Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

e fe teTmeǔne en yu'minū lekum ve ḳad kāne ferīḳun minhum yesmeǔne kelāme (a)llahi ṧumme yuHarrifūnehu min beǎ'di mā ǎḳalūhu ve hum yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَفَتَطْمَعُونَe fe teTmeǔneط م عAçgözlülük etmek, şiddetle arzu etmek, ummak veya ümit etmek, özlemek. Arzu, umut ve özlem duyma, umutla dolmaya sebep olma.umuyor musunuz?
2اَنْenki
3يُؤْمِنُواyu'minūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanacaklar
4لَكُمْlekumsize
5وَقَدْve ḳadoysa
6كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinvardı ki
7فَرِيقٌferīḳunف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bir grup
8مِنْهُمْminhumbunlardan
9يَسْمَعُونَyesmeǔneس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitirlerdi de
10كَلَامَkelāmeك ل مKonuşmak, ifade etmek.sözünü
11اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
12ثُمَّṧummesonra, ayrıca
13يُحَرِّفُونَهُyuHarrifūnehuح ر فBozmak, yerinden çıkarmak, değiştirmek, uzaklaştırmak, atmak, değiştirmek, kurcalamak. Bir şeyi doğru yolundan veya tarzından çevirmek, bir kelimeyi yanlış yazmak, kişinin ailesi veya evi için geçim sağlamak veya çalışmak, mal kaybına uğramak, uzaklaşmak veya ilgisiz kalmak, geçim kaynaklarından mahrum kalmak, zorluk yaşatılmak, geçim kaynaklarında sıkıntıya düşmek, kazancı veya geliri kendisinden uzaklaştırılmak.onu değiştirirlerdi
14مِنْmin-ından
15بَعْدِbeǎ'diب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeard-
16مَا
17عَقَلُوهُǎḳalūhuع ق لBağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak.düşünüp akıl erdirdikten
18وَهُمْve humve onlar
19يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebildikleri halde

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bunların, size inanıvereceklerini mi umuyor, buna mı tamah ediyorsunuz? İçlerinde bir bölük var ki Allah sözünü duyduktan, akılları o sözleri aldıktan sonra da bile bile değiştirirlerdi o sözleri.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bunların, size inanıvereceklerini mi umuyor, buna mı tamah ediyorsunuz? İçlerinde bir bölük var ki Allah sözünü duyduktan, akılları o sözleri aldıktan sonra da bile bile değiştirirlerdi o sözleri.

Adem Uğur

Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

Ahmed Hulusi

Şimdi siz ey iman edenler, (genetik geçmişi bu olan Yahudilerin) size inanmalarını mı ümit ediyorsunuz? Oysa onların bir kısmı vardı ki, kelamullahı (Musa'yı) dinler, dediklerini anlar, sonra da bile bile tahrif ederlerdi (değiştirirler başka anlamlara çevirirlerdi).

Ahmet Tekin

Şimdi onların, Yahudilerin size güveneceklerini, peygamberiniz Muhammed’in peygamberliğini tasdik edeceklerini ümit edebilir misiniz? Onlardan bir grup Allah’ın kelâmını işitiyor. Sonra da, akılları yattığı halde bile bile ekleyerek, çıkararak, değiştirerek, helâli haram, haramı helâl yaparak, ileri gelenlerinden cezaları kaldırarak ilâhî kelâmı tahrif ediyorlar.

Ahmet Varol

Siz onların size inanmalarını mı umuyorsunuz! [12] Oysa onların içinde öyle bir topluluk vardı ki, Allah'ın sözünü duyuyor ve onu iyice kavradıktan sonra bile bile değiştiriyorlardı.

Ali Bulaç

Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

Ey müminler, Yahûdilerin size inanacaklarını umar mısınız? Halbuki onlardan bir zümre vardı ki, Allah’ın kelâmını (Tevratı) dinlerler ve duyarlardı da, hakkı anladıktan sonra, onu bile bile değiştirirlerdi.

Ali Rıza Safa

Onların, size inanacaklarını mı umut ediyorsunuz? Üstelik onların arasından bir küme, Allah'ın Sözünü duyduktan sonra, Onu anlamalarına karşın, bilerek değiştirirler.

