Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

تِلْكَ اُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ

tilke ummetun ḳad ḣalet lehā mā kesebet ve lekum mā kesebtum ve lā tuselūne ǎmmā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تِلْكَtilkeİşte onlar
2اُمَّةٌummetunا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]bir ümmetti
3قَدْḳadki
4خَلَتْḣaletخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsizgelip geçti
5لَهَاlehāonlarındır
6مَاşeyler
7كَسَبَتْkesebetك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.kazandıkları
8وَلَكُمْve lekumve sizindir
9مَاşeyler
10كَسَبْتُمْkesebtumك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.sizin kazandıklarınız
11وَلَاve lā
12تُسْـَٔلُونَtuselūneس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksorulmazsınız
13عَمَّاǎmmāşeylerden
14كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
15يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatonların yapıyor

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazançları onlara, sizin kazancınız size. Onların yaptıkları sizden sorulmaz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazançları onlara, sizin kazancınız size. Onların yaptıkları sizden sorulmaz.

Adem Uğur

Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.

Ahmed Hulusi

İşte onlar bir ümmetti (topluluktu), geçtiler gittiler! Onların kazandıkları kendilerine aittir, sizin kazandıklarınız da size! Ve size onların yaptıklarının hesabı sorulmayacaktır.

Ahmet Tekin

Onlar hayatlarını yaşayarak geçip giden milletlerdir. Onların işledikleri sâlih amellerin, yaptıkları hayırların, kazandıkları sevapların, yüklendikleri günahların, isyanların ve haksızlıkların karşılığını görecektir. Siz de işlediğiniz sâlih amellerin, kazandığınız sevapların, yüklendiğiniz günahların, isyanların, haksızlıkların karşılığını göreceksiniz. Siz onların işledikleri amellerden, günahlardan, hesaplarından sorumlu tutulmayacaksınız.

Ahmet Varol

Onlar geçmiş bir ümmetti. Onların kazandıkları kendilerine sizin kazandıklarınız ise sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.

Ali Bulaç

Onlar, bir ümmetti, gelip geçti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Ali Fikri Yavuz

O bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandığı kendilerinin, sizin kazandığınız da sizin; ve siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.

Ali Rıza Safa

İşte, o topluluklar gelip geçtiler. Onların kazandıkları onların, sizin kazandıklarınız sizindir. Zaten onların yaptıklarından, siz sorumlu değilsiniz.

Bayraktar Bayraklı

Onlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmeyeceksiniz.

Bekir Sadak

Onlar gecmis birer ummettir. Kazandiklari kendilerine, sizin kazandiklariniz da sizedir. Onlarin yapmis olduklarindan sorumlu degilsiniz. *

Celal Yıldırım

Onlar birer ümmetdi ki gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinedir; sizin de kazandıklarınız sizedir. Onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz.

Diyanet İşleri

Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar geçmiş birer ümmettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.

Diyanet Vakfi

Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar bir ümmet idiler, gelip geçtiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız. Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar bir ümmetti gelip geçtiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandığınız ve siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O bir ümmetti geldi geçti, ona kendi kazandığı size de kendi kazandığınız ve siz onların işlediklerinden mes'ul değilsiniz

Erhan Aktaş

Onlar, gelip geçen bir ümmetti. Onların kazandıkları onlara; sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, gelip geçen bir ümmetti. Onların kazandıkları onlara; sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar gelip geçen bir ümmettiler. Onların kazandıkları onlara; sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Fizilal-il Kuran

Onlar daha önce gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmazsınız

Gültekin Onan

İşte onlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız / sorulmayacaksınız.

Hamdi Döndüren

Bunlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz.

Hasan Basri Çantay

Onlar birer ümmetdi, (gelib) geçdi. (O ümmetlerin) kazandığı kendilerinin, sizin kazandığınız da sizindir ve siz onların işlemiş olduklarından mes'ul de olacak değilsiniz.

Hasib Asutay

Onlar, bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.

Hayrat Neşriyat

Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. (Onların) kazandıkları kendilerine,(sizin) kazandıklarınız da sizedir. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından suâl olunmayacaksınız!

İbni Kesir

Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Ve siz onların yapmış olduklarından sorulmazsınız.

Mehmet Okuyan

Onlar bir ümmetti, elbette gelip geçti(ler). Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.

