Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz" dediler.

قَالُوا يَاأَيُّهَا الْعَزِيزُ اِنَّ لَهُ اَبًا شَيْخًا كَبِيرًا فَخُذْ اَحَدَنَا مَكَانَهُ اِنَّا نَرٰيكَ مِنَ الْمُحْسِنِينَ

ḳālū yā eyyuhā l-ǎzīzu inne lehu eben şeyḣen kebīran fe ḣuƶ eHadenā mekānehu innā nerāke mine l-muHsinīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
3الْعَزِيزُl-ǎzīzuع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertvezir
4اِنَّinneşüphesiz
5لَهُlehuonun vardır
6اَبًاebenا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabası
7شَيْخًاşeyḣenش ي خYaşlı olmak, yaşlı/tecrübeli adam, toplumda yüksek mevkide olan kişi.bir ihtiyar
8كَبِيرًاkebīranك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük
9فَخُذْfe ḣuƶا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmeko yüzden al
10اَحَدَنَاeHadenāا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.(bizden) birimizi
11مَكَانَهُmekānehuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonun yerine
12اِنَّاinnādoğrusu biz
13نَرٰيكَnerākeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.seni görüyoruz
14مِنَmine-den
15الْمُحْسِنِينَl-muHsinīneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.iyilik edenler-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey azîz dediler, onun ihtiyar bir babası var, onun yerine bizim birimizi al; seni görüyoruz ki gerçekten de iyilik edenlerdensin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey azîz dediler, onun ihtiyar bir babası var, onun yerine bizim birimizi al; seni görüyoruz ki gerçekten de iyilik edenlerdensin.

Adem Uğur

Dediler ki: Ey aziz! Gerçekten onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizim birimizi alıkoy. Zira biz seni, iyilik edenlerden görüyoruz.

Ahmed Hulusi

(Kardeşler) dediler ki: "Ey Aziyz. . . Muhakkak ki onun çok yaşlı bir babası var. . . Onun yerine bizden birini al. . . Doğrusu senin çok iyi bir insan olduğunu görüyoruz. "

Ahmet Tekin

Kardeşleri: 'Ey Devletlü vezirim, onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Biz seni iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan idarecilerden ve mü’minlerden biri olarak görüyoruz.' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Ey aziz! Onun gerçekten ihtiyar, büyük bir babası var. Onun yerine bizden birimizi al. Biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Vezir, gerçek şu ki, bunun yaşlı (ve) büyük bir babası var; onun yerine bizden birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz."

Ali Fikri Yavuz

Onlar şöyle dediler: “- Ey Vezir! Doğrusu, bunun büyük bir ihtiyar babası var, (bununla teselli buluyor), onun için yerine birimizi al, çünkü biz, seni iyilik edenlerden görüyoruz.”

Ali Rıza Safa

"Ey yönetici!" dediler; "Aslında, onun, kocamış bir babası vardır. Onun yerine, bizden birisini alıkoy. Kuşkusuz, senin, seçkinler arasında olduğunu görüyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Kardeşleri,"Ey Aziz! Doğrusu, onun yaşlı kalmış bir babası vardır. Bizden birini onun yerine al! Doğrusu, iyi davrananlardan olduğunu görüyoruz" dediler.

Bekir Sadak

Kardesleri: «Ey Vezir! Onun yaslanmis, kocamis bir babasi vardir. Bizden birini onun yerine al. Dogrusu biz senin iyi davrananlardan oldugunu goruyoruz» dediler.

Celal Yıldırım

Kardeşleri, «ey aziz, doğrusu onun iyice yaşlı bir babası var; bizden birimizi onun yerine alıkoy; seni iyilik sevenlerden görüyoruz» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Dediler ki: “Efendimiz! Gerçekten onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine içimizden birini alıkoy. Şüphesiz biz seni iyilik sever biri olarak görüyoruz.”

Diyanet İşleri

Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Kardeşleri: 'Ey Vezir! Onun yaşlanmış, kocamış bir babası vardır. Bizden birini onun yerine al. Doğrusu biz senin iyi davrananlardan olduğunu görüyoruz' dediler.

