Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.

وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ

ve nezeǎ'nā mā fī Sudūrihim min ğillin iḣvānen ǎlā sururin muteḳābilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنَزَعْنَاve nezeǎ'nāن ز عÇekmek, almak, koparmak, çıkarmak, kapıp götürmek, kaldırmak, soymak, koparmak, çıkarmak, geri çekmek, sertçe çekmek, görevini yerine getirmek, özlem duymak, üst düzey yetkilileri görevden almak, benzemek, güçlü bir şekilde çekmek, başkalarını doğruya davet etmek, yükselmek, tırmanmak, mesken veya dipten çekmek, zorla götürmek, mahrum bırakmakçıkarıp atmışızdır
2مَاolan
3فِي
4صُدُورِهِمْSudūrihimص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.göğüslerindeki
5مِنْmin
6غِلٍّğillinغ ل لGizlemek, bir şeyi başka bir şeyin içine yerleştirmek, dolandırıcılık, aldatmak, giydirmek, üzerine koymak, susuzluktan yanmak, sadakatsiz olmak, yaka, kelepçe, zincirlemek/bağlamak, kişinin kendini gizlediği şey, dürüst olmama, samimiyetsizlik, gizli nefret, araziden elde edilen gelirkini
7اِخْوَانًاiḣvānenا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşler olarak
8عَلٰىǎlāüzerinde
9سُرُرٍsururinس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukdivanlar
10مُتَقَابِلِينَmuteḳābilīneق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkarşı karşıya otururlar

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gönüllerindeki kîni, hasedi, tâ kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı tahtlar üstünde otururlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gönüllerindeki kîni, hasedi, tâ kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı tahtlar üstünde otururlar.

Adem Uğur

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

Ahmed Hulusi

Biz onların, (ayrı görmekten kaynaklanan) kin - düşmanlık duygularını içlerinde söküp attık! Kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.

Ahmet Tekin

Biz Cennet ehlinin kalplerindeki kinleri çıkarır atarız. Onlar artık, tahtlar üzerinde, karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

Ahmet Varol

Gönüllerinde kin adına ne varsa çıkarmışızdır. Kardeşler halinde karşı karşıya tahtlar üzerindedirler.

Ali Bulaç

Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.

Ali Fikri Yavuz

Biz, o cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

Ali Rıza Safa

Yüreklerindeki kini söküp atarız; kardeşler olarak, koltuklar üzerinde karşılıklı otururlar.

Bayraktar Bayraklı

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

Bekir Sadak

Biz onlarin gonullerinde olan kini cikardik, artik onlar sedirler uzerinde karsilikli oturan kardeslerdir.

Celal Yıldırım

Kalblerindeki kini söküp çıkarmışızdır. Sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir onlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların gönüllerini düşmanlık duygularından temizledik; artık bir kardeşler topluluğu olarak sedirler üzerinde karşı karşıya oturacaklar.

Diyanet İşleri

Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.

Diyanet İşleri (eski)

Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.

Diyanet Vakfi

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz o cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sinelerindeki kinleri soymuşuzdur, köşkler üzerinde kardeşler olarak karşı karşıya oturacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sinelerindeki kinleri soymuşuzdur da ıhvan olarak köşkler üzere karşı karşıya otururlar

Erhan Aktaş

Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

Fizilal-il Kuran

Biz cennetliklerin kalplerindeki tüm kin tortularını çekip çıkardık, onlar orada karşılıklı koltuklarda oturan kardeşlerdir.

Gültekin Onan

Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.

Hamdi Döndüren

Onların göğüslerindeki kin ve nefreti çıkarıp atmışızdır. Kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

Hasan Basri Çantay

Biz onların göğüslerindeki kini söküb atdık (atacağız. Onlar) kardeşler haalinde, karşı karşıya tahtları üzerindedirler (tahtlarına dayanarak oturacaklardır).

Hasib Asutay

Biz onların kalplerindeki kini çıkarıp atmışızdır, kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıyadırlar.

Hayrat Neşriyat

Artık onların kalblerindeki kinleri (ve bütün kötü hisleri) söküp atmışızdır, (hepsi de) kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya (oturmakta)dırlar.

İbni Kesir

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık. Artık onlar kardeş olarak sedirler üzerinde karşılıklı otururlar.

Mehmet Okuyan

(Ayrıca onların) göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmışız (atmış olacağız). (Birbirlerine) kardeş bir şekilde tahtlar üzerinde karşılıklı olarak kurulup oturmakta (olacaklar)dır.

Muhammed Esed

(O zaman) Biz onları içlerinde (kalmış) olabilecek nahoş duygu ve düşüncelerden arındıracağız ve (böylece) birbirleriyle kardeş olarak mutluluk tahtları üzerinde karşı karşıya oturacaklar.

Mustafa İslamoğlu

Zira Biz Onları, içlerine işlemiş olan her tür olumsuz duygu ve düşünceden tamamen arındıracağız. Onlar mutluluk tahtları üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı oturacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onların sinelerindeki kirden olan şeyleri çıkarıp attık. Onlar tahtlar üzerinde kardeşler olarak karşı karşıya bulunacaklardır.

Ömer Öngüt

Biz onların gönüllerindeki kinleri çıkarır atarız. Artık onlar kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

Suat Yıldırım

Onların kalplerindeki kini söküp çıkarmışızdır. Dost ve kardeş olarak, divanlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

Süleyman Ateş

Onların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır; (hepsi) kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıya oturur (sohbet eder)ler.

Süleymaniye Vakfı

İçlerindeki çekememezliği söküp atmış olacağız. Kardeş olacaklar ve sedirler üzerinde karşılıklı oturacaklar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz göğüslerindeki kötü bağlantıları söküp atmış oluruz. Kardeşler halinde karşılıklı sedirler üzerindedirler.

Şaban Piriş

Biz, onların gönlündeki tüm kini söküp attık. Onlar, kardeşler olarak karşılıklı koltuklarda otururlar.

Tefhim-ul Kuran

Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.

Ümit Şimşek

Kin namına ne varsa gönüllerinden çıkarmışızdır; karşılıklı tahtlarda, sevinç içinde, kardeş kardeş otururlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Göğüslerindeki düşmanlığı çekip almışızdır. Köşkler/divanlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onların ürəklərindəki kin-küdurəti çıxarıb atdıq. Onlar qardaş olub taxt üstündə qarşı-qarşıya əyləşərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Und Wir werden ihre Herzen von jeglichem Neid befreien und sie sich wie Brüder auf Lagern einander gegenüber setzen lassen.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir nehmen weg, was in ihren Brüsten an Groll ist, als Brüder auf Liegen (ruhend), einander gegenüber.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir wollen hinwegnehmen, was an Groll in ihren Herzen sein mag; brüderlich (sollen sie) auf Ruhesitzen einander gegenüber sitzen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR nahmen aus ihren Brüsten jeglichen Groll heraus. Sie sind als Geschwister auf Liegen einander gegenüber.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We will have erased malevolence from their breasts and injurious events from their memories; now they are an association of brothers spiritually allied to each other, seated on thrones of dignity facing each other.

Abdul Haleem

and We shall remove any bitterness from their hearts: [they will be like] brothers, sitting on couches, face to face.

Abdullah Yusuf Ali

And We shall remove from their hearts any lurking sense of injury: (they will be) brothers (joyfully) facing each other on thrones (of dignity).

Abul A'la Maududi

And We shall purge their breasts of all traces of rancour; and they shall be seated on couches facing one another as brothers.

Aisha Bewley

We will strip away any rancour in their hearts – brothers, resting on couches face-to-face.

Al-Hilali & Khan

"And We shall remove from their breasts any deep feeling of bitterness (that they may have). (So they will be like) brothers facing each other on thrones.

Ali Quli Qarai

We will remove whatever rancour there is in their breasts; [intimate like] brothers, [they will be reclining] on couches, facing one another.

Amatul Rahman Omar

And We shall remove every vestige of rancour that may be in their hearts. They will be like brothers (seated cheerfully) on raised couches (of happiness), face to face.

Arthur John Arberry

We shall strip away all rancour that is in their breasts; as brothers they shall be upon couches set face to face;

Bijan Moeinian

I will erase all bad feelings [that they might have developed in their worldly life towards each other] from their memory. Thus, they will become like brothers, enjoying themselves while sitting face to face in reclining plush furniture.

E. Henry Palmer

And we will strip off whatever ill-feeling is in their breasts; as brethren on couches face to face'.

Edip-Layth

We removed all negative feelings in their chests; they are brothers in quarters facing one another.

George Sale

And we will remove all grudges from their breasts; they shall be as brethren, sitting over against one another on couches:

Hamid S. Aziz

And We will strip off whatever ill-feeling is in their breasts; as brethren they rest on couches face to face.

Mahmoud Ghali

And We will draw out from them whatever rancor may be in their breasts; as brethren they will be upon settees facing one another.

Marmaduke Pickthall

And We remove whatever rancour may be in their breasts. As brethren, face to face, (they rest) on couches raised.

Mohamed Ahmed - Samira

We shall cast out any grudge they may have in their hearts. (There) they will sit on couches face to face like brothers together.

Muhammad Asad

And [by then] We shall have removed whatever unworthy thoughts or feelings may have been [lingering] in their breasts, [and they shall rest] as brethren, facing one another [in love] upon thrones of happiness.

Mustafa Khattab

We will remove whatever bitterness they had in their hearts.[1] In a friendly manner, they will be on thrones, facing one another.

Progressive Muslims

And We removed what sadness was in their chests, they are brothers in quarters facing one another.

Sahih International

And We will remove whatever is in their breasts of resentment, [so they will be] brothers, on thrones facing each other.

Sam Gerrans

And We will remove what is in their hearts of rancour — as brethren, upon couches facing one another;

Shabbir Ahmed

And We shall remove from their hearts any sense of jealousy, rancor, rivalry and bitterness (7:43). And they shall rest as brothers and sisters, facing one another, on thrones of happiness. (56:15), (88:13).

Syed Vickar Ahamed

And from their hearts, We shall remove any left over sense of pain and injury: (Like) brothers (happily) facing each other on thrones (of dignity).

Taqi Usmani

We shall have removed whatever grudge they had in their hearts, (thus making them) brothers, sitting on couches, face to face.

The Monotheist Group

AndWe removed what animosity was in their chests, they are brothers in quarters facing one another.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous aurons arraché toute rancune de leurs poitrines: et ils se sentiront frères, faisant face les uns aux autres sur des lits.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me kîna di sîngên wan de avêt; êdî (ji hev re) bûne bira, li ser textan li pêşberî hev in.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij nemen weg wat er in hun harten aan wrok was, zodat zij als broeders op rustbanken tegenover elkaar zitten.

Hollandaca — Siregar

En Wij nemen weg wat er in hun harten aan wrok is, (zij zijn daarin) als broeders, op rustbanken zitten zij tegenover elkaar.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы изъяли все, что было у них [у обитателей Рая] в груди из злобы [ненависть]. (И живут они в Раю) братьями (и сидя) на (расшитых) ложах (беседуют) обратившись лицом друг к другу.

Rusça — Osmanov

И Мы исторгли из сердец [людей] ненависть [взаимную], и они, как братья, восседают на ложах, обратившись друг к другу.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi skall rensa bort ur deras bröst (alla rester av gammalt) agg och (med hjärtat fyllt av) broderlig kärlek (skall de ta plats) på upphöjda troner mitt emot varandra.