Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

فَوَجَدَا عَبْدًا مِنْ عِبَادِنَا اٰتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

fe vecedā ǎbden min ǐbādinā āteynāhu raHmeten min ǐndinā ve ǎllemnāhu min ledunnā ǐlmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَوَجَدَاfe vecedāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakve buldular
2عَبْدًاǎbdenع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekbir kul
3مِنْmin-dan
4عِبَادِنَاǐbādināع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullarımız-
5اٰتَيْنَاهُāteynāhuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbiz ona vermiştik
6رَحْمَةًraHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.bir rahmet
7مِنْmin
8عِنْدِنَاǐndināع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katımızdan
9وَعَلَّمْنَاهُve ǎllemnāhuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve ona öğretmiştik
10مِنْmin
11لَدُنَّاledunnāل د نYanında; yakınında; ile; -den; huzur; huzurunda; için. Ladun: Bir yer parçacığı veya edat.katımızdan
12عِلْمًاǐlmenع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebir ilim

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken kullarımızdan bir kulu buldular ki biz, katımızdan ona rahmet ihsân etmiştik ve katımızdan ilim belletmiştik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken kullarımızdan bir kulu buldular ki biz, katımızdan ona rahmet ihsân etmiştik ve katımızdan ilim belletmiştik.

Adem Uğur

Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Ahmed Hulusi

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz Ona indimizden (Hakikatini yaşatan) bir rahmet vermiş ve yine Onda ledünnümüzden (Tecelli-i sıfat olarak tahakkuk etme {mardiye} şuuru) ilim açığa çıkarmıştık.

Ahmet Tekin

Orada, dindar, ahlâklı, hayırhasenat sahibi mü’min, salih kullarımızdan birini buldular. Nezdimizden ona rahmet, peygamberlik vermiştik. Yüce katımızdan kendisine ilim öğretmiştik.

Ahmet Varol

Derken kullarımızdan kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz bir kulumuzu buldular.

Ali Bulaç

Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet kullarımızdan bir kul (olan Hızır’ı) buldular ki, biz ona, katımızdan bir vahy vermiş ve tarafımızdan (gayblara dair özel) bir ilim öğretmiştik.

Ali Rıza Safa

Sonunda, Kendi katımızdan Ona bir rahmet verdiğimiz ve bilgimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.

Bayraktar Bayraklı

Orada katımızdan kendisine rahmet verdiğimiz ve yine katımızdan kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

Bekir Sadak

Bu arada ikisi katimizdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve kendisine ilim ogrettigimiz kullarimizdan birini buldular.

Celal Yıldırım

Böylece onlar kendisine yanımızdan bir rahmet verdiğimiz ve katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Derken, kullarımızdan birini buldular ki ona katımızdan bir rahmet vermiş ve ona nezdimizden bir ilim öğretmiştik.

Diyanet İşleri

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Diyanet İşleri (eski)

Bu arada ikisi katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

Diyanet Vakfi

Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

derken kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki biz ona nezdimizden bir rahmet vermiş ve ledünnimizden bir ılim öğretmiştik

Erhan Aktaş

Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz Bizim kullarımızdan bir kul buldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz Bizim kullarımızdan bir kul buldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken katımızdan, kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz Bizim kullarımızdan bir kul buldular.

Fizilal-il Kuran

Orada kendisine tarafımızdan rahmet sunduğumuz ve katımızdan dolaysız biçimde ilim öğrettiğimiz bir kulumuzu buldular.

Gültekin Onan

Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Hamdi Döndüren

(Orada) kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Hasan Basri Çantay

Derken kullarımızdan (öyle) bir kul buldular ki biz ona tarafımızdan bir rahmet vermiş, kendisine nezdimizden (haas) bir ilim öğretmişdik.

Hasib Asutay

Derken (orada) kullarımızdan bir kul (19) buldular ki, biz ona tarafımızdan bir rahmet (peygamberlik veya velilik) vermiştik ve kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. (20) (19. Hızır aleyhisselam.) (20. Gaipten haberdar olma ilmi.)

Hayrat Neşriyat

Derken ikisi, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu (Hızır’ı) buldular.

İbni Kesir

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki Biz, ona; katımızdan bir rahmet vermiş ve kendisine nezdimizden bir ilim öğretmiştik.

Mehmet Okuyan

(Derken), kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve ona tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul bulmuşlardı.

Muhammed Esed

Ve orada kendisine katımızdan üstün bir bağışta bulunarak (özel) bir bilgiyle donattığımız kullarımızdan birine rastladılar.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda orada, kendisine katımızdan bir rahmete nail kılarak (ilmimizden) bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, ona kendi indimizden bir rahmet vermiştik. Ve ona nezdimizden bir ilim öğretmiştik.

Ömer Öngüt

Derken kendisine nezdimizden bir rahmet verdiğimiz, tarafımızdan has bir ilim öğrettiğimiz bir kulumuzu (Hızır'ı) buldular.

Suat Yıldırım

Orada bizim seçkin kullarımızdan öyle bir has kulumuzu buldular ki Biz ona lütfedip, nezdimizden rabbanî bir ilim öğretmiştik.

Süleyman Ateş

(Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.

Süleymaniye Vakfı

Derken (orada) katımızdan ikramda bulunduğumuz ve tarafımızdan ilim öğrettiğimiz bir kul buldular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra kullarımızdan bir kulu buldular. Ona katımızdan bir ilim öğreterek ikramda bulunmuştuk.

Şaban Piriş

Orada, kendisine esenlik verip, katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.

Tefhim-ul Kuran

Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Ümit Şimşek

Orada kullarımızdan bir kul buldular ki, katımızdan ona bir rahmet vermiş, tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Orada, kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan bir ilim öğretmiştik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar orada Öz tərəfimizdən mərhəmət bəxş etdiyimiz və elm öyrətdiyimiz qullarımızdan birinə rast gəldilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa və Yuşə orada) Öz dərgahımızdan mərhəmət (peyğəmbərlik və vəhy, yaxud ilham və kəramət) əta etdiyimiz və Öz tərəfimizdən elm (qeybə dair bəʼzi biliklər) öyrətdiyimiz bəndələrimizdən birini (Xızırı) tapdılar.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Da fanden sie einen Unserer Diener, dem Wir Gnade erwiesen und Wissen von Uns gewährt hatten.

Almanca — Der Edle Quran

Sie trafen einen von Unseren Dienern, dem Wir Barmherzigkeit von Uns aus hatten zukommen lassen und den Wir Wissen von Uns her gelehrt hatten.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann fanden sie einen Unserer Diener, dem Wir Unsere Barmherzigkeit verliehen und den Wir Unser Wissen gelehrt hatten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There, they found one of Our devotees to whom We extended Our mercy and the initiation in mysteries and to whom We imparted of Our mystic knowledge what is transcending human comprehension.

Abdul Haleem

and found one of Our servants- a man to whom We had granted Our mercy and whom We had given knowledge of Our own.

Abdullah Yusuf Ali

So they found one of Our servants, on whom We had bestowed Mercy from Ourselves and whom We had taught knowledge from Our own Presence.

Abul A'la Maududi

and there they found one of Our servants upon whom We had bestowed Our mercy, and to whom We had imparted a special knowledge from Ourselves.

Aisha Bewley

They found a slave of Ours whom We had granted mercy from Us and whom We had also given knowledge direct from Us.

Al-Hilali & Khan

Then they found one of Our slaves, on whom We had bestowed mercy from Us, and whom We had taught knowledge from Us.

Ali Quli Qarai

[There] they found one of Our servants whom We had granted a mercy from Ourselves, and taught him a knowledge from Our own.

