Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.

وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا

ve lā temşi fī l-erDi meraHen inneke len teḣriḳa l-erDe ve len tebluğa l-cibāle Tūlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve
2تَمْشِtemşiم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmakyürüme
3فِي
4الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
5مَرَحًاmeraHenم ر حZayıf olmak, su veya gözyaşı sızdırmak veya akıtmak, neşeli veya mutlu olmak, aşırı derecede sevinmek, gururlu ve kendini beğenmiş olmak, nankörlük etmek veya nankörce davranmak.kabara kabara
6اِنَّكَinnekeçünkü sen
7لَنْlen
8تَخْرِقَteḣriḳaخ ر قDelmek, delik açmak, perfore etmek, bir şeyde delik açmak, yırtmak/yarmak, taklit etmek veya sahte yapmak, şaşkın olmak veya hareketsiz kalmak (şaşkınlıktan), bir şey hakkında bilgisiz olmak, içinden/üzerinden geçmek, kat etmek, kaba/nazik olmayan/beceriksiz/yeteneksiz, zeka veya anlayış bakımından kusurlu veya eksik, cömert/eli açık/bonkör olmak, cömert bir mizaca sahip olmak/büyük ölçüde hayırsever olmak, iyi kazanç veya refahtan mahrum kalmak.yırtamazsın
9الْاَرْضَl-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeri
10وَلَنْve lenve
11تَبْلُغَtebluğaب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakerişemezsin
12الْجِبَالَl-cibāleج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakdağlara
13طُولًاTūlenط و لUzun olmak, uzun süre devam etmek, kalıcı olmak, uzatılmak. taulu - bol servet, kişisel sosyal ve maddi imkanların yeterliliği, güç. tuulun - yükseklik. tawiilun - uzun. tatawala - yayılmak, uzatılmak/uzamak.boyca

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yeryüzünde kibirlenerek yürüme; çünkü ne yeri yarabilirsin, ne de boyun dağlara erer, onlara erişebilirsin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yeryüzünde kibirlenerek yürüme; çünkü ne yeri yarabilirsin, ne de boyun dağlara erer, onlara erişebilirsin.

Adem Uğur

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

Ahmed Hulusi

Arzda benlikle kendini bir şey sanarak yürüme! Kesinlikle sen ne arzı delebilirsin; ne de boyca dağlara erişebilirsin!

Ahmet Tekin

Yeryüzünde kibirlenerek, büyüklenerek yürüme. Sen asla yeri yaramazsın. Dağlarla da ululuk yarışına giremezsin.

Ahmet Varol

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

Ali Bulaç

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.

Ali Fikri Yavuz

Yer yüzünde kibir ve azametle yürüme, çünkü sen, aslâ Arz’ı yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü ne yeryüzünü yarabilirsin ne de dağların boyuna erişebilirsin.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Çünkü sen, ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

Bekir Sadak

Yeryuzunde boburlenerek yurume, cunku sen ne yeri delebilir ve ne de boyca daglara ulasabilirsin.

Celal Yıldırım

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme ; çünkü sen yeri delemezsin ve boyca da dağlara ulaşamazsın.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Ne yeri yarabilir ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.

Diyanet İşleri

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.

Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

Diyanet Vakfi

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeryüzünde azametle yürüme; çünkü sen ne yeri yutabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Yer yüzünde azametle yürüme, çünkü sen ne Arzı yırtabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin

Erhan Aktaş

Yeryüzünde büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzünde büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünde büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.

Fizilal-il Kuran

Yeryüzünde şımarıklık taslayarak yürüme. Çünkü sen ne yeri delebilirsin, ve ne de boyca dağlara erebilirsin.

Gültekin Onan

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.

Hamdi Döndüren

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Çünkü sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin!

Hasan Basri Çantay

Yer (yüzün) de kibr-ü azametle yürüme. Çünkü (ne kadar bassan) arzı cidden yaramazsın, boyca da asla dağlara eremezsin!..

Hasib Asutay

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen asla yeri yaramazsın, boyca da dağlara erişemezsin!

Hayrat Neşriyat

Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünki sen ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara erişebilirsin.

İbni Kesir

Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Şüphesiz ki sen, ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

Mehmet Okuyan

Yeryüzünde kibirlenerek yürüme! Şüphesiz ki sen asla yeri yaramazsın; boyun da asla dağlara ulaşamaz.

Muhammed Esed

Ve yeryüzünde kurumlanarak dolaşma; çünkü (böyle yapmakla) sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin!

Mustafa İslamoğlu

Ve yeryüzünde çalım satarak dolaşma! Unutma ki sen ne yeri yarabilir, ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yeryüzünde mütekebbirâne bir halde yürüme. Şüphe yok ki, sen ne yeri yırtabilirsin ve ne de boyca dağlara yetişebilirsin.

Ömer Öngüt

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

Suat Yıldırım

(37-38) Hem kibirli kibirli yürüme! Zira ne kadar kibirlenirsen kibirlen, ne yeri yarabilirsin, ne de dağların boyuna erişebilirsin. Böylesi davranışların hepsi kötü olup, Rabbinin nazarında hoş görülmeyen şeylerdir.

Süleyman Ateş

Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın, boyca da dağlara erişemezsin!

Süleymaniye Vakfı

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen ne bastığın yeri delebilirsin ne de boyun dağlarınkine ulaşabilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yeryüzünde şımarık şımarık yürüme. Çünkü ne yeri yarabilirsin ne de dağların boyuna ulaşabilirsin.

Şaban Piriş

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

Tefhim-ul Kuran

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.

Ümit Şimşek

Yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilir, ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeryüzünde kasılıp kabararak yürüme! Çünkü sen, yeri asla yırtamazsın, uzunlukça da dağlara ulaşamazsın.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yer üzündə təkəbbürlə gəzmə. Çünki sən nə yeri yara bilər, nə də yüksələrək dağlara çata bilərsən.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yer üzündə təkəbbürlə gəzib dolanma. Çünki sən nə yeri yara bilər, nə də (boyca) yüksəlib dağlara çata bilərsən

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gehe nicht überheblich und selbstgefällig auf der Erde umher! Du kannst die Erde nicht durchbohren und nicht die Höhe der Berge erreichen.

Almanca — Der Edle Quran

Und gehe nicht übermütig auf der Erde einher. Du wirst ja die Erde nicht aufreißen noch die Berge an Höhe erreichen (können).

Almanca — M. A. Rassoul

Und wandle nicht überheblich auf der Erde; denn du kannst weder die Erde durchbrechen, noch kannst du die Berge an Höhe erreichen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gehe auf Erden nicht freudenerregt! Gewiß, dabei wirst du weder die Erde zerlöchern können, noch wirst du die Berghöhen an Höhe erreichen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor should you walk on earth displaying inordinate self-esteem or with an overweening opinion of your qualities, attainments or estate, for even if the incessant tread of your feet wear the rough stones smooth, you shall not be able to rend the earth nor shall you be able to level to a mountain in height.

Abdul Haleem

Do not strut arrogantly about the earth: you cannot break it open, nor match the mountains in height.

Abdullah Yusuf Ali

Nor walk on the earth with insolence: for thou canst not rend the earth asunder, nor reach the mountains in height.

Abul A'la Maududi

(xiv) Do not strut about in the land arrogantly. Surely you cannot cleave the earth, nor reach the heights of the mountains in stature.

Aisha Bewley

Do not strut arrogantly about the earth. You will certainly never split the earth apart nor will you ever rival the mountains in height.

Al-Hilali & Khan

And walk not on the earth with conceit and arrogance. Verily, you can neither rend nor penetrate the earth, nor can you attain a stature like the mountains in height.

Ali Quli Qarai

Do not walk exultantly on the earth. Indeed you will neither pierce the earth, nor reach the mountains in height.

Amatul Rahman Omar

And do not walk haughtily in the land, for you cannot (thus) rend the earth asunder, nor can you match the mountains in height.

Arthur John Arberry

And walk not in the earth exultantly; certainly thou wilt never tear the earth open, nor attain the mountains in height.

Bijan Moeinian

You shall not walk on earth with arrogance. You can neither split the earth nor be as tall as the mountains.

E. Henry Palmer

And walk not on the earth proudly; verily, thou canst not cleave the earth, and thou shalt not reach the mountains in height.

Edip-Layth

Do not walk in the land arrogantly, for you will not penetrate the earth, nor will you reach the mountains in height.

George Sale

Walk not proudly in the land, for thou canst not cleave the earth, neither shalt thou equal the mountains in stature.

Hamid S. Aziz

And walk not on the earth proudly (insolently); verily, you can not rend the earth asunder, nor can you stretch to the height of the mountains.

Mahmoud Ghali

And do not walk in the earth merrily; surely you will never pierce the earth, and you will never reach the mountains in height.

Marmaduke Pickthall

And walk not in the earth exultant. Lo! thou canst not rend the earth, nor canst thou stretch to the height of the hills.

Mohamed Ahmed - Samira

And do not strut about the land with insolence: Surely you cannot cleave the earth, nor attain the height of mountains in stature.

Muhammad Asad

And walk not on earth with haughty self-conceit: for, verily, thou canst never rend the earth asunder, nor canst thou ever grow as tall as the mountains!

Mustafa Khattab

And do not walk on the earth arrogantly. Surely you can neither crack the earth nor stretch to the height of the mountains.

Progressive Muslims

And do not walk in the land arrogantly, for you will not penetrate the Earth, nor will you reach the mountains in height.

Sahih International

And do not walk upon the earth exultantly. Indeed, you will never tear the earth [apart], and you will never reach the mountains in height.

Sam Gerrans

And walk thou not in the earth exultantly; thou wilt not cleave open the earth, nor wilt thou reach the mountains in height.

Shabbir Ahmed

Walk not on earth with pride. Neither would you bore through the earth, nor would you become as tall as the mountains. (Know, that your body language speaks louder than words (3:187), (31:19), (40:75)).

Syed Vickar Ahamed

And do not walk on the earth with (injustice and) deceit, arrogance (and rudeness): Verily, you can not rip the earth apart, and cannot reach the mountains in height.

Taqi Usmani

Do not walk on the earth in haughty style. You can neither tear the earth apart, nor can you match the mountains in height.

The Monotheist Group

And do not walk in the land arrogantly, for you will not penetrate the earth, nor will you reach the mountains in height.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ne foule pas la terre avec orgueil: tu ne sauras jamais fendre la terre et tu ne pourras jamais atteindre la hauteur des montagnes!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi quretî li ser erdê bi rê ve neçe. Bêguman tu (bi giraniya xwe) hîç nikarî erdê biqelişînî û qet tu nikarî bi çiyan re berberiya bilindahiyê bikî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En loop niet verwaand op de aarde rond. Jij zult de aarde immers niet doorboren, noch de bergen in hoogte kunnen bereiken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wandel niet trotsch op aarde; want gij kunt die niet splijten, noch de bergen in grootte gelijk worden.

Hollandaca — Siregar

En loop niet hoogmoedig op de aarde. Voorwaar, jij kan de aarde niet doen splijten en niet de hoogte van een berg bereiken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не ходи по земле высокомерно: ведь ты не просверлишь [прорежешь] землю (своей ходьбой на ней) и не достигнешь гор высотой!

Rusça — Osmanov

И не ходи по земле горделиво, ведь ты не разверзнешь землю и не достигнешь гор высотой!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och trampa inte jorden med dryga översittarfasoner; du kan aldrig borra dig igenom dess (innandömen) och inte heller kan du nå högre än bergens krön.