Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ
ve l-erDe medednāhā ve elḳaynā fīhā ravāsiye ve enbetnā fīhā min kulli şey'in mevzūnin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yeryüzünü, enine boyuna döşedik ve orada metîn dağlar yarattık ve oradan, taktîrimize göre, her şeyi bitirdik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Yeryüzünü, enine boyuna döşedik ve orada metîn dağlar yarattık ve oradan, taktîrimize göre, her şeyi bitirdik.
Adem Uğur
Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.
Ahmed Hulusi
Arzı (bedeni Esma özelliklerini açığa çıkaracak organları alacak şekilde) genişlettik! Onda sabit dağlar (vücuttaki organlar) ilka ettik. . . Onda her şeyi ölçülü bitirdik.
Ahmet Tekin
Yerleşimi sağlamak, hayatı kolaylaştırmak için yer kürenin toprağını, biyolojik, kimyevî yapısını, rengini oluşturup yayarak verimli hale getirdik. Orada, ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdik. Yine orada her şeyi dengeli, âhenkli, ölçülü ürettik.
Ahmet Varol
Yeri de yaydık, üzerine sabit dağlar yerleştirdik ve onda her şeyden belli ölçüde bitirdik.
Ali Bulaç
Yere (gelince,) onu döşeyip yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.
Ali Fikri Yavuz
Arzı da döşedik ve oraya yerli yerinde dağlar koyduk, orada hikmetle ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdik.
Ali Rıza Safa
Yeryüzünü genişletip yaydık ve sarsılmaz dağlar yerleştirdik. Ve her şeyi yakışan ölçülerle yetiştirdik.
Bayraktar Bayraklı
Yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar diktik ve orada her şeyi ölçülü bitirdik.
Bekir Sadak
Yeri yaydik, oraya sabit daglar yerlestirdik, orada her seyi bir olcuye gore bitirdik.
Celal Yıldırım
Yeryüzünü de yaydık, orada ağırlığı olan sabit dağlar koyduk ve orada ölçülmüş (miktar ve özelliği belirlenmiş) her şeyi yetiştirdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar yerleştirdik, orada ölçüleri belli her türden ürünler bitirdik.
Diyanet İşleri
Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
Diyanet İşleri (eski)
Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.
Diyanet Vakfi
Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Yeryüzünü düzgün bir şekilde yarattık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada hikmetle ölçülmüş her şeyden bitkiler bitirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yeri de döşeyip yaydık, ona ağır baskılar bıraktık ve onda ölçülü herşeyden bitirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Arzı meddettik ve ona ağır baskılar bıraktık ve onda mevzun her şeyden bitirdik,
Erhan Aktaş
Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Yeryüzünü yaydık ve oraya sabit dağlar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.
Fizilal-il Kuran
Yerin alanını geniş yaptık, oraya sabit dağlar serpiştirdik ve orada belirli bir ölçü uyarınca her bitkiyi bitirdik.
Gültekin Onan
Yere (gelince,) onu döşeyip yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.
Hamdi Döndüren
Yeri de uzatıp yaydık, oraya sabit dağlar attık ve orada her şeyi belli ölçü ile bitirdik.
Hasan Basri Çantay
Yeri de (döşeyib) yaydık. Onda sabit dağlar (yaratıb) koyduk, oralarda (hikmet ve maslahatla) ölçülmüş her şeyden (münasib) nebatlar bitirdik.
Hasib Asutay
Yere gelince, onu da yaydık, onda sabit dağlar yerleştirdik ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.
Hayrat Neşriyat
Yeryüzünü ise yaydık; oraya sâbit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü herşeyden (her nebâttan) bitirdik.
İbni Kesir
Yeri de döşeyip yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Ve orada her şeyden ölçülü olarak yetiştirdik.
Mehmet Okuyan
Yeri genişlettik ve içine ağırlıklar yerleştirdik. Orada ölçülü olan her şeyden (bitkiler) yetiştirdik.
