İbrahim Suresi 46. Ayet — Elfaz
Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).
1وَقَدْve ḳadve kuşkusuzBağlaç+Kesinlik Edatı
2مَكَرُواmekerūonlar kurdularMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.
4وَعِنْدَve ǐndeoysa yanındadırBağlaç+Mekan Zarfıع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
5اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
6مَكْرُهُمْmekruhumonların tuzaklarıİsim+Zamirم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.
7وَاِنْve ineğerBağlaç+Şart Edatı
8كَانَkāneolsa bileMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
10لِتَزُولَli tezūleyerinden kaldıracakTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeز ا ل
11مِنْهُminhuHarf-i Cer+Zamir
12الْجِبَالُl-cibāludağlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmak