Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

وَقَالَ الَّذِينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا عَبَدْنَا مِنْ دُونِهِ مِنْ شَيْءٍ نَحْنُ وَلَا اٰبَٓاؤُ۬نَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ دُونِهِ مِنْ شَيْءٍ كَذٰلِكَ فَعَلَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى الرُّسُلِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ

ve ḳāle (e)lleƶīne eşrakū lev şā'e (a)llahu mā ǎbednā min dūnihi min şey'in neHnu ve lā ābā'unā ve lā Harramnā min dūnihi min şey'in ke ƶālike feǎle (e)lleƶīne min ḳablihim fe hel ǎlā r-rusuli illā l-belāğu l-mubīnu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اَشْرَكُواeşrakūش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koşan(lar)
4لَوْleveğer
5شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileseydi
6اللّٰهُ(a)llahuAllah
7مَا
8عَبَدْنَاǎbednāع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektapmazdık
9مِنْmin
10دُونِهِdūnihiد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaO'ndan başka
11مِنْminhiçbir
12شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeye
13نَحْنُneHnu(ne) biz
14وَلَاve lāne de
15اٰبَٓاؤُ۬نَاābā'unāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekatalarımız
16وَلَاve lā
17حَرَّمْنَاHarramnāح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.ve haram kılmazdık
18مِنْmin
19دُونِهِdūnihiد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaO'nsuz
20مِنْminhiçbir
21شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
22كَذٰلِكَke ƶālikeböyle
23فَعَلَfeǎleف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapmıştı
24الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler de
25مِنْmin
26قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan önceki(ler)
27فَهَلْfe heldeğil midir?
28عَلَىǎlādüşen
29الرُّسُلِr-rusuliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen resuller
30اِلَّاillāyalnız
31الْبَلَاغُl-belāğuب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmaktebliğ etmek
32الْمُبِينُl-mubīnuب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçıkça

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şirk koşanlar, Allah dileseydi dediler, ne biz ondan başka birşeye tapardık, ne atalarımız taparlardı; ne de emri olmadan birşeyi haram sayardık. İşte onlardan öncekiler de tıpkı böyle hareket ettiler. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazîfe var ki?

Abdulkadir Gölpınarlı

Şirk koşanlar, Allah dileseydi dediler, ne biz ondan başka birşeye tapardık, ne atalarımız taparlardı; ne de emri olmadan birşeyi haram sayardık. İşte onlardan öncekiler de tıpkı böyle hareket ettiler. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazîfe var ki?

Adem Uğur

Ortak koşanlar dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapardık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi!

Ahmed Hulusi

Şirk koşanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi biz de atalarımız da O'ndan başka bir şeye tapınmaz ve O'nun dediğinden başka bir şeyi haram etmezdik". . . Kendilerinden öncekiler de işte böyle yapmıştı. . . Rasullerin görevi, apaçık tebliğden başka ne olabilir?

Ahmet Tekin

İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşanlar: 'Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, biz de, babalarımız da onun dışında, kulları durumundakilerden hiçbir şeye tapmazdık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık' dediler. Onlardan öncekiler de böyle sözler söyleyerek bildiklerini okumuşlardı. Rasullere apaçık tebliğden başka bir sorumluluk mu var?

Ahmet Varol

Ortak koşanlar dediler ki: 'Allah dileseydi ne biz ve ne de atalarımız O'ndan başkasına kulluk ederdik. O'nun (emri) dışında bir şeyi haram kılmazdık.' Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlere düşen apaçık bir tebliğden başka bir şey midir?

Ali Bulaç

Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?

Ali Fikri Yavuz

Bir de Allah’a ortak koşanlar, (müşrikler) şöyle dediler: “- Allah dileseydi, ne biz, ne de Atalarımız kendisinden başka hiç bir şeye tapmazdık; onun emri dışında hiç bir şeyi haram kılmazdık.” Kendilerinden evvelkiler de böyle yaptılar (peygamberlerinin getirdiklerini inkâr ettiler). Buna karşı Peygamberlerin vazifesi, ancak açık bir tebliğdir.

Ali Rıza Safa

Ortaklar koşanlar, şöyle dediler: "Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız, O'ndan başka bir de ayrıca, diğer şeylere hizmet etmezdik. O'nun bildirdiğinden başka hiçbir şeyi de yasaklamazdık!" Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Artık, elçilerin görevi, yalnızca apaçık bildirmek değil mi?

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ortak koşanlar, "Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız, O'ndan başka bir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık" dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen, yalnız açıkça tebliğ etmek değil midir?

Bekir Sadak

Allah'a es kosanlar: «Allah dileseydi O'ndan baska hicbir seye ne biz ve ne de babalarimiz tapardi. O'nun buyrugu olmaksizin hicbir seyi haram kilmazdik» dediler. Kendilerinden oncekiler de boyle yapmisti. Peygamberlere apacik tebligden baska ne vazife duser?

Celal Yıldırım

Allah'a ortak koşanlar dediler ki: «Eğer Allah dileseydi ne biz. ne de babalarımız O'ndan başkasına tapmazdık ve O'nun buyruğu olmaksızın bir şeyi de haram kılmazdık.» Kendilerinden öncekiler de böyle (söylemiş, böyle) yapmıştı. Peygamber'e düşen, sadece apaçık tebliğdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Müşrikler dediler ki: “Allah isteseydi ne biz ne de atalarımız O’ndan başkasına tapardık. Hiçbir şeyi O’na rağmen haram da saymazdık.” Onlardan öncekiler de işte böyle davranmışlardı. Peygamberlerin görevi açık seçik tebliğden başka bir şey değildir.

Diyanet İşleri

Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'a eş koşanlar: 'Allah dileseydi O'ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O'nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık' dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer?

Diyanet Vakfi

Ortak koşanlar dediler ki: «Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapardık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.» Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah'a ortak koşanlar dediler ki: «Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık» Kendilerinden öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı peygamberlerin vazifesi, ancak açık seçik bir tebliğden, ibarettir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de müşrikler Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarımız, O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nun emri olmadan hiçbir şeyi yasaklamazdık! dediler. Bunlardan öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı peygamberin görevi, açık bir tebliğden başka birşey değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de müşrikler dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız ondan başka hiç bir şey'e tapmazdık ve onsuz hiç bir şey tahrim etmezdik, bunlardan evvelkiler de böyle yaptılar, buna karşı peygamberin vazifesi ancak açık bir tebliğden ibarettir

Erhan Aktaş

Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz onun yanı sıra başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız O'nun haram kıldığından başka hiçbir şeyi haram kılmazdık." dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda Resullerin üzerine düşen, vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz onun yanı sıra başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız O'nun haram kıldığından başka hiçbir şeyi haram kılmazdık." dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda resullerin üzerine düşen, vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz ondan başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız O'nun haram kıldığından başka hiçbir şeyi haram kılmazdık." dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda rasullerin üzerine düşen, vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.

Fizilal-il Kuran

Allah'a ortak koşanlar «Eğer Allah dileseydi, ne biz ve ne de atalarımız O'nun dışında hiçbir ilaha tapmaz ve O'nun izni olmaksızın hiçbir şeyi yasak saymazdık» derler. Kendilerinden önceki müşrikler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin, ilahi mesajı açıkça duyurmaktan başka bir görevleri mi var ki?

Gültekin Onan

Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Tanrı dileseydi O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?

Hamdi Döndüren

Allah’a ortak koşanlar, “Eğer Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız, O’ndan başka bir şeye tapmazdık ve O’nun buyruğu olmadan bir şeyi de haram saymazdık!” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere, apaçık tebliğden başka bir görev düşer mi?

Hasan Basri Çantay

(Allaha) eş tutanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız kendisinden başka hiç bir şey'e tapmaz, Onsuz (Onun emri olmaksızın) hiç bir şey'i (nefsimize) haram kılmazdık". Kendilerinden evvelkiler de böyle yapdı. Peygamberlerin, üzerinde apaçık tebliğden başka (bir vazife) var mıdır?

Hasib Asutay

Müşrikler dediler ki, 'Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi de haram kılmazdık.' Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere açık bir tebliğden başka bir şey düşer mi?

Hayrat Neşriyat

Şirk koşanlar ise dedi ki: 'Eğer Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka bir şeye tapmazdık ve O(’nun emri) olmadan hiçbir şeyi haram kılmazdık!' Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. O hâlde peygamberler üzerine apaçık tebliğden başka ne düşer?

İbni Kesir

Şirk koşanlar dediler ki: Allah dileseydi; ne biz ne de babalarımız O' ndan başka bir şeye tapınırdık. O'nun emri dışında hiç bir şeyi haram kılmazdık. Onlardan öncekiler de şöyle yapmışlardı. Peygambere apaçık tebliğden başka ne düşer?

Mehmet Okuyan

Ortak koşanlar şöyle demişlerdi: “Allah dileseydi biz de babalarımız da O’nun peşi sıra başka şeylere tapmazdık. O’nun peşi sıra (O’na rağmen) hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer ki!

Muhammed Esed

Allah'tan başkalarına tanrısal nitelikler yakıştıran kimseler: "Eğer Allah dileseydi," diyorlar, "ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmez, O'nun buyruğu hilafına hiçbir şeyi yasaklamazdık." Onlardan önce gelip geçen (inkarcılar) da tıpkı böyle demişlerdi; peki, bu durumda elçilere, (kendilerine indirilen mesajı) açık açık bildirmekten başka ne düşer?

Mustafa İslamoğlu

Bir de, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırmakta direnenler dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız, hem O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmez hem de O'ndan başkasının (sözüyle) hiçbir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı; peki, bu durumda elçilere (mesajı) açık seçik bildirmek dışında başka ne düşer?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve müşrikler dediler ki: «Eğer Allah dilese idi ondan başkasına ne biz ve ne de babalarımız ibadette bulunmazdık ve ne de onsuz birşeyi haram kılmazdık. İşte onlardan evvelkiler de böyle yapmışlardır. Artık peygamberlerin üzerine apaçık tebliğden başka ne vardır?

Ömer Öngüt

Şirk koşanlar dediler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de, atalarımız da O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nsuz hiçbir şeyi de haram etmezdik. ” Onlardan öncekiler de aynı şeyi yapmışlardı. Peygamberlere düşen apaçık tebliğ değil midir?

Suat Yıldırım

Bir de müşrikler dediler ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız, Kendisinden başkasına ibadet etmez. Onun emri olmadan hiçbir şeyi haram kılmazdık."Bunlardan öncekiler de böyle söylemiş, böyle yapmışlardı. O halde, peygamberlere açık bir tebliğden başka bir vazife düşer mi?

Süleyman Ateş

(Allah'a) ortak koşanlar, "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka bir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık!" dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Elçilere düşen, yalnız açıkça tebliğ etmek değil midir?

Süleymaniye Vakfı

(Allah'a) Ortak koşanlar şöyle dediler: "Allah farklı bir tercihte bulunsaydı biz de atalarımız da O'nun dışında hiçbir şeye kulluk etmez, onun haram kıldığından başka hiçbir şeyi de haram saymazdık!" Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Halbuki elçilere düşen, açık bir tebliğ /bildirmeden başka nedir ki!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müşrikler dediler ki "Allah'ın tercihi farklı olsaydı onunla aramıza herhangi bir şeyi koyup kulluk etmezdik; bunu biz de yapmazdık atalarımız da. Allah'ın haram kıldığından başkasını haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere, her şeyi ortaya koyan tebliğden başka ne düşer?

Şaban Piriş

Şirk koşanlar, "Allah dilemiş olsaydı, O'ndan başka hiç bir şeye ne biz ne de atalarımız kulluk etmezdik. Onun izni olmadan bir şeyi haram kılmazdık." dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçiye düşen açıkça duyurmaktan başka bir şey midir?

Tefhim-ul Kuran

Şirk koşmakta olanlar dediler ki: «Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram da kılmazdık.» Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde peygamberlere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?

Ümit Şimşek

Allah'a ortak koşanlar dediler ki: 'Eğer Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız Ondan başkasına ibadet etmezdik; Onun izni olmadan da hiçbir şeyi haram kılmazdık.' Daha öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlere düşen, açıkça tebliğ etmekten başka nedir ki?

