Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

وَاِنْ تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا ءَاِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ الْاَغْلَالُ فِي اَعْنَاقِهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

ve in teǎ'ceb fe ǎcebun ḳavluhum e iƶā kunnā turāben e innā le fī ḣalḳin cedīdin ulāike (e)lleƶīne keferū bi rabbihim ve ulāike l-eğlālu fī eǎ'nāḳihim ve ulāike eSHābu n-nāri hum fīhā ḣālidūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve ineğer
2تَعْجَبْteǎ'cebع ج بHayret etmek, şaşırmak, hayran kalmak, şaşırmak, mutlu etmek, memnun etmek, hayranlık duymak, çarpıcı, hayret vericişaşacaksan
3فَعَجَبٌfe ǎcebunع ج بHayret etmek, şaşırmak, hayran kalmak, şaşırmak, mutlu etmek, memnun etmek, hayranlık duymak, çarpıcı, hayret vericişaşmak lazım
4قَوْلُهُمْḳavluhumق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonların şu sözlerine
5ءَاِذَاe iƶāzaman mı?
6كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbiz olduğumuz
7تُرَابًاturābenت ر بÇok toprağa sahip olmak, ellerde toz olmak, tozlu olmak, yoksun olmak, yoksulluk, muhtaçlık, sefalet, kayıp yaşamak. Fakir adam toprak anasıyla yakından tanışıktır. Zenginlikten düştü.toprak
8ءَاِنَّاe innāgerçekten biz mi?
9لَفِيle fīiçinde (olacağız)
10خَلْقٍḣalḳinخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.bir yaratılış
11جَدِيدٍcedīdinج د دBir şeyi kesmek, yeni olmak, şanslı olmak veya iyi şansa sahip olmak, büyük olmak veya büyük itibar veya değere sahip olmak, ciddi veya samimi olmak, çabalamak/emek vermek/uğraşmak/kendini zorlamak, sıkıntılı veya üzgün hissetmek, damlamak veya damlalar düşürmek (bir ev veya çadır), bir giyside farklı renklerden şeritler yapmak [veya dokumak], bir şey hakkında başkasıyla mücadele etmek, vazgeçmek veya terk etmek, bir şeyi başlatmak veya yenilik getirmek, bir şeyi ilk kez yapmak, bir şeyi yenilemek, kolay veya pratik olmak, sert veya düz olmak (yumuşak alanlardan arınmış ve görüşe açık bir zemin gibi), yeryüzü yüzeyine çıkmak, bir şeyden yoksun veya mahrum olmak, hayattaki nasip veya geçim kaynağı, ihtiyacı olmama veya az ihtiyacı olma durumu, büyük/yüce/görkemli olmak, çok olmak (bir şeyle dolup taşmak), büyük veya olağanüstü derecede olmak, bir şeyin geri kalanından farklı olmak [ve böylece bir işaret veya iz görevi görmek] örneğin üzerinden geçen insan ve hayvanların ayaklarıyla [çizilmiş] çizgilerle işaretlenmiş patika gibi, bir işi belirli bir yol veya tarzda yapmak, bir şey hakkında fikir oluşturmak, yenilenmek veya yenisiyle değiştirilmek, kökünden kesilmek veya sökülmek, hızlı tempolu olmak.yeniden
12اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte onlar
13الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerdir
14كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(lerdir)
15بِرَبِّهِمْbi rabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerini
16وَاُو۬لٰٓئِكَve ulāikeve onlar (bulunanlardır)
17الْاَغْلَالُl-eğlāluغ ل لGizlemek, bir şeyi başka bir şeyin içine yerleştirmek, dolandırıcılık, aldatmak, giydirmek, üzerine koymak, susuzluktan yanmak, sadakatsiz olmak, yaka, kelepçe, zincirlemek/bağlamak, kişinin kendini gizlediği şey, dürüst olmama, samimiyetsizlik, gizli nefret, araziden elde edilen gelirhalkalar
18فِي
19اَعْنَاقِهِمْeǎ'nāḳihimع ن قUzun boyunlu olmak, boyunda incelme olmak. Kucaklaşmak. Boyun, insan topluluğu, ağaç gövdesi, yaprak veya meyve sapı, insanların başları veya şefleri, büyük kişiler anlamlarına gelir. 17:29'da mecazi bir ifade olarak 'yapma' anlamında kullanılmıştır.boyunlarında
20وَاُو۬لٰٓئِكَve ulāikeve onlar
21اَصْحَابُeSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkıdır
22النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateş
23هُمْhumonlar
24فِيهَاfīhāorada
25خَالِدُونَḣālidūneخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmaksürekli kalacaklardır

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şaşıyorsan asıl şaşılacak şey, toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız diyenlerin sözü. Onlar, öyle kişilerdir ki Rablerine kâfir olmuşlardır. Onlar, öyle kişilerdir ki boyunlarında demir zincirler var ve onlar, cehennem ehlidir; onlar, orada ebedî kalırlar.

Adem Uğur

(Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: "Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?" demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır!

Ahmed Hulusi

Eğer (kavrayamadığından dolayı) şaşıyorsan (bu işaretlerimize); asıl şaşılacak olan, onların şu sözüdür: "Biz toprak olduktan sonra, halkı cedidde mi olacağız (yeni bir yaratılmayla yaşama devam mı edeceğiz)?". . . İşte bunlar Rablerinin hakikatleri olduğu bilgisini inkar edenlerdir (Allah Esma'sı hakikatleri olduğu için sonsuza dek ölümsüz yaşayacaklarını kavrayamayanlardır)! Boyunlarında bukağılar (halkalar - karınlarındaki ikinci beyinin oluşturduğu madde bedenden ibaret olma düşüncesinin esirleri) olanlar da bunlardır! Bunlar Ateş (yanma) ehlidir. . . Onlar orada sonsuz yaşarlar!

Ahmet Tekin

Kâfirlerin seni yalanlaması, putlara tapması, kâinattaki hârikulâde oluşlar hayretini mucip olsa da, asıl şaşılacak şey onların, 'Biz toprak olduğumuz zaman mı, yeniden mi yaratılacağız?' demeleridir. İşte onlar Rablerini inkârda ısrar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına tasmalar takılacak olanlardır. Onlar ateş ehli, cehennemliktirler. Orada ebedî kalacaklar.

Ahmet Varol

Eğer şaşacaksan asıl şaşılacak şey onların: 'Biz toprak olduğumuzda mı, biz mi yeniden yaratılacağız?' demeleridir. İşte onlar Rabblerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar cehennemliktirler. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

Ali Bulaç

Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm, eğer kâfirlerin seni yalanlamasına şaşıyorsan, asıl şu sözleri şaşılacak şeydir: “- Biz bir toprak olduğumuz zaman mı cidden yeni bir yaratılışta olacağız (öldükten sonra yeniden mi dirileceğiz)?” İşte bunlar, Rablerini (hükümlerini) inkâr etmiş olanlardır; bunlar, boyunlarında (kıyamet gününde) demir halkalar bulunanlardır. Bunlar, Cehennemliktirler; ebedî olarak orada kalacaklardır.

Ali Rıza Safa

Şaşırıyorsan, onların şu sözlerine de şaşır: "Toprak olduğumuzda mı? Gerçekten, yeniden yaratılacak mıyız?" Efendilerine nankörlük edenler, işte onlardır. Boyunlarında demir halkalar olanlar da işte onlardır. Ateşte sürekli kalacak olanlar da işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların,"Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?" demeleridir. İşte onlar, Rabblerine nankörlük edenlerdir. Onlar, boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Onlar ateş ehlidir. Onlar orada uzun süreli kalacaklardır.

Bekir Sadak

µasacaksan, onlarin: «Biz toprak olunca mi yeniden yaratilacagiz?» demelerine sasmak gerekir. Iste onlar Rablerini inkar edenlerdir. Iste onlar boyunlarina demir halkalar vurulanlardir. Iste onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardir.

Celal Yıldırım

Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların : «Biz toprak olunca mı yeni bir halk (canlı yaratık) olacağız ?» sözüdür. İşte bunlar Rablarını tanımıyanlardır ve bunlardır boyunlarında demir halka olanlar! işte bunlardır Cehennem yârânı. Orada devamlı kalıcılard'r bunlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eğer şaşacağın bir şey varsa o da onların, “Biz toprak olduğumuz zaman gerçekten yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. Onlar, rablerini inkâr edenlerdir; onlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır; onlar cehennemliklerdir; orada ebedî kalacaklardır.

Diyanet İşleri

Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Diyanet İşleri (eski)

Şaşacaksan, onların: 'Biz toprak olunca mı yeniden yaratılacağız?' demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: «Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?» demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: «Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gerçekten yeniden mi yaratılacağız?» İşte bunlar Rablerini inkâr etmişlerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır. Ve işte bunlar cehennemliktirler, orada ebedî kalacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer şaşıracaksan, işte şaşılacak şey onların şu lakırdısı: "Biz toprak olduğumuz vakit mi; gerçekten biz mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" işte bunlar Rablerini inkar edenlerdir, işte bunlar tomrukları boyunlarında ve işte bunlar cehennemliktirler, orada süresiz kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer teaccüb edeceksen işte teaccüb edilecek şey: onların şu lakırdısı: biz bir toprak olduğumuz vakıt mı, hele hele biz mi mutlaka yeni bir hılkat içinde bulunacağız!... İşte bunlar rablarına küfretmiş olanlar ve işte bunlar tomrukları boyunlarında ve işte bunlar eshabı nar, hep onda kalacaklardır

Erhan Aktaş

Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Fizilal-il Kuran

Eğer şaşacaksan, kâfirlerin 'Biz ölüp toprak olunca mı yeniden diriltileceğiz?' demelerine şaşmak gerekir. Onlar Rabb'lerini inkâr edenlerdir, onların boyunlarına demir halkalar geçirilecektir; onlar, orada ebedi olarak kalmak üzere, cehennemliktirler.

Gültekin Onan

Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar rablerine küfredenler, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

Hamdi Döndüren

(İnkârcıların seni yalan saymalarına) şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olduktan sonra, yeniden mi yaratılacağız?” sözleridir. İşte Rablerini tanımayanlar bunlardır. Onların boyunlarına bukağılar takılacaktır. İşte onlar cehennemliktir, orada sürekli olarak kalacaklardır.

Hasan Basri Çantay

Eğer (kafirlerin seni yalana çıkardıklarına) şaşıyorsan asıl şaşılacak olan onların: "Biz toprak oldukdan sonra mı ve yeniden mi muhakkak yaratılacağız?" demeleridir,İşte bunlar Rablerini tanımayanlardır, işte boyunlarında laleler bulunanlar bunlar ve işte içinde müebbed kalacakları ateşin yaranı da yine bunlar, bunlardır.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Eğer (kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak olan onların, 'Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?' demeleridir. İşte onlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarında halkalar bulunanlardır. Onlar ateş halkıdır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen (kâfirlerin yalanlamalarına) şaşıracaksan, asıl şaşılacak şey, onların: 'Bir toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta olacağız?' sözleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir. Hem yine onlar (âhiret gününde)boyunlarında (demir) halkalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.

İbni Kesir

Şaşacaksan, onların: Biz, toprak olunca yeniden mi yaratılacağız? demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar; Rabblarını inkar edenlerdir. İşte onlar; boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. Ve işte onlar; cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

Mehmet Okuyan

(Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların “Biz toprak olduğumuz zaman yeni bir yaratılışta mı olacağız!” demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında halkalar bulunanlardır. İşte onlar ateş halkıdır. Onlar orada ebedî kalacaklardır!

Muhammed Esed

Fakat eğer (Allah'ın yarattığı bu harikalara) şaşıyorsanız inkarcıların şu sözlerine de şaşın: "Nasıl yani! Biz toza toprağa karıştıktan sonra (yeniden hayata dönmek üzre) bir kez daha mı yaratılacağız?" İşte (bunu söyleyenler) Rablerini inkara kalkışan kimselerdir; işte böyleleri boyunlarında (kendi davranışlarının bir sonucu olarak) bukağılar taşıyan kimselerdir; ve işte böyleleri, yerleşip kalmak üzere ateşe girecek olan kimselerdir.

Mustafa İslamoğlu

İlle de (hala nasıl inkar edebildiklerine) şaşacaksan, asıl onların şu sözüne şaş: "Ne yani, şimdi biz toprak olup gittikten sonra yeni bir yaratılışın muhattabı mı olacağız?!" Onların inkar ettikleri aslında Rableridir. İşte (hesap verme sorumluluğunu reddeden) bu tipler, boyunlarında tutsaklık tasması taşıyanlardır: İşte onlardır ateş yaranı; onlar orada yerleşip kalacak olanlardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer taaccüb edecek isen işte asıl teaccüb edilecek şey, onların «Biz toprak kesildikten sonra mı mutlaka yeniden yaratılacağız?» demeleridir. Onlar o kimselerdir ki, Rablerini inkâr etmişlerdir ve boyunlarında demir zincirler bulunan da onlardır ve onlar ateşin yârânıdırlar, onlar orada müebbeden kalacak kimselerdir.

Ömer Öngüt

Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: “Biz toprak olduğumuz zaman mı, biz mi yeniden yaratılacağız?” İşte onlar Rablerini inkâr edenlerdir. Onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada ebedî kalacaklardır.

Suat Yıldırım

Eğer onların iman etmemelerine şaşırıyorsan bil ki asıl şaşılacak olan, onların: "Ölüp toprak olduktan sonra biz yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte onlardır Rab’lerini inkâr edenler. İşte onlardır boyunları tasmalı olanlar. Ve işte onlardır, hem de ebedî kalmak üzere cehennemlik olanlar.

Süleyman Ateş

Eğer şaşacaksan, onların şu sözlerine şaşmak lazım: "Biz toprak olduğumuz zaman mı, biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar, Rablerine karşı nankörlük edenlerdir. Ve Onlar, boyunlarında halkalar bulunan kimselerdir, onlar ateş halkıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı

Bir şeye şaşacaksan, şaşırman gereken, onların: "Toprak olduğumuzda mı, gerçekten yeniden mi yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rablerini görmezlik edenlerdir. Onlar, boyunlarına halka takılacak olanlardır. Ve yine onlar cehennem ateşinin ahalisidir. Orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hayret ediyorsan asıl hayret onların şu sözlerinedir: "Toprak olduğumuz zaman mı? Biz gerçekten yeni yaratılmış bir bedende mi olacağız?" Rablerini görmezlikten gelenler işte onlardır. Halkalar onların boyunlarında olacaktır. Onlar o ateşin ahalisidir. Hep orada kalacaklardır.

Şaban Piriş

Eğer şaşacaksan, onların: -Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız? demelerine şaşman gerekir. İşte onlar Rablerini tanımayanlardır. İşte onlar, boyunlarına zincir vurulanlardır. Onlar, ateş halkıdır. Orada temelli kalacaklardır.

Tefhim-ul Kuran

Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: «Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?» İşte onlar Rablerine karşı küfre sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

Ümit Şimşek

Şaşacaksan, 'Toprak olduktan sonra yeniden yaratılacak mıyız?' diyenlerin sözüne şaş. Onlar Rablerine nankörlük edenlerdir. Onların boyunlarında bukağılar vardır. Onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer şaşıyorsan, esas şaşılacak olan onların şu sözüdür: "Biz toprak olunca mı ve gerçekten mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" Bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır. Bunlar ateşe dost olanların ta kendileridir; orada sürekli kalacaklardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər təəccüblənirsənsə, onların: “Doğrudanmı biz torpaq olduqdan sonra yenidən yaradılacağıq?” sözünə təəccüblən. Onlar Rəbbini inkar edənlərdir. Onlar boyunlarında qandallar olanlardır. Onlar Od sakinləridirlər və orada əbədi qalacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Əgər (müşriklərə) təəccüblənirsənsə, əsl təəccübləniləsi (əsl təəccüb doğuran şey) onların: ″Biz torpaq olduqdan sonra yenidənmi yaradılacağıq?″ – söyləməsidir. Onlar Rəbbini inkar edənlərdir. Boyunlarında zəncir olanlar da (boyunlarına zəncir vurulacaq kəslər də) onlardır. Onlar cəhənnəmlikdirlər, özü də orada əbədi qalacaqlar.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn du dich (schon) wunderst, so sind ihre Worte wunderlich: ʺSollen wir etwa, wenn wir zu Erde geworden sind, denn wirklich in neuer Schöpfung (erstehen)?ʺ Das sind diejenigen, die ihren Herrn verleugnen; das sind diejenigen, die Fesseln um ihre Hälse haben; das sind die Insassen des (Höllen)feuers. Ewig werden sie darin bleiben.

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn du dich wunderst, so ist ihre Rede wunderlich: ʺWie? Wenn wir zu Staub geworden sind, dann sollen wir in einer Neuschöpfung sein?ʺ Diese sind es, die ihrem Herrn den Glauben versagen, und diese sind es, die Fesseln um ihren Hals haben werden; und sie werden die Bewohner des Feuers sein, darin werden sie auf ewig bleiben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solltest du dich wundern, so ist ziemlich kurios ihre Aussage: ʺWerden wir etwa, nachdem wir zur Erde wurden, doch neu erschaffen?ʺ Diese sind diejenigen, die ihrem HERRN gegenüber Kufr betrieben haben. Und diese sind es, um deren Hälse Eisenringe sein werden. Und diese sind die Weggenossen des Feuers. Darin bleiben sie ewig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

What strikes you with wonder is their astonishment that is mingled with perplexity and bewildered curiosity. They say: "Do you believe that after we have been reduced to dust, we will be restored to life and be created anew!". This is indeed flat blasphemy thought and felt by those who decisively deny Allah, and these are they who shall be fettered with the chains round their necks, and these are the inmates of Hell wherein they will have passed through nature to eternal suffering.

Abdul Haleem

If anything can amaze you [Prophet], then you should surely be amazed at their asking, ‘What? When we become dust, shall we be created anew?’ These are the ones who deny their Lord, who will wear iron collars around their necks and be the inhabitants of the Fire, there to remain.

Abdullah Yusuf Ali

If thou dost marvel (at their want of faith), strange is their saying: "When we are (actually) dust, shall we indeed then be in a creation renewed?" They are those who deny their Lord! They are those round whose necks will be yokes (of servitude): they will be Companions of the Fire, to dwell therein (for aye)!

Abul A'la Maududi

And were you to wonder, then wondrous indeed is the saying of those who say: "What! After we have been reduced to dust, shall we be created afresh?" They are the ones who disbelieved in their Lord; they are the ones who shall have shackles around their necks. They shall be the inmates of the Fire, wherein they will abide for ever.

Aisha Bewley

If you are surprised at their blindness, what could be more surprising than their words: ‘What, when we are turned to dust, shall we then be created all anew?’ These are the people who reject their Lord. Such people have iron collars round their necks. Such people are the Companions of the Fire, remaining in it timelessly, for ever.

Al-Hilali & Khan

And if you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) wonder (at these polytheists who deny your message of Islâmic Monotheism and have taken besides Allâh others for worship who can neither harm nor benefit), then wondrous is their saying: "When we are dust, shall we indeed then be (raised) in a new creation?" They are those who disbelieved in their Lord! They are those who will have iron chains tying their hands to their necks. They will be the dwellers of the Fire to abide therein.

Ali Quli Qarai

If you are to wonder [at anything], then wonderful is their remark, ‘When we have become dust, shall we be [ushered] into a new creation?’ They are the ones who defy their Lord; they shall have iron collars around their necks, they shall be the inhabitants of the Fire, and they shall remain in it [forever].

Amatul Rahman Omar

And (you, O reader! are right) if you would wonder (at the disbelievers for) wondrous indeed are their words: `Is it true that we shall be raised to a new creation when we are reduced to dust (after death?). ' These are the ones who disbelieve in their Lord and these are the ones who shall have halters around their necks. They shall be the fellows of the Fire wherein they shall abide.