Muhammed Esed

"Şimdi o toplumlar gelip geçtiler; onların kazandıkları onlara yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size. Ve siz onların yaptıklarından ötürü yargılanacak değilsiniz."

Mustafa İslamoğlu

"O toplumlar şimdi geçip gittiler: Onların kazandıkları kendilerine sizin kazandırdıklarınız da size aittir; ve siz onların yaptıklarından kesinlikle sorumlu tutulmayacaksınız."

Ömer Nasuhi Bilmen

O bir ümmettir ki, gelip geçmiştir. Ona kendi kazandığı, size de sizin kazandığınız vardır. Ve siz onların yapmış olduklarından mesul olmayacaksınız.

Ömer Öngüt

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size âittir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Suat Yıldırım

İşte onlar bir ümmetti geldi geçti... Onların kazandığı kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir! Siz onların işlediklerinden sorguya çekilmezsiniz.

Süleyman Ateş

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size aittir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.

Süleymaniye Vakfı

Onlar gelip geçmiş bir topluluktur. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız size! Onların yaptıkları işler size sorulmayacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar ömürlerini tamamlamış bir toplumdur. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız size. Onların yaptıkları size sorulmayacaktır.

Şaban Piriş

Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir. Ve siz onların yaptıklarından dolayı sorumlu olmayacaksınız.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, bir ümmetti, gelip geçti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.

Ümit Şimşek

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız sizedir. Onların yaptıkları sizden sorulmaz.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Kazandıkları kendilerine. Sizin kazandığınız da size. Onların yapıp ettiklerinden siz sorumlu olmayacaksınız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar bir ümmət idi ki, gəlib getdi. Onların qazandıqları özlərinə, sizin qazandığınız isə sizə aiddir. Siz onların etdikləri barədə sorğu-sual olunmayacaqsınız.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (İbrahim, Yəʼqub və övladı) bir ümmət (camaat) idilər ki, keçib getdilər, onların qazandıqları (əməllər) özlərinə, sizinki isə özünüzə aiddir. Onların əməlləri haqda sizdən sorğu-sual olunmaz.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das sind Menschen, die einst gelebt haben! Sie sind verantwortlich für ihre Werke, und ihr habt eure Werke, für die ihr verantwortlich seid. Ihr werdet nicht wegen ihrer Taten zur Rechenschaft gezogen.

Almanca — Der Edle Quran

Das ist eine Gemeinschaft, die schon vergangen ist; ihr kommt zu, was sie verdient hat und euch, was ihr verdient habt. Und ihr werdet nicht danach befragt werden, was jene zu tun pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Dies ist eine Gemeinde der Vergangenheit; ihr wird zuteil, was sie sich erworben hat, und euch wird zuteil, was ihr euch erworben habt. Und ihr werdet nicht für das verantwortlich sein, was jene getan haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diese war eine Umma, die bereits verging. Ihr gebührt, was sie erworben hat, und euch gebührt, was ihr erworben habt, und ihr werdet nicht zur Rechenschaft gezogen für das, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These were a people who have passed through nature to Eternity; they are accountable for their actions and you are accountable for yours, and you shall not be responsible for their deeds.

Abdul Haleem

That community passed away: what they earned belongs to them, and what you earn belongs to you. You will not be answerable for their deeds.

Abdullah Yusuf Ali

That was a people that hath passed away. They shall reap the fruit of what they did, and ye of what ye do! Of their merits there is no question in your case:

Abul A'la Maududi

Now, they were a people who passed away. Theirs is what they earned, and yours is what you earn; you shall not be questioned concerning what they did.

Aisha Bewley

That was a community which has long since passed away. It has what it earned. You have what you have earned. You will not be questioned about what they did.

Al-Hilali & Khan

That was a nation who has passed away. They shall receive the reward of what they earned, and you of what you earn. And you will not be asked of what they used to do.

Ali Quli Qarai

That was a nation that has passed: for it there will be what it has earned, and for you there will be what you have earned, and you will not be questioned about what they used to do.

Amatul Rahman Omar

These are community preaching righteousness that have passed away; for them is (the good fruit of) what (good deeds) they performed, while for you is (the reward of) what (good and noble deeds) you perform. And you shall not be called to account for their deeds.

Arthur John Arberry

That is a nation that has passed away; there awaits them that they have earned, and there awaits you that you have earned; you shall not be questioned concerning the things they did.