Yaşar Nuri Öztürk

Ortak koşanlar dediler ki: "Eğer Allah isteseydi ne biz ne de atalarımız Allah dışında bir şeye kulluk/ibadet etmez, O'na rağmen hiçbir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de aynen böyle yaptılar. Resullere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Müşriklər dedilər: “Əgər Allah istəsəydi, biz də, atalarımız da Ondan başqa heç nəyə ibadət etməz və Onun izni olmadan heç nəyi haram saymazdıq!” Bəli, onlardan əvvəlkilər də eynilə davranmışdılar. Məgər elçilərin vəzifəsi ancaq aydın təbliğat aparmaq deyilmi?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Müşriklər (nadanlıqları üzündən və ya istehza məqsədilə) dedilər: ″Əgər Allah istəsəydi, nə biz, nə də atalarımız Ondan başqa heç bir şeyə tapınmaz, Onsuz (Allahın razılığı, hökmü olmadan) heç bir şeyi haram etməzdik″. Onlardan əvvəlkilər də belə etmişdilər. Peyğəmbərlərin vəzifəsi isə yalnız açıq-aşkar bir təbliğdir. (Peyğəmbərlər heç kəsi zorla bir işə vadar etməz. Onların borcu ancaq Allahın hökmlərini insanlara təbliğ etmək, insanların borcu isə Allahın onlara verdiyi ağıl və iradə ilə haqqı batildən ayırmaq, yaxşı işlər görüb savab qazanmaqdır).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Götzendiener sagen: ʺWenn Gott gewollt hätte, hätten weder wir noch unsere Väter außer Ihm etwas angebetet und wir hätten, ohne uns auf Ihn zu berufen, keine Verbote erlassen.ʺ Genau so machten es die Ungläubigen vor ihnen. Sind die Gesandten zu etwas anderem verpflichtet als zur klaren Verkündigung der Botschaft?

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Götzendiener sagen: ʺHätte Allah es so gewollt, so hätten wir nichts außer Ihm angebetet, weder wir noch unsere Väter, noch hätten wir etwas ohne Seinen (Befehl) verboten.ʺ Genauso taten schon jene vor ihnen. Jedoch sind die Gesandten für irgend etwas außer für die deutliche Verkündigung verantwortlich?

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sagten: ʺHätte ALLAH anderes gewollt, hätten wir nichts anstelle von Ihm gedient, weder wir noch unsere Väter. Ebenfalls hätten wir nichts anstelle von Ihm für haram erklärt.ʺ Solcherart handelten diejenigen vor ihnen. Und obliegt den Gesandten etwas anderes außer dem deutlichen Verkünden?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to excuse their infidelity which it is not possible to justify, the idolaters insolently say: "Had Allah willed, neither we nor our fathers would have worshipped besides Him other gods, nor would we have enforced taboos other than those decreed by Him" Thus much acted their predecessors. But is the Messenger really responsible for any act or a duty other than relating the divine message and the elucidation of its text!

Abdul Haleem

Those who worshipped others alongside God say, ‘If God had willed, we would not have worshipped anything but Him, nor would our fathers. We would not have declared anything forbidden without His sanction.’ Those before them said the same. Are the messengers obliged to do anything other than deliver [their message] clearly?

Abdullah Yusuf Ali

The worshippers of false gods say: "If Allah had so willed, we should not have worshipped aught but Him - neither we nor our fathers,- nor should we have prescribed prohibitions other than His." So did those who went before them. But what is the mission of messengers but to preach the Clear Message?

Abul A'la Maududi

Those who associate others with Allah in His Divinity say: "Were Allah to will so, neither we nor our forefathers would have worshipped any other than Him, nor would we have prohibited anything without His command." Their predecessors proffered similar excuses. Do the Messengers have any other duty but to plainly convey the Message?

Aisha Bewley

The idolaters say, ‘If Allah had willed we would not have worshipped anything apart from Him, neither we nor our fathers, nor would we have forbidden anything without His say. ’ Those before them said the same. Are the Messengers responsible for anything but clear transmission?

Al-Hilali & Khan

And those who joined others in worship with Allâh said: "If Allâh had so willed, neither we nor our fathers would have worshipped aught but Him, nor would we have forbidden anything without (Command from) Him." So did those before them. Then! Are the Messengers charged with anything but to convey clearly the Message?

