Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

وَكَانَ لَهُ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَاحِبِهِ وَهُوَ يُحَاوِرُهُ اَنَا۬ اَكْثَرُ مِنْكَ مَالًا وَاَعَزُّ نَفَرًا

ve kāne lehu ṧemerun fe ḳāle li SāHibihi ve huve yuHāviruhu enā ekṧeru minke mālen ve eǎzzu neferan

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve vardı
2لَهُlehuO(adam)ın
3ثَمَرٌṧemerunث م رMeyve vermek, verimli olmak, zenginleşmek, artmak veya çoğalmak, bir şeyden daha fazla kazanmak. Meyve, servet, mal mülk, kâr, gelir.ürünü
4فَقَالَfe ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
5لِصَاحِبِهِli SāHibihiص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.arkadaşı
6وَهُوَve huveve o
7يُحَاوِرُهُyuHāviruhuح و رGeri dönmek/geri tepmek, bir durumdan başka bir duruma dönüşmek/değişmek, yıkamak/beyazlatmak, yuvarlak yapmak, çevrelemek, şan/üstünlük için rekabet etmek/mücadele etmek, gözün beyazı, gözün beyazının yoğun beyazlığı ve siyahının yoğun siyahlığı (etrafında açıklıkla) insanlarda bulunmaz ama benzetme yoluyla onlara atfedilir.konuşurken
8اَنَا۬enāben
9اَكْثَرُekṧeruك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.zenginim
10مِنْكَminkesenden
11مَالًاmālenم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.malca
12وَاَعَزُّve eǎzzuع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertve güçlüyüm
13نَفَرًاneferanن ف رSavaştan kaçmak, herhangi bir işten çekilmek (savaştan olduğu gibi), yürümek, vahşileşmek, huysuzlaşmak.adamca da

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Daha başka da gelirleri vardı da konuşurken arkadaşına dedi ki: Ben malca da senden üstünüm, evlât ve ayalce de.

Abdulkadir Gölpınarlı

Daha başka da gelirleri vardı da konuşurken arkadaşına dedi ki: Ben malca da senden üstünüm, evlât ve ayalce de.

Adem Uğur

Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: "Ben, servetçe senden daha zenginim; insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm."

Ahmed Hulusi

(Bu adamın) başka geliri de vardı. . . Bu nedenle arkadaşıyla (misaldeki diğer adamla) tartıştığı bir sırada ona şöyle dedi: "Ben malca senden daha zengin ve nüfus olarak da daha kalabalığım. "

Ahmet Tekin

Bu adamın gelir getiren, mahsul veren başka malları da vardı. Arkadaşıyla konuşurken, ona: 'Benim senden daha çok servetim var. Adamlarımla da, senden daha güçlüyüm.' dedi.

Ahmet Varol

Onun başka ürünleri de vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: 'Ben malca senden daha zengin, adam bakımından da daha güçlüyüm.'

Ali Bulaç

(İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: "Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm."

Ali Fikri Yavuz

Bu adamın başkaca geliri de var. Bundan dolayı (Bu kâfir dönerek mümin) arkadaşına şöyle dedi: “- Ben, malca senden daha zenginim, toplulukça da senden daha kuvvetliyim.”

Ali Rıza Safa

Onun varlığı da vardı. Bu yüzden, arkadaşıyla konuşurken, ona, şöyle dedi: "Benim malım daha çok; adamlarım da daha güçlü!"

Bayraktar Bayraklı

Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşı ile konuşurken ona şöyle dedi: "Ben servetçe senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm."

Bekir Sadak

Onun gelirleri de vardi. Bu yuzden, arkadasiyle konusurken: «Ben malca senden zegin, nufusca da senden daha itibarliyim» dedi.

Celal Yıldırım

O adamın ayrıca geliri de var. O sebeple arkadaşıyla yüzyüze konuşurken ona dedi ki: Doğrusu ben hem malca senden zenginim, hem de aile fertleri bakımından senden daha aziz ve şerefliyim.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Böylece adamın bol ürünü oluyordu. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: “Benim malım seninkinden daha çok; insan sayısı olarak da daha güçlüyüm.”

Diyanet İşleri

Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

Diyanet İşleri (eski)

Onun gelirleri de vardı. Bu yüzden, arkadaşiyle konuşurken: 'Ben malca senden zengin, nüfusça da senden daha itibarlıyım' dedi.

Diyanet Vakfi

Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: «Ben, servetçe senden daha zenginim; insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İki bağın sahibinin ayrıca başka geliri vardı. Bundan dolayı bu adam arkadaşıyla münakaşa ederken: «Ben malca senden daha zengin ve insan sayısı bakımından da senden daha güçlü ve üstünüm» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Başka geliri de vardı; bu yüzden bu adam arkadaşıyla konuşurken: "Ben senden malca daha zengin, taraftarca daha güçlüyüm." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Başkaca da bir geliri var, bundan dolayı bu adam arkadaşına muhavere ederek: ben senden malca daha servetli, cem'ıyyetçe daha ızzetliyim dedi

Erhan Aktaş

Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken: "Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken: "Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken: "Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm." dedi.

Fizilal-il Kuran

Adamın bol serveti vardı. Bu yüzden tartışma sırasında arkadaşına dedi ki «Ben senden daha varlıklıyım ve tayfam da seninkinden daha kalabalıktır.

Gültekin Onan

(İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: "Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm."

Hamdi Döndüren

Bu adamın artık bol ürünü olmuştu. Arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: “Ben malca senden zenginim ve adamca da senden güçlüyüm!”

Hasan Basri Çantay

O (adamın) başkaca geliri de vardı. Derken o, arkadaşına, (böbürlenerek), onunla konuşurken, dedi ki: "Ben malca senden zenginim. Cem'iyyetce de senden kuvvetli (ve şerefli) yim".

Hasib Asutay

Onun (başka) geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona 'Ben malca senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm ' dedi.

Hayrat Neşriyat

Bunun (o bağ sâhibinin başka) geliri de vardı. Bundan dolayı arkadaşıyla konuşurken ona: 'Ben malca senden daha zenginim; nüfusça da daha i'tibarlıyım' dedi.

İbni Kesir

Başkaca onun meyvesi de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken: Ben, malca senden daha zengin, nüfuzca da senden üstünüm, derdi.

Mehmet Okuyan

Bu kişinin bolca ürünü vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona şöyle demişti: “Ben servetçe senden daha zenginim; nüfus bakımından da senden daha güçlüyüm.”

Muhammed Esed

Böylece (bu bahçenin sahibi) bolluk içinde ürün kaldırıyordu. Ama (bir gün) bu adam komşusuyla tartışırken söz arasında ona: "Benim malım mülküm senden çok; nüfusça da senden daha güçlü, daha ilerdeyim!" dedi.

Mustafa İslamoğlu

Bu minval üzre (sahibi bol bol) ürün devşiriyordu. Derken, (bir gün) arkadaşıyla söyleşirken şöyle bir laf etti: "Benim malım seninkinden çok, dahası nüfusça da senden üstünüm."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onun için başka bir nevi mal da vardı. Sonra o arkadaşına, onunla konuşarak dedi ki: «Ben malca senden daha ziyâdeyim ve cemaatce de senden daha kuvvetliyim.»

Ömer Öngüt

Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken: “Ben malca senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da senden daha güçlü ve itibarlıyım. ” dedi.

Suat Yıldırım

O şahsın başka serveti de vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona:"Benim," dedi, "malım ve servetim senden çok olduğu gibi, maiyyet, çoluk çocuk bakımından da senden daha ilerideyim."

Süleyman Ateş

O(adam)ın (başka) ürünü de vardı. Arkadaşiyle konuşurken ona; "Ben malca senden zenginim, adamca da senden güçlüyüm." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Adam ürün sahibi olmuş, bunun üzerine arkadaşıyla konuşurken şöyle demişti: "Benim malım seninkinden çok, adam yönünden de daha üstünüm."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Adam güzel bir gelir sağlamış; arkadaşıyla konuşurken şöyle diyor: "Benim malım seninkinden çok, adamlarım da daha güçlü."

