Kehf Suresi 60. Ayet — Elfaz
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
1وَاِذْve iƶve haniBağlaç+Zaman Zarfı
2قَالَḳāledemişti kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3مُوسٰىmūsāMusaÖzel İsim
4لِفَتٰيهُli fetāhuuşağınaHarf-i Cer+İsim+Zamirف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.
5لَاlāHarf-i Nefi
6اَبْرَحُebraHudurmayacağımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeب ر حGitmek, ayrılmak, geri çekilmek, vazgeçmek/bırakmak/çıkmak, kızgın olmak, kızdırmak/sıkıntı vermek/zorluk/terslik, incitmek/yorgunluk.
7حَتّٰٓىHattākadarHarf-i Cer
8اَبْلُغَebluğavarıncayaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak
9مَجْمَعَmecmeǎbirleştiği yereİsimج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.
10الْبَحْرَيْنِl-baHrayniiki denizinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin
11اَوْevveyaBağlaç
12اَمْضِيَemDiyeyürüyeceğimMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeم ض يİlerlemek veya devam etmek, geçmek/vefat etmek, gitmek veya uzaklaşmak, ileriye doğru ilerlemek, bir şeyi yürütmek/gerçekleştirmek/başarmak, keskin olmak, kesmek veya içine işlemek, bir şeyi yapmada üstün olmak veya aşmak
13حُقُبًاHuḳubenuzun bir zamanİsimح ق بBastırılmak; yağışsız yıl, verimsiz. İdrar tutulmasından muzdarip olmak, işemekte zorluk çekmek, süt tutulmasından muzdarip olmak (dişi deve), geciktirilmek veya alıkonulmak, bozulmak/zarar görmek/düzensiz olmak/engellenmek, deveye semer vurmak, bir şeyi devenin semerine bağlamak, bir yükü üzerine almak.