Ali Quli Qarai

The polytheists say, ‘Had Allah wished, we would not have worshiped anything besides Him —neither we, nor our fathers— nor would we have held anything holy besides Him. ’ Those who were before them had acted likewise. Is the apostles’ duty anything but to communicate in clear terms?

Amatul Rahman Omar

Those who associated partners (with Allâh) said (also), `Had Allâh so willed, neither we nor our fathers would have worshipped anything apart from Him, nor would we have forbidden anything without (sanction from) Him. ' Their predecessors acted as they do. But there is no other responsibility upon the Messengers except the delivery (of the Message) in plain terms.

Arthur John Arberry

The idolators say, 'If God had willed we would not have served; apart from Him, anything, neither we nor our fathers, nor would we have forbidden, apart from Him, anything. ' So did those before them; yet is aught for the Messengers, but to deliver the manifest Message?

Bijan Moeinian

The idol worshippers say: "If God wanted, neither we nor our forefathers would have never worshipped anything but the Lord. Nor would we have declared anything that God has made lawful as unlawful." Such excuses were also presented by the people who were living before them. Do they not realize that the only mission of the prophets is to deliver the message (and that God has given the mankind the freedom to accept the message or to disregard it and that God has decided not to make people to believe by force?)

E. Henry Palmer

And those who associated (others with God) said, 'Had God pleased we had not served aught beside Him, neither we nor our fathers; nor had we prohibited aught without Him;' - thus did those before them: but have messengers aught to do but to deliver their message plainly?

Edip-Layth

Those who set up partners said, "If God had wished it, we would not have served anything besides Him; neither us nor our fathers; nor would we have forbidden anything without Him." Those before them did the exact same thing; so are the messengers required to do anything but deliver with proof?

George Sale

The idolaters say, if God had pleased, we had not worshipped any thing besides Him, neither had our fathers: Neither had we forbidden any thing, without Him. So did they who were before them. But is the duty of the apostles any other, than public preaching?

Hamid S. Aziz

And the idolaters (those who associated others with Allah) said, "Had Allah pleased we had not served aught beside Him, neither we nor our fathers; nor had we forbidden aught without His permission". Even so did those before them. Are the messengers charged to do anything but to deliver their message clearly?

Mahmoud Ghali

And the ones who have associated (others with Allah) have said, "If Allah had so decided, in no way would we have worshiped, apart from Him, anything, neither we nor our fathers; and in no way would we have prohibited, apart from Him, anything (whatsoever). " Thus did the ones before them perform. So are the Messengers (entrusted) with anything except (to deliver) the evident proclamation?

Marmaduke Pickthall

And the idolaters say: Had Allah willed, we had not worshipped aught beside Him, we and our fathers, nor had we forbidden aught without (command from) Him. Even so did those before them. Are the messengers charged with aught save plain conveyance (of the message)?

Mohamed Ahmed - Samira

The idolaters say: "If God had willed we would not have worshipped anything apart from Him, nor would our fathers have done, nor would we have forbidden any thing without His (leave). " So had the people done before them. Therefore it is binding on the prophets to convey the message in clearest terms.

Muhammad Asad

Now they who ascribe divinity to aught beside God say, "Had God so willed, we would not have worshipped aught but Him - neither we nor our forefathers; nor would we have declared aught as forbidden without a commandment from Him. " Even thus did speak those [sinners] who lived before their time; but, then, are the apostles bound to do more than clearly deliver the message [entrusted to them]?

Mustafa Khattab

The polytheists argue, "Had Allah willed, neither we nor our forefathers would have worshipped anything other than Him, nor prohibited anything without His command." So did those before them. Is not the messengers’ duty only to deliver ˹the message˺ clearly?

Progressive Muslims

And those who set up partners said: "If God had wished it, we would not have served anything besides Him; neither us nor our fathers; nor would we have forbidden anything without Him. " Those before them did the exact same thing; so are the messengers required to do anything but deliver with clarity

Sahih International

And those who associate others with Allah say, "If Allah had willed, we would not have worshipped anything other than Him, neither we nor our fathers, nor would we have forbidden anything through other than Him. " Thus did those do before them. So is there upon the messengers except [the duty of] clear notification?

Sam Gerrans

And those who ascribe a partnership say: “Had God willed, we would not have served, besides Him, anything — neither we nor our fathers — nor would we have forbidden anything contrary to Him”; thus did those before them. Then is there upon the messengers save the clear notification?

Shabbir Ahmed

Now the idolaters say, "If Allah had so willed, we would not have worshiped or served anyone but Him, we and our forefathers. Nor had we forbidden things outside His Command." Thus did those before them. But, are the Messengers responsible for other than conveying the Message clearly?

Syed Vickar Ahamed

The worshippers of false gods say: "If Allah had so willed then we would not have worshipped anybody but Him— Neither we and nor our fathers— Nor would we have forbade anything other than His (things which He forbids). " Like this did those who went before them. But what is the duty of messengers (from Allah) except to teach the Clear Message?

Taqi Usmani

The polytheists said, "If Allah had so willed, we would have not worshipped anything other than Him - neither we nor our forefathers - nor would we have made anything unlawful without (a command from) Him." Similar was the reaction of those who were before them. Therefore, the messengers’ obligation is no more than to convey the message clearly.

The Monotheist Group

And those who were polytheists said: "If God had wished, we would not have served a thing other than Him; neither us nor our fathers; nor would we have made unlawful anything other than from Him." Those before them did exactly the same thing; so are the messengers required to do anything except deliver with clarity?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et les associateurs dirent: ʺSi Allah avait voulu, nous nʹaurions pas adoré quoi que ce soit en dehors de Lui, ni nous ni nos ancêtres; et nous nʹaurions rien interdit quʹIl nʹait interdit Lui-mêmeʺ. Ainsi agissaient les gens avant eux. Nʹincombe-t-il aux messagers sinon de transmettre le message en toute clarté?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Yên muşrik gotin: Eger Xwedê bixwesta, ne me ne jî bav û kalên me, ji bilî Xwedê kes nedihebandin û me bêyî wî ji cem xwe tu tişt heram nedikir. Yên beriya wan jî mîna wan gotibûn. Vêca li ser pêxemberan bes ragihandineke aşkera heye?

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En de aanhangers van het veelgodendom zeggen: ʺAls God gewild had hadden wij niets in plaats van Hem gediend, wij noch onze vaderen en ook zouden wij buiten Hem om niets verboden hebben.ʺ Zo handelden ook zij die er voor hun tijd waren. Hebben de gezanten dan een andere plicht dan de duidelijke verkondiging?

Hollandaca — Salomo Keyzer

De afgodendienaars zeggen: Indien het Gode had behaagd, zouden wij niets buiten hem hebben aangebeden, wij en onze vaderen; wij zouden slechts verboden hebben wat hij zelf verbood. Zij die hen voorafgingen, handelden evenzoo. Maar moeten de gezanten iets anders doen dan openbaar prediken?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, которые стали многобожниками: «Если бы Аллах пожелал, (то) мы не поклонялись бы никому, кроме Него [никого, кроме Него, не признавали бы богом], – ни мы (сами), ни наши отцы [предки], и не запрещали бы без Него ничего». Так [подобно этому] творили [оправдывались] (и) те (неверующие), которые были до них. А разве на посланниках (лежит обязанностью) что-нибудь, кроме ясного доведения (того, что Аллах возлагает на людей)?

Rusça — Osmanov

Многобожники говорят: ʺЕсли бы Аллах захотел, то ни мы, ни наши отцы не стали бы поклоняться чему-либо другому, кроме Него, и мы не стали бы запрещать что-либо без [соизволения] Аллахаʺ. Точно так говорили грешники, которые жили до них. Разве посланникам надлежит что-либо иное, кроме как ясное сообщение [предписаний Аллаха]?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De som sätter medhjälpare vid Guds sida säger: ʺOm Gud hade velat skulle varken vi eller våra fäder ha dyrkat något vid sidan av Honom; vi skulle inte heller utan Hans (befallning) ha förklarat något förbjudet.ʺ Sådant (språk) förde även deras föregångare. Kan uppgiften för (Guds) sändebud vara någon annan än den att klart framföra (det budskap som de anförtrotts)?