Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّا اَضَٓاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ

meṧeluhum ke meṧeli elleƶī stevḳade nāran fe lemmā eDā'et mā Havlehu ƶehebe (a)llahu bi nūrihim ve terakehum fī Zulumātin lā yubSirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَثَلُهُمْmeṧeluhumم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.Onların durumu
2كَمَثَلِke meṧeliم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.durumu gibidir
3الَّذِيelleƶīkişinin
4اسْتَوْقَدَstevḳadeو ق دyakmak, ateşe vermek, ateş yakmakyakan
5نَارًاnāranن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateş
6فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
7اَضَٓاءَتْeDā'etض و اOrtaya çıkarıldı, görünür hale getirildi, keşfedildi veya açığa çıkarıldı. Ateşlerinin ışığında başkalarını görmek için karanlıkta duran biri, onlar onu göremezken.aydınlatır
8مَا
9حَوْلَهُHavlehuح و لDeğişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak, yolundan veya yönünden veya şeklinden sapma, yerinden kaldırılmak veya taşınmak, bir antlaşmadan/sözleşmeden/anlaşmadan/sözleşmeden geri çekilmek veya uzaklaşmak, sıçramak ve hayvanının veya atının sırtına sıkıca oturmak, geçmek, dönmek ve geçmek, tamamlanmak, bir ayırım/bölme/çit/engel/engel/tıkanma olarak müdahale etmek, birleşmeyi veya iletişimi önlemek için müdahale etmek, dökmek veya akıtmak, bir şeyi saçma/tutarsız/kendisiyle çelişen/gerçek olmayan/imkansız ilan etmek veya telaffuz etmek, bir şeyi beceri/yönetim/tatlı dil/ustalık kullanarak istemek veya aramak, birinin bir şey yapmasını istemek veya çalışmak, neredeyse katılaşmış veya donmuş, bir kişiye keskin veya dikkatli bir şekilde bakmak veya gözlerini dikmek, bir kişiyi kırbaçla vurmak veya vurmak istemek, bir kişiyi hesaplamak, bir kişiyi zayıf olarak değerlendirmek, çekingenlik veya kaçınma uygulamak, bir kişiye karşı hilebazlık veya kurnazlık veya tertip uygulamak, hile yapmak veya tuzak kurmak, strateji uygulamak.çevresini
10ذَهَبَƶehebeذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgiderdi
11اللّٰهُ(a)llahuAllah
12بِنُورِهِمْbi nūrihimن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakonların nurunu
13وَتَرَكَهُمْve terakehumت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.ve onları bıraktı
14فِيiçinde
15ظُلُمَاتٍZulumātinظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakkaranlıklar
16لَاdeğildir
17يُبْصِرُونَyubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörenlerden

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, bir ateş yakıp ışıklanmak isteyen kimseye benzerler. Ateş, çevrelerindeki şeyleri aydınlattı mı Allah, nurlarını alıverir de onları karanlıklarda bırakır, görmezler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, bir ateş yakıp ışıklanmak isteyen kimseye benzerler. Ateş, çevrelerindeki şeyleri aydınlattı mı Allah, nurlarını alıverir de onları karanlıklarda bırakır, görmezler.

Adem Uğur

Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.

Ahmed Hulusi

Onların misali ateş yakana benzer, ki yakılan ateş çevreyi aydınlatır. Ne varki kendi hakikatlerinden gelen nur açığa çıkmadığı için, karanlığa terkedilir; artık göremez!

Ahmet Tekin

Münâfıkların hakka davet karşısındaki davranışları, müjde ve uyarı ateşi yakan kimsenin verdiği bilgiye kuşkucu ve kararsız yaklaşan kimselerin haline benziyor. Alevler, Kur’ân âyetleri, peygamberin sünneti, Muhammed’in çevresindeki münafıklara da aydınlık sağlarken, iki yüzlülükleri sebebiyle, Allah onlara hak ve hakikati gösterecek aydınlığı yok ederek, onları şüphe, nifak ve inkâr karanlıklarında bırakıyor. Ne doğruyu, hakkı görebiliyorlar, ne de hayrı şerden ayırt edebiliyorlar.

