Nahl Suresi 56. Ayet — Elfaz
Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
1وَيَجْعَلُونَve yec'ǎlūneve ayırıyorlarBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
2لِمَاli māşeylereHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3لَاlāHarf-i Nefi
4يَعْلَمُونَyeǎ'lemūnebilmedikleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
6مِمَّاmimmāHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7رَزَقْنَاهُمْrazeḳnāhumverdiğimiz rızıktanMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.
8تَاللّٰهِtāllahiAllah'a andolsun kiHarf-i Cer+Özel İsim
9لَتُسْـَٔلُنَّle tuselunnesiz mutlaka sorulacaksınızLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek
10عَمَّاǎmmāşeylerdenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11كُنْتُمْkuntumolduğunuzMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
12تَفْتَرُونَtefterūneuyduruyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.