Kehf Suresi 61. Ayet — Elfaz
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman kiİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2بَلَغَاbeleğāvarıncaMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Tesniye Müzekker Gaibب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak
3مَجْمَعَmecmeǎbirleştiği yereİsimج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.
4بَيْنِهِمَاbeynihimāiki (denizin) arasınınİsim+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
5نَسِيَاnesiyāunuttularMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Tesniye Müzekker Gaibن س يTerk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak
7فَاتَّخَذَfe tteḣaƶe(balık) tuttuBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
8سَبِيلَهُsebīlehuyolunuİsim+Zamirس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep
9فِيfīHarf-i Cer
10الْبَحْرِl-baHridenizdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin