İsra Suresi 37. Ayet — Elfaz
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.
1وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
2تَمْشِtemşiyürümeMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmak
3فِيfīHarf-i Cer
4الْاَرْضِl-erDiyeryüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
6اِنَّكَinnekeçünkü senHarf-i Nasb+Zamir
7لَنْlenHarf-i Nefi
8تَخْرِقَteḣriḳayırtamazsınMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabخ ر قDelmek, delik açmak, perfore etmek, bir şeyde delik açmak, yırtmak/yarmak, taklit etmek veya sahte yapmak, şaşkın olmak veya hareketsiz kalmak (şaşkınlıktan), bir şey hakkında bilgisiz olmak, içinden/üzerinden geçmek, kat etmek, kaba/nazik olmayan/beceriksiz/yeteneksiz, zeka veya anlayış bakımından kusurlu veya eksik, cömert/eli açık/bonkör olmak, cömert bir mizaca sahip olmak/büyük ölçüde hayırsever olmak, iyi kazanç veya refahtan mahrum kalmak.
9الْاَرْضَl-erDeyeriMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
10وَلَنْve lenveBağlaç+Harf-i Nefi
11تَبْلُغَtebluğaerişemezsinMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak
12الْجِبَالَl-cibāledağlaraMarife (Belirlilik Takısı)+İsimج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmak