Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah'a karşı gelmekten sakının ve her halde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele.

نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ اَنّٰى شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُوا اَنَّكُمْ مُلَاقُوهُ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

nisā'ukum Harṧun lekum fe 'tū Harṧekum ennā şi'tum ve ḳaddimū li enfusikum ve tteḳū (a)llahe ve ǎ'lemū ennekum mulāḳūhu ve beşşiri l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1نِسَاؤُكُمْnisā'ukumن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.kadınlarınız
2حَرْثٌHarṧunح ر ثSürmek ve ekmek, yetiştirmek, bir şeyi kesmek, (mal) edinmek, servet biriktirmek, geçim aramak, çalışmak veya emek vermek, toprağı sürmek, bir şeyi derinlemesine incelemek, incelemek/bakmak/dikkatle araştırmak/soruşturmak, bir şeyi akla getirmek.bir tarladır
3لَكُمْlekumsizin için
4فَأْتُواfe 'tūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekvarın
5حَرْثَكُمْHarṧekumح ر ثSürmek ve ekmek, yetiştirmek, bir şeyi kesmek, (mal) edinmek, servet biriktirmek, geçim aramak, çalışmak veya emek vermek, toprağı sürmek, bir şeyi derinlemesine incelemek, incelemek/bakmak/dikkatle araştırmak/soruşturmak, bir şeyi akla getirmek.tarlanıza
6اَنّٰىennāا ن يZamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi, geciktirdi, yavaşlattı, alıkoydu, engelledi; Bir saat veya kısa bir süre, veya bir zaman, veya belirsiz bir zaman; herhangi bir zaman dilimi; en uç nokta, erişim veya derece; Zamanı gelmiş veya yaklaşmış olan ve zamanına, tam veya son zamanına veya durumuna; olgunluğa veya olgunlaşmaya ulaşmış bir şey; Nereden? (bir şeyin yönü veya kaynağı hakkında sorgulayıcı) ve nereden (bir durumu belirtmek için kullanılır); Nerede? ve nerede (bir durumu belirtmek ve bir durumu belirtmek için kullanılan zarfsal isimlerden biri olarak), nereden olursa olsun; her nerede (hangi yön veya kaynaktan olursa olsun): ne zaman; nasıl; her nasıl olursa olsun.nasıl
7شِئْتُمْşi'tumش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğiniz
8وَقَدِّمُواve ḳaddimūق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.ve hazırlık yapın
9لِاَنْفُسِكُمْli enfusikumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendiniz için
10وَاتَّقُواve tteḳūو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive sakının
11اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
12وَاعْلَمُواve ǎ'lemūع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve bilin ki
13اَنَّكُمْennekumşüphesiz siz
14مُلَاقُوهُmulāḳūhuل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.O'na kavuşacaksınız
15وَبَشِّرِve beşşiriب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşve müjdele
16الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanİnananları

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kadınlarınız, tarlalarınızdır. Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin ve kendiniz için de önceden hazırlıkta bulunun. Allah'tan sakının ve bilin ki ona ulaşacaksınız. Müjdele inananları.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kadınlarınız, tarlalarınızdır. Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin ve kendiniz için de önceden hazırlıkta bulunun. Allahʼtan sakının ve bilin ki ona ulaşacaksınız. Müjdele inananları.

Adem Uğur

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!

Ahmed Hulusi

Kadınlarınız sizin (evlat verecek) tarlanızdır. Ona göre, nasıl isterseniz öylece ekin tarlanızı. Nefsleriniz için geleceğe hazırlık yapın. Ve Allah'tan korunun ve iyi bilin ki, O'na kavuşacaksınız. İman edenlere müjdele!

Ahmet Tekin

Hanımlarınız sizin için birer tarladır. Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisi içinde dilediğiniz tarzda tarlanıza girin. İlişkiden önce birbirinizin hayrına vesile olacak, maddî, manevî, cinsî hazırlıklar yapın. Allah’a sığınıp, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun, onun huzurunda hesap vereceğinizi bilmelisiniz. Mü’minlere dünyada, yardım, zafer ve devlet, âhirette cennet müjdesini ver.

Ahmet Varol

Kadınlarınız sizin tarlalarınızdır. Artık tarlalarınıza istediğiniz gibi varın. Kendiniz için de ileride yararlanacağınız şeyler hazırlayın. Allah'a karşı gelmekten de sakının ve bilin ki siz O'na kavuşacaksınız. Mü'minleri de müjdele.

Ali Bulaç

Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak güzel davranışlar) takdim edin. Allah'tan korkup sakının ve bilin ki elbette O'na kavuşucusunuz. İman edenlere müjde ver.

Ali Fikri Yavuz

Kadınlarınız, çocuk yetiştiren ekin tarlanızdır. O halde tohum ekilen tarlanıza (ön tarafa), nasıl isterseniz öyle varın. Kendileriniz için ileriye hazırlık yapın, önceden iyi ameller gönderin. Allah’dan korkun ve muhakkak onun huzuruna varacağınızı bilin. Takvâ sahibi müminlere cenneti müjdele.

Ali Rıza Safa

Kadınlarınız, sizin ekinliğinizdir; ekinliğinize istediğiniz gibi yaklaşın. Kendi benlikleriniz için hazırlık yapın ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Çünkü iyi bilin ki, kesinlikle O'na kavuşacaksınız; inananlara, sevinçli haberi ver.

Bayraktar Bayraklı

Eşleriniz sizin için ürün veren topraktır. Öyleyse, toprağınızı dilediğiniz gibi işleyin. Kendiniz için önceden hazırlık yapın. Allah'tan sakının; bilin ki siz Allah'a kavuşacaksınız. Müminleri müjdele!

Bekir Sadak

Kadinlariniz sizin tarlanizdir, tarlaniza istediginiz gibi gelin. Istikbal icin hazirlikli olun, Allah'tan sakinin. O'na, hic suphesiz kavusacaginizi bilin, bunu inananlara mujdele.

Celal Yıldırım

Kadınlarınız sizin (ürün veren, insan yetiştiren) tarlanızdır; tarlanıza nasıl (ve ne zaman) isterseniz geliniz. Bir de kendiniz için önceden (güzel ve yararlı) amelleri sunun; Allah'tan korkun; O'na elbette kavuşacağınızı bilin. Ve Sen, inananları müjdele!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kadınlar sizin ekeneğinizdir; ekeneğinize nasıl isterseniz öyle yaklaşın. Kendiniz için de önceden hazırlık yapın. Allah’tan sakının ve bilin ki O’na kavuşacaksınız. Müminleri müjdele.

Diyanet İşleri

Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah'a karşı gelmekten sakının ve her halde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele.

Diyanet İşleri (eski)

Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.

Diyanet Vakfi

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve herhalde onun huzuruna varacağınızı bilin! Sen müminleri müjdele!

Elmalılı Hamdi Yazır

kadınlarınız sizin için bir harsdir, o halde harsinize nasıl isterseniz varın ve kendileriniz için ileriye hazırlık yapın ve Allahdan korkun ve her halde onun huzuruna varacağınızı bilin, müjdele mü'minlere

Erhan Aktaş

Kadınlarınız sizin için ürün veren kimselerdir. O halde, ürün vereninize istediğiniz gibi varın. Kendiniz için önceden hazırlık yapın. Allah'a karşı takvalı olun. Bilin ki muhakkak O'na kavuşacaksınız. Ve Mü'minleri müjdele.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kadınlarınız sizin için ürün veren kimselerdir. O halde, ürün vereninize istediğiniz gibi varın. Kendiniz için önceden hazırlık yapın. Allah'a karşı takvalı olun. Bilin ki muhakkak O'na kavuşacaksınız. Ve müminleri müjdele.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kadınlarınız sizin için ürün veren kimselerdir. O halde, kadınlarınızla istediğiniz gibi ilişkiye girin. Kendiniz için önceden iyi şeyler hazırlayın. Allah'a karşı takvalı olun. Bilin ki muhakkak O'na kavuşacaksınız. Ve müminleri müjdele.

Fizilal-il Kuran

Kadınlarınız sizin çocuk üreten tarlalarınızdır. O halde, tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için ileriye dönük hazırlık yapın, günah işlemekten sakının ve mutlaka Allah 'a kavuşacağınızı bilin. Bunu müminlere müjdele.

Gültekin Onan

Kadınlarınız sizin (tohum ektiğiniz) tarlalarınızdır. Tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için [geleceğe hazırlık olarak güzel davranışlar] takdim edin. Tanrı'dan korkup sakının ve bilin ki elbette O'na kavuşucusunuz. İnançlılara müjde ver.

Hamdi Döndüren

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Öyleyse, tarlanıza dilediğiniz gibi yaklaşın! Kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah’tan sakının ve mutlaka O’na kavuşacağınızı bilin! (Bunu) mü’minlere müjdele!

Hasan Basri Çantay

Kadınlarınız sizin (evlad yetişdiren) tarlanızdır. O halde tarlanıza, dilediğiniz gibi, gelin. Kendiniz için önden (iyi ameller) gönderin (hayırlı evladlar yetişdirin). Bir de Allahdan korkun ve bilin ki her halde siz ona kavuşacaksınız. iman edenlere müjdele.

Hasib Asutay

Kadınlarınız sizin için (neslinizin devamını sağlayan) bir tarladır, tarlanıza (üreme organından olması şartı ile) nasıl isterseniz öyle varın. Kendiniz için önceden hazırlık yapın. (82) Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Resulüm!) Müminleri müjdele! (82. Temastan önce hazırlık hem maddi hem de besmele çekmek gibi manevi olarak yorumlanmıştır.)

Hayrat Neşriyat

Kadınlarınız sizin için bir tarladır; öyle ise tarlanıza dilediğiniz şekilde gelin ve kendiniz için (sâlih amellerle) hazırlık yapın! Hem Allah’dan sakının ve gerçekten siz O’na kavuşacak kimseler olduğunuzu bilin! (Ey Resûlüm!) O hâlde mü’minleri müjdele!

İbni Kesir

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Ve kendiniz için önceden iyi ameller gönderin. Bir de Allah'tan korkun. Ve bilin ki; siz, şüphesiz O'na kavuşacaksınız. İman edenleri müjdele.

Mehmet Okuyan

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın! Kendiniz için (ileriye) hazırlık yapın! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bilin ki şüphesiz siz O’na kavuşacaksınız. Müminleri (büyük ödülle) müjdele!

Muhammed Esed

Kadınlarınız sizin tarlalarınızdır; tarlanıza dilediğiniz şekilde girin, ama önce kendi ruhlarınız için bir hazırlık yapın. Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve bilin ki, O'na mutlaka kavuşacaksınız. Ve sen de (ey peygamber), imana erişenleri müjdele.

Mustafa İslamoğlu

Kadınlarınız, sizin için bir tür tarladır; tarlanıza nereden, nasıl ve ne zaman isterseniz öyle varın! Fakat önce kendi canlarınız için bir hazırlık yapın! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve unutmayın ki, mutlaka O'na kavuşacaksınız! Artık sen de mü'minleri müjdele!

Ömer Nasuhi Bilmen

Kadınlarınız sizin için bir ekin mahallidir. Binaenaleyh bu ekin yerinize nasıl isterseniz varın ve kendiniz için (güzel ameller) takdim edin. Ve Allah Teâlâ'dan korkunuz. Ve biliniz ki sizler şüphesiz O'nun huzuruna varacaksınızdır. Ve mü'minleri müjdele.

Ömer Öngüt

Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için ileriye hazırlık yapın, önceden iyi ameller gönderin. Allah'tan korkun, O'na mutlaka kavuşacağınızı bilin. Müminleri müjdele!

Suat Yıldırım

Eşleriniz sizin nesil yetiştiren tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz şekilde varın. Kendiniz için ilerisini düşünerek hazırlık yapın. Allah’ın haram kıldığı şeylerden korunun ve O’nun huzuruna varacağınızı iyi bilin. (Ey Resulüm)! müminleri müjdele!

Süleyman Ateş

Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için ileriye hazırlık yapın ve mutlaka Allah'a kavuşacağınızı bilin. İnananları müjdele.

Süleymaniye Vakfı

Kadınlarınız sizin için bir ekim yeridir. Ekim yerinize istediğiniz şekilde yaklaşabilirsiniz, kendiniz için ön hazırlık yapın. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve onun huzuruna varacağınızı bilin. Bunu inananlara müjdele.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kadınlarınız sizin için ekim yeridir. Ekim yerinize hoşunuza giden şekilde varın, kendiniz için ön hazırlık yapın. Allah'tan çekinerek korunun ve bilin ki O'nun huzuruna çıkarılacaksınız. Bunu (bu iyileştirmeyi), inananlara müjdele.

Şaban Piriş

Kadınlar sizin tarlanızdır! Tarlanıza istediğiniz gibi gelin, kendiniz için önceden hazırlık yapın. Ve Allah'tan korkun ve O'na kavuşacağınızı bilin, bunu müminlere müjdele!

Tefhim-ul Kuran

Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak güzel davranışlar) takdim edin. Allah'tan korkup sakının ve bilin ki elbette O'na kavuşucusunuz. İman edenlere müjde ver.

Ümit Şimşek

Kadınlarınız, tarlalarınızdır; tarlalarınıza dilediğiniz şekilde varın. Kendiniz için de hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve ona kavuşacağınızı unutmayın. Müjdele o mü'minleri!

Yaşar Nuri Öztürk

Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza dilediğiniz şekilde varın. Öz benlikleriniz için önceden bir şeyler gönderin. Allah'tan korkun ve bilin ki, O'na mutlaka ulaşacaksınız. İman sahiplerine müjde ver.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey möʼminlər!) Qadınlarınız sizin (övlad əkdiyiniz) tarlanızdır. İstədiyiniz vaxtda öz tarlanıza gəlin! Özünüz üçün qabaqcadan (yaxşı əməllər) hazırlayın! Allahdan qorxun və (qiyamət günü) Onun hüzuruna gedəcəyinizi bilin! (Ya Rəsulum!) İman gətirənlərə (Cənnətlə) müjdə ver!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Eure Frauen sind für den Nachwuchs wie der Boden für die Saat. Naht euch ihnen wie ihr wollt (im Rahmen des Gebotenen)! Fromme Werke sollt ihr im voraus leisten. Seid fromm Gott gegenüber und wißt, daß ihr Ihm begegnen werdet! Überbringe den Gläubigen frohe Botschaft!

Almanca — M. A. Rassoul

Eure Frauen sind ein Saatfeld für euch: darum bestellt euer Saatfeld wie ihr wollt. Doch schickt (Gutes) für euch voraus. Und fürchtet Allah und wisset, daß ihr Ihm begegnen werdet. Und verheiße den Gläubigen die frohe Botschaft.

Almanca — Muhammad Zaidan

Eure Ehefrauen sind (wie) ein Einpflanzungsort für euch, so kommt zu eurem Einpflanzungsort, wie ihr wollt, und legt euch etwas vor! Und handelt Taqwa gemäß ALLAH gegenüber und wisst, daß ihr gewiß Ihm begegnen werdet. Und überbringe den Mumin frohe Botschaft!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Your wives are where you cultivate your crop of posterity; they are your field wherein you cultivate mutual affection and emotion directed to attaining pleasure or satisfaction, therefore, till your tilth virtuously as you will and advance piety toward future security and revere Allah. And realise that you are destined to be in His August Presence Hereafter, and announce blissful tidings, O Muhammad, to those touched by the divine hand.

Abdul Haleem

Your wives are your fields, so go into your fields whichever way you like,and send [something good] ahead for yourselves. Be mindful of God: remember that you will meet Him.’ [Prophet], give good news to the believers.

Abdullah Yusuf Ali

Your wives are as a tilth unto you; so approach your tilth when or how ye will; but do some good act for your souls beforehand; and fear Allah. And know that ye are to meet Him (in the Hereafter), and give (these) good tidings to those who believe.

