Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
وَكَانَ يَأْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِۖ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهِ مَرْضِيًّا
ve kāne ye'muru ehlehu bi S-Salāti ve z-zekāti ve kāne ǐnde rabbihi merDiyyen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ehline, ayâline namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi, Rabbinin katından da rızâsını kazananlardandı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ehline, ayâline namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi, Rabbinin katından da rızâsını kazananlardandı.
Adem Uğur
Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Ahmed Hulusi
Ailesine salatı yaşamayı ve safiyeti emrederdi. Rabbinin indinde mardiye (şuurunda - tecelli-i sıfat) idi.
Ahmet Tekin
Ailesine, akrabalarına, halkına namaz kılmayı öğretiyor, namazı muntazam kılabilecekleri, vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı tahsil edebilecekleri, gerekli yerlere harcayabilecekleri bir düzen kuruyor, namazı kılmalarını ve zekâtı vermelerini emrediyor, onlara rehberlik, imamlık ediyordu. Rabbinin katında rızasını kazanma mertebesine ermişti.
Ahmet Varol
Halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında da kendinden razı olunmuş biriydi.
Ali Bulaç
Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.
Ali Fikri Yavuz
Ümmetine de namaz kılmayı, zekât vermeyi emrederdi ve Rabbi katında rızaya kavuşmuştu.
Ali Rıza Safa
Ailesine, namazı ve zekatı öğütlerdi. Efendisinin katında hoşnutluk kazanmıştı.
Bayraktar Bayraklı
Ailesine/halkına namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Bekir Sadak
Cevresinde bulunanlara namaz kilmalarini, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katinda hosnudluga ermisti.
Celal Yıldırım
Ailesine ve yakınlarına namaz ve zekât ile emrederdi ve o, Rabbinin yanında beğenilmiş, hoşnutluğa erişmişti.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Halkına namazı ve zekâtı emrederdi ve rabbinin rızâsına ermişti.
Diyanet İşleri
Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
Diyanet İşleri (eski)
Çevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
Diyanet Vakfi
Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ailesine namaz ve zekat emrederdi ve Rabbi katında hoşnutluğa ermişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve hanedanına namaz ve zekat ile emrederdi ve rabbının ındinde merdıyy idi
Erhan Aktaş
Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu. Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu. Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu. Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.
Fizilal-il Kuran
O yakınlarına namaz kılmayı ve zekât vermeyi emrederdi. O Rabbinin hoşnutluğunu kazanmış bir kişi idi.
Gültekin Onan
Ehline, namazı ve zekatı buyuruyordu ve o, rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.
Hamdi Döndüren
Halkına namazı ve zekâtı emrederdi. O, Rabbi yanında da beğenilmiş bir kimse idi.
Hasan Basri Çantay
Kavmine namaz (kılmayı), zekat (vermeyi) emr ederdi. Rabbi nezdinde rızaya ermişdi o.
Hasib Asutay
Halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
Hayrat Neşriyat
Ehline (ve ümmetine) namazı ve zekâtı emrederdi; hem Rabbisinin katında rızâya mazhar olmuş bir kimse idi.
İbni Kesir
Kavmine namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbının katında hoşnudluğu ermişti.
Mehmet Okuyan
Ayrıca o, ailesine (destekçilerine) salâtı (Allah’a desteği, namazı) ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış biriydi.
Muhammed Esed
Ve halkına salatı ve zekatı emrederdi; ve o da Rabbinin katında hoşnutluk kazanmıştı.
Mustafa İslamoğlu
Ve yakınlarına Allah davasına destek vermeyi ve arınmak için ödenmesi gereken bedeli ödemeyi emrederdi; ve o da Rabbi katında hatırı sayılan biriydi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hanedanına namaz ile ve zekât ile emrederdi ve Rabbinin indinde rızaya nâil olmuştu.
Ömer Öngüt
Âilesine ve yakınlarına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin nezdinde beğenilmiş, hoşnutluğa ermişti.
Suat Yıldırım
Halkına namazı ve zekâtı tavsiye ederdi. Rabbinin râzı olduğu biri idi.
Süleyman Ateş
Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti.
Süleymaniye Vakfı
O, ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin katında kendisinden razı olunan bir kişiydi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Ailesine namazı ve zekatı emreder ve Rabbinin katında beğenilirdi.
Şaban Piriş
Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin yanında kendisinden hoşnut olunan birisiydi.
Tefhim-ul Kuran
Halkına, namazı ve zekâtı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan) dı.
Ümit Şimşek
Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbinin katında da rızaya erişmişti.
Yaşar Nuri Öztürk
Ailesine namazı, zekatı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kişiydi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O öz ailəsinə namaz qılmağı, zəkat verməyi əmr edirdi. O, Rəbbinin rizasını qazanmışdı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O öz ümmətinə namaz qılmağı, zəkat verməyi əmr edirdi. O, Rəbbinin rizasını qazanmışdı. (İsmailin əməli Allah dərgahında bəyənilmişdi).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Er pflegte seinen Angehörigen zu befehlen, das Gebet zu verrichten und die Zakat-Abgaben zu entrichten, und er erfreute sich des Wohlgefallens seines Herrn.
