Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.

فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهِ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

fe ḣarace ǎlā ḳavmihi mine l-miHrābi fe evHā ileyhim en sebbiHū bukraten ve ǎşiyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَخَرَجَfe ḣaraceخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkıp
2عَلٰىǎlākarşısına
3قَوْمِهِḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavminin
4مِنَmine-den
5الْمِحْرَابِl-miHrābiح ر بSavaş/çarpışma/çatışma. Birinin mallarını bozmak, yağmalamak/soymak, bir şeyi ısrarla istemek. Öfkelenmek/delirmek. Savaşı kışkırtmak veya tahrik etmek veya körüklemek.ma'bed-
6فَاَوْحٰٓىfe evHāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.işaret etti
7اِلَيْهِمْileyhimonlara
8اَنْendiye
9سَبِّحُواsebbiHūس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmektesbih edin
10بُكْرَةًbukratenب ك رBakirlik, ilk defa, erkenden gitmek, sabah erkenden gitmek, sabah erken kalkmak, sabah vakti, genç deve, genç dişi deve, hiç doğurmamış dişi devesabah
11وَعَشِيًّاve ǎşiyyenع ش وGece boyunca gitmek, görüşü zayıf olmak, gece körlüğü olmak, geri çekilmek, terk etmek. isha - karanlığın başlangıcı, erken gece, alacakaranlık, akşam. ashiyyatan - gece yolu, akşam. ya'shu - yeryüzünden ürün toplamak veya almak, yardım etmek, destek olmak, kurtarmak, korumak, birine bir şey vermek, birine fayda sağlamak.ve akşam

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Zekeriyya, mihraptan çıkıp kavmine, sabah akşam onu tenzîh edin noksan sıfatlardan diye işâret etti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Zekeriyya, mihraptan çıkıp kavmine, sabah akşam onu tenzîh edin noksan sıfatlardan diye işâret etti.

Adem Uğur

Bunun üzerine Zekeriyya, mâbetten kavminin karşısına çıkarak onlara: "Sabah akşam tesbihte bulunun" diye işaret verdi.

Ahmed Hulusi

(Zekeriyya) mabetten halkının yanına çıktı ve onlara: "Sabah - akşam tespih edin" diye işaret etti.

Ahmet Tekin

Bu sırada, Zekeriyyâ, mâbedden, kavminin karşısına çıkarak onlara: 'Sabah erken ve akşama doğru Allah’ı tesbih edin, zikredin.' diye işaret etti.

Ahmet Varol

Bunun üzerine mescidden kavminin karşısına çıkıp onlara: 'Sabah ve akşam tesbih edin' diye işaret etti.

Ali Bulaç

Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin."

Ali Fikri Yavuz

Nihayet (hanımına hamil vakti gelip de konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı (Zekeriyya) çıktı da, onlara: “- Sabah ve akşam namaz kılın.” diye işaret etti.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, tapınaktan toplumunun karşısına çıkarak, "Sabahakşam, yücelterek anın!" anlamında onlara gösterge verdi.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Zekeriyya, mabedden kavminin karşısına çıkarak onlara, "Sabah-akşam tesbihte bulunun" diye işaret verdi.

Bekir Sadak

Zekeriya bunun uzerine mabedden cikip milletine: «Sabah aksam Allah'i tesbih edin» diye isarette bulundu.

Celal Yıldırım

Bunun üzerine Zekeriyyâ, mihrâbdan çıkıp kavmine, «sabah akşam tesbîh edin!» diye işarette bulundu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun üzerine Zekeriyyâ, mâbedden kavminin karşısına çıkarak onlara, özel bir işaret diliyle, “Sabah akşam Allah’ı tesbih edin” dedi.

Diyanet İşleri

Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.

Diyanet İşleri (eski)

Zekeriya bunun üzerine mabedden çıkıp milletine: 'Sabah akşam Allah'ı tesbih edin' diye işarette bulundu.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine Zekeriyya, mâbetten kavminin karşısına çıkarak onlara: «Sabah akşam tesbihte bulunun» diye işaret verdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara «Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin» diye işaret etti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, mihrabdan kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah ve akşam tesbih edin!" diye işaret verdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken mihrabdan kavmine karşı çıktı da "Sabah ve akşam tesbih edin" diye onlara işaret verdi

Erhan Aktaş

Bunun üzerine mihraptan halkının karşısına çıktı. Onlara, sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine mihraptan halkının karşısına çıktı. Onlara, sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine mihraptan halkın karşısına çıktı. Onlara, sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine Zekeriyya mihrapta yüzünü soydaşlarına dönerek sabahları ve akşamları Allah'ı her tür noksanlıktan tenzih etmelerini işaret etti.

Gültekin Onan

Böylelikle (Zekeriya) mescidden kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin."