Muhammed Esed
Ve yeryüzünü yayıp üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirdik; ve orada (hayatın) her türünün dengeli bir biçimde büyüyüp boyvermesini sağladık;
Mustafa İslamoğlu
Ve yeryüzünü (engebeli arazı yapısıyla) uzatıp genişlettik; zira orada kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdik; üstelik orada her türün dengeli bir biçimde büyüyüp gelişeceği (bir canlı hayat) bahşettik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Yeryüzünü de yaydık ve onda sabit dağlar bıraktık. Ve onda her bir ölçülmüş şeyden bitirdik.
Ömer Öngüt
Yeri döşeyip yaydık. Orada sabit dağlar yerleştirdik. Yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.
Suat Yıldırım
Yeri de yaydık, genişlettik ve oraya sağlam dağlar çaktık ve orada hikmetle ölçülmüş olarak her türlü nebatı yetiştirdik.
Süleyman Ateş
Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik.
Süleymaniye Vakfı
Yeryüzüne sabit dağlar yerleştirip yerin alanını artırdık ve orada dengeli her bitkiyi bitirdik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yeri uzattık, içine oturaklı dağları yerleştirdik. Orada her bitkiyi dengeli olarak bitirdik.
Şaban Piriş
Yeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. Orada her şeyden ölçülü olarak ürün verdik.
Tefhim-ul Kuran
Yere (gelince,) onu döşeyip yaydık, onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.
Ümit Şimşek
Yeri de yayıp döşedik, onda sağlam dağlar diktik ve ölçülüp biçilmiş herbir şeyden yetiştirdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü/ahenkli her şeyden bitirdik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz yeri döşədik, orada möhkəm dağlar yerləşdirdik və orada hər şeydən lazım olduğu qədər yetişdirdik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz yer üzünü döşədik (orada hər şeyi yerbəyer etdik), orada möhkəm dayanan dağlar yerləşdirdik, hər şeydən (bütün meyvələrdən) müəyyən ölçüdə (lazım olan qədər) yetişdirdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Die Erde haben Wir ausgedehnt, darauf Berge verankert und alle Arten von Pflanzen nach genauem Maß wachsen lassen.
Almanca — Der Edle Quran
Und die Erde haben Wir gedehnt und darauf festgegründete Berge gesetzt und auf ihr von allen zu wiegenden Dingen wachsen lassen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und die Erde haben Wir ausgedehnt und darauf feste Berge gesetzt, und Wir ließen alles auf ihr wachsen, was ausgewogen ist.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und die Erde haben WIR eingeebnet und in ihr Berge eingesetzt. Und aus ihr haben WIR Allerlei nach Maß hervorsprießen lassen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And the earth did We spread out and stretch* and furnish with mountains placed in a certain setting, fixed as with an anchor, and therein did We produce and cause to grow a set of every kind whose seeming speaks of interdependence and the bearing of proportion.
Abdul Haleem
As for the earth, We have spread it out, set firm mountains on it, and made everything grow there in due balance.
Abdullah Yusuf Ali
And the earth We have spread out (like a carpet); set thereon mountains firm and immovable; and produced therein all kinds of things in due balance.
Abul A'la Maududi
As for the earth, We have stretched it out and have cast on it firm mountains, and have caused to grow in it everything well-measured.
Aisha Bewley
As for the earth, We stretched it out and cast firmly embedded mountains in it and made everything grow in due proportion on it.
Al-Hilali & Khan
And the earth We have spread out, and have placed therein firm mountains, and caused to grow therein all kinds of things in due proportion.
Ali Quli Qarai
And We spread out the earth, and cast in it firm mountains, and We grew in it every kind of balanced thing,
Amatul Rahman Omar
We have spread out and put fertilizers in the earth from outside, and set up firm mountains therein, and We have caused to grow upon it every suitable thing in due proportion.