Şaban Piriş

Onun başka ürünleri de vardı. İşte böyle bir halde arkadaşıyla konuşurken: -Benim malım senden daha çok, nüfus olarak da senden üstünüm, dedi.

Tefhim-ul Kuran

(İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer) leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: «Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm.»

Ümit Şimşek

O kimsenin başka geliri de vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona 'Ben servetçe senden üstün, nüfusça senden güçlüyüm' derdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Adamın başka bir geliri de vardı. Bu yüzden, arkadaşlarıyla konuştuğu bir sırada ona şöyle demişti: "Ben, malca senden zengin, insan unsuru bakımından da güçlü ve onurluyum."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onun başqa sərvəti də var idi. O öz mömin yoldaşı ilə söhbət edərkən ona: “Mən sərvətcə səndən daha zəngin və adamlarıma görə səndən daha qüvvətliyəm!”– dedi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Bu adamın) başqa sərvəti (gəliri) də var idi. O öz (yoxsul möʼmin) yoldaşı ilə söhbət edərkən (təkəbbürlə) ona dedi: ″Mən səndən daha dövlətli və əşirətcə (qəbilə, qohum-əqraba, övlad, qulluqçu və s. cəhətdən) səndən daha qüvvətliyəm!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der Besitzer der beiden Gärten hatte einen guten Ertrag. Bei einer Auseinandersetzung mit seinem Gefährten sagte er diesem: ʺIch habe mehr Vermögen und mehr starke Männer um mich als du.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er hatte (daraus reichlich) Früchte. Da sagte er zu seinem Gefährten, während er mit ihm einen Wortwechsel führte: ʺIch habe mehr Besitz als du und auch eine mächtigere Schar.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und (der Garten) trug für ihn Früchte. Er sprach in herausforderndem Ton zu seinem Gefährten: ʺlch bin reicher als du an Besitz und mächtiger an Gefolgschaft.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und er verfügte über Früchteertrag, dann sagte er seinem Gefährten, während er mit ihm einen Dialog führte: ʺIch verfüge über mehr Vermögen als du und bin dazu noch überlegener an Gefolge.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Abundant was the produce that he -the rich- boasted his wit and said to his fellow -man- the poor: "I have more advantages than you have; I have abundant means at command and my family and my men far exceed yours in numerosity".

Abdul Haleem

and so he had abundant fruit. One day, while talking to his friend, he said, ‘I have more wealth and a larger following than you.’

Abdullah Yusuf Ali

(Abundant) was the produce this man had: he said to his companion, in the course of a mutual argument: "more wealth have I than you, and more honour and power in (my following of) men."

Abul A'la Maududi

so the owner had fruit in abundance and he said to his neighbour, while conversing with him: "I have greater wealth than you and I am stronger than you in numbers."

Aisha Bewley

He was a man of wealth and property and he said to his companion, debating with him, ‘I have more wealth than you and more people under me. ’

Al-Hilali & Khan

And he had property (or fruit) and he said to his companion, in the course of mutual talk: "I am more than you in wealth and stronger in respect of men." (Tafsir Al-Qurtubî).

Ali Quli Qarai

He had abundant fruits, so he said to his companion, as he conversed with him: ‘I have more wealth than you, and am stronger with respect to numbers. ’

Amatul Rahman Omar

Thus he (- the owner) had an abundance of fruit (and substance of diverse kinds). So he said to his companion (- the other man) while he was arguing (boastfully and vainly) with him, `I am richer than you in wealth and mightier in respect of man-power.'

Arthur John Arberry

So he had fruit; and he said to his fellow, as he was conversing with him, 'I have more abundance of wealth than thou and am mightier in respect of men.

