(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!
فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ مَشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ
fe ḣtelefe l-eHzābu min beynihim fe veylun li(e)lleƶīne keferū min meşhedi yevmin ǎZīmin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Aralarından bölükler ayrıldı, ayrılığa / aykırılığa düştüler. Ulaşıp görecekleri büyük günün şiddetli azâbı kâfirlere.
Adem Uğur
Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!
Ahmed Hulusi
Çeşitli anlayıştakiler (Uluhiyetin TEK'liğinden perdeliler) aralarında ayrılığa düştüler (Allah'a iftira attılar). . . Yaşanacak azametli sürecin dehşetinde yazık olacak o hakikat bilgisini inkar edenlere!
Ahmet Tekin
Ne var ki, ehl-i kitaptan, yahudiler ve hıristiyanlar Îsâ konusunda kendi aralarında farklı iddialar ileri sürdüler. Bu yüzden, büyük günde, kıyamette, herkesin delillerle, şâhitlerle hesaba çekilmesi sebebiyle, vay inkârda ısrar edenlerin, küfre saplanan ehl-i kitabın başına geleceklere!
Ahmet Varol
Aralarından birtakım gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı inkâr edenlerin vay haline!
Ali Bulaç
İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay inkar edenlere.
Ali Fikri Yavuz
Sonra fırkalar (Hristiyanlarla Yahudiler) kendi aralarında ihtilafa düştüler. Artık görülecek bir büyük günün (kıyametin) azabı, o küfredenlere olsun.
Ali Rıza Safa
Ayrımcılar, aralarında uyuşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak olan nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!
Bayraktar Bayraklı
Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük günü görecek olduğu zamanda vay o kafirlerin haline!
Bekir Sadak
Firkalar, kendi aralarinda anlasmazliga dustuler. Vay o buyuk gunu gorecek kafirlerin haline!
Celal Yıldırım
(İsâ hakkında) kendi aralarında gruplaşanlar görüş ayrılığına düştüler. Artık o büyük güne şahit olacak o inkarcıların vay hâline !
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne ulaşıldığında, vay o inkârcıların haline!
Diyanet İşleri
(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!
Diyanet İşleri (eski)
Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!
Diyanet Vakfi
Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra gruplar kendi aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık büyük bir günün görülecek dehşetinden vay kafirlerin haline!
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra hizibler kendi aralarında ıhtilafa düştüler, artık büyük bir günün görülecek hailesinden veyl o küfredenlere
Erhan Aktaş
Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o Kafirlerin vay haline.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o Kafirlerin vay haline.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.
Fizilal-il Kuran
Çeşitli gruplara ayrılan insanlar, aralarında görüş ayrılığına düştüler. Vaygele kâfirlerin başına! O «büyük gün» de gözleri neler görecek.
Gültekin Onan
İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay küfredenlere.
Hamdi Döndüren
Onların arasından çıkan birtakım gruplar (İsa konusunda) görüş ayrılığına düştüler. O büyük güne ulaşıldığında, vay o inkâr edenlerin haline!
Hasan Basri Çantay
Sonra fıkralar kendi aralarında ihtilaf etdi. Artık görecekleri büyük bir günün çetin azabı o kafirlerindir.
Hasib Asutay
Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. (11) Büyük güne şahit olunduğu zaman vay kâfirlerin haline! (11. Çeşitli görüşteki insan toplulukları, İsa hakkında değişik inançlar beslediler. Kimi İsa'yı Allah'ın oğlu, kimi Allah ile beraber bir Tanrı, kimi de Allah'ı oluşturan üç elementten biri kabul etti.)
Hayrat Neşriyat
Sonra (yahudi ve hristiyan) topluluklar kendi aralarında ihtilâfa düştü. Artık büyük gün(ün dehşeti) görüldüğü vakit o inkâr edenlerin vay hâline!
İbni Kesir
Fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline.
Mehmet Okuyan
(Çeşitli yahudi ve hristiyan) gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ayrılığa düştüler. Büyük günün şahitliği nedeniyle kâfir olanların vay hâllerine!