Almanca — Der Edle Quran
Und er pflegte seinen Angehörigen das Gebet und die Abgabe zu befehlen, und er war seinem Herrn wohlgefällig.
Almanca — M. A. Rassoul
und er pflegte seinen Angehörigen Gebet und Zakah ans Herz zu legen und war seinem Herrn wohlgefällig.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und er pflegte, seiner Familie das rituelle Gebet und die Zakat zu gebieten. Und er war bei seinem HERRN ein Angenommener!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
He always enjoined his family and his people the practice of praying to Allah and the religious duty of Zakat, and he was very near and well pleasing to Allah, his Creator.
Abdul Haleem
He commanded his household to pray and give alms, and his Lord was well pleased with him.
Abdullah Yusuf Ali
He used to enjoin on his people Prayer and Charity, and he was most acceptable in the sight of his Lord.
Abul A'la Maududi
He enjoined his household to observe Prayer and to give Zakah (purifying alms); and his Lord was well pleased with him.
Aisha Bewley
He used to command his people to do salat and give zakat and he was pleasing to his Lord.
Al-Hilali & Khan
And he used to enjoin on his family and his people As-Salât (the prayers) and the Zakât and his Lord was pleased with him.
Ali Quli Qarai
He used to bid his family to [maintain] the prayer and to [pay] the zakāt, and was pleasing to his Lord.
Amatul Rahman Omar
He enjoined his people to observe prayer and present alms. He was well pleasing to his Lord.
Arthur John Arberry
He bade his people to pray and to give the alms, and he was pleasing to his Lord.
Bijan Moeinian
He would invite his folks to worship Me on regular basis and encourage them to be charitable. God is satisfied with him.
E. Henry Palmer
and he used to bid his people prayers and almsgiving, and was acceptable in the sight of his Lord.
Edip-Layth
He used to instruct his family with the contact prayer and towards betterment, and his Lord was pleased with him.
George Sale
And he commanded his family to observe prayer, and to give alms; and he was acceptable unto his Lord.
Hamid S. Aziz
And mention Ishmael in the Book; verily, he was true to his promise, and was a messenger and a prophet.
Mahmoud Ghali
And he used to command his family to (keep up) the prayer and (to give) Zakat; (The poordues) and he was most satisfied in the Providence of his Lord.
Marmaduke Pickthall
He enjoined upon his people worship and almsgiving, and was acceptable in the sight of his Lord.
Mohamed Ahmed - Samira
He enjoined on his household worship and zakat, and he was obedient to his Lord.
Muhammad Asad
who used to enjoin upon his people prayer and charity, and found favour in his Sustainer's sight.
Mustafa Khattab
He used to urge his people to pray and give alms-tax. And his Lord was well pleased with him.
Progressive Muslims
And he used to instruct his family with the contact-method and towards betterment, and his Lord was pleased with him.
Sahih International
And he used to enjoin on his people prayer and zakah and was to his Lord pleasing.
Sam Gerrans
He enjoined upon his people the duty and the purity, and was pleasing in the sight of his Lord.
Shabbir Ahmed
He enjoined upon his people the establishment of the Divine System and of the Just Economic Order. He was highly acceptable in the Sight of his Lord.
Syed Vickar Ahamed
And he used to bring together his people with prayer and charity, and he was welcome in the Sight of his Lord.
Taqi Usmani
He used to enjoin Salāh and Zakāh upon his family, and was favourite to his Lord.
The Monotheist Group
And he used to instruct his family to the contact prayer and purification, and his Lord was pleased with him.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et il commandait à sa famille la prière et la Zakât; et il était agréé auprès de son Seigneur.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Îsmaîl şîreta nimêj û zekatê li xelkê xwe dikir û ew li cem Xwedayê xwe mirovekî jêqayîl bû.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En hij legde zijn mensen de salaat en de zakaat op en hij had bij zijn Heer welgevallen gevonden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En hij beval zijn gezin, het gebed in acht te nemen en aalmoezen te geven, en hij was zijnen Heer aangenaam.
Hollandaca — Siregar
En hij placht zijn familie de shalât en de zakât te bevelen en hij vond welbehagen bij zijn Heer.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Он [пророк Исмаил] приказывал своей семье (совершать) молитву и (выплачивать) (обязательную) милостыню и был он перед Господом своим угодным [Аллах был доволен им].
Rusça — Osmanov
Он обязал своих родных [совершать] молитву, [раздавать] искупительную милостыню, и его Господь был им доволен.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Han förmanade sitt folk att förrätta bönen och att ta sig an de fattiga. Och Gud var nöjd med honom.