Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

اِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْاَرْضِ وَاٰتَيْنَاهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا

innā mekkennā lehu fī l-erDi ve āteynāhu min kulli şey'in sebeben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّاinnāelbette biz
2مَكَّنَّاmekkennāم ك نBirine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmekgüçlü kıldık
3لَهُlehuonu
4فِي
5الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
6وَاٰتَيْنَاهُve āteynāhuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve ona verdik
7مِنْmin
8كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
9شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyden
10سَبَبًاsebebenس ب بSebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araçbir sebep

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz, gerçekten de onu yeryüzünde yerleştirip yüceltmiştik, her şeyin yoluna, yoradamına âit ne bilgi varsa vermiştik ona.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz, gerçekten de onu yeryüzünde yerleştirip yüceltmiştik, her şeyin yoluna, yoradamına âit ne bilgi varsa vermiştik ona.

Adem Uğur

Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.

Ahmed Hulusi

Onu arzda yerleştirdik ve Ona her yolu (dilediğine ulaşmasını) kolaylaştırdık.

Ahmet Tekin

Gerçekten biz Zülkarneyn’i iktidar, kudret, itibar ve imkân sahibi yaptık. Onu, her konuda maksadına doğru araçlarla ulaşma bilgisi, kudreti, imkânlarıve maharetiyle donattık.

Ahmet Varol

Gerçekten biz onu yeryüzünde güçlü bir iktidar sahibi kılmış ve ona her şeyden bir yol vermiştik.

Ali Bulaç

Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biz, Zül’-Karneyn’i (Rûm hükümdarı İskender’i) yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona (gayesine ulaşmak için) istediği her şeyden bir vasıta (sebep) verdik.

Ali Rıza Safa

Aslında, yeryüzünde Onu güçlendirdik ve her konuda Ona bir yol verdik.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz,biz, ona yeryüzünde imkan sağladık ve kendisine her şeye ulaşacağı bilgiyi verdik.

Bekir Sadak

Dediler ki: Zulkarneyn! Dogrusu Yecuc ve Mecuc bu ulke de bozgunculuk yapiyorlar. Bizimle onlarin arasina bir sed yapman icin sana bir vergi verelim mi?

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki biz onu yeryüzünde kudretli biçimde yerleştirip imkân verdik ve ona (gereken) her şeyden (kolaylaştırıcı bir) sebep verdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir yol öğrettik.

Diyanet İşleri

Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu biz onu yeryüzüne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona öğretmiştik.

Diyanet Vakfi

Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gerçekten biz onu (Zülkarneyn'i) yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onun için yeryüzünde bir iktidar hazırladık ve ona ulaşmak istediği şeyden bir sebep verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onun için Arzda bir müknet hazırladık ve ona her şeyden bir sebeb verdik

Erhan Aktaş

Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.

Fizilal-il Kuran

Biz onu yeryüzünde egemen kıldık ve her amaca ulaştıracak sebebi buyruğuna sunduk.

Gültekin Onan

Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.

Hamdi Döndüren

Biz onu yeryüzünde güçlü kıldık ve ona her şey için bir sebep (çıkış yolu) verdik.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, biz onu yer (yüzün) de büyük bir kudret saahibi kıldık ve ona (muhtac olduğu) her şeyden bir sebeb (bir yol) verdik.

Hasib Asutay

Gerçekten biz ona yeryüzünde güç sağladık ve ona her şeyden bir sebep verdik. (25) (25. Ayette geçen 'sebep' kelimesi, ilim, güç, kuvvet gibi kendisi ile gayeye ulaşılan her şeydir.)

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki biz, ona (Zülkarneyn’e) yeryüzünde imkân verdik ve kendisine(istediği) herşeyden bir sebeb (ulaşması için bir yol) verdik.

İbni Kesir

Doğrusu Biz; onu, yeryüzünde büyük bir kudret sahibi kılmıştık ve ona her şeyin yolunu öğretmiştik.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz onu yeryüzünde iktidar sahibi kılmıştık; ona her şey için bir sebep (bir vasıta) vermiştik.

Muhammed Esed

Ona yeryüzünde güvenli bir yer sağladık ve onu, (ulaşacağı) her şeye doğru araçlarla ulaşma (bilgisiyle) donattık;

Mustafa İslamoğlu

Evet, onun (iktidarı) için yeryüzünde uygun bir zemin hazırladık ve ona eşyanın yasalarıyla uyumlu araçların (bilgisini) bahşettik;

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz O'nu yeryüzünde bir kudrete erdirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.

Ömer Öngüt

Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık ve her şeyden ona bir sebep verdik, ona her şeyin yolunu öğrettik.

Suat Yıldırım

(84-85) Biz ona dünyada geniş imkânlar verdik ve onun ihtiyaç duyduğu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik. O da batıya doğru bir yol tuttu.

