Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
fe eSābehum seyyiātu mā ǎmilū ve Hāḳa bihim mā kānū bihi yestehziūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yaptıkları kötülüğe uğradılar ve alay ettiklerinin cezâsını çektiler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Yaptıkları kötülüğe uğradılar ve alay ettiklerinin cezâsını çektiler.
Adem Uğur
Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Ahmed Hulusi
Bu yüzden yaptıklarının getirisi olan kötülükler kendilerine isabet etti ve kendisiyle alay edip durdukları şey kendilerini çepeçevre kuşattı.
Ahmet Tekin
Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı.
Ahmet Varol
Bu yüzden yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alaya aldıkları şey kendilerini kuşattı.
Ali Bulaç
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Ali Fikri Yavuz
Bunun için, yaptıkları fena işlerin cezası, başlarına felâket oldu ve alay edip durdukları o azab, kendilerini kuşatıverdi.
Ali Rıza Safa
Sonunda, yaptıkları kötülükler başlarına yıkıldı. Ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Bayraktar Bayraklı
Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.
Bekir Sadak
Bu yuzden, isledikleri kotuluklere ugradilar ve alay ettikleri sey onlari kusatti. *
Celal Yıldırım
Bu sebeple, işledikleri kötülükler, onlara yetişip dokunmuş ve alaya aldıkları şey de onları kuşatmıştır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sonunda yaptıklarının kötülüğü yine kendilerine dokundu ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Diyanet İşleri
Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Diyanet İşleri (eski)
Bu yüzden, işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Diyanet Vakfi
Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Bunun için, sonunda yaptıklarının cezası başlarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kuşattı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun için yaptıklarının fenalıkları başlarına musibet oldu ve alay ettikleri şey kendilerini sarıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için amellerinin fenalıkları başlarına musibet oldu ve istihza ettikleri şey kendilerini sarıverdi
Erhan Aktaş
Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Fizilal-il Kuran
Sonunda yaptıkları kötülüklerin acı akıbeti ile yüzyüze geldiler, alay konusu ettikleri ilahi azabın pençesine düştüler.
Gültekin Onan
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Hamdi Döndüren
Böylece, yapmış olduklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.
Hasan Basri Çantay
Onun için yapdıklarının cezası onları çarpmış, istihza edegeldikleri (hakıykat) çepçevre kendilerini kuşatıvermişdir.
Hasib Asutay
Sonunda yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Hayrat Neşriyat
Sonunda yaptıklarının cezâsı onlara isâbet etti ve kendisiyle alay eder oldukları şey onları kuşatıverdi.
İbni Kesir
Bunun için işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Mehmet Okuyan
Sonunda yaptıklarının kötülükleri onlara ulaşmış ve alay etmiş oldukları şey onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.
Muhammed Esed
Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı.
Mustafa İslamoğlu
En sonunda yaptıkları kötülüklerin hedefi haline geldiler: alay edip durdukları şey tarafından çepeçevre kuşatıldılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık onlara yapar oldukları şeylerin kötülükleri dokundu ve onları kendisiyle istihzâ eder oldukları şey sarıverdi.
Ömer Öngüt
Sonunda da yaptıklarının cezasına uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.
Suat Yıldırım
(33-34) Dini inkâr edenler ille kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin azap emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Allah zulmetmedi onlara, kendi canlarına zulmediyordu onlar! Kendilerini buldu, yaptıkları kötü işler. Sarıp kuşatıverdi onları alay ettikleri şeyler.
Süleyman Ateş
Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Süleymaniye Vakfı
Sonunda işlediklerinin kötü sonuçları başlarına geldi ve hafife aldıkları şey onları kuşattı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yaptıkları işlerin kötü tarafları onlara gelip çattı da hafife aldıkları o şey başlarına geldi.
Şaban Piriş
Onlara, yaptıklarının kötülüğü dokundu ve onları alay ettikleri şey, çepeçevre kuşattı.
Tefhim-ul Kuran
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Ümit Şimşek
Yaptıkları şeyin kötülüğü başlarına geldi, alay ettikleri şey de onları kuşatıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonunda, yapıp ettiklerinin kötülükleri başlarına musibet olmuş, alay edip durdukları şey kendilerini sarıvermişti.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlara törətdikləri əməllərin pis cəzası nəsib oldu və istehza etdikləri əzab onları ağuşuna aldı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlara öz əməllərinin cəzası (pisliklər) artıq yetişdi. İstehza etdikləri (əzab da) onları yaxaladı.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Es ereilte sie das Übel für ihre Untaten, und sie wurden des Spottes wegen, den sie sich erlaubt hatten, belangt.