Bijan Moeinian

They were a people of another time, responsible for their deeds. You will be responsible for your deeds and be rewarded accordingly with no reference whatsoever to them.

E. Henry Palmer

That is a nation that has passed away; theirs is what they gained, and yours shall be what ye have gained; ye shall not be questioned as to that which they have done.

Edip-Layth

That was a nation that passed away; to them is what they earned and to you is what you have earned; you will not be asked about what they did.

George Sale

That people are passed away, they have what they have gained, and ye shall have what ye gain, nor shall ye be questioned concerning that which they have done.

Hamid S. Aziz

That was a nation that has passed away. Theirs is what they earned, and your s shall be what you have earned; you shall not be questioned as to that which they have done.

Mahmoud Ghali

That is a nation (that) has already passed away; it will have whatever it earned; and you will have whatever you have earned; and you will not be questioned about whatever they used to do.

Marmaduke Pickthall

Those are a people who have passed away; theirs is that which they earned and yours that which ye earn. And ye will not be asked of what they used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

Or do you claim that Abraham and Ishmael and Isaac and Jacob and their offspring were Jews or Christians? Say: "Have you more knowledge than God?" Who is more wicked than he who conceals the testimony he received from God? God is not unaware of all you do.

Muhammad Asad

"Now those people have passed away; unto them shall be accounted what they have earned, and unto you, what you have earned; and you will not be judged on the strength of what they did. "

Mustafa Khattab

That was a community that had already gone before. For them is what they earned and for you is what you have earned. And you will not be accountable for what they have done.

Progressive Muslims

That was a nation that passed away, to them is what they earned and to you is what you have earned; you will not be asked about what they did.

Sahih International

That is a nation which has passed on. It will have [the consequence of] what it earned, and you will have what you have earned. And you will not be asked about what they used to do.

Sam Gerrans

That is a community which has passed away. It has what it earned, and you have what you earned; and you will not be questioned about what they did.

Shabbir Ahmed

Nevertheless, these are a people who have passed on. They are responsible for their doings and you are responsible for your doings. (Keep this Law in mind). You will not even be asked of what they used to do.

Syed Vickar Ahamed

Those were a people that have passed away. They shall reap the fruit of what they did, and you of what you do! About their merits, there is no question in your case!

Taqi Usmani

Those are a people who have passed away. For them is what they earned, and for you is what you earned, and you shall not be questioned about what they have been doing.

The Monotheist Group

That is a nation that has passed away; to them is what they have earned, and to you is what you have earned; and you will not be asked regarding what they did.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Voilà une génération bel et bien révolue. A elle ce quʹelle a acquis, et à vous ce que vous avez acquis. Et on ne vous demandera pas compte de ce quʹils faisaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew umetek bûn, hatin û çûn. Ya ku wan bi dest xistiye ji wan re ye û ya ku we bi dest xistiye ji we re ye. Hûn ji ya ku wan kiriye ne berpirsyar in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat is een gemeenschap die voorbijgegaan is. Haar komt toe wat zij verdiend heeft en jullie komt toe wat jullie verdiend hebben. Jullie hoeven geen verantwoording af te leggen over wat zij gedaan hebben.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit volk is voorbijgegaan; wat het verdiende, heeft het ontvangen, en ook gij zult ontvangen wat gij verdient hebt; maar men zal u niet vragen wat anderen gedaan hebben.

Hollandaca — Siregar

Dat was een gemeenschap die waarlijk heen is gegaan. Voor haar is wat zij heeft verworven, en voor jullie is wat jullie hebben verworven en jullie zullen niet worden ondervraagd over wat zij plachten te bedrijven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Эта (община) [Ибрахим со своими сыновьями и Йакуб со своими сыновьями] – община, которая уже прошла [которой сейчас уже нет]; ей [этой бывшей общине] – то, что она приобрела [вам не будет зачислено ничего из их деяний], а вам – то, что вы приобрели [они ничего не обретут из ваших деяний], и вас не спросят о том, что делали они [каждому воздастся только по его деяниям, и ни один человек не будет спрошен за грех другого].

Rusça — Osmanov

Эти народы уже ушли. Им - то, что они заслужили, а вам - то, что вы заслужили, и с вас не спросят за содеянное ими.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Deras tid är förbi. De skall lönas efter vad de har gjort och ni skall lönas efter vad ni har gjort. Ni skall inte ställas till svars för deras handlingar.