Muhammed Esed
Hal böyleyken (Kitab-ı Mukaddes'e bağlı olduklarını iddia eden) hizipler yine de aralarında (İsa'nın doğası hakkında) çekişip duruyorlar! Öyleyse, o büyük Gün bütün açıklığıyla gelip çattığı zaman vay hallerine hakkı inkar edenlerin!
Mustafa İslamoğlu
Buna rağmen mezhepler kendi aralarında ayrılığa düştüler. O halde, büyük bir günün sorgusunda (yaşayacaklarından) dolayı, inkarda direnen o kimselerin vay hallerine!
Ömer Nasuhi Bilmen
(37-38) Sonra fırkalar kendi aralarında ihtilâfa düştüler. Artık görülecek günün en şiddetli azabı, kâfir olan kimseler içindir. Bize gelecekleri gün neler işitecekler ve neler göreceklerdir. Fakat o zalimler bugün pek zahir bir sapıklık içindedirler.
Ömer Öngüt
Fırkalar kendi aralarında ihtilâfa düştüler. O büyük güne şâhit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin hâline!
Suat Yıldırım
Sonra onun hakkında birtakım gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Artık gerçeğin meydana çıkacağı o mühim günün duruşmasında vay o kâfirlerin başına geleceklere!
Süleyman Ateş
Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!
Süleymaniye Vakfı
İçlerinden bazı kesimler anlaşmazlığa düştü. O azametli günde görüp yaşayacaklarından dolayı kafirlik edenlerin vay haline!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İçlerinden farklı kesimler birbirlerine düştüler. Vay haline o büyük günde huzura çıkmayı göz ardı edenlerin.
Şaban Piriş
Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!..
Tefhim-ul Kuran
İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay küfre sapanlara.
Ümit Şimşek
Fakat çeşitli topluluklar onun hakkında anlaşmazlığa düştüler. O büyük gün görüldüğünde, kâfirlerin başına gelecek var!
Yaşar Nuri Öztürk
Kendi aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Büyük bir günün tanıklığından ötürü vay o inkarcıların haline!
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sonra firqələrin arasında ziddiyyət düşdü. Böyük günü görəcək kafirlərin vay halına!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Xaçpərəstlərdən olan) firqələr (İsa Allahdır, yaxud Allahın oğludur və s. sözlər deyərək) öz aralarında anlaşılmazlığa düşdülər. Vay o böyük günü (qiyamət gününü) görəcək kafirlərin halına!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Die Sekten haben untereinander über ihn gestritten. Wehe den Ungläubigen! Sie werden einen gewaltigen Tag (den Jüngsten Tag) erleben.
Almanca — Der Edle Quran
Doch die Gruppierungen wurden uneinig untereinander; dann wehe denjenigen, die ungläubig sind, vor dem Erleben eines gewaltigen Tages!
Almanca — M. A. Rassoul
Doch die Parteien wurden uneinig untereinander; wehe darum denen, die ungläubig sind; sie werden einen großen Tag erleben.
Almanca — Muhammad Zaidan
Danach wurden die Parteien unter ihnen uneins. Und Untergang sei denjenigen, die Kufr betrieben haben, beim Erleben eines gewaltigen Tages!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Nevertheless the various sects found a cause for which they were ready to contend to their life's end. Woe betide them who will not acknowledge Allah's Oneness, Uniqueness and Absoluteness. How distressful shall be the stormy scene they shall have to encounter on a Momentous Day!
Abdul Haleem
But factions have differed among themselves. What suffering will come to those who obscure the truth when a dreadful Day arrives!
Abdullah Yusuf Ali
But the sects differ among themselves: and woe to the unbelievers because of the (coming) Judgment of a Momentous Day!
Abul A'la Maududi
But different parties began to dispute with one another. A dreadful woe awaits on that great Day for those that reject the Truth.
Aisha Bewley
The parties differed among themselves. Woe to those who are kafir when they are present on a terrible Day!
Al-Hilali & Khan
Then the sects differed [i.e. the Christians about ‘Îsâ (Jesus) عليه السلام], so woe unto the disbelievers [those who gave false witness by saying that ‘Îsâ (Jesus) is the son of Allâh] from the Meeting of a great Day (i.e. the Day of Resurrection, when they will be thrown in the blazing Fire)[1].
Ali Quli Qarai
But the factions differed among themselves. So woe to the faithless at the scene of a tremendous day.
Amatul Rahman Omar
Yet the various sects were divided among themselves. Woe shall befall those who deny the meeting of the great day.
Arthur John Arberry
But the parties have fallen into variance among themselves; then woe to those who disbelieve for the scene of a dreadful day.
Bijan Moeinian
Unfortunately they divided themselves into different sects and presented different images of Jesus. Pity to the disbelievers on that Great Day in which they have to meet their Lord (and present the reasons for which they made Jesus son of God.)
E. Henry Palmer
And the parties have disagreed amongst themselves, but woe to those who disbelieve, from the witnessing of the mighty day!
Edip-Layth
So the parties disputed between them. Therefore, woe to those who have rejected from the scene of a terrible day.
George Sale
Yet the sectaries differ among themselves concerning Jesus; but woe be unto those who are unbelievers, because of their appearance at the great day.
Hamid S. Aziz
And, lo! Allah is my Lord and your Lord (see John 20:17), so worship Him; this is the Straight Way.
Mahmoud Ghali
Yet the parties have differed among themselves; so woe to the ones who have disbelieved for the witnessing of a tremendous Day!
Marmaduke Pickthall
The sects among them differ: but woe unto the disbelievers from the meeting of an awful Day.
Mohamed Ahmed - Samira
Yet the sectarians differed among themselves. Alas for the unbelievers when they see the Terrible Day!
Muhammad Asad
And yet, the sects [that follow the Bible] are at variance among themselves [about the nature of Jesus Woe, then, unto all who deny the truth when that awesome Day will appear!
Mustafa Khattab
Yet their ˹various˺ groups have differed among themselves ˹about him˺, so woe to the disbelievers when they face a tremendous Day!
Progressive Muslims
So the parties disputed between them. Therefore, woe to those who have rejected from the scene of a terrible Day.
Sahih International
Then the factions differed [concerning Jesus] from among them, so woe to those who disbelieved - from the scene of a tremendous Day.
Sam Gerrans
Then the parties differed among themselves; then woe to those who ignore warning from the meeting of a tremendous day.
Shabbir Ahmed
And yet, the sects (that follow the Bible) differ among themselves. Woe then, unto all who deny the Truth when that awesome Day will appear.
Syed Vickar Ahamed
Then, the groups differed among themselves: so (this is a) warning to the disbelievers because of the Judgment on a great Day!
Taqi Usmani
Then the groups among them fell in dispute. So, how evil is the fate of the disbelievers when they have to face the Great Day.
The Monotheist Group
Thus the Confederates disputed between them. Therefore, woe to those who have rejected from the scene of a terrible Day.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
(par la suite,) les sectes divergèrent entre elles. Alors, malheur aux mécréants lors de la vue dʹun jour terrible!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Piştre ref û komên îsraîliyan (di heqê Îsa de), di nav xwe de ji hev cuda bûn. Vêca wax li halê wan kafiran be, ew ên ku ji dîmenê rojeke mezin bêbawer in!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar de partijen waren het onderling oneens. Wee dus hen die ongelovig zijn want zij zullen van een geweldige dag getuige zijn.
Hollandaca — Salomo Keyzer
De partijen verschillen onder elkander nopens Jezus; maar wee over hen, die ongeloovigen zijn, wegens hunne verschijning op den grooten dag.
Hollandaca — Siregar
Maar de groepen verschilden onderling van mening; dus wee hen die niet geloven getuige te zijn van de geweldige Dag.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И впали в разногласия партии (из числа людей Писания) между собой (относительно пророка Иисы) [[Христиане приняли его себе как Бога и сына Бога, а иудеи сказали, что он колдун и сын Иосифа-плотника.]]. И горе [сильное наказание] (будет) тем, которые стали неверующими, от зрелища Великого Дня [Дня Суда]!
Rusça — Osmanov
Различные группы спорят между собой [о сущностиʹ Исы]. Горе неверным от того, что они узреют в великий (т. е. Судный) день!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men de sekter (som uppstod genom splittringen bland efterföljarna av äldre uppenbarelser) är sinsemellan oense (om Jesus). Varna dem som förnekade sanningen! En olycksdiger Dag kommer de att få bevittna fruktansvärda ting!