Almanca — Der Edle Quran
So trafen sie (schließlich) die bösen Taten, die sie begangen hatten, und es umschloß sie das, worüber sie sich lustig zu machen pflegten.
Almanca — M. A. Rassoul
So ereilten sie die bösen Folgen ihres Tuns, und das, was sie zu verhöhnen pflegten, umschloß sie von allen Seiten.
Almanca — Muhammad Zaidan
So trafen sie die Bosheiten dessen, was sie taten, und es umgab sie das, was sie zu verspotten pflegten.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
By consequence, did the evil line of conduct to which they committed themselves and the evil deeds they conferred on themselves spring back and recoil on them, and they were beset on all sides by the same material and immaterial things they had turned in to ridicule.
Abdul Haleem
So the evil they had done hit them and they were surrounded by the very thing they had mocked.
Abdullah Yusuf Ali
But the evil results of their deeds overtook them, and that very (Wrath) at which they had scoffed hemmed them in.
Abul A'la Maududi
The evil consequences of their misdeeds overtook them and what they mocked at overwhelmed them.
Aisha Bewley
The evil actions they did assailed them. They were engulfed by what they mocked.
Al-Hilali & Khan
Then, the evil results of their deeds overtook them, and that at which they used to mock at surrounded them.
Ali Quli Qarai
So the evils of what they had earned visited them, and they were besieged by what they used to deride.
Amatul Rahman Omar
So that the evil consequences of their deeds afflicted them. And (that punishment) which they used to look down upon encompassed them.
Arthur John Arberry
So the evil things that they wrought. smote them, and they were encompassed by that they mocked at.
Bijan Moeinian
It was their own wrongdoings which caught up with them and the very things they were mocking at came back to haunt them.
E. Henry Palmer
And the evil which they had done befell them, and that environed them at which they used to mock!
Edip-Layth
Thus, the evil of their work afflicted them, and they were surrounded by what they used to make fun of!
George Sale
The evils of that which they committed, reached them; and the divine judgment which they scoffed at, fell upon them.
Hamid S. Aziz
So that the evil which they had done smote them, and that which they mocked surrounded (imprisoned, restricted, hemmed them in).
Mahmoud Ghali
So the odious (deeds) that they did afflicted them, and that which they used to mock (Or: they were mocking) redounded on them.
Marmaduke Pickthall
So that the evils of what they did smote them, and that which they used to mock surrounded them.
Mohamed Ahmed - Samira
The evil they perpetrated overtook them, and what they mocked has turned upon them.
Muhammad Asad
for all the evil that they had done fell [back] upon them, and they were overwhelmed by the very thing which they had been wont to deride.
Mustafa Khattab
Then the evil ˹consequences˺ of their deeds overtook them, and they were overwhelmed by what they used to ridicule.
Progressive Muslims
Thus, the evil of their work afflicted them, and they were surrounded by that which they used to make fun of!
Sahih International
So they were struck by the evil consequences of what they did and were enveloped by what they used to ridicule.
Sam Gerrans
And there befell them the evil deeds that they did, and there surrounded them that whereat they mocked.
Shabbir Ahmed
All the evil that they had done fell back upon them, and the very thing they used to mock, surrounded them.
Syed Vickar Ahamed
Then the evil results of their actions came upon them, and that very (anger of Allah) at which they had mocked surrounded them.
Taqi Usmani
So, the evils of what they did overtook them, and they were encircled by the very thing they used to ridicule.
The Monotheist Group
Thus is was, that the evil of their work has afflicted them, and they will be surrounded by that which they used to mock.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Les méfaits quʹils accomplissaient les atteindront, et ce dont ils se moquaient les cernera de toutes parts.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca cezayê kar û kiryarên wan ew hingaftin û cezayê ya ku wan pê tinaz dikir bi ser wan de hat û dor li wan girt.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
De slechte daden die ze deden hebben hen dus getroffen en zij werden ingesloten door dat waarmee zij de spot dreven.
Hollandaca — Salomo Keyzer
De booze daden welke zij bedreven hadden, bereikten hen en het goddelijke oordeel, dat zij bespot hadden, stortte op hen neder.
Hollandaca — Siregar
En zij werden getroffen door het slechte van wat zij deden en zij werden omsingeld door wat zij plachten te bespotten.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И постигли их (последствия) плохих деяний, которые они совершали, и постигло их то [наказание], над чем они насмехались.
Rusça — Osmanov
Их постигло возмездие за их злонравие, и они подверглись наказанию, которым они пренебрегали.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(följderna av) deras onda handlingar hann upp dem och de inringades (till sist) av det som de hade gjort till föremål för (sitt hån och) sina skämt.