Abul A'la Maududi

Your wives are your tilth; go, then, into your tilth as you wish but take heed of your ultimate future and avoid incurring the wrath of Allah. Know well that one Day you shall face Him. Announce good tidings to the believers.

Aisha Bewley

Your women are fertile fields for you, so come to your fertile fields however you like. Send good ahead for yourselves and have taqwa of Allah. Know that you are going to meet Him. And give good news to the muminun.

Al-Hilali & Khan

Your wives are a tilth for you, so go to your tilth,[1] when or how you will, and send (good deeds, or ask Allâh to bestow upon you pious offspring) for your ownselves beforehand. And fear Allâh, and know that you are to meet Him (in the Hereafter), and give good tidings to the believers (O Muhammad صلى الله عليه وسلم)

Ali Quli Qarai

Your women are a tillage for you, so come to your tillage whenever you like, and send ahead for your souls, and be Godwary, and know that you will encounter Him; and give good news to the faithful.

Amatul Rahman Omar

Your wives are (as) a tilth (to produce and rear children) for you, so come to your tilth when and how you like and send forward (some good) for yourselves, and take Allâh as a shield, and know that you shall meet Him, and give good tidings to the believers.

Arthur John Arberry

Your women are a tillage for you; so come unto your tillage as you wish, and forward for your souls; and fear God, and know that you shall meet Him. Give thou good tidings to the believers.

Bijan Moeinian

Your wives are the bearers of your seed; so, approach them as you want. But take advantage of your life and do some good for your soul before the entertainment. Respect the Lord and bear in mind that pretty soon you have to stand in front of Him. Now give good news to mankind (that he may choose to live in Paradise forever.)

E. Henry Palmer

Your women are your tilth, so come into your tillage how you choose; but do a previous good act for yourselves, and fear God, and know that ye are going to meet Him; and give good tidings unto those who do believe.

Edip-Layth

Your women are cultivation for you. So approach your cultivation as you wish towards goodness. Be conscientious of God and know that you will meet Him, and give good news to those who acknowledge.

George Sale

Your wives are your tillage; go in therefore unto your tillage in what manner soever ye will: And do first some act that may be profitable unto your souls; and fear God, and know that ye must meet him; and bear good tidings unto the faithful.

Hamid S. Aziz

Your women are your tilth (to cultivate), so come into your tillage how you choose; but do a previous good act for yourselves, and fear Allah, and know that you are going to meet Him; and give good tidings unto those who do believe.

Mahmoud Ghali

Your women are a tillage for you; so come up to your tillage however you decide, and place forward (good deeds) for yourselves; and be pious to Allah, and know that you will be meeting Him. And give good tidings to the believers.

Marmaduke Pickthall

Your women are a tilth for you (to cultivate) so go to your tilth as ye will, and send (good deeds) before you for your souls, and fear Allah, and know that ye will (one day) meet Him. Give glad tidings to believers, (O Muhammad).

Mohamed Ahmed - Samira

Women are like fields for you; so seed them as you intend, but plan the future in advance. And fear God, and remember, you have to face Him in the end. So convey glad tidings to those who believe.

Muhammad Asad

Your wives are your tilth; go, then, unto your tilth as you may desire, but first provide something for your souls, and remain conscious of God, and know that you are destined to meet Him. And give glad tidings unto those who believe.

Mustafa Khattab

Your wives are like farmland for you,[1] so approach them ˹consensually˺ as you please.[2] And send forth something good for yourselves.[3] Be mindful of Allah, and know that you will meet Him. And give good news to the believers.

Progressive Muslims

Your women are a cultivation for you. So approach your cultivation as you wish towards goodness. And be aware of God and know that you will meet Him, and give good news to the believers.

Sahih International

Your wives are a place of sowing of seed for you, so come to your place of cultivation however you wish and put forth [righteousness] for yourselves. And fear Allah and know that you will meet Him. And give good tidings to the believers.

