Bakara Suresi 72. Ayet — Elfaz
Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
1وَاِذْve iƶhaniBağlaç+Zaman Zarfı
2قَتَلْتُمْḳateltumsiz öldürmüştünüzMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
4فَادّٰرَءْتُمْfe ddāra'tumbirbirinizle atışmıştınızSonuç Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefâ'ul Bâbıد ر اİtmek, geri döndürmek, kovmak; ertelemek, önlemek, üstesinden gelmek, mücadele etmek, kavga etmek, zorlamak, aniden atılmak, bir kavgada geri püskürtmek, anlaşamamak.
5فِيهَاfīhāonun hakkındaHarf-i Cer+Zamir
6وَاللّٰهُve(a)llahuoysa Allahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
7مُخْرِجٌmuḣricunortaya çıkarıcıdırİsimخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmak
8مَاmāşeyiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
9كُنْتُمْkuntumolduğunuzMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
10تَكْتُمُونَtektumūnegizlemişMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmak