Peygamberler, Allah'tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.

وَاسْتَفْتَحُوا وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

ve stefteHū ve ḣābe kullu cebbārin ǎnīdin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاسْتَفْتَحُواve stefteHūف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.fetih istediler
2وَخَابَve ḣābeخ ي بBir arzuya veya aranılan şeye ulaşamamak, istenen veya aranan şeyden mahrum bırakılmak/yasaklanmak/engellenmek, hayal kırıklığına uğramak veya engellenmiş olmak, kayıp yaşamak, sürekli başarısız olmak.ve perişan oldu
3كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
4جَبَّارٍcebbārinج ب رKırık bir durumdan düzeltmek veya yoksulluk durumundan yeterliliğe getirmek. Kırık bir durumdan düzeltilmiş veya azaltılmış. 'Fakir bir insan kırık kemiği olan birine benzetilir ve onun servete kavuşması kemiğin yerine oturtulmasına benzetilir.' Başkasını [iradesine karşı] zorlamak, mecbur etmek, kışkırtmak, teşvik etmek veya ikna etmek. [Hesaplamada] onarım amacıyla bir şeyin eklenmesi. Kendini yüceltme, kibir, gurur, küstahlık, cesur, cüretkar, aşırı, zorba, buyurgan, aşırıya kaçan. Bir kral. 'Hiçbir peygamberlik makamı yoktur ki, birinin kendini yüceltmesi, kibri, gururu veya küstahlığı yoluyla yerine krallık makamı gelmiş olmasın.' Köle, hizmetkar. [Bir şey/kişi için] misilleme veya telafi edici para cezası alınmamış. Uzun boylu, elin erişemeyeceği yükseklikte, [meyvesini kesmek için uzun büyüyen hurma ağacına] tırmanmak ve mükemmelliği korumak.zorba
5عَنِيدٍǎnīdinع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.inatçı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Peygamberler, fetih ve yardım istediler ve her inatçı cebbar, mahrûm olup gitti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Peygamberler, fetih ve yardım istediler ve her inatçı cebbar, mahrûm olup gitti.

Adem Uğur

(Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatçı zorba da hüsrana uğradı.

Ahmed Hulusi

(Rasuller) fetih istediler. . . (Nitekim) her inatçı zorba kaybetti.

Ahmet Tekin

Peygamberler, düşmanlarına karşı yardım ve zafer istediler. Allah zafer nasip etti. Her inatçı zorba da, diktatör de hüsrana uğradı.

Ahmet Varol

(Peygamberler) yardım istediler ve her inatçı zorba perişan oldu.

Ali Bulaç

(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.

Ali Fikri Yavuz

O peygamberler, düşmanları üzerine Allah’dan zafer istediler ve her inatçı zalim de hüsrana uğradı.

Ali Rıza Safa

Utku istediler ve inatçı zorbaların tümü, acınacak durumlara düştüler.

Bayraktar Bayraklı

Peygamberler fetih istediler, Allah da verdi. Her inatçı zorba da hüsrana uğradı.

Bekir Sadak

Peygamberler yardim istediler ve her inatci zorba husrana ugradi.

Celal Yıldırım

Peygamberler fetih ve yardım dilediler; inatçı her zorba ise ziyana uğrayıp mahvoldu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Peygamberler yardım istediler ve sonunda bütün inatçı zorbalar hüsrana uğradı.

Diyanet İşleri

Peygamberler, Allah'tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.

Diyanet İşleri (eski)

Peygamberler yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.

Diyanet Vakfi

(Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatçı zorba da hüsrana uğradı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Peygamberler, düşmanlarına karşı) fetih istediler, ve her zorba inatçı hüsrana uğradı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman peygamberler hem fütuhat istediler. hem de hüsrana uğradı her zorba inatçı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem futuhat istediler, hem de haib oldu her cebbarı anid

Erhan Aktaş

Fetih istediler. Bile bile haktan yüz çeviren zorbaların hepsi kaybetti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fetih istediler. Bile bile haktan yüz çeviren zorbaların hepsi kaybetti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fetih istediler. Bile bile haktan yüz çeviren zorbaların hepsi kaybetti.

Fizilal-il Kuran

Peygamberler, Allah'dan zafer dilediler, bunun üzerine bütün inatçı zorbalar hüsrana uğradılar.

Gültekin Onan

(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.

Hamdi Döndüren

O zaman elçiler zafer istediler, bunu da elde ettiler ve her inatçı zorba da kaybetti!

Hasan Basri Çantay

(Peygamberler hep) fütuhaat istediler. (Buna kavuşdular. Hakka karşı alabildiğine) inad eden her zorba ise (nihayet) haaib (ve haasir) oldu,

Hasib Asutay

(Peygamberler) fetih istediler ve her inatçı zorba perişan oldu.

Hayrat Neşriyat

Hem (o peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inadcı ve zorba ise hüsrâna uğradı.

İbni Kesir

Yardım istediler ve bütün inatçı zorbalar da hüsrana uğradılar.

Mehmet Okuyan

(Peygamberler) zafer istemişlerdi (Allah da vermişti). Her inatçı zorba kaybetmiş (olacak)tır.

Muhammed Esed

Ve (elçiler) hakkın zafere ulaşması için (Allah'a) niyaz ettiler. Ve (böylece) hakkın o inatçı ve zorba düşmanlarının hepsi (sonunda) yok olup gittiler.

Mustafa İslamoğlu

Ve (mü'minler) önlerinin açılmasını niyaz ettiler. İnatçı zorbaların tümü ise dünyada yıkılıp gittiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve (peygamberler) fütühat istediler. Her zorba, inatcı da hüsrâna uğradı.

Ömer Öngüt

Rablerinden fütuhat istediler. Her inatçı zorba ise hüsrana uğradı.

Suat Yıldırım

(15-17) Resuller Allah’tan yardım ve zafer istediler. Neticede her inatçı, zorba zalim hüsrana uğradı. İş bununla bitmeyecek, ardından o zorba, cehenneme girecek. Orada kendisine kanlı irinli su içirilecek, yutmaya çalışacak ama boğazından geçiremeyecek. Ölüm her yandan ona geldiği halde yine de ölmeyecek. Bunun arkasından da pek şiddetli bir azap daha vardır.

Süleyman Ateş

(Elçiler, düşmanlarına karşı Allah'tan) fetih istediler ve her inatçı zorba perişan oldu.

Süleymaniye Vakfı

Elçiler önlerinin açılmasını istediler. İnatçı zorbalardan hepsinin hayalleri boşa çıktı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçiler önlerinin açılmasını istediler. İnatçı zorbalardan her biri kaybetti.

Şaban Piriş

Fetih istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.

Tefhim-ul Kuran

(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.

Ümit Şimşek

Ve peygamberler fetih istedi. Ve herbir inatçı zorba hüsrana düştü.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Allah'tan fetih istediler. Ve her inatçı zorba perişan oldu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Elçilər qələbə istədilər. Hər bir inadkar dikbaş da ziyana uğradı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Peyğəmbərlər düşmənləri üzərində qələbə çalmaqdan ötrü Allahdan) kömək dilədilər. Hər bir inadkar təkəbbür sahibi (haqdan inadla üz döndərən və Allaha itaət etməyi özlərinə sığışdırmayan kafirlər) isə ziyana uğradı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Gesandten erflehten Gottes Sieg, und jeder hartnäckige, arrogante Ungläubige wurde zuschanden.

Almanca — Der Edle Quran

Und sie riefen (Allah) um Sieg (über die Ungläubigen) an. Und enttäuscht wurde jeder widerspenstige Gewalthaber.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie erflehten den Sieg, und jeder hartnäckige Tyrann schlug fehl

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie baten um die Entscheidung, dann ging zugrunde jeder eigensinnige Gewalttäter.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The Messengers prayed for victory and the infidels entertained expectation of triumph and suppression of their adversaries -the Muslims-, but the hopes of every transgressor who is self-willed and opinionated are doomed to disappointment.

Abdul Haleem

They asked God to decide, and every obstinate tyrant failed-

Abdullah Yusuf Ali

But they sought victory and decision (there and then), and frustration was the lot of every powerful obstinate transgressor.

Abul A'la Maududi

They sought Our judgement. And (thanks to that judgement) every obstinate tyrant opposed to the Truth was brought to naught.

Aisha Bewley

They asked for Allah’s victory, and every obdurate tyrant failed.

Al-Hilali & Khan

And they (the Messengers) sought victory and help [from their Lord (Allâh)]; and every obstinate, arrogant dictator (who refuses to believe in the Oneness of Allâh) was brought to a complete loss and destruction.

Ali Quli Qarai

They prayed for victory [against the infidels], and every obdurate tyrant has failed,

Amatul Rahman Omar

They sought a judgment, (but when it came) every haughty person (and) enemy (of truth) met with no success (and was utterly disappointed).

Arthur John Arberry

They sought a judgment; then was disappointed every froward tyrant --

Bijan Moeinian

They challenged the Lord and received what they deserved. Every tyrant has to face his doom.

E. Henry Palmer

Then they asked for an issue; and disappointed was every rebel tyrant!

Edip-Layth

They sought victory, and every arrogant tyrant was then failed.

George Sale

And they asked assistance of God, and every rebellious perverse person failed of success.

Hamid S. Aziz

Then they sought to force a decision (to settle the matter in their favour); and disappointed was every rebel tyrant!

Mahmoud Ghali

And they (The Messengers) sought assistance (from Allah), and every stubborn potentate was disappointed.

Marmaduke Pickthall

And they sought help (from their Lord) and every froward potentate was bought to naught;

Mohamed Ahmed - Samira

Then (the apostles) asked of God's assistance, and every arrogant tyrant was frustrated:

Muhammad Asad

And they prayed [to God] that the truth be made to triumph. And [thus it is:] every arrogant enemy of the truth shall be undone [in the life to come],

Mustafa Khattab

And both sides called for judgment, so every stubborn tyrant was doomed.

Progressive Muslims

And they sought victory, and every arrogant tyrant was then made to lose.

Sahih International

And they requested victory from Allah, and disappointed, [therefore], was every obstinate tyrant.

Sam Gerrans

And they sought decision; and every obstinate tyrant failed:

Shabbir Ahmed

The Messengers earnestly sought help from their Lord, and every stubborn tyrant ended up frustrated.

Syed Vickar Ahamed

And they wanted to win and (wanted) the decision, and failure (and defeat) was the fate of every powerful (and) willful transgressor.

Taqi Usmani

They sought final decision (by demanding the divine scourge), and (thus) every obstinate tyrant failed.

The Monotheist Group

Andthey sought victory, and every arrogant tyrant was then made to lose.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils demandèrent (à Allah) la victoire. Et tout tyran insolent fut déçu.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Pêxemberan) serkeftin xwestin, (Xwedê jî ew da wan) û her zordarê rikdar jî xisar kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij vroegen om een goede afloop en elke weerspannige geweldenaar werd teleurgesteld.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij vroegen ondersteuning van God, en ieder hoovaardig en oproerig mensch werd vernietigd.

Hollandaca — Siregar

En zij vroegen om een overwinning en iedere opstandige geweldenaar verloor.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И просили они [посланники] (у своего Господа) победы (против врагов своих), и каждый упорный притеснитель [тот, кто не принимает Истину] оказывался в убытке.

Rusça — Osmanov

[Посланники] попросили даровать им победу. Ведь каждый упорный притеснитель находит свою погибель [в этом мире],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De bad till Gud om sanningens seger. (Och då) tvingades var övermodig fiende till sanningen på knä.