İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.
قَالَ اَبَشَّرْتُمُونِي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
ḳāle e beşşertumūnī ǎlā en messeniye l-kiberu fe bi me tubeşşirūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
İhtiyarlık çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinâden müjde vermektesiniz bana?
Abdulkadir Gölpınarlı
İhtiyarlık çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinâden müjde vermektesiniz bana?
Adem Uğur
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
Ahmed Hulusi
(İbrahim) dedi ki: "İhtiyar olduktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz? Ne ile müjdeliyorsunuz?"
Ahmet Tekin
İbrâhim: 'İhtiyarlık üzerime çökmesine rağmen, bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?' dedi.
Ahmet Varol
'Bana ihtiyarlık çökmüşken mi beni (bununla) müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz?' dedi.
Ali Bulaç
Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"
Ali Fikri Yavuz
İbrahîm dedi ki: “-Bana ihtiyarlık gelmişken, beni mi müjdelediniz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?”
Ali Rıza Safa
Dedi ki: "Kocamışlık üzerime çökmüşken, bana sevinçli bir haber veriyorsunuz; öyle mi? Bu durumdayken, nasıl sevinçli bir haber verebilirsiniz?"
Bayraktar Bayraklı
İbrahim, "Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz?" dedi.
Bekir Sadak
«Ben kocamisken bana mujde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak mujdeliyorsunuz?» deyince:
Celal Yıldırım
Yaşlılık gelip yapışmışken, beni mi müjdeliyorsunuz? Hem neye göre müjdeliyorsunuz ? demişti.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
İbrâhim, “Üzerime yaşlılık çökmüş olmasına rağmen bana böyle bir müjde getiriyorsunuz öyle mi? Peki (çocuğum olamayacağına göre) bana neyi müjdelemiş oluyorsunuz?” dedi.
Diyanet İşleri
İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.
Diyanet İşleri (eski)
'Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?' deyince:
Diyanet Vakfi
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
İbrahim dedi ki: «Bana ihtiyarlık gelmişken, beni mi müjdeliyorsunuz, neye dayanarak beni müjdeliyorsunuz?»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İbrahim: "Beni mi müjdelediniz, bana ihtiyarlık gelip çatmışken artık beni neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Beni mi, dedi: tebşir ettiniz? Bana ihtiyarlık gelib çatmışken, artık beni ne suretle tebşir edersiniz?
Erhan Aktaş
İbrahim: "Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"
Erhan Aktaş (10. Baskı)
İbrahim: "Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
İbrahim: "Ben yaşlı bir kimse olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"
Fizilal-il Kuran
İbrahim «Hayli ilerlemiş yaşıma rağmen mi bana bu müjdeyi veriyorsunuz? O halde neye dayanarak müjde veriyorsunuz?» dedi.
Gültekin Onan
Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"
Hamdi Döndüren
O da, “Bana, ihtiyarlık çökmüşken mi müjde veriyorsunuz? Ne tuhaf bir şeyi müjdeliyorsunuz!” dedi.
Hasan Basri Çantay
"Bana, dedi, ihtiyarlık çökmüşken (nasıl olub da) müjde verdiniz? Bu tebşiri neye istinaden yapıyorsunuz"?
Hasib Asutay
(İbrahim:) 'Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz?' dedi.
Hayrat Neşriyat
(İbrâhîm de:) 'Beni mi müjdelediniz, bana ihtiyarlık gelip çatmışken? O hâlde(beni) ne ile müjdeliyorsunuz?' dedi.
İbni Kesir
Ben, kocamışken mi bana müjde veriyorsunuz? O halde neye dayanarak müjdeliyorsunuz? dedi.
Mehmet Okuyan
(İbrahim:) “Yaşlılık bana dokunmasına (gelmesine) rağmen beni müjdeliyor musunuz? (Beni) ne ile müjdeliyorsunuz?” diye sormuştu.
Muhammed Esed
"Üzerime yaşlılık çökmüş olduğu halde, bana böyle bir müjde veriyorsunuz, öyle mi?" diye sordu (İbrahim), "Peki, hangi (beklenmedik) şeyle müjdeliyorsunuz beni?"
Mustafa İslamoğlu
"Ne! Yaşlılık gelip başıma çökmüşken bana bu müjdeyi veriyorsunuz, öyle mi?" dedi; "Peki neye dayanarak bana müjde veriyorsunuz?"
Ömer Nasuhi Bilmen
Dedi ki: «Bana müjde verir misiniz ki, üzerime ihtiyarlık çökmüştür. Artık beni ne ile müjdeliyorsunuz?»
Ömer Öngüt
O da: “Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen, beni müjdeliyor musunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?” dedi.
Suat Yıldırım
"Beni mi müjdeliyorsunuz?" dedi. "Bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artık beni nasıl tebşir edersiniz?"
Süleyman Ateş
"Bana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni müjdelediniz? Ne tuhaf bir şey ile müjdeliyorsunuz beni?" dedi.
Süleymaniye Vakfı
"Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi beni müjdelediniz! Bana neyin müjdesini veriyorsunuz!" dedi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
"Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi müjde getiriyorsunuz? Neyin müjdesini veriyorsunuz?"
Şaban Piriş
-Bana ihtiyarlık gelmiş olduğu halde mi müjde veriyorsunuz? Neye dayanarak müjde veriyorsunuz? dedi
Tefhim-ul Kuran
Dedi ki: «Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?»
Ümit Şimşek
'Beni mi müjdeliyorsunuz?' dedi. 'Bu yaşlı halimle bana neyin müjdesini veriyorsunuz?'