Bijan Moeinian

Being so proud of his "accomplishment", he said to his friend: “See how much more respectful and wealthier I am compared to you. ”

E. Henry Palmer

and he had fruit, and said unto his fellow, who was his next-door neighbour, 'I am more wealthy than thee, and mightier of household. '

Edip-Layth

He had abundant fruit, so he said to his friend while conversing with him: "I am better off than you financially, and of great influence."

George Sale

And he had great abundance. And he said unto his companion by way of debate, I am superior to thee in wealth, and have a more powerful family.

Hamid S. Aziz

Each of the two gardens brought forth its fruit and withheld naught thereof. And We caused a river to gush forth therein.

Mahmoud Ghali

And he had (all kinds of) produce. So he said to his companion, as he was conversing with him, "I am more than you in wealth, and mightier in man-power."

Marmaduke Pickthall

And he had fruit. And he said unto his comrade, when he spake with him: I am more than thee in wealth, and stronger in respect of men.

Mohamed Ahmed - Samira

So he became rich. Arguing one day with his friend he said: "I have more wealth than you and more powerful kinsmen."

Muhammad Asad

And so [the man] had fruit in abundance. And [one day] he said to his friend, bandying words with him, "More wealth have I than thou, and mightier am I as regards [the number and power of my] followers!"

Mustafa Khattab

And he had other resources[1] ˹as well˺. So he boasted to a ˹poor˺ companion of his, while conversing with him, "I am greater than you in wealth and superior in manpower."

Progressive Muslims

And he had abundant fruit, so he said to his friend while discussing with him: "I am better off than you financially, and of great influence. "

Sahih International

And he had fruit, so he said to his companion while he was conversing with him, "I am greater than you in wealth and mightier in [numbers of] men. "

Sam Gerrans

And he had fruit, and said to his companion while conversing with him: “I am greater than thee in wealth and mightier in men.”

Shabbir Ahmed

And so the man had fruit in abundance. One day he boastfully said to his friend, "I am more than you in wealth and in honor among people."

Syed Vickar Ahamed

The crops were (large enough) that this man had: He said to his companion (the other man), during a mutual argument: "I am more in wealth and sons (men to follow) than you,"

Taqi Usmani

And he had wealth. So, he said to his companion while conversing with him, "I am greater than you in wealth and stronger in manpower."

The Monotheist Group

And he had fruit, so he said to his friend while discussing with him: "I am better off than you financially, and of great influence."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il avait des fruits et dit alors à son compagnon avec qui il conversait: ʺJe possède plus de biens que toi, et je suis plus puissant que toi grâce à mon clanʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wî re fêkî û dahatên din jî hebûn. Vêca bi hevalê xwe re kete nîqaşê û wiha got: Ez, ji hêla mal ve ji te dewlemendtir im û ji hêla mirovan ve jî ji te xurttir û rûmetdartir im.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij had inderdaad opbrengst! Hij zei dus tot zijn metgezel met wie hij in gesprek was: ʺIk heb meer bezit dan jij en beschik over meer mensen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij bezat een grooten overvloed. En hij zeide tot zijn makker, terwijl hij met hem redetwistte: Ik ben rijker dan gij, en bezit een talrijker gezin.

Hollandaca — Siregar

En er waren vruchten voor hem. Hij zei dus tot zijn (gelovige) gesprekspartner: ʺIk ben jouw meerdere op het gebied van bezit en ik ben eervoller als persoon.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И были у него [у владельца двух садов] плоды (а также и другое богатство), и он сказал своему товарищу [верующему], который с ним беседовал: «У меня больше чем у тебя имущества и (я) сильнее людьми [помощниками]».

Rusça — Osmanov

У него (т. е. владельца) было [много] плодов, и сказал он, [возгордясь], своему товарищу во время беседы: ʺУ меня больше, чем у тебя, имущества, больше, чем у тебя, родниʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Mannen fick därför riklig avkastning. Under ett samtal med sin vän sade han: ʺJag är rikare än du och jag har fler män i mitt följe.ʺ