Ahmet Varol

Bunların örneği ateş yakan bir adamın örneği gibidir ki, her ne zaman bu ateş o kişinin etrafını aydınlatsa Allah bunların gözlerinin nurunu alır da, hiçbir şeyi göremez halde karanlığın içinde kalırlar. [3]

Ali Bulaç

Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

Ali Fikri Yavuz

Onların hâli, o kimsenin hâli gibidir ki, o (korkulu bir sahrada) ateş yaktı da çevresini aydınlattığı zaman, tam o sırada Allah nurlarını giderip kendilerini karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler. (İşte münafıkların hâli de böyledir. Dünyada selâmet ve emniyet üzere olduklarını sanırlar, fakat öldükleri zaman kendilerine korku ve azâb gelir.)

Ali Rıza Safa

Onların durumu, ateş yakan kimselerin durumunun tıpkısıdır. Çevrelerini aydınlattığı zaman, Allah, onların aydınlıklarını alır ve göremez durumda karanlıklar içinde bırakır.

Bayraktar Bayraklı

Onların durumu, bir ateş yakan kimseye benzer. O ateş yanıp etrafını aydınlattığında, Allah hemen onların aydınlığını giderir ve onları hiçbir şey göremeyecekleri karanlıklar içinde bırakır.

Bekir Sadak

Onlar, cevresini aydinlatmak icin ates yakan kimseye benzerler ki, Allah isiklarini yok edince, onlari karanliklar icinde gormez bir halde birakmistir.

Celal Yıldırım

Onların durumu o kimselere benzer ki, bir ateş yakmak isteyip (yakılan) ateş çevrelerini aydınlatınca Allah ışıklarını tutup almış da onları zifiri karanlıklar içinde bırakmıştır. (Böylece onlar) göremez olmuşlardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların misali, bir ateş yakan insan gibidir. Ateş tam etrafını aydınlattığında Allah ışıklarını yok eder de onları karanlıklar içinde, hiçbir şeyi görmez bir halde bırakıverir.

Diyanet İşleri

Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimseye benzerler ki, Allah ışıklarını yok edince, onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakmıştır.

Diyanet Vakfi

Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunların durumu, bir ateş yakmak isteyen kimsenin durumuna benzer. Ateş, çevresindekileri aydınlatınca Allah, nurlarını gideriverip kendilerini karanlıklar içinde bırakır. Artık bunlar görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

bunların meseli şunun meseline benzer ki bir ateş yakmak istedi, vakta ki çevresindekileri aydınlattı, tam o sırada Allah nurlarını gideriverip kendilerini zulmetler içinde bıraktı, artık bunlar görmezler

Erhan Aktaş

Onların durumu karanlıkta ateş yakan kimselerin durumu gibidir. Ateş, etraflarını aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların ışığını yok eder ve onları karanlıklar içinde görmez halde bırakır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların durumu karanlıkta ateş yakan kimselerin durumu gibidir. Ateş, etraflarını aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların ışığını yok eder ve onları karanlıklar içinde görmez halde bırakır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların durumu karanlıkta ateş yakan kimselerin durumu gibidir. Ateş, etraflarını aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların ışığını yok eder ve onları karanlıklar içinde görmez halde bırakır.

Fizilal-il Kuran

Onların durumu karanlıkta ateş yakan kimseler gibidir. Ateş etraflarını aydınlattığı zaman Allah onların aydınlıklarını gidererek kendilerini hiçbir şey göremeyecekleri koyu bir karanlıkta bırakır.

Gültekin Onan

Onların hali / örneği / durumu, ateş yakan kimsenin hali / örneği / durumu gibidir: Ateş çevresini aydınlatmaya başlayınca Tanrı onların ışığını (nur) giderir ve onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakıverir.

Hamdi Döndüren

Onların (münafıkların) durumu, ateş yakmak isteyen kimsenin durumu gibidir. Ancak ateş etrafını aydınlattığında, Allah onların ışıklarını giderip, kendilerini karanlıklar içinde bırakır; artık görmezler.

Hasan Basri Çantay

Onların haali bir ateş yakanın haali gibidir ki o (ateş) çevresindekileri aydınlatınca Allah ışıklarını giderib (söndürüb) kendilerini karanlıklar içinde, görmez (ve şaşkın kimse) ler haalinde bırakıvermişdir.

Hasib Asutay

Bunların durumu (karanlıkta) ateş yakan kimsenin durumuna benzer ki, o (ateş) çevresindekileri aydınlatınca, Allah onların ışığını giderir ve onları görmez bir şekilde karanlıklar içinde bırakır. (6) (6. Verilen bu örnek, münafıkların önce iman edip İslâm'ın nuru ile aydınlandıklarını, ancak daha sonra kâfir olduklarını gösterir.)

Hayrat Neşriyat

Onların (o münâfıkların) misâli, (karanlıkta) ateş yakan kimsenin hâli gibidir. Derken (o ateş) etrâfını aydınlatınca, Allah onların nûrunu giderdi ve onları karanlıklar içinde görmez bir hâlde bıraktı.

İbni Kesir

Onların misali; ateş yakan kimsenin misali gibidir ki, ateş çevresindekileri aydınlatınca, Allah onların ışığını giderdi. Karanlıkların içerisinde görmez halde bırakıverdi.

Mehmet Okuyan

Onların (münafıkların) durumu, (karanlıkta) ateş tutuşturan kişi gibidir. (Ateş), etrafını aydınlattığında Allah onların aydınlığını hemen giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (hiçbir şey) göremezler.

Muhammed Esed

Onların hali, ateş yakan öyle kimselerin haline benzer ki, o (ateş), çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah, görmesinler diye ışıklarını alıp onları zifiri karanlığa gömer;

Mustafa İslamoğlu

Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: O kişi bir meş'ale tutuşturdu; Alevler etrafını aydınlatır aydınlatmaz Allah (gözlerinin) nurunu alıverdi ve kendilerini karanlıklar içinde bıraktı; artık göremezler:

Ömer Nasuhi Bilmen

Onların meseli, ateş yakmış kimsenin meseli gibidir ki, o ateş vaktâ ki çevresindekilerini aydınlattı.Hak Teâlâ hemen onların nûrunu giderdi, onları zulmetler içinde görmez bir halde bıraktı.

Ömer Öngüt

Onların (münafıkların) hali, karanlık bir gecede ateş yakan kimsenin durumuna benzer. Ki, ateş tam onların çevresini aydınlatmışken, Allah onların nurlarını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır. Onlar artık hiçbir şeyi göremez olurlar.

Suat Yıldırım

Bunların durumu, aydınlanmak için ateş yakan bir kimsenin durumuna benzer. Ateş çevresini aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların gözlerinin nurunu giderir ve karanlıklar içinde bırakır, onlar da göremez olurlar.

Süleyman Ateş

Onların durumu, tıpkı şuna benzer ki, (aydınlanmak için) bir ateş yakmak istedi. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz, Allah onların nurunu giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler.

Süleymaniye Vakfı

Onların durumu, ateş yakmaya çalışanın durumu gibidir: Ateş tam da o kişinin çevresindekileri aydınlattığı sırada Allah, onların ışığını söndürür ve onları hiçbir şey göremez halde karanlıklar içinde bırakır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tıpkı bir meşale yakmak isteyen kişiye benzerler. Meşale çevresini aydınlatınca sanki Allah, gözlerini kör etmiş ve onlan karanlıklar içinde bırakmış da bir şey göremez hale gelmişlerdir.

Şaban Piriş

Onların hali, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimsenin haline benzer. Ateş çevresindekileri aydınlattığı sırada Allah onun ışığını giderir ve onları karanlıklar içerisinde görmez bir halde bırakır.

Tefhim-ul Kuran

Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

Ümit Şimşek

Onların hali, ateş yakan kimsenin durumu gibidir. Ateş parlayıp da çevresini aydınlatınca, Allah onların nurunu alıp onları karanlıkta bırakmış, birşey göremez olmuşlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: Bir ateş tutuşturmak istedi. Ateş, çevresindekileri aydınlattığında, Allah onların ışığını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların (münafiqlərin) halı (qaranlıq gecədə) od yandıran şəxsin halına bənzər. Od (yanıb) ətrafındakıları işıqlandırdığı zaman Allah onların işıgını keçirər və özlərini zülmət içərisində qoyar, (artıq heç nə) görməzlər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sie gleichen jemandem, der ein Feuer anzündete, das zunächst die umliegende Gegend erhellte. Dann ließ Gott das Licht ausgehen, und sie fanden sich hilflos in Dunkelheit, in der sie nichts sahen.

Almanca — M. A. Rassoul

Ihr Beispiel ist dem Beispiel dessen gleich, der ein Feuer anzündet; und als es nun alles um ihn herum erleuchtet hatte, ließ Allah ihr Licht verschwinden und ließ sie in Finsternissen zurück, und sie sahen nichts

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr Gleichnis ähnelt dem Gleichnis desjenigen, der Feuer anzumachen suchte, und nachdem es seine Umgebung erhellt hatte, nahm ALLAH ihnen ihr Licht weg und ließ sie in Finsternissen zurück - sie können nicht sehen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Their example stands similitude exact of someone who has kindled a fire togive light to a body of companions and when the surroundings glowed with light, Allah extinguished their fire and their alacrity and quenched their light and cut them off illumination and enlightenment and left them in want of physical, spiritual and intellectual sight,

Abdul Haleem

They are like people who [labour to] kindle a fire: when it lights up everything around them, God takes away all their light, leaving them in utter darkness, unable to see-

Abdullah Yusuf Ali

Their similitude is that of a man who kindled a fire; when it lighted all around him, Allah took away their light and left them in utter darkness. So they could not see.

Abul A'la Maududi

They are like him who kindled a fire, and when it lit up all around him, Allah took away the light (of their perception) and left them in utter darkness where they can see nothing.

Aisha Bewley

Their likeness is that of people who light a fire, and then when it has lit up all around them, Allah removes their light and leaves them in darkness, unable to see.

Al-Hilali & Khan

Their likeness is as the likeness of one who kindled a fire; then, when it lighted all around him, Allâh took away their light and left them in darkness. (So) they could not see.

Ali Quli Qarai

Their parable is that of one who lighted a torch, and when it had lit up all around him, Allah took away their light, and left them sightless in a manifold darkness.

Amatul Rahman Omar

Their case is like the case of a person who kindled a fire (in darkness) but no sooner did it light up their surroundings than Allâh took away their light and left them in different kinds of darkness, (in a state in which) they could see nothing.

Arthur John Arberry

The likeness of them is as the likeness of a man who kindled a fire, and when it lit all about him God took away their light, and left them in darkness unseeing

Bijan Moeinian

Their case may be compared to the case of those who started a fire in the darkness. As soon as they started to see around themselves, God [in account of their mockery] took their light away and left them in absolute darkness; unable to see.

E. Henry Palmer

Their likeness is as the likeness of one who kindles a fire; and when it lights up all around, God goes off with their light, and leaves them in darkness that they cannot see.

Edip-Layth

Their example is like one who lights a fire, so when it illuminates what is around him, God takes away his light and leaves him in the darkness not seeing.

George Sale

They are like unto one who kindleth a fire, and when it hath enlightened all around him; God taketh away their light and leaveth them in darkness, they shall not see;

Hamid S. Aziz

Their likeness is as the likeness of one who kindles a fire; and when it lights up all around, Allah goes off with their light, and leaves them in darkness that they cannot see.

Mahmoud Ghali

The likeness of them is as the likeness of one who set to kindle a fire; so, as soon as it illuminated whatever is around him, Allah went away with their light, (i. e., took away their light)and left them in darkness (es) (where) they do not behold (anything).

Marmaduke Pickthall

Their likeness is as the likeness of one who kindleth fire, and when it sheddeth its light around him Allah taketh away their light and leaveth them in darkness, where they cannot see,

Mohamed Ahmed - Samira

They are like a man who kindles a fire, and when its glow has illumined the air God takes away their light leaving them in the dark where they will not be able to see.

Muhammad Asad

Their parable is that of people who kindle a fire: but as soon as it has illumined all around them, God takes away their light and leaves them in utter darkness, wherein they cannot see:

Mustafa Khattab

Their example is that of someone who kindles a fire, but when it lights up all around them, Allah takes away their light, leaving them in complete darkness—unable to see.

Progressive Muslims

Their example is like one who lights a fire, so when it illuminates what is around him, God takes away his light and leaves him in the darkness not seeing.

Sahih International

Their example is that of one who kindled a fire, but when it illuminated what was around him, Allah took away their light and left them in darkness [so] they could not see.

Sam Gerrans

Their likeness is as the likeness of one who kindled a fire: — when it had illuminated what was round about him, God took away their light and left them in darkness; they do not see.

Shabbir Ahmed

Their example is that of a person who lights up a fire in darkness (without adequate fuel). As soon as brightness surrounds them, Allah (the Divine Law) takes away their light leaving them in darkness where they cannot see. (The Lasting Light is nothing but the Divine guidance).

Syed Vickar Ahamed

Their similitude is that of a man who started a fire; When it shed light all around him Allah took away their light and left them in total darkness, so they could not see.

Taqi Usmani

Their situation is like that of a man who kindles a fire, and when it illuminates everything around him, Allah takes away their lights and leaves them in layers of darkness, so that they see nothing.

The Monotheist Group

Their example is like the one who lights a fire, so when it illuminates what is around him, God takes away his light and leaves him in the darkness not seeing.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils ressemblent à quelquʹun qui a allumé un feu; puis quand le feu a illuminé tout à lʹentour, Allah a fait disparaître leur lumière et les a abandonnés dans les ténèbres où ils ne voient plus rien.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Rewşa wan (munafiqan) eynî wekî rewşa wî kesî ye ku (di şeva tarî de) agir vêxistibe. Çi dema agir vêket û ronahî da hawirdora wî; ji nişka ve Xwedê (agirê wan vemirand) ronahiya wan bir û ew bi awayê ku tiştekî nabînin di tarîtiyê de hiştin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij lijken bijvoorbeeld op iemand die een vuur aangestoken heeft. Als het dan alles rondom hem verlicht, neemt God hun licht weg en laat hen achter in de duisternis, zodat zij niets zien.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij gelijken op hem, die een vuur ontsteekt en dat, wanneer het zijn licht op de omringende voorwerpen heeft geworpen, door God wordt uitgebluscht, hen in de duisternis latende opdat zij niet kunnen zien.

Hollandaca — Siregar

Hun gelijkenis is als de gelijkenis van degene die een vuur ontsteekt: wanneer het (vuur) zijn omgeving verlicht, dan neemt Allah hun licht weg en laat Hij hen in de duisternissen achter. Zij zien niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

По примеру [[Лицемеры, это те, которые вначале уверовали, и в их души вошел свет веры. Но затем у них появилось сомнение в вере и они из-за этого сомнения стали неверующими. Они по своему положению подобны тем людям, которые зажгли огонь, чтобы осмотреть местность и найти правильный путь. Однако, когда огонь погас, они оказались в кромешной тьме, и им не удается видеть и найти дорогу. Это потому что они не поняли достоинств веры и ее красоты. И они оказались в растерянности от своего положения и не видят ни (одного) пути из (множества) путей для верного пути и спасения.]] они [лицемеры] подобны тому, кто (темной ночью) зажег огонь (чтобы людям, которые идут в темноте, можно было видеть путь), а когда он осветил все, что кругом него, Аллах унес их свет [огонь погас] и оставил их во мраке [кромешной тьме], так что они не видят (куда идти).

Rusça — Osmanov

Они похожи на тех, кто зажег огонь, когда же огонь озарил все кругом, Аллах убрал свет и оставил их в непроглядном мраке.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De kan liknas vid en (man) som tänder en eld, och då elden lyser upp (alla) som står omkring, tar Gud ifrån dem deras ljus och lämnar dem i mörker så att de ingenting kan se -