Arthur John Arberry

If thou wouldst wonder, surely wonderful is their saying, 'What, when we are dust shall we indeed then be raised up again in new creation?' Those are they that disbelieve in their Lord; those -- on their necks are fetters; those shall be the inhabitants of the Fire, therein dwelling forever.

Bijan Moeinian

If there is anything for you to wonder at, it should be their (mockingly) saying: "What! After we turn into dust, shall we then be raised to live again?" These are the people who have chosen to deny their Lord. The only thing that they have earned is a chain around their necks to be imprisoned in the Hell forever.

E. Henry Palmer

And if thou shouldst wonder, wondrous is their speech: 'What! when we have become dust, shall we really then be created anew?' These are they who disbelieve in their Lord, and these are they with fetters round their necks, and these are the fellows of the Fire; they shall dwell therein for aye!

Edip-Layth

If you wonder, then what is more wondrous is their saying: "Can it be that when we are dust, we will be created anew!" These are those who rejected their Lord, and they will have chains around their necks, and they are the dwellers of the fire, in it they will abide.

George Sale

If thou dost wonder at the infidels denying the resurrection, surely wonderful is their saying, after We shall have been reduced to dust, shall We be restored in a new creature? These are they who believe not in their Lord; these shall have collars on their necks, and these shall be the inhabitants of hell fire: Therein shall they abide for ever.

Hamid S. Aziz

And on the earth are diverse but neighbouring tracts, gardens of vines and ploughed fields of corn, and palms growing together (from one root) alike or not; they are watered with the same water, yet We distinguish one over the other as food; verily, in these are signs unto a people who have sense (or understanding. )

Mahmoud Ghali

And in case you would wonder, then (really) wondrous is their saying, "When we are dust, will we surely be (raised) indeed in a new creation?" Those are they who have disbelieved in their Lord and those will have the shackles on their necks, and those will be companions (i. e., inhabitants) of the Fire; they are therein eternally (abiding).

Marmaduke Pickthall

And if thou wonderest, then wondrous is their saying: When we are dust, are we then forsooth (to be raised) in a new creation? Such are they who disbelieve in their Lord; such have carcans on their necks; such are rightful owners of the Fire, they will abide therein.

Mohamed Ahmed - Samira

If you are surprised, then astonishing is the speech (of those who say:) "Having turned to dust shall we be raised as a new creation?" They are the ones who deny their Lord, and they will have collars around their necks. They are the inmates of Hell, where they will abide for ever.

Muhammad Asad

BUT IF thou art amazed [at the marvels of God's creation], amazing, too, is their saying, "What! After we have become dust, shall we indeed be [restored to life] in a new act of creation?" It is they who [thus show that they] are bent on denying their Sustainer; and it is they who carry the shackles [of their own making] around their necks; and it is they who are destined for the fire, therein to abide.

Mustafa Khattab

˹Now,˺ if anything should amaze you ˹O Prophet˺, then it is their question: "When we are reduced to dust, will we really be raised as a new creation?" It is they who have disbelieved in their Lord. It is they who will have shackles around their necks. And it is they who will be the residents of the Fire. They will be there forever.

Progressive Muslims

And if you are surprised, then what is more surprising is their saying: "Can it be that when we are dust, we will be created anew!" These are the ones who rejected their Lord, and they will have chains around their necks, and they are the dwellers of the Fire, in it they will abide.

Sahih International

And if you are astonished, [O Muúammad] - then astonishing is their saying, "When we are dust, will we indeed be [brought] into a new creation?" Those are the ones who have disbelieved in their Lord, and those will have shackles upon their necks, and those are the companions of the Fire; they will abide therein eternally.

Sam Gerrans

And if thou marvel, then marvellous is their saying: “Will we — when we are dust — be in a new creation?” Those are they who have denied their Lord; and those will have yokes on their necks; and those are the companions of the Fire, therein they abide eternally.

Shabbir Ahmed

If you wonder, then wondrous is their saying, "What! After we have become dust, shall we indeed be restored to life in a new act of creation?" It is they who are bent upon denying their Sustainer. As a result, it is they who carry the shackles of their own making around their necks. And it is they who are destined for the Fire, therein to abide.

Syed Vickar Ahamed

If you wonder (at their faith), then (equally) surprising is their saying: "After we are dust, then shall we be truly remade in a new creation?" They are those who disbelieve in their Lord! They will be of those with their hands tied to their necks with iron chains (and vices mounted for submission): They will be companions of the Fire, to live in there!

Taqi Usmani

If you wonder, then wondrous indeed is their saying, "Is it that, once we are dust, we are to be created anew?" They are those who have disbelieved in their Lord, and they are those who (shall) have shackles around their necks, and they are the people of the Fire. They shall remain there forever.

The Monotheist Group

And if you are surprised, then what is more surprising is their saying: "Can it be that when we are dust, we will be created anew!" These are the ones who have rejected their Lord, and they will have shackles around their necks, and they are the dwellers of the Fire, in it they will abide.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et si tu dois tʹétonner, rien de plus étonnant que leurs dires: ʺQuand nous seront poussière, reviendrons-nous vraiment à une nouvelle création?ʺ Ceux-là sont ceux qui ne croient pas en leur Seigneur. Et ce sont eux qui auront des jougs à leur cou. Et ce sont eux les gens du Feu, où ils demeureront éternellement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger tu (ji bêbaweriya wan) bimînî ecêbmayî, vêca ecêba mezin ev gotina wan e; ma gelo rast e piştî ku em dibine ax em ê ji nû ve bêne afirandin? Ha ew in ên ku Xwedayê xwe mandel dikin û ew in ên ku (roja qiyametê) zincîr di stûyên wan de ne û ew xelkên êgir in, ewê her û her tê de bimînin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als jij je al verwondert, dan is het zeker verwonderlijk dat zij zeggen: ʺZullen wij wanneer wij stof geworden zijn, deel uitmaken van een nieuwe schepping?ʺ Dat zijn zij die ongelovig zijn aan hun Heer en dat zijn zij die de halsketenen om hun nekken hebben en dat zijn zij, die in het vuur thuishoren; zij zullen daarin altijd blijven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien gij u verwondert, dat de ongeloovigen de opstanding loochenen, dan moet gij u zekerlijk verwonderen als zij zeggen: Nadat wij tot niet zijn veranderd, zullen wij dan tot een nieuw schepsel worden gevormd? Zij zijn het die niet in hunnen Heer gelooven; zij zullen banden om hunne halzen hebben, en deze zullen de bewoners der hel zijn; daar zullen zij eeuwig verblijven.

Hollandaca — Siregar

En als jij je verbaast, nog verbazender zijn dan hun woorden: ʺWanneer wij tot aarde geworden zijn, zullen wij dan zeker een nieuw schepsel worden?ʺ Zij zijn degenen die niet in hun Heer geloven en zij zullen degenen met de ketenen om hun nekken zijn. En zij zijn degenen die de bewoners van de Hel zijn, zij zijn daarin eeuwig levenden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если ты (о, Посланник) и удивляешься (тому, что они никак не хотят уверовать после этих доводов и доказательств), то (еще более) удивительны слова их [неверующих]: «Неужели, когда (после смерти) мы (снова) будем почвой [полностью истлеем], мы обязательно окажемся в новом творении [будем воскрешены]?» Те [такие] – (это) те, которые стали неверующими в своего Господа (Который привел их в бытие). И те [такие] – (это) (те, у которых) (будут) (огненные) оковы на их шеях (в День Суда). И те [такие] – (это) обитатели Огня [Ада], (и) они в нем (будут) вечно пребывать.

Rusça — Osmanov

Если ты удивлен [тем, что многобожники поклоняются тому, что не вредит и не помогает, и считают богами других кроме Меня], то ведь еще удивительнее их слова: ʺНеужели после того, когда мы превратимся во прах, мы будем вновь сотворены?ʺ Они - те, которые не уверовали в Господа своего, а на шеях у них цепи, они будут обитателями адского огня и пребудут в нем вечно.