(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ بَدَّلُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ كُفْرًا وَاَحَلُّوا قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا وَبِئْسَ الْقَرَارُ

e lem tera ilā (e)lleƶīne beddelū niǎ'mete (a)llahi kufran ve eHallū ḳavmehum dāra l-bevāri / cehenneme yeSlevnehā ve bi'se l-ḳarāru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmedin mi?
3اِلَىilā
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
5بَدَّلُواbeddelūب د لDeğiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme.çeviren(leri)
6نِعْمَتَniǎ'meteن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.nimetini
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
8كُفْرًاkufranك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretnankörlüğe
9وَاَحَلُّواve eHallūح ل لÇözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek, yapılması gereken veya gerekli olan şey, kefaretini ödemek/geri almak/yeminden kurtulmak, yeminde istisna yapmak, bir şeyi yasal veya kabul edilebilir saymak veya düşünmek.ve konduranları
10قَوْمَهُمْḳavmehumق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavimlerini
11دَارَdāraد و رDönmek, devretmek, dolaşmakyurduna
12الْبَوَارِl-bevāriب و رYok olmuş, nesli tükenmiş, yıkılmış, kötüleşmiş/bozulmuş, yıkıcı, kayıp/zarar/eksiklik durumunda, etkisiz, durağan/sönük, aranmayan/istenmeyenhelak
1جَهَنَّمَcehennemeجهنمcehennemdir
2يَصْلَوْنَهَاyeSlevnehāص ل يAteşte ısıtmak, sıcağa dayanmak, kızartmak/kavurmak/ızgara yapmak/yakmak.yaslanacakları
3وَبِئْسَve bi'seب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkve ne kötü
4الْقَرَارُl-ḳarāruق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.bir duraktır o

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Cehenneme sokanları? Hepsi de oraya gider ve orası, karâr edilecek ne kötü yerdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Cehenneme sokanları? Hepsi de oraya gider ve orası, karâr edilecek ne kötü yerdir.

Adem Uğur

Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır!

Ahmed Hulusi

Cehennem'dir ki ona yaslanırlar! Ne kötü bir yaşam boyutudur o!

Ahmet Tekin

Onlar cehenneme yaslanacaklar. Orası ne kötü bir yerleşim yeridir.

Ahmet Varol

(O helak yurdu) cehennemdir. Oraya girerler. Orası ne kötü bir kalış yeridir.

Ali Bulaç

(Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..

Ali Fikri Yavuz

Bir cehenneme ki, hepsi oraya atılacaklar. O ne kötü karargâhtır!...

Ali Rıza Safa

Cehenneme yaslanırlar; ne kötü bir yerleşim yeridir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar cehenneme girecekler. O, ne kötü karargahtır!

Bekir Sadak

(28-29) Allah'in verdigi nimeti nankorlukle karsilayanlari ve milletlerini helak olacaklari yere, yaslanacaklari cehenneme goturenleri gormuyor musun?

Celal Yıldırım

(28-29) Allah'ın nîmetini küfre, nankörlüğe değiştirenleri ve milletlerini de helak yurduna (sürükleyip) sokanları görmedin mi ? Cehennem'e yaslanırlar; orası ne kötü karargâh !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(28-29) Allah’ın lütfettiği nimete nankörlükle karşılık verip sonunda toplumlarını helâke uğrayacakları yere, cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? Oraya girecekler; orası ne kötü karargâh!

Diyanet İşleri

(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!

Diyanet İşleri (eski)

(28-29) Allah'ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?

Diyanet Vakfi

Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Cehenneme, ona yaslanırlar, o ise ne kötü bir yerleşme yeridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cehenneme, yaslanırlar ona, o ise ne fena makardır

Erhan Aktaş

Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!

Fizilal-il Kuran

O helâk yurdu, içine atılacakları cehennemdir. Orası ne fena bir barınaktır.

Gültekin Onan

(Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..

Hamdi Döndüren

(Onları) yaslanacakları cehenneme (götürdüler). yurt, girecekleri cehennemdir. O ne kötü duraktır!

Hasan Basri Çantay

(28-29) Allahın ni'metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyar edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gah) dır!

Hasib Asutay

Cehenneme, oraya girecekler. O ne kötü duraktır!

Hayrat Neşriyat

(28-29) Allah’ın ni'metini küfürle değiştiren ve kavimlerini helâk yurduna, Cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? (O kâfirler) oraya gireceklerdir! O ise, ne kötü karargâhtır!

İbni Kesir

Yaslanacakları cehenneme ki; o, ne kötü bir karargahtır.

Mehmet Okuyan

Onlar cehenneme gireceklerdir. (O) ne kötü bir karargâhtır!

Muhammed Esed

(O yıkım yeri,) katlanmak zorunda kalacakları cehennemdir: Ne kötü bir konaklama yeridir orası!

Mustafa İslamoğlu

cehenneme? (Evet) oraya varıp dayanacaklar: Ama orası ne berbat bir ikametgahtır!

Ömer Nasuhi Bilmen

Cehenneme, oraya gireceklerdir. O ne kötü karargâh!

Ömer Öngüt

Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü bir karargâhtır!

Suat Yıldırım

(28-29) Allah’ın nimetine bedel, inkâr ve nankörlüğü tercih edenleri, ayrıca kendi halklarını da helâk yurduna, cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? Onların hepsi oraya girecekler. Cehennem ne kötü bir yerleşim yeridir!

Süleyman Ateş

Yaslanacakları cehenneme (götürdüler). Ne kötü bir duraktır o!

Süleymaniye Vakfı

Cehenneme... Oraya girip kalacaklar. Kalınacak ne kötü yerdir o!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Cehenneme... Bunlar oraya gireceklerdir. Ne kötü konaklama yeridir o!

Şaban Piriş

Onları cehenneme sokacaklardır. Ne kötü bir durak!

Tefhim-ul Kuran

(Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!...

Ümit Şimşek

Girecekleri o helâk yurdu Cehennemdir. Yerleşmek için ne kötü bir yerdir orası!

Yaşar Nuri Öztürk

Yaslanacakları cehenneme kondurdular. Ne kötü bir duruş yeridir o!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Cəhənnəmə girəcəklər. Ora necə də pis yaşayış yeridir!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar Cəhənnəmə daxil olacaqlar. Ora necə də pis sığınacaqdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

In der Hölle erleiden sie die Feuerstrafe. Eine schlimmere Bleibe gibt es nicht.

Almanca — Der Edle Quran

in die Hölle, der sie ausgesetzt sind? - Ein schlimmer Aufenthalt!

Almanca — M. A. Rassoul

Es ist Gahannam. Darin werden sie brennen, und das ist eine schlimme Unterkunft.

Almanca — Muhammad Zaidan

Es ist Dschahannam, darin werden sie hineingeworfen. Und erbärmlich ist der Aufenthaltsort!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The abode in Hell whereat they be enveloped in flames, and evil indeed is the place wherein they make abode.

Abdul Haleem

where they burn? What an evil place to stay!

Abdullah Yusuf Ali

Into Hell? They will burn therein,- an evil place to stay in!

Abul A'la Maududi

Hell, wherein they shall roast? How wretched a place to settle in!

Aisha Bewley

Hell, where they will roast? What an evil place to stay!

Al-Hilali & Khan

Hell, in which they will burn, - and what an evil place to settle in!

Ali Quli Qarai

—hell, which they shall enter, and it is an evil abode!

Amatul Rahman Omar

In Gehenna; they shall enter it. What a wretched place to settle in!

Arthur John Arberry

Gehenna, wherein they are roasted; an evil stablishment!

Bijan Moeinian

Yes; they will end up in the Hell. What an evil place to end up in.

E. Henry Palmer

in hell they shall broil, and an ill resting-place shall it be!

Edip-Layth

Hell is where they will burn, what a miserable place to settle.

George Sale

namely, into hell? They shall be thrown to burn therein; and an unhappy dwelling shall it be.

Hamid S. Aziz

Into Hell? They shall broil therein - an ill resting-place!

Mahmoud Ghali

Hell, wherein they are roasted; and miserable is the residence!

Marmaduke Pickthall

(Even to) hell? They are exposed thereto. A hapless end!

Mohamed Ahmed - Samira

Hell, where they will roast in the fire? And what an evil repository!

Muhammad Asad

- hell - which they [themselves] will ' have to endure? And how vile a state to settle in!

Mustafa Khattab

In Hell they will burn. What an evil place for settlement.

Progressive Muslims

Hell is where they will burn, what a miserable place to settle.

Sahih International

[It is] Hell, which they will [enter to] burn, and wretched is the settlement.

Sam Gerrans

Gehenna — wherein they burn? And evil is the fixed lodging.

Shabbir Ahmed

Hell, which they will have to endure, what an evil place to stay!

Syed Vickar Ahamed

Into Hell? They will burn in there— An evil place to be in!

Taqi Usmani

(which is) the Jahannam. They shall enter it; and it is an evil place to dwell.

The Monotheist Group

Hell is where they will burn, what a miserable place to settle.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

...lʹEnfer, où ils brûleront? Et quel mauvais gîte!

Hollandaca (1)

Hollandaca — Siregar

De Hel, waarin zij binnengaan, dat is de slechtste verblifpllaats!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Геенну, в которой они будут гореть? И (как) ужасно это пребывание!

Rusça — Osmanov

ад, в котором будут гореть? Мерзкое это местопребывание!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

helvetet, vars eld de skall få smaka? I sanning en fasansfull boning!