Diyanet Vakfi

Dediler ki: Ey aziz! Gerçekten onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizim birimizi alıkoy. Zira biz seni, iyilik edenlerden görüyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dediler ki: «Ey vezir! Emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var. Onun için yerine birimizi al. Gerçekten de biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ki: "Ey şanlı Aziz, emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var; onun için yerine birimizi al: çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey şanlı Aziz! Dediler: emin ol ki bunun büyük bir ihtiyar pederi var, onun için yerine birimizi al, çünkü biz seni muhsinlerden görüyoruz.

Erhan Aktaş

Kardeşleri: "Ey soylu Aziz! Emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kardeşleri: "Ey soylu Aziz! Emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kardeşleri: " Ey soylu Aziz! Emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Yakub'un oğulları dediler ki; «Ey vezir, bu kardeşimizin ileri derecede yaşlanmış, ihtiyar bir babası var. Onun yerine içimizden birini alıkoy. Görüyoruz ki, sen iyiliksever bir adamsın.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Vezir, gerçek şu ki, bunun yaşlı (ve) büyük bir babası var; onun yerine bizden birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz."

Hamdi Döndüren

O zaman kardeşleri, “Ey Vezir! Bünyamin’in çok yaşlı bir babası var. Bu yüzden onun yerine içimizden birini al; çünkü biz seni gerçekten iyilik edenlerden görüyoruz.” dediler.

Hasan Basri Çantay

"Ey aziz, dediler, hakıykat bunun ihtiyar bir babası var. Binaen'aleyh onun yerine (bizden) birimizi alıkoy. Seni muhakkak iyilik edenlerden görüyoruz".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Ey Aziz! Gerçekten bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.'

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Ey azîz! Gerçekten onun çok yaşlı bir babası var (onu bizden çok sever); bunun için onun yerine birimizi alıkoy! Şübhe yok ki biz, seni iyilik edenlerden görüyoruz.'

İbni Kesir

Dediler ki: Ey Aziz, gerçekten bunun ihtiyar bir babası var, onun yerine bizden birini al. Doğrusu biz seni ihsan edenlerden görüyoruz.

Mehmet Okuyan

(Kardeşleri) şöyle demişti: “Ey vezir (Yusuf)! Şüphesiz ki onun büyük, yaşlı bir babası var. Onun yerine bizim birimizi alıkoy! Şüphesiz ki biz seni güzel davrananlardan görüyoruz.”

Muhammed Esed

"Ey soylu kişi!" dediler, "onun çok yaşlı bir babası var; bu yüzden onun yerine bizden birini yanında alıkoy. Doğrusu sen, görüyoruz ki, iyilik sever birisin!"

Mustafa İslamoğlu

"Ey saygın yönetici!" dediler, "Onun yaşını başını almış bir babası var; bu nedenle onun yerine içimizden birini alıkoy: Kesinlikle biz senin iyiliksever biri olduğunu düşünüyoruz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Ey azîz! Muhakkak onun bir ihtiyar büyük babası vardır. Onun yerine bizden birini al. Şüphesiz ki, biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Ey Aziz! Gerçekten onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizim birimizi alıkoy. Zira biz seni muhsinlerden (iyilik edenlerden) görüyoruz. ”

Suat Yıldırım

Yusuf’un kardeşini alıkoyması karşısında, onlar şöyle dediler:"Aziz vezir! Onun pîr-i fanî bir babası var (Bu küçük evladını kaybetmeye dayanamaz), onun yerine bizden istediğini alıkoy. Gerçekten seni anlayış gösteren, iyilik sever insanlardan olarak görüyoruz!"

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Ey vezir, onun büyük bir ihtiyar babası var! (Onun alıkonduğuna çok üzülür.) Onun yerine (bizden) birimizi al; doğrusu, biz seni iyilik edenlerden görüyoruz."