Amatul Rahman Omar

So that they found a (noble and great) servant of Ours to whom We had granted mercy from Us and whom We had taught (great) Knowledge from Ourself.

Arthur John Arberry

Then they found one of Our servants unto whom We had given mercy from Us, and We had taught him knowledge proceeding from Us.

Bijan Moeinian

There they found one of My servants (probably Prophet Khizr) whom I had blessed with knowledge.

E. Henry Palmer

Then they found a servant of our servants, to whom we had given mercy from ourselves, and had taught him knowledge from before us.

Edip-Layth

So they came upon a servant of Ours whom We had given him compassion from Us and We taught him knowledge from Us.

George Sale

And coming to the rock they found one of our servants, unto whom We had granted mercy from us, and whom We had taught wisdom from before us.

Hamid S. Aziz

Moses said, "This is what we were searching for. " So they retraced their steps again.

Mahmoud Ghali

Then they (both) found one of Our bondmen (Literally: bondman from among Our bondmen) to whom We had brought mercy from Our Providence, and had taught him knowledge from very close to Us.

Marmaduke Pickthall

Then found they one of Our slaves, unto whom We had given mercy from Us, and had taught him knowledge from Our presence.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they found one of Our votaries, whom We had blessed and given knowledge from Us.

Muhammad Asad

and found one of Our servants, on whom We had bestowed grace from Ourselves and unto whom We had imparted knowledge [issuing] from Ourselves.

Mustafa Khattab

There they found a servant of Ours, to whom We had granted mercy from Us and enlightened with knowledge of Our Own.

Progressive Muslims

So they came upon a servant of Ours whom We had given him mercy from Us and We taught him knowledge from Us.

Sahih International

And they found a servant from among Our servants to whom we had given mercy from us and had taught him from Us a [certain] knowledge.

Sam Gerrans

And they found a servant from among Our servants to whom We had given mercy from Us, and taught knowledge from Us.

Shabbir Ahmed

(Moses wondered how exciting the merging of the two streams would be! And he imagined that) he found a servant of Ours, on whom We had bestowed grace from Our Presence and unto whom We had imparted knowledge from Ourselves.

Syed Vickar Ahamed

Then they found one (of the wise men) on whom We had bestowed Mercy from Ourselves and whom We had given knowledge from Our Own Presence.

Taqi Usmani

Then they found one of Our servants whom We blessed with mercy from Us and whom We gave knowledge, a knowledge from Our own.

The Monotheist Group

So they came upon a servant of Ours whom We had given him mercy from Us and We had taught him knowledge from Us.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils trouvèrent lʹun de Nos serviteurs à qui Nous avions donné une grâce, de Notre part, et à qui Nous avions enseigné une science émanant de Nous.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Herduyan ebdek ji îbadên me dîtin ku Me ji cem xwe rehmetek dabû wî û ji nik xwe Me ew hînî zanîneke taybet kiribû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij vonden toen een van Onze dienaren die Wij barmhartigheid van Onze kant gegeven hadden en die Wij kennis die bij Ons vandaan kwam onderwezen hadden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen zij nabij de rots kwamen, vonden zij een onzer dienaren, wien wij onze genade verleend, en met onze wijsheid onderricht hadden.

Hollandaca — Siregar

Toen vonden zij een dienaar van onder Onze dienaren, aan wie Wij Barmhartigheid van Onze Zijde gegeven hadden en Wij hadden hem van Onze Zijde kennis bijgebracht.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И нашли они [Муса и Йуша’] (там) одного из Наших рабов [праведника Хадира], которому Мы даровали милосердие от Нас и научили его от Нас (некоему) знанию [даровали ему некое сокровенное знание].

Rusça — Osmanov

Они встретили одного из Наших рабов, которому Мы даровали милость и обучили его знанию, что с нами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och fann en av Våra tjänare som Vi hade visat Vår nåd och låtit få del av något av Vår egen kunskap.