Kehf Suresi 34. Ayet — Elfaz
Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
1وَكَانَve kāneve vardıBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
2لَهُlehuO(adam)ınHarf-i Cer+Zamir
4فَقَالَfe ḳālededi kiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
5لِصَاحِبِهِli SāHibihiarkadaşıHarf-i Cer+İsim+Zamirص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.
6وَهُوَve huveve oHaliye Edatı+Zamir
7يُحَاوِرُهُyuHāviruhukonuşurkenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıح و رGeri dönmek/geri tepmek, bir durumdan başka bir duruma dönüşmek/değişmek, yıkamak/beyazlatmak, yuvarlak yapmak, çevrelemek, şan/üstünlük için rekabet etmek/mücadele etmek, gözün beyazı, gözün beyazının yoğun beyazlığı ve siyahının yoğun siyahlığı (etrafında açıklıkla) insanlarda bulunmaz ama benzetme yoluyla onlara atfedilir.
8اَنَا۬enābenZamir
10مِنْكَminkesendenHarf-i Cer+Zamir
13نَفَرًاneferanadamca daİsimن ف رSavaştan kaçmak, herhangi bir işten çekilmek (savaştan olduğu gibi), yürümek, vahşileşmek, huysuzlaşmak.