Süleyman Ateş

Biz onu yeryüzünde güçlü kıldık ve ona herşeyden bir sebep (istediği herşeye ulaşmanın yolunu, aracını) verdik.

Süleymaniye Vakfı

(Allah dedi ki:) Ona yeryüzünde geniş imkanlar sağladık ve ona her şeyin yolunu (bulacak yetkinlik) verdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Allah buyuruyor ki) Onu ülkesinde iyi bir makama getirmiş, her şeye bir yol bulma imkanı vermiştik.

Şaban Piriş

Biz, onu yeryüzünde güçlendirmiş ve ona her şeyin yolunu öğretmiştik.

Tefhim-ul Kuran

Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.

Ümit Şimşek

Biz onu yeryüzünde geniş imkânlarla yerleştirdik ve ona herşey için bir sebep verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onun için yeryüzünde güç ve saltanat hazırladık ve ona herşeyden bir sebep verdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz ona yer üzündə hökmranlıq verdik və hər şeyin yolunu ona öyrətdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onu yer üzərində möhkəmləndirib qüvvətləndirdik və hər şey verdik (hər şeyin yolunu ona öyrətdik).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben seine Macht auf Erden gefestigt und stellten ihm alle möglichen Mittel zur Verfügung.

Almanca — Der Edle Quran

Wir verliehen ihm auf der Erde eine feste Stellung und eröffneten ihm zu allem einen Weg.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR gewährten ihm Macht auf Erden und gaben ihm zu jeder Sache einen Zugang.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah says: "We confirmed him on earth and We imparted to him the knowledge of the ways and means serving a purposeful end".

Abdul Haleem

We established his power in the land, and gave him the means to achieve everything.

Abdullah Yusuf Ali

Verily We established his power on earth, and We gave him the ways and the means to all ends.

Abul A'la Maududi

We granted him power in the land and endowed him with all kinds of resources.

Aisha Bewley

We gave him power and authority on the earth and granted him a way to everything.

Al-Hilali & Khan

Verily, We established him in the earth, and We gave him the means of everything.

Ali Quli Qarai

Indeed We had granted him power in the land and given him the means to all things.

Amatul Rahman Omar

Verily, We granted him authority on the earth, (his empire extended from Persia to the Black Sea on one side and from Asia Minor to Afghanistan and Baluchistan on the other) and provided him with all sorts of means.

Arthur John Arberry

We established him in the land, and We gave him a way to everything;

Bijan Moeinian

I (God) gave him all kind of means and tools to establish his authority on the earth.

E. Henry Palmer

verily, we established for him in the earth, and we gave him a way to everything;

Edip-Layth

We had facilitated for him in the land, and We had given him the means of everything.

George Sale

We made him powerful in the earth, and We gave him means to accomplish every thing he pleased.

Hamid S. Aziz

And they will ask you about Zul'qarneyn (The Two-horned one, perhaps an ancient Persian Emperor). Say, "I will recite to you a remembrance of him.

Mahmoud Ghali

Surely We established him in the earth, and We brought him means to (accomplish) everything.

Marmaduke Pickthall

Lo! We made him strong in the land and gave him unto every thing a road.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "I will cite before you his commemoration. " We gave him authority in the land and means of accomplishing every end.

Muhammad Asad

Behold, We established him securely on earth, and endowed him with [the knowledge of] the right means to achieve anything [that he might set out to achieve];

Mustafa Khattab

Surely We established him in the land, and gave him the means to all things.

Progressive Muslims

We had facilitated for him in the land, and We had given him the means of everything.

Sahih International

Indeed We established him upon the earth, and We gave him to everything a way.

Sam Gerrans

We established him in the earth, and gave him to everything a way;

Shabbir Ahmed

We established him in power on earth and granted him the ways and means to accomplish his objectives.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We established his power on earth, and We gave him the ability to do everything.

Taqi Usmani

Surely, We gave him power on earth and gave him means to (have) everything (he needs).

The Monotheist Group

We had facilitated for him in the land, and We had given him the means to all things.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Vraiment, Nous avons affermi sa puissance sur terre, et Nous lui avons donné libre voie à toute chose.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman me ew li ser rûyê erdê kire xwedanderfet û me ji her tiştî re rê û navgînek dayê (da ku xwe bigihînê).

Hollandaca (1)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hadden hem op de aarde macht gegeven en een toegangsweg tot alle dingen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы укрепили его [Зу-ль-Карнайна] на земле [облегчили ему власть и победу] и дали ему ко всему путь [все, в чем он нуждался для достижения своей цели, как например, знание, способности, силу, ...],

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы поддержали его на земле и даровали ему пути достижения всего [желаемого],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi skänkte honom stor makt på jorden och Vi gav honom (kunskap om) de rätta medlen (för att nå sitt) syfte liksom (den rakaste) vägen till varje mål.