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Ey vezir! Onun kocamış ihtiyar bir babası var. Bu yüzden onun yerine bizden birini al. Biz seni gerçekten iyilik yapan kimselerden biri olarak görüyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Sayın vezirim, onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine içimizden birini al. Çünkü biz görüyoruz ki sen güzel davrananlardansın."

Şaban Piriş

- Ey Vezir! Onun ihtiyar bir babası var, bizden birini onun yerine al. Biz senin iyi kimselerden olduğunu görüyoruz, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Ey Vezir, gerçek şu ki, bunun yaşlı (ve) büyük bir babası var; onun yerine bizden birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz.»

Ümit Şimşek

'Ey Aziz,' dediler. 'Onun çok yaşlı bir babası var. Başka birimizi onun yerine alıkoy. Biz seni iyiliksever birisi olarak görüyoruz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Kardeşler dediler ki: "Ey vezir! Bunun ihtiyar bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilikseverlerden olduğuna inanıyoruz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Ey hökmdar! Onun çox qoca atası var. Onun yerinə bizim birimizi götür. Həqiqətən, Biz səni yaxşı adam hesab edirik”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Qardaşlar) dedilər: ″Ey vəzir! Bunun çox qoca bir atası vardır. Onun yerinə bizim birimizi tutub saxla. Biz sənin yaxşılıq edən adamlardan olduğunu görürük″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sprachen: ʺMächtiger Herr! Er hat einen sehr alten Vater, nimm anstatt seiner einen von uns! Wir sehen wohl, daß du ein gutes Herz hast.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺO hoher Herr, er hat einen Vater, einen hochbetagten Greis. So nimm einen von uns an seiner Stelle. Wir sehen, daß du zu den Gutes Tuenden gehörst.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺO `Aziz, er hat einen greisen Vater, so nimm einen von uns statt seiner an; denn wir sehen, du gehörst zu denen, die Gutes tun.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺAl-ʹaziz! Er hat doch einen Vater, der ein Greis ist, so nimm einen von uns an seiner Stelle fest. Wir sehen dich doch als einen der Muhsin.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yusuf said: "O you noble one, he has a father who is carried through the stealing steps of age to advanced life. Take one of us in his stead, we do see you a man of piety and we see in you virtue in its true signification."

Abdul Haleem

They said, ‘Mighty governor, he has an elderly father. Take one of us in his place. We can see that you are a very good man.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O exalted one! Behold! he has a father, aged and venerable, (who will grieve for him); so take one of us in his place; for we see that thou art (gracious) in doing good."

Abul A'la Maududi

They said: "O powerful chief (al-aziz)! His father is an age-stricken man, (and in order that he may not suffer) seize one of us in his stead. We indeed consider you an excellent person."

Aisha Bewley

They said, ‘Your Eminence! He has an old and venerable father, so take one of us instead of him. We see without a doubt that you are of the people who do good.’

Al-Hilali & Khan

They said: "O ruler of the land! Verily, he has an old father (who will grieve for him); so take one of us in his place. Indeed we think that you are one of the Muhsinûn (good-doers - see the footnote of V.9:120)."

Ali Quli Qarai

They said, ‘O emir! Indeed he has a father, a very old man; so take one of us in his place. Indeed we see that you are a virtuous man.’

Amatul Rahman Omar

(Brothers of Joseph) said, `O noble chief! surely he has an old father, advanced in years, so retain one of us in his place. Surely, we see you to be of the doers of good (to all).'

Arthur John Arberry

They said, 'Mighty prince, he has a father, aged and great with years; so take one of us in his place; we see that thou art one of the good-doers. '

Bijan Moeinian

The brothers said: "Your highness, he has a very old father (which may have a heart attack or something, hearing his baby is enslaved. ) You are a kind man; take one of us in his place."

E. Henry Palmer

They said, 'O prince! Verily, he has a father, a very old man; take then one of us instead of him; verily, we can see that thou art of those who do good. '

Edip-Layth

They said, "O Governor, he has an elderly father, so take one of us in his place. Indeed we see you as one of the good doers."