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine, Zekeriyya mabetten çıkıp kavminin karşısına varmış ve onlara, “Sabah akşam Allah’ı tesbih edin!” diye işarette bulunmuştu.

Hasan Basri Çantay

Derken (Zekeriyya) mescidinden kavminin karşısına çıkıb onlara: "Sabah akşam tesbihde bulunun" diye işaret verdi.

Hasib Asutay

Derken (Zekeriyya) mihraptan (5) kavminin karşısına çıktı (ve) onlara 'Sabah akşam tesbihte bulunun' diye işaret etti. (5. 'Mihrap' hücre anlamındadır.)

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (Zekeriyyâ) mihrabdan (ma'bedden) kavminin karşısına çıktı da (o müjde alâmetinin hemen görünmesiyle, konuşamayarak) onlara: 'Sabah-akşam (Rabbinizi)tesbîh edin!' diye işâret etti.

İbni Kesir

Bunun üzerine ma'bedden çıkıp kavmine: Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işaret etti.

Mehmet Okuyan

(Bu sırada Zekeriya) mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara “Sabah akşam tesbih edin (Allah’ı yüceltin)!” diye vahyetmişti (işaret etmişti).

Muhammed Esed

Bunun üzerine (Zekeriya) mabedden kavminin karşısına çıktı ve onlara "Sabah akşam (Rabbinizin) sınırsız kudret ve yüceliğini anın!" diye işaret etti.

Mustafa İslamoğlu

Derken o, mabetteki inziva hücresinden çıkarak onlara; "Sabah akşam Rabbinizin şanını (ibadetle) yüceltmeye devam edin!" diye işaret etti.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra mescitten kavmine karşı çıktı da, «Gündüzlerin evvellerinde ve sonunda tesbihte bulununuz,» diye onlara işaret eyledi.

Ömer Öngüt

Bunun üzerine Zekeriyâ mâbedden kavminin karşısına çıkarak: “Sabah akşam Allah'ı tesbih edin!” diye işaret etti.

Suat Yıldırım

Derken, mâbeddeki bölmesinden halkının karşısına çıkıp "Sabah akşam Rabbinizi tenzih ve O’na ibadet edin!" diye işarette bulundu.

Süleyman Ateş

(Zekeriyya), ma'bedden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye işaret etti.

Süleymaniye Vakfı

Sonra mabeddeki has odadan halkının karşısına çıktı ve onlara: "Sabah-akşam ibadet edin!" diye işarette bulundu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra tapınağın iç odasından halkının karşısına çıktı, onlara: "Sabah akşam O'na ibadet edin" diye işaret etti.

Şaban Piriş

Mabedden, kavminin karşısına çıkınca onlara sabah akşam Allah'ı tesbih etmelerini işaret etti.

Tefhim-ul Kuran

Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: «Sabah akşam tesbih edin.»

Ümit Şimşek

Derken Zekeriya mescidden halkın içine çıktı ve onlara 'Sabah akşam tesbih edin' diye işaret etti.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine Zekeriyya, yakarış yerinden ayrılıp halkının karşısına geçti ve onlara "sabah akşam tespih edin" diye işaret verdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, mehrabdan öz qövmünün qarşısına çıxıb onlara işarə ilə başa saldı ki: “Səhər-axşam Allaha təriflər deyin!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Nəhayət, Zəkəriyyanın dili tutulduğu, ona danışmaq qadağan edildiyi üçün artıq zövcəsinin hamilə olduğunu başa düşdü və Allahın Öz əhdinə sadiq olduğuna bir daha əmin olub Ona cani-dildən şükür etdi). Sonra (Zəkəriyya) mehrabdan (məʼbəddən) öz camaatının qabağına çıxıb (əli ilə) onlara belə işarə etdi: ″Səhər-axşam (Allahı) təqdis edib şəʼninə təʼriflər deyin! (Və ya namaz qılın!)″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als er von seiner Gebetsstätte zu seinen Angehörigen hinaustrat, forderte er sie durch eine Geste auf: ʺPreiset Gott morgens und abends!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

So kam er zu seinem Volk aus dem Gebetsraum heraus und gab ihnen dann zu verstehen: ʺPreist morgens und abends.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

So trat er aus dem Tempel heraus vor sein Volk und gab ihm zu verstehen, daß es (Allah) am Morgen und am Abend zu preisen habe.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sogleich ging er heraus aus der Gebetsstätte zu seinen Leuten und gab ihnen zu verstehen: ʺLobpreist (ALLAH) morgens und abends!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so he went out of the temple to his people and by making signs he intimated to them to praise the O Allah frequently and to glorify Him and extol His glorious attributes morning and evening.

Abdul Haleem

He went out of the sanctuary to his people and signalled to them to praise God morning and evening.