Bayraktar Bayraklı

Artık onların, size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir zümre vardı ki, Allah'ın kelamını dinlerler ve kavrayıp anladıktan sonra, bile bile onda değişiklik yaparlardı.

Bekir Sadak

Size inanacaklarini umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takimi Allah'in sozunu isitiyor, ona akillari yattiktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardi.

Celal Yıldırım

(Ey Peygamber ve mü'minler! Yahudilerin) size inanmalarını çok mu istiyorsunuz ? Halbuki onlardan bir topluluk Allah'ın Kelâmını (Tevrat'ı) dinlerler, ona akıl erdirdikten sonra onu bile bile tahrif ederlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir zümre, Allah’ın kelâmını işitirler; sonra o kelâmı iyice anlamış olmalarına rağmen yine de bile bile onu tahrif eder lerdi.

Diyanet İşleri

Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah'ın sözünü işitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı.

Diyanet Vakfi

Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi bunların size iman edeceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir zümre vardır ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi bunların size iman edivereceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir fırka vardı ki Allahın kelamını işitirlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi

Erhan Aktaş

Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu, bile bile çarpıtırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu bile bile çarpıtırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu bile bile çarpıtırlar.

Fizilal-il Kuran

Şimdi siz onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlar arasında öyle bir grup var ki, Allah'ın kelâmını işitirler ve anlamına akılları yattıktan sonra, onu bile bile değiştirirlerdi.

Gültekin Onan

Onların size inanacaklarını (güveneceklerini) umuyor musunuz? Oysa onların bir bölümü / zümresi (feriykun) Tanrı'nın sözünü (kelam) işitip (yesmeune) aklettikten sonra, bile bile / bilerek (yalemun) onu değiştirirlerdi (yuharrifunehu).

Hamdi Döndüren

Şimdi siz hâlâ, (Yahudilerin) -içlerinden bir grup, Allah’ın kelamını dinleyip anladıktan sonra, onu bile bile tahrif edip dururken- size inanmalarını mı bekliyorsunuz?

Hasan Basri Çantay

Artık (ey mü'minler) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umar mısınız? Halbuki onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardır ki Allanın kelamını (Tevratı) dinlerlerdi de akılları aldıkdan sonra onlar bunu bile bile tahrif (ve tağyir) ederlerdi.

Hasib Asutay

(Ey müminler!) Onların (Yahudilerin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysaki onlardan bir grup, Allah'ın sözünü işitirler de iyice anladıktan sonra bile bile onu değiştirirlerdi.

Hayrat Neşriyat

(Ey mü’minler! Onların) size inanacaklarını mı ümîd ediyorsunuz? Hâlbuki gerçekten onlardan bir fırka vardı ki, Allah’ın kelâmını işitirler, sonra onu anlamalarının ardından, kendileri bile bile onu tahrîf eder (değiştirir)lerdi.

İbni Kesir

Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan öyle bir zümre vardı ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları yattıktan sonra, bile bile bunu değiştirirlerdi.

Mehmet Okuyan

Onların (kitap ehlinin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz! Oysa onlardan bir grup, Allah’ın kelamını duyarlar da iyice anladıktan sonra bilerek onu tahrif ederler(di).

Muhammed Esed

Şimdi, onların tebliğ ettiğimiz şeye inanacaklarını bekliyor musunuz? Aksine, bir çoğu Allah'ın kelamını dinler ama onu anladıktan sonra bile bile çarpıtırlar.

Mustafa İslamoğlu

Bütün bu olanlardan sonra siz, onların size inanmalarını mı bekliyorsunuz? Oysa onlardan bir çoğu Allah'ın kelamını işitip ne demek istediğini kavradıkları halde, bile bile tahrif ediyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık sizin için onların imân edip inanacaklarını ümit eder misiniz? Onlardan muhakkak bir gürûh vardır ki Allah'ın kelâmını işitirler de O'nu akılları ile anladıktan sonra tağyire kalkışırlar. Halbuki onlar bilirler.

Ömer Öngüt

(Ey müminler!) Şimdi siz onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardı ki, Allah'ın kelâmını (Tevrat'ı) işitirler de iyice anladıkları halde onu bile bile tahrif eder (değiştirirler) di.

Suat Yıldırım

Nasıl olur onların size güvenmelerini beklersiniz ki onlardan bir zümre vardı ki Allah’ın kelamını işitip akılları aldıktan sonra, bile bile onu tahrif eder, değiştirirlerdi.