George Sale

They said unto Joseph, noble lord, verily this lad hath an aged father; wherefore take one of us in his stead; for we perceive that thou art a beneficent person.

Hamid S. Aziz

They said, "If he has stolen, a brother of his has stolen before him. " But Joseph kept it secret in his soul and disclosed it not to them, but said within himself, "You are in a worse situation (than you think), and Allah knows best the truth about what you allege."

Mahmoud Ghali

They said, "O you mighty (Governor), (Literally: the ever-Mighty Al-cazîz) surely he has a father, aged and great with years; so take one of us in his place; surely we see that you are one of the fair-doers. "

Marmaduke Pickthall

They said: O ruler of the land! Lo! he hath a very aged father, so take one of us instead of him. Lo! we behold thee of those who do kindness.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O Minister, he has an aged father, so keep one of us in his place. We see you are a virtuous man."

Muhammad Asad

They said: "O thou great one! Behold, he has a father, a very old man: detain, therefore, one of us in his stead. Verily, we see that thou art a doer of good!"

Mustafa Khattab

They appealed, "O Chief Minister! He has a very old father, so take one of us instead. We surely see you as one of the good-doers."

Progressive Muslims

They said: "O Governor, he has an elderly father, so take one of us in his place. Indeed we see you as one of the good doers."

Sahih International

They said, "O 'Azeez, indeed he has a father [who is] an old man, so take one of us in place of him. Indeed, we see you as a doer of good."

Sam Gerrans

Said they: “O Governor: he has a father, old and great, so take thou one of us in his place; we see thou art among the doers of good.”

Shabbir Ahmed

They said to Joseph, "O Noble one! He has an aged father, so take one of us instead of him. We see that you are a doer of good."

Syed Vickar Ahamed

They said (to the king): "O high one! Verily! He has an old and respected father, (who will feel very sad without him); So take (and keep) one of us in his place; Indeed, we see that you are (kind) in doing good. "

Taqi Usmani

They said, "O ‘Azīz, he has a father, a very old man. So, take one of us in his place. We see you are a generous man."

The Monotheist Group

They said: "O governor, he has an elderly father, so take one of us in his place. Indeed we see you as one of the good doers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

- Ils dirent. ʺO Al-ʹAzize, il a un père très vieux; saisis-toi donc de lʹun de nous, à sa place. Nous voyons que tu es vraiment du nombre des gens bienfaisantsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Ey Ezîz! Bi rastî bavekî wî yê kal û mezin heye (hedana xwe bi wî tîne). De di şûna wî de yekî ji me bigire. Bi rastî em te ji qencîkarên rast û durist dibînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺO excellentie, hij heeft een oude bejaarde vader; neem dus een van ons in zijn plaats. Wij zien dat u behoort tot hen die goed doen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zeiden tot Jozef: Edele Heer! deze jongeling heeft een ouden vader, neem dus een van ons in zijne plaats; want wij zien dat gij een edelmoedig mensch zijt.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden, ʺO al ʹAzîz, voorwaar, hij heeft een oude vader, en neem daarom een van ons in plaats van hem. Voorwaar, wij zien dat jij tot de weldoeners behoort.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Чтобы исполнить обещание, данное своему отцу, братья начали упрашивать и) сказали: «О вельможа! Поистине, у него – отец, глубокий старик, (который любит его больше, чем кого-либо из нас, и этот наш брат является утешением для отца за нашего брата, которого уже нет в живых. И наш отец может не пережить разлуку с ним,) так возьми же одного из нас (в рабство) вместо него [Биньямина]. Поистине, мы видим, что ты из добродеющих [хорошо относишься к нам и к другим]».

Rusça — Osmanov

Они сказали: ʺО знатный муж! Его отец - дряхлый старик. Задержи вместо него кого-либо из нас. Мы видим, что ты - добрый человекʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De sade: ʺ(Ädle och) mäktige herre! Han har en fader i hög ålder. Sätt därför en av oss i fängelse i hans ställe. Vi kan se att du är en god och rättrådig människa.ʺ