Arthur John Arberry
And the earth -- We stretched it forth, and cast on it firm mountains, and We caused to grow therein of every thing justly weighed,
Bijan Moeinian
As for the earth, I have spread it out, established firm mountains in it and have provided a balanced environment hospitable to the growth of all kind of suitable things.
E. Henry Palmer
And the earth we have stretched out and have thrown on it firm mountains, and have caused to grow upon it of everything a measured quantity.
Edip-Layth
As for the land, We have stretched it, placed stabilizers in it, and We have planted in it everything in balance.
George Sale
We have also spread forth the earth, and thrown thereon stable mountains; and we have caused every kind of vegetable to spring forth in the same, according to a determinate weight:
Hamid S. Aziz
And the earth have We spread out and placed on it firm mountains, and have caused to grow upon it of everything in balanced measure.
Mahmoud Ghali
And the earth-We have extended it and cast on it anchorages, (i. e., mountains) and We have caused to grow therein of everything (evenly) weighed.
Marmaduke Pickthall
And the earth have We spread out, and placed therein firm hills, and caused each seemly thing to grow therein.
Mohamed Ahmed - Samira
We stretched the earth and placed upon it firm stabilisers, and made all things grow upon it balanced evenly.
Muhammad Asad
And the earth -We have spread it out wide, and placed on it mountains firm, and caused [life] of every kind to grow on it in a balanced manner,
Mustafa Khattab
As for the earth, We spread it out and placed upon it firm mountains, and caused everything to grow there in perfect balance.
Progressive Muslims
And the land We have stretched, and placed stabilizers in it, and We have planted in it everything in balance.
Sahih International
And the earth - We have spread it and cast therein firmly set mountains and caused to grow therein [something] of every well-balanced thing.
Sam Gerrans
And the earth, We spread it out and cast therein firm mountains, and caused to grow therein every balanced thing,
Shabbir Ahmed
And the earth, We have spread it out wide and compressed its Globe (39:5) and placed firm in it mountain ranges. And caused each seemly thing to grow in due proportion therein. (15:19-20), (31:10), (41:10), (79:28-30), (88:18-20).
Syed Vickar Ahamed
And We have spread out the earth (flat); Placed mountains (on it) firm and immovable; And in it made all kinds of things in proper balance.
Taqi Usmani
As for the earth, We have stretched it out and placed on it firm mountains, and We have caused to grow in it everything well-balanced,
The Monotheist Group
Andthe land We have stretched, and placed stabilizers in it, and We have planted in it from everything in balance.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quant à la terre, Nous lʹavons étalée et y avons placé des montagnes (immobiles) et y avons fait pousser toute chose harmonieusement proportionnée.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me erd jî raxistiye û tê de çiyayên asê û saxlem bi cih kirine û me di erdê de her tişt (li gorî hewcehiyê) bi pîvan deraniye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En de aarde hebben Wij uitgebreid en er stevige bergen op aangebracht. En Wij hebben er allerlei dingen evenwichtig op laten groeien.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij hebben ook de aarde uitgespreid en vaste bergen daarop geplaatst, en wij hebben alle planten in eene bewonderingswaardige orde daaruit doen spruiten.
Hollandaca — Siregar
En Wij hebben de aarde uitgestrekt en Wij hebben daarop bergen geplaatst en Wij hebben daarop van alles doen groeien volgens een evenwichte maat.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И землю Мы разостлали [сделали ее пригодной для жизни], и бросили на нее устойчивые [горы] (которые укрепляют ее), и произрастили на ней всякую вещь [разные растения] по определенному весу (и размеру).
Rusça — Osmanov
Мы простерли землю, воздвигли на ней горы и взрастили на ней в меру всяких злаков.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Vi har brett ut jorden och där sänkt ned fast förankrade berg och låtit alla slag av växter uppstå på den enligt en väl avvägd plan.