Kehf Suresi 71. Ayet — Elfaz
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
1فَانْطَلَقَاfe nTaleḳāsonra yürüdülerİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Tesniye Müzekker Gaib · İnfi'âl Bâbıط ل قBağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna gitmek, serbest veya gevşek olmak.
2حَتّٰٓىHattānihayetİbtida (Başlangıç) Edatı
3اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
4رَكِبَاrakibābindikleriMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Tesniye Müzekker Gaibر ك بBinmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir hayvanın binmek için kullanılması. Mutarakibun - yığın halinde, birbiri üzerine binmiş, sık büyüyen, küme üstüne küme, katman katman. Tarkabunna - geçmek, yükselmek, yukarı çıkmak.
5فِيfīHarf-i Cer
6السَّفِينَةِs-sefīnetigemiyeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ف نGemi, gemi yapmak, denizde yüzmek, yolculuk etmek, yol almak
7خَرَقَهَاḣaraḳahāonu deliverdiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibخ ر قDelmek, delik açmak, perfore etmek, bir şeyde delik açmak, yırtmak/yarmak, taklit etmek veya sahte yapmak, şaşkın olmak veya hareketsiz kalmak (şaşkınlıktan), bir şey hakkında bilgisiz olmak, içinden/üzerinden geçmek, kat etmek, kaba/nazik olmayan/beceriksiz/yeteneksiz, zeka veya anlayış bakımından kusurlu veya eksik, cömert/eli açık/bonkör olmak, cömert bir mizaca sahip olmak/büyük ölçüde hayırsever olmak, iyi kazanç veya refahtan mahrum kalmak.
8قَالَḳāledediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
9اَخَرَقْتَهَاe ḣaraḳtehāmi onu deldin?Soru Eki+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabخ ر قDelmek, delik açmak, perfore etmek, bir şeyde delik açmak, yırtmak/yarmak, taklit etmek veya sahte yapmak, şaşkın olmak veya hareketsiz kalmak (şaşkınlıktan), bir şey hakkında bilgisiz olmak, içinden/üzerinden geçmek, kat etmek, kaba/nazik olmayan/beceriksiz/yeteneksiz, zeka veya anlayış bakımından kusurlu veya eksik, cömert/eli açık/bonkör olmak, cömert bir mizaca sahip olmak/büyük ölçüde hayırsever olmak, iyi kazanç veya refahtan mahrum kalmak.
10لِتُغْرِقَli tuğriḳaboğmak içinTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıغ ر قBattı, boğuldu, aşağı doğru inip kayboldu, ihtiyacı kalmadı, yayı sonuna kadar çekti, geçti/geride bıraktı, meşgul etti, sıkıntılarla bunalmış adam, tek yudum, süslendi, zorunlu, aniden/şiddetli bir şekilde, birine yaklaşmak
11اَهْلَهَاehlehāhalkınıİsim+Zamirا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar
12لَقَدْle ḳadgerçektenLam-ı Te'kid+Kesinlik Edatı
13جِئْتَci'tesen yaptınMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
14شَيْـًٔاşey'enbir işİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş