Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

fe eSābehum seyyiātu mā ǎmilū ve Hāḳa bihim mā kānū bihi yestehziūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَصَابَهُمْfe eSābehumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.nihayet onlara ulaştı
2سَيِّـَٔاتُseyyiātuس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötülükleri
3مَا
4عَمِلُواǎmilūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarının
5وَحَاقَve Hāḳaح ي قGeri çekilmek, çevrelemek ve tutmak, kuşatmak, etrafını sarmak, inmek, bunaltmak, sarmak, kaçınılmaz olmak, bir kişi veya şeyi köşeye sıkıştırmak (sadece kötü durumlar için kullanılır), birinin başına gelmek, birine yapışmak ve hak ettiğini bulmak, birisini kıskanmak ve nefret etmek, şiddetli.ve kuşattı
6بِهِمْbihimonları
7مَاşey
8كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9بِهِbihionunla
10يَسْتَهْزِؤُ۫نَyestehziūneه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)alay ettikleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yaptıkları kötülüğe uğradılar ve alay ettiklerinin cezâsını çektiler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yaptıkları kötülüğe uğradılar ve alay ettiklerinin cezâsını çektiler.

Adem Uğur

Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.

Ahmed Hulusi

Bu yüzden yaptıklarının getirisi olan kötülükler kendilerine isabet etti ve kendisiyle alay edip durdukları şey kendilerini çepeçevre kuşattı.

Ahmet Tekin

Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı.

Ahmet Varol

Bu yüzden yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alaya aldıkları şey kendilerini kuşattı.

Ali Bulaç

Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp kuşatıverdi.

Ali Fikri Yavuz

Bunun için, yaptıkları fena işlerin cezası, başlarına felâket oldu ve alay edip durdukları o azab, kendilerini kuşatıverdi.

Ali Rıza Safa

Sonunda, yaptıkları kötülükler başlarına yıkıldı. Ve alay ettikleri şey onları kuşattı.

Bayraktar Bayraklı

Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.

Bekir Sadak

Bu yuzden, isledikleri kotuluklere ugradilar ve alay ettikleri sey onlari kusatti. *

Celal Yıldırım

Bu sebeple, işledikleri kötülükler, onlara yetişip dokunmuş ve alaya aldıkları şey de onları kuşatmıştır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonunda yaptıklarının kötülüğü yine kendilerine dokundu ve alay ettikleri şey onları kuşattı.

Diyanet İşleri

Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

Diyanet İşleri (eski)

Bu yüzden, işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.

Diyanet Vakfi

Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun için, sonunda yaptıklarının cezası başlarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kuşattı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için yaptıklarının fenalıkları başlarına musibet oldu ve alay ettikleri şey kendilerini sarıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için amellerinin fenalıkları başlarına musibet oldu ve istihza ettikleri şey kendilerini sarıverdi

Erhan Aktaş

Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

Fizilal-il Kuran

Sonunda yaptıkları kötülüklerin acı akıbeti ile yüzyüze geldiler, alay konusu ettikleri ilahi azabın pençesine düştüler.

Gültekin Onan

Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey kendilerini sarıp kuşatıverdi.

Hamdi Döndüren

Böylece, yapmış olduklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.

Hasan Basri Çantay

Onun için yapdıklarının cezası onları çarpmış, istihza edegeldikleri (hakıykat) çepçevre kendilerini kuşatıvermişdir.

Hasib Asutay

Sonunda yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

Hayrat Neşriyat

Sonunda yaptıklarının cezâsı onlara isâbet etti ve kendisiyle alay eder oldukları şey onları kuşatıverdi.

İbni Kesir

Bunun için işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.

Mehmet Okuyan

Sonunda yaptıklarının kötülükleri onlara ulaşmış ve alay etmiş oldukları şey onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.

Muhammed Esed

Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı.

Mustafa İslamoğlu

En sonunda yaptıkları kötülüklerin hedefi haline geldiler: alay edip durdukları şey tarafından çepeçevre kuşatıldılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onlara yapar oldukları şeylerin kötülükleri dokundu ve onları kendisiyle istihzâ eder oldukları şey sarıverdi.

Ömer Öngüt

Sonunda da yaptıklarının cezasına uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.

Suat Yıldırım

(33-34) Dini inkâr edenler ille kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin azap emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Allah zulmetmedi onlara, kendi canlarına zulmediyordu onlar! Kendilerini buldu, yaptıkları kötü işler. Sarıp kuşatıverdi onları alay ettikleri şeyler.

Süleyman Ateş

Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey onları kuşattı.

Süleymaniye Vakfı

Sonunda işlediklerinin kötü sonuçları başlarına geldi ve hafife aldıkları şey onları kuşattı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yaptıkları işlerin kötü tarafları onlara gelip çattı da hafife aldıkları o şey başlarına geldi.

Şaban Piriş

Onlara, yaptıklarının kötülüğü dokundu ve onları alay ettikleri şey, çepeçevre kuşattı.

Tefhim-ul Kuran

Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp kuşatıverdi.