Sam Gerrans

“Your women are a tilth for you; so come to your tilth as you will, and send ahead for your souls; and be in prudent fear of God, and know that you will meet Him.” And bear thou glad tidings to the believers.

Shabbir Ahmed

Remember, that women in the society are the guardians of your future generations, just as a garden keeps the seeds and turns them into flowering plants. So, whenever you meet with women socially, treat them with respect, keeping the aforementioned principle in mind. This conduct will go a along way to insure the betterment of the future generations. Send forth good today for tomorrow. Be mindful of Allah's Laws and know that you will, one day face Him. O Messenger! Give good news to the believers.

Syed Vickar Ahamed

Your wives are like a tilth for you; Approach your tilth when or how you will; But do some good acts for your souls beforehand: And fear Allah, and know that you are to meet Him (in the Hereafter); And give the good news to those who believe.

Taqi Usmani

Your women are tillage for you to cultivate. So, come to your tillage from where you wish, and advance something for yourselves, and fear Allah, and know that you are to meet Him, and give good news to the believers."

The Monotheist Group

Your women are a cultivation for you. So approach your cultivation as you wish towards goodness. And be aware of God and know that you will meet Him, and give good news to the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Vos épouses sont pour vous un champ de labour; allez à votre champ comme (et quand) vous le voulez et œuvrez pour vous-mêmes à lʹavance. Craignez Allah et sachez que vous Le rencontrerez. Et fais gracieuse annonce aux croyants!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Jinên we ji bo we cihê zêdebûna kinêsa we ne, vêca hûn (di cihê kinêsê de) çawa dixwazin wisa herin cem jinên xwe û ji bo pêşeroja xwe (karên baş) pêşde bixin. Bi pêkanîna fermana Xweda xwe ji ezabê wî biparêzin û bizanin ku hûn ê muheqqeq herin huzûra Xwedê. Mizgîniyê bide bawermendan (ku padaşa wan bihişt e)!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie vrouwen zijn een akker voor jullie. Komt dan tot jullie akker hoe jullie willen. En laat er iets aan voorafgaan voor jullie zelf. Vreest God en weet dat jullie Hem zult ontmoeten. En verkondig het goede nieuws aan de gelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Uwe vrouwen zijn uw veld. Gaat in uw veld zoo als gij wilt, maar doet eerst iets wat goed is voor uwe zielen. Vreest God en weet dat gij eens voor hem zult verschijnen. Kondigt de geloovigen goede daden aan.

Hollandaca — Siregar

Jullie vrouwen zijn (als) akkers voor jullie, komt dan tot jullie akkers zoals jullie wensen. En stuurt voor jullie zelf (goede werken) vooruit en vreest Allah en weet dat jullie Hem zeker zullen ontmoeten. En geeft verheugende tijdingen aan de gelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Женщины [жены] ваши – пашня для вас (на которой вы сеете семя, и затем она дает детей по воле Аллаха). Ходите же на вашу пашню [вступайте в близость с женами] (только через дозволенный орган), как [с какой стороны] пожелаете [[Иудеи утверждали, что если муж будет иметь близость с женой со стороны спины, то ребенок родится косым. А это их ложное измышление.]]. И приготовьте для самих себя (праведные деяния, соблюдая повеления Аллаха), и остерегайтесь (наказания) Аллаха (выполняя то, что Он повелел и, сторонясь того, что Он запретил), и знайте, что вы встретите Его (в День Суда), – и обрадуй верующих (о, Пророк) (тем, что в Вечной жизни их ожидает благое воздаяние)!

Rusça — Osmanov

Ваши жены - Ваша пашня [где вы сеете семена потомства]. Приходите на вашу пашню, когда возжелаете. Готовьте для себя [грядущее добрыми деяниями], бойтесь Аллаха и знайте, что вы предстанете перед Ним. Обрадуй же этой [вестью] верующих.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Era hustrur är för er (som) en åker; beträd därför er åker, när och som ni önskar - men sörj (först) för era själar. Frukta Gud och var förvissade om att ni skall möta Honom. Och förkunna för de troende hoppets budskap.