşnut olman için Sana acele geldim' dedi.

Diyanet Vakfi

Musa: İşte, dedi, onlar da benim peşimdeler. Ben, memnun olasın diye sana acele ile geldim Rabbim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa: «Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hoşnud olasın» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa: "Onlar, benim izimin üzerindeler ve ben, hoşnut olasın diye, sana gelmekte acele ettim ey Rabbim!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar, dedi, benim izim üzerindeler ve ben sana acele ettim ki rabbım hoşnud olasın

Erhan Aktaş

Musa: "Onlar, benim yolumdalar. Acele etmemin nedeni, Sen'i hoşnut etmektir." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa: "Onlar, benim yolumdalar. Acele etmemin nedeni, Sen'i hoşnut etmektir." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa: "Onlar, benim yolumdalar. Acele etmemin nedeni, Sen'i hoşnut etmektir." dedi.

Fizilal-il Kuran

Musa, «Ya Rabbi, işte onlar da arkamdan geliyorlar. Ben önlerinden koşarak sana geldim ki, hoşnutluğunu kazanayım» dedi.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, sana gelmekte acele ettim rabbim."

Hamdi Döndüren

Musa dedi: “Onlar, benim arkamdan geliyorlar. Ey Rabbim, benden hoşnut olman için huzuruna çabuk geldim.”

Hasan Basri Çantay

Dedi: Onlar, işte onlar da benim ardımca (geliyorlar). Ben sana yönelerek acele etdim ki, yarab, (benden daha çok) hoşnud olasın".

Hasib Asutay

(Musa) 'İşte onlar da benim peşimdeler, hoşnut olasın diye sana çabuk geldim Rabbim.'

Hayrat Neşriyat

(Mûsâ) dedi ki: 'İşte onlar da arkamdalar; Rabbim! Râzı olman için sana(gelmekte) acele ettim.'

İbni Kesir

Dedi ki: Onlar izim üzerindedirler. Rabbım, hoşnud olman için sana çabucak geldim.

Mehmet Okuyan

(Musa:) “Onlar benim arkamdalar. Rabbim! Memnun olasın diye sana (gelmek için) acele ettim.” demişti.

Muhammed Esed

(Musa:) "Ben Seni hoşnut etmek için, ey Rabbim, Sana varmakta tezlik gösterirken, onlar benim izimde yürüyorlar" dedi.

Mustafa İslamoğlu

(Musa) şöyle cevap verdi: "Onlar, beni izlemeyi sürdürüyorlar; ben ise ey Rabbim, Sana ulaşan yolda sırf Senin rızanı kazanmak için acele ettim!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Onlar da beni takip etmektedirler. Ve Rabbim ben Senin için acele ettim ki, (benden) razı olasın.»

Ömer Öngüt

“Onlar benim ardımdan geliyorlar. Rabbim! Hoşnut olman için sana acele geldim. ” dedi.

Suat Yıldırım

"Onlar," dedi, "beni izliyorlar. Benden daha çok razı olman için sana kavuşmakta acele davrandım ya Rabbî!"

Süleyman Ateş

Dedi: "Onlar benim arkamdan geliyorlar, ya Rabbi razı olman için sana çabuk geldim."

Süleymaniye Vakfı

"Onlar benim yolumdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye huzuruna erken geldim." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Onlar benim yoluma girdiler. Sana aceleyle geldim ki benden razı olasın" dedi.

Şaban Piriş

Musa: -Onlar benim izimden geliyorlar, dedi. Rabbim, hoşnut olman için acele ettim.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Onlar arkamda izin üzerindedirler, hoşnut kalman için, sana gelmekte acele ettim Rabbim.»

Ümit Şimşek

Musa 'Onlar benim izimdeler,' dedi. 'Ben ise Seni hoşnut etmek için aceleyle Sana geldim.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Onlar, benim eserim üzerindeler. Ben sana gelmede acele davrandım ki, benden hoşnut olasın, ey Rabbim!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa dedi: “Onlar da arxamca gəlirlər. Məndən razı qalasan deyə, Sənin yanına tələsdim, ey Rəbbim!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) belə cavab verdi: ″Onlar da arxamca gəlirlər. Ey Rəbbim! Məndən razı qalasan deyə, hüzuruna tələsdim!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sagte: ʺMein Volk kommt mir nach, und ich bin Deines Wohlgefallens wegen zu Dir geeilt.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺSie folgen mir doch auf der Spur. Und ich bin zu Dir geeilt, mein Herr, damit Du (mit mir) zufrieden seiest.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺSie folgen meiner Spur, und ich bin zu Dir geeilt, mein Herr, damit Du wohl zufrieden bist.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺSie sind da, sie folgen meinen Spuren. Und ich eilte zu Dir, mein HERR! - damit du (mir) Wohlgefallen erweist.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"They are tailing me on" Mussa said "but I hastened on to You O Allah my Creator, so that You might be pleased with me".

Abdul Haleem

and he said, ‘They are following in my footsteps. I rushed to You, Lord, to please You,’

Abdullah Yusuf Ali

He replied: "Behold, they are close on my footsteps: I hastened to thee, O my Lord, to please thee."

Abul A'la Maududi

He said: "They are close behind me, and I hastened to You, Lord, that You may be pleased with me."

Aisha Bewley

He said, ‘They are following in my tracks. I have hurried on ahead to you, My Lord, to gain Your good pleasure.’

Al-Hilali & Khan

He said: "They are close on my footsteps: and I hastened to You, O my Lord, that You might be pleased."

Ali Quli Qarai

He said, ‘They are close upon my heels, and I hurried on to You, my Lord, that You may be pleased. ’

Amatul Rahman Omar

Moses said, `They are close on my heels and I have hastened to You, my Lord, that You might be pleased. '

Arthur John Arberry

'They are upon my tracks, ' Moses said. 'I have hastened, Lord, only that I may please Thee.'

Bijan Moeinian

"They are right behind me, " said Moses. “I rushed to this appointed place of ours to please you (in obedience.)”

E. Henry Palmer

He said, 'They were here upon my track and I hastened on to Thee, my Lord! that thou mightest be pleased. '

Edip-Layth

He said, "They are following my teachings, and I came quickly to you my Lord so you would be pleased."

George Sale

He answered, these follow close on my footsteps; but I have hastened unto thee, O Lord, that thou mightest be well pleased with me.

Hamid S. Aziz

"But what has hastened you on away from your people, O Moses?"

Mahmoud Ghali

He (Mûsa) said, "They are those ones upon my track; and I have hastened on to You, Lord, that You may be satisfied (with me). "

Marmaduke Pickthall

He said: They are close upon my track. I hastened unto Thee, my Lord, that Thou mightest be well pleased.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "They are right behind me. I have hastened to You, O Lord, so that You may be pleased."

Muhammad Asad

He answered: "They are treading in my footsteps while I have hastened unto Thee, O my Sustainer, so that Thou might be well-pleased [with me]. "

Mustafa Khattab

He replied, "They are close on my tracks. And I have hastened to You, my Lord, so You will be pleased."

Progressive Muslims

He said: "They are coming in my tracks, and I came quickly to you my Lord so you would be pleased. "

Sahih International

He said, "They are close upon my tracks, and I hastened to You, my Lord, that You be pleased. "

Sam Gerrans

Said he: “They were close, in my footsteps, so I hastened to Thee, my Lord, that Thou be pleased.”

Shabbir Ahmed

Moses answered, "They are doing fine following my footsteps. I have rushed to You my Lord, so that You may be well-pleased with me."

Syed Vickar Ahamed

He replied; "They are close on my footsteps: And I hurried to You, O my Lord, that You may be pleased. "

Taqi Usmani

He said, "Here they are just behind me, and I hurried towards You, my Lord, so that You be pleased."

The Monotheist Group

He said: "They are coming in my tracks, and I came quickly to you my Lord so you would be pleased."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils sont là sur mes traces, dit Moïse. Et je me suis hâté vers Toi, Seigneur, afin que Tu sois satisfait.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

( Mûsa) Got: Ew li pey min in dê bigihîjine min. Xwedayê min, bi bal te ve min lez kir da ku tu (ji min) razî bibî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺZij zijn het die achter mij aan zijn en ik heb mij naar U gehaast, mijn Heer, opdat U tevreden zou zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij antwoordde: Zij volgen mijne voetstappen, en ik heb mij gehaast tot u te gaan, opdat ik u aangenaam zou mogen wezen.

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺZij volgen in mijn voetstappen en ik haastte mij naar U, O mijn Heer, om door U behaagd te worden.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Муса) сказал (оправдываясь): «Они (идут вслед за мной) по моим следам, а я поторопился к Тебе, Господь мой, чтобы Ты был доволен».

Rusça — Osmanov

Он ответил: ʺОни остались там [и следуют] по моим стопам, я же поторопился к Тебе, мой Господь, чтобы не гневить Тебяʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han svarade: ʺDe följer i mina spår; och jag har skyndat till Dig, Herre, för att vara Dig till lags.ʺ