Ümit Şimşek

Yaptıkları şeyin kötülüğü başlarına geldi, alay ettikleri şey de onları kuşatıverdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda, yapıp ettiklerinin kötülükleri başlarına musibet olmuş, alay edip durdukları şey kendilerini sarıvermişti.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara törətdikləri əməllərin pis cəzası nəsib oldu və istehza etdikləri əzab onları ağuşuna aldı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara öz əməllərinin cəzası (pisliklər) artıq yetişdi. İstehza etdikləri (əzab da) onları yaxaladı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Es ereilte sie das Übel für ihre Untaten, und sie wurden des Spottes wegen, den sie sich erlaubt hatten, belangt.

Almanca — Der Edle Quran

So trafen sie (schließlich) die bösen Taten, die sie begangen hatten, und es umschloß sie das, worüber sie sich lustig zu machen pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

So ereilten sie die bösen Folgen ihres Tuns, und das, was sie zu verhöhnen pflegten, umschloß sie von allen Seiten.

Almanca — Muhammad Zaidan

So trafen sie die Bosheiten dessen, was sie taten, und es umgab sie das, was sie zu verspotten pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

By consequence, did the evil line of conduct to which they committed themselves and the evil deeds they conferred on themselves spring back and recoil on them, and they were beset on all sides by the same material and immaterial things they had turned in to ridicule.

Abdul Haleem

So the evil they had done hit them and they were surrounded by the very thing they had mocked.

Abdullah Yusuf Ali

But the evil results of their deeds overtook them, and that very (Wrath) at which they had scoffed hemmed them in.

Abul A'la Maududi

The evil consequences of their misdeeds overtook them and what they mocked at overwhelmed them.

Aisha Bewley

The evil actions they did assailed them. They were engulfed by what they mocked.

Al-Hilali & Khan

Then, the evil results of their deeds overtook them, and that at which they used to mock at surrounded them.

Ali Quli Qarai

So the evils of what they had earned visited them, and they were besieged by what they used to deride.

Amatul Rahman Omar

So that the evil consequences of their deeds afflicted them. And (that punishment) which they used to look down upon encompassed them.

Arthur John Arberry

So the evil things that they wrought. smote them, and they were encompassed by that they mocked at.

Bijan Moeinian

It was their own wrongdoings which caught up with them and the very things they were mocking at came back to haunt them.

E. Henry Palmer

And the evil which they had done befell them, and that environed them at which they used to mock!

Edip-Layth

Thus, the evil of their work afflicted them, and they were surrounded by what they used to make fun of!

George Sale

The evils of that which they committed, reached them; and the divine judgment which they scoffed at, fell upon them.

Hamid S. Aziz

So that the evil which they had done smote them, and that which they mocked surrounded (imprisoned, restricted, hemmed them in).

Mahmoud Ghali

So the odious (deeds) that they did afflicted them, and that which they used to mock (Or: they were mocking) redounded on them.

Marmaduke Pickthall

So that the evils of what they did smote them, and that which they used to mock surrounded them.

Mohamed Ahmed - Samira

The evil they perpetrated overtook them, and what they mocked has turned upon them.

Muhammad Asad

for all the evil that they had done fell [back] upon them, and they were overwhelmed by the very thing which they had been wont to deride.

Mustafa Khattab

Then the evil ˹consequences˺ of their deeds overtook them, and they were overwhelmed by what they used to ridicule.

Progressive Muslims

Thus, the evil of their work afflicted them, and they were surrounded by that which they used to make fun of!

Sahih International

So they were struck by the evil consequences of what they did and were enveloped by what they used to ridicule.

Sam Gerrans

And there befell them the evil deeds that they did, and there surrounded them that whereat they mocked.

Shabbir Ahmed

All the evil that they had done fell back upon them, and the very thing they used to mock, surrounded them.

Syed Vickar Ahamed

Then the evil results of their actions came upon them, and that very (anger of Allah) at which they had mocked surrounded them.

Taqi Usmani

So, the evils of what they did overtook them, and they were encircled by the very thing they used to ridicule.

The Monotheist Group

Thus is was, that the evil of their work has afflicted them, and they will be surrounded by that which they used to mock.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les méfaits quʹils accomplissaient les atteindront, et ce dont ils se moquaient les cernera de toutes parts.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca cezayê kar û kiryarên wan ew hingaftin û cezayê ya ku wan pê tinaz dikir bi ser wan de hat û dor li wan girt.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De slechte daden die ze deden hebben hen dus getroffen en zij werden ingesloten door dat waarmee zij de spot dreven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De booze daden welke zij bedreven hadden, bereikten hen en het goddelijke oordeel, dat zij bespot hadden, stortte op hen neder.

Hollandaca — Siregar

En zij werden getroffen door het slechte van wat zij deden en zij werden omsingeld door wat zij plachten te bespotten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И постигли их (последствия) плохих деяний, которые они совершали, и постигло их то [наказание], над чем они насмехались.

Rusça — Osmanov

Их постигло возмездие за их злонравие, и они подверглись наказанию, которым они пренебрегали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(följderna av) deras onda handlingar hann upp dem och de inringades (till sist) av det som de hade gjort till föremål för (sitt hån och) sina skämt.