Yaşar Nuri Öztürk
Dedi: "İhtiyarlık yakama yapıştıktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz! Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?"
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
İbrahim dedi: “Qocalıq məni haqladığı bir vaxtda mənə müjdə verirsiniz? Məni nə ilə müjdələyirsiniz?”
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(İbrahim:) ″Qocalıq məni basdığı vaxtdamı mənə müjdə verirsiniz? Məni nə ilə muştuluqlayırsınız?″ – deyə soruşdu.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Er erwiderte: ʺWie könnt ihr mir diese frohe Botschaft bringen, da ich ein hohes Alter erreicht habe?ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Er sagte: ʺIhr verkündet (es) mir, obwohl mir das hohe Alter widerfahren ist! Was verkündet ihr mir denn da?ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Er sagte: ʺBringt ihr mir die frohe Kunde ungeachtet dessen, daß ich vom Alter getroffen bin? Welche frohe Kunde bringt ihr denn?ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Er sagte: ʺBringt ihr mir etwa eine frohe Botschaft, wo ich vom Alter gezeichnet bin? Was für eine frohe Botschaft bringt ihr denn?!ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
"How can you", said Ibrahim, "intimate to me such news when I have been carried through the stealing steps of age to advanced life! Is this an object of a joke that you intimate to me!"
Abdul Haleem
He said, ‘How can you give me such news when old age has come to me? What sort of news is this?’
Abdullah Yusuf Ali
He said: "Do ye give me glad tidings that old age has seized me? Of what, then, is your good news?"
Abul A'la Maududi
Abraham said: "What, do you give me this tiding though old age has smitten me? Just consider what tiding do you give me!"
Aisha Bewley
He said, ‘Do you bring me this good news despite the fact of old age having reached me? What kind of good news are you bringing me?’
Al-Hilali & Khan
[Ibrâhîm (Abraham)] said: "Do you give me glad tidings (of a son) when old age has overtaken me? Of what then is your news?"
Ali Quli Qarai
He said, ‘Do you give me good news though old age has befallen me? What is the good news that you bring me?’
Amatul Rahman Omar
He (-Abraham) said, `Do you give me the good tidings inspite of the fact that old age has come upon me. So on what (basis) are you giving (me this) good tidings.'
Arthur John Arberry
He said, 'What, do you give me good tidings, though old age has smitten me? Of what do you
Bijan Moeinian
Abraham said: "What! How can you give an old man like me a good news like this? Are you sure?"
E. Henry Palmer
He said, 'Do ye give me this glad tidings although old age has touched me? give me the glad tidings then!'
Edip-Layth
He said, "What good news can you bring me when old age has come upon me? Is that your good news?"
George Sale
He said, do ye bring me the promise of a son now old age hath overtaken me? What is it therefore that ye tell me?
Hamid S. Aziz
He said, "Do you bring me this glad tidings when old age has overtaken me? Of what then do you bring good tidings!"
Mahmoud Ghali
He said, "Do you give me glad tidings, though being great (with years) has touched me? (i. e., I am an old man) Of what do you give me glad tidings?"
Marmaduke Pickthall
He said: Bring ye me good tidings (of a son) when old age hath overtaken me? Of what then can ye bring good tidings?
Mohamed Ahmed - Samira
"You bring me the good news now, " he said, "when old age has come upon me. What good news are you giving me then?"
Muhammad Asad
Said he: "Do you give me this glad tiding despite the fact that old age has overtaken me? Of what [strange thing], then, are you giving me a tiding!"
Mustafa Khattab
He wondered, "Do you give me good news despite my old age? What unlikely news!"
Progressive Muslims
He said: "What good news can you bring me when old age has come upon me Is that your good news"
Sahih International
He said, "Have you given me good tidings although old age has come upon me? Then of what [wonder] do you inform?"
Sam Gerrans
He said: “Bring you glad tidings to me, though old age has come upon me? Of what then bring you glad tidings?”
Shabbir Ahmed
He said, "How can you give me such glad tiding even though I have been overtaken by old age?"
Syed Vickar Ahamed
He said: "Do you give me the happy news that old age has come over me? Then about what is your good news?"
Taqi Usmani
He said, "Do you give me the good news despite the old age has befallen me? So what good news you are giving to me?"
The Monotheist Group
He said: "What good news can you bring me when old age has come upon me? Is that your good news?"
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il dit: ʺMʹannoncez-vous (cette nouvelle) alors que la vieillesse mʹa touché? Que mʹannoncez-vous donc?ʺ
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Îbrahîmî ji wan re) Got: Erê ma piştî vê pîrîtiyê hûn mizgîniyê didin min? Vêca hûn mizgîniya çi didin min?!
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Hij zei: ʺVerkondigen jullie mij goed nieuws nu de ouderdom mij al getroffen heeft? Wat voor goed nieuws verkondigen jullie dan?ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hij zeide: Brengt gij mij de belofte van een zoon, nu ik oud geworden ben? Wat verhaalt gij mij derhalve?
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Сказал (пророк Ибрахим) (удивляясь): «Неужели вы радуете меня (благой вестью), когда меня уже коснулась старость? Чем же вы радуете?»
Rusça — Osmanov
Ибрахим спросил: ʺМне ли предназначена [эта] приятная весть - ведь я уже стар! К чему [теперь] ваша приятная весть?ʺ
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Abraham) svarade: ʺDetta budskap ger ni mig trots min höga ålder? Vad är detta som ni säger mig?ʺ