Süleyman Ateş

Şimdi (ey mü'minler) siz, bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Şimdi bunların (bu Yahudilerin) size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? Onların bir takımı Allah'ın sözünü /Kur'an'ı dinler,(Tevrat ile) bağlantısını kurduktan sonra onu tahrif ederler /anlamını kaydırırlar. Bunu bile bile yaparlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şimdi bunların size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? İçlerinden birtakımı, Allah'ın sözünü dinler, akıllarına da yatar, sonra onu başka tarafa çekerler. Bunu, bile bile yaparlar.

Şaban Piriş

Size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu bozarlardı.

Tefhim-ul Kuran

Siz (müslümanlar,) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.

Ümit Şimşek

Şimdi siz onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir topluluk var ki, Allah'ın kelâmını dinler, onu anladıktan sonra bile bile tahrif ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların içlerinden bir fırka vardı ki, Allah'ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, kavramalarının ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Siz yəhudilərin sizə inanacaqlarınamı ümid edirsiniz? Halbuki onlardan bir zümrə var idi ki, Allahın Sözünü eşidib anladıqdan sonra, bilə-bilə onu təhrif edirdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey möʼminlər!) İndi onların (yəhudilərin) sizə inanacaqlarına ümidmi edirsiniz? Halbuki (Musa dövründə) onların içərisində elələri vardır ki, Allahın kəlamını (Tövratı) dinləyib anladıqdan sonra, onu bilə-bilə təhrif edirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wie könnt ihr hoffen, daß diese sich zu eurem Glauben bekennen? Einige unter ihnen pflegten doch die Worte Gottes, die sie gehört und richtig verstanden hatten, wissentlich zu verdrehen.

Almanca — Der Edle Quran

Begehrt ihr (Muslime) denn, daß sie (die Juden) euch glauben, wo doch eine Gruppe von ihnen das Wort Allahs gehört und es dann, nachdem er es begriffen hatte, wissentlich verfälscht hat?

Almanca — M. A. Rassoul

Verlangt ihr denn, daß sie euch glauben, wo doch eine Schar von ihnen das Wort Allahs bereits gehört und es dann, nachdem sie es begriffen hatten, bewußt verfälschten?

Almanca — Muhammad Zaidan

Hofft ihr etwa, daß sie euch Glauben schenken, wo eine Gruppe von ihnen ALLAHs Wort zu hören und es dann (bewußt) zu verändern pflegte, nachdem sie es verstanden hatte, während sie es kannte?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O Muslims do you really expect that Ahl al-Kitab (the Jews) would accept or believe or fall in line with you when some of them (the rabbi) comprehended the word of Allah and His precepts represented in AL-Tawrah and perverted the truth with falsehood?!

Abdul Haleem

So can you [believers] hope that such people will believe you, when some of them used to hear the words of God and then deliberately twist them, even when they understood them?

Abdullah Yusuf Ali

Can ye (o ye men of Faith) entertain the hope that they will believe in you?- Seeing that a party of them heard the Word of Allah, and perverted it knowingly after they understood it.

Abul A'la Maududi

Do you hope that these people will believe in the Message you are preaching, even though a party of them has been wont to listen to the Word of Allah and after they had fully grasped it, knowingly distorted it?

Aisha Bewley

Do you really hope they will follow you in iman when a group of them heard Allah’s Word and then, after grasping it, knowingly distorted it?

Al-Hilali & Khan

Do you (faithful believers) covet that they will believe in your religion inspite of the fact that a party of them (Jewish rabbis) used to hear the Word of Allâh [the Taurât (Torah)], then they used to change it knowingly after they understood it?

Ali Quli Qarai

Are you then eager that they should believe you, though a part of them would hear the word of Allah and then they would distort it after they had understood it, and they knew [what they were doing]?

Amatul Rahman Omar

Do you (O Muslims!) expect that they will believe you while (you see) there are some of them who hear the Word of Allâh and then tamper with it after having fully understood it, and they know (that this way of theirs is wrong)?

Arthur John Arberry

Are you then so eager that they should believe you, seeing there is a party of them that heard God's word, and then tampered with it, and that after they had comprehended it, wittingly?

Bijan Moeinian

How do you expect these people to join you in belief? These are the same people who listened to the revelations of God, got the message and then, some of them, knowingly altered the words of God [to fit their purposes. ]

E. Henry Palmer

Do ye crave that they should believe you when already a sect of them have heard the word of God and then perverted it after they had understood it, though they knew?

Edip-Layth

Did you expect that they would acknowledge for you, when a group of them had heard God's words then altered them knowingly after what they had reasoned?

George Sale

Do ye therefore desire that the Jews should believe you? Yet a part of them heard the word of God, and then perverted it, after they had understood it, against their own conscience.

Hamid S. Aziz

Do you hope that they should believe you when already a sect of them have heard the word of Allah and then perverted it knowingly after they had understood it?

Mahmoud Ghali

Do you then long for (the fact) that they should believe you, and a group of them already were hearing the Speech of Allah; thereafter they perverted it even after they had considered it, while they knew (the Truth).

Marmaduke Pickthall

Have ye any hope that they will be true to you when a party of them used to listen to the word of Allah, then used to change it, after they had understood it, knowingly?

Mohamed Ahmed - Samira

How do you expect them to put their faith in you, when you know that some among them heard the word of God and, having understood, perverted it knowingly?

Muhammad Asad

CAN YOU, then, hope that they will believe in what you are preaching - seeing that a good many of them were wont to listen to the word of God and then, after having understood it, to pervert it knowingly?

Mustafa Khattab

Do you ˹believers still˺ expect them to be true to you, though a group of them would hear the word of Allah then knowingly corrupt it after understanding it?

Progressive Muslims

Did you expect that they would believe with you, when a group of them had heard God's words then altered them knowingly after having understood

Sahih International

Do you covet [the hope, O believers], that they would believe for you while a party of them used to hear the words of Allah and then distort the Torah after they had understood it while they were knowing?

Sam Gerrans

Do you hope that they will believe you? And a faction among them had heard the word of God, then twisted it after they had understood it, when they knew.

Shabbir Ahmed

Even now, believers hope in all sincerity, that their compatriots (the Jewish people in town) might join their ranks. But some of them, despite hearing and comprehending the Word of Allah (in Torah) have been distorting it knowingly.

Syed Vickar Ahamed

Can you (O men of Faith), hope that they will believe in you? Seeing that a party of them heard the Word of Allah, and altered it knowingly after they understood it.

Taqi Usmani

(O Muslims) do you still fancy that they will believe you, although a group of them used to hear the word of Allah, and then, having understood it, used to distort it knowingly?

The Monotheist Group

Did you expect that they would believe with you, when a group of them had heard the words of God then altered them knowingly after having understood?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ma hûn, hêvî dikin ku ew ê bi we bawerî bînin? Bi rastî komek ji wan hebû ku li gotina Xwedê guhdarî dikir û piştî ku rastiya wê hîn dibûn wan bi zanebûn ew diguherand.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Begeren jullie dan dat zij geloof aan jullie hechten? En dat terwijl er onder hen een groep is die Gods woord gehoord had. Toen verdraaiden zij het, nadat zij het begrepen hadden en terwijl zij beter wisten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Meent gij thans dat zij u gelooven zullen. Maar een deel van hen heeft het woord Gods vernomen: maar zij hebben het daarna, tegen beter weten aan, verdraaid.

Hollandaca — Siregar

Hopen jullie dan nog dat zij (de Joden) in jullie (godsdienst) zullen geloven, terwijl er waarlijk een groep onder hen is, die het Woord van Allah heeft gehoord, en die het verdraaiden nadat zij het begrepen hadden, terwijl zij het weten?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Неужели же вы [о верующие] надеетесь (очень желая), чтобы они [иудеи] поверили вам, когда была партия [группа] среди них [знатоки их учения], которые слушали речь [слова] Аллаха (из Торы), а потом искажали его [изменяли истинный смысл], после того как осмысляли его [осознав, что это истина], и они (делали это и) знали [делали намеренно]?

Rusça — Osmanov

Неужели [о муслимы] вы надеетесь, что они уверуют [в то, что говорите] вы? Среди них были такие, которые слышали слово Аллаха, а потом, после того как поняли его смысл, заведомо исказили его.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

HOPPAS NI att de skall tro på er, fastän (ni vet att) flera av dem, efter att ha lyssnat till Guds ord och förstått det, med vett och vilja förvanskade det?