Abdullah Yusuf Ali

So Zakariya came out to his people from him chamber: He told them by signs to celebrate Allah's praises in the morning and in the evening.

Abul A'la Maududi

Thereupon Zechariah came out from the sanctuary and directed his people by gestures to extol His glory by day and by night.

Aisha Bewley

He came out to his people from the Upper Room and gestured to them to glorify Allah in the morning and the evening.

Al-Hilali & Khan

Then he came out to his people from Al-Mihrâb (a praying place or a private room), and he told them by signs to glorify Allâh’s Praises in the morning and in the afternoon.

Ali Quli Qarai

So he emerged before his people from the Temple, and signaled to them that they should glorify [Allah] morning and evening.

Amatul Rahman Omar

Then he (- Zachariah) went forth to his people from the Sanctuary and told them in a low voice and by signs, to glorify (their Lord) morning and evening.

Arthur John Arberry

So he came forth unto his people from the Sanctuary, then he made signal to them, 'Give you glory at dawn and evening. '

Bijan Moeinian

Zechariah then left that place of the worship and by the sign language asked his people to glorify the Lord in the morning and in the afternoon.

E. Henry Palmer

Then he went forth unto his people from the chamber, and he made signs to them: 'Celebrate (God's) praises morning and evening!'

Edip-Layth

So he went out amongst his people from the temple enclosure, and he indicated to them that they should glorify Him at dawn and dusk.

George Sale

And he went forth unto his people, from the chamber, and he made signs unto them, as if he should say, praise ye God in the morning and in the evening.

Hamid S. Aziz

Said he, "O my Lord! Give me a sign. " He said, "Your sign is that you shall not speak to any man for three nights, though you are sound."

Mahmoud Ghali

So he went out to his people from the Chamber, then he signified (Literally: revealed) to them, "Extol (your Lord) before sunrise and at nightfall. "

Marmaduke Pickthall

Then he came forth unto his people from the sanctuary, and signified to them: Glorify your Lord at break of day and fall of night.

Mohamed Ahmed - Samira

So he came from the chamber to his people, and suggested to them (by signs) to sing the praises of the Lord morning and evening.

Muhammad Asad

Thereupon he came out of the sanctuary unto his people and signified to them [by gestures]: "Extol His limitless glory by day and by night!"

Mustafa Khattab

So he came out to his people from the sanctuary, signalling to them to glorify ˹Allah˺ morning and evening.

Progressive Muslims

So he went out amongst his people from the temple enclosure, and he indicated to them that they should glorify Him morning and evening.

Sahih International

So he came out to his people from the prayer chamber and signaled to them to exalt [ Allah ] in the morning and afternoon.

Sam Gerrans

And he went out to his people from the chamber and instructed them: “Give you glory morning and evening!”

Shabbir Ahmed

Then Zachariah came out from the shrine and told his deputies by signs, "Keep striving in your mission morning and evening that his Glory be manifest to beholders. "

Syed Vickar Ahamed

Then he [Zakariyya (Zachariah)] came out from his chamber to his people: He told them by Signs to recite Allah's praises in the morning and in the afternoon.

Taqi Usmani

Then he came out to his people from the place of prayer, and directed them by gestures to proclaim the purity of Allah at morning and evening.

The Monotheist Group

So he went out among his people from the temple enclosure, and he indicated to them that they should glorify Him at dawn and dusk.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il sortit donc du sanctuaire vers son peuple; puis il leur fit signe de prier matin et soir.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser vê Zekeriya ji mîhraba mizgeftê derkete pêşberî gelê xwe; bi îşaretekê ji wan re got: Sibeh û êvaran Xwedê tesbîh bikin (yanî; nimêj bikin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen ging hij het heiligdom uit naar zijn volk en gaf hun te kennen dat zij ʹs ochtends en ʹs avonds moesten lofprijzen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij ging tot zijn volk uit het vertrek en hij maakte hun teekenen, alsof hij wilde zeggen: Geloofd zij God, des ochtends en des avonds.

Hollandaca — Siregar

Toen kwam hij van de plaats van gebed naar zijn volk, en gebaarde hen: ʺLooft (Allahʹs) glorie in de ochtend en de avond.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И затем вышел он [Закарийя] к своему народу из алтаря [молельни] (и они его спросили в чем дело) и дал им понять: «Восславляйте (Аллаха) по утрам и перед закатом (в знак благодарности Ему за то, чем Он облагодетельствовал его и их, направив к ним пророка)».

Rusça — Osmanov

[Закариййа] вышел из алтаря к своим людям и дал им понять [жестами]: ʺСлавьте [Господа] утром и вечеромʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och han gick ut ur helgedomen till sitt folk och tecknade åt dem att de morgon och afton skulle lovprisa Gud.