Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدِينَةِ امْرَاَتُ الْعَزِيزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِهِ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا اِنَّا لَنَرٰيهَا فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

ve ḳāle nisvetun fī l-medīneti mraetu l-ǎzīzi turāvidu fetāhā ǎn nefsihi ḳad şeğafehā Hubben innā le nerāhā fī Delālin mubīnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler ki
2نِسْوَةٌnisvetunن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.birtakım kadınlar
3فِي
4الْمَدِينَةِl-medīnetiم د نşehirşehirde
5امْرَاَتُmraetuم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkarısı
6الْعَزِيزِl-ǎzīziع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertVezir'in
7تُرَاوِدُturāviduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).murad almak istemiş
8فَتٰيهَاfetāhāف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.uşağının
9عَنْǎn
10نَفْسِهِnefsihiن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefsinden
11قَدْḳadmuhakak
12شَغَفَهَاşeğafehāش غ فDerinden etkilemek, kalbin merkezinde etkilemek, şiddetli aşk ile ilham vermek. Shaghfun - kalbin dibi, perikard. Shaghaf - tutkulu aşk.onun bağrını yakmış
13حُبًّاHubbenح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.sevda
14اِنَّاinnāelbette biz
15لَنَرٰيهَاle nerāhāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onu görüyoruz
16فِيiçinde
17ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bir sapıklık
18مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şehirdeki kadınlar, azîzin karısı, kölesinden murât almak istemiş, sevgi, bütün kalbini kaplamış, görüyoruz ki o, apaçık bir sapıklıkta dediler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şehirdeki kadınlar, azîzin karısı, kölesinden murât almak istemiş, sevgi, bütün kalbini kaplamış, görüyoruz ki o, apaçık bir sapıklıkta dediler.

Adem Uğur

Şehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş; Yusufun sevdası onun kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz.

Ahmed Hulusi

O şehirdeki kadınlar arasında yayıldı: "Aziyz'in karısı hizmetlisini ayartmak istemiş! Yusuf'un muhabbeti kalbinin içine işlemiş! Apaçık sapıklık içinde görüyoruz onu!"

Ahmet Tekin

Şehirdeki kadınlar fikir birliği etmişçesine: 'Şu devletlü vezirin karısı, genç kölesine, sık sık yakınlık gösterip hile yaparak sahip olmaya kalkışıyormuş. Yûsuf’un sevdası onun yüreğini yakıp kavuruyormuş. Kadını açıkça yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz.' dediler.

Ahmet Varol

Şehirde birtakım kadınlar: 'Azizin hanımı kendi uşağının nefsine yaklaşmak istiyormuş. Sevgi onun bağrını yakmış. Doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz' dediler.

Ali Bulaç

Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi.

Ali Fikri Yavuz

Şehirdeki bir takım kadınlar da dediler ki: “- Vezir’in karısı, delikanlısının nefsine yaklaşmak istiyormuş. Ona olan aşkı, kalbinin içine nüfuz etmiş. O hanımı görüyoruz ki, çıldırmış besbelli...

Ali Rıza Safa

Kentteki kadınlar, şöyle dediler: "Valinin karısı, genç uşağını elde etmek istemiş; aşk, yüreğini sarmış. Aslında, onu, apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Şehirde bazı kadınlar şöyle dedikodu yapmaya başladılar: "Azizin karısı genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin zarı delinmiş. Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz."

Bekir Sadak

µehirde bir takim kadinlar: «Vezirin karisi kolesinin olmak istiyormus; sevgisi bagrini yakmis; dogrusu onun besbelli sapitmis oldugunu goruyoruz.» dediler.

Celal Yıldırım

Şehirde (olayı duyan soylu) kadınlar, «Aziz (vezir)in karısı delikanlısıyla ilişki kurmak için onu kendine davet ediyormuş; ona olan aşkı yüreğinin derinliğine işlemiş. Doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz» diye (dedikodu yapmışlardı).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şehirdeki bazı kadınlar, “Aziz’in karısı, hizmetindeki genç ile birlikte olmak istiyormuş; (Yûsuf’un) sevdası kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapkınlık içinde görüyoruz” dediler.

Diyanet İşleri

Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Şehirde bir takım kadınlar: 'Vezirin karısı kölesinin olmak istiyormuş; sevgisi bağrını yakmış; doğrusu onun besbelli sapıtmış olduğunu görüyoruz.' dediler.

Diyanet Vakfi

Şehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş; Yusuf'un sevdası onun kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şehirde bazı kadınlar da «Azizin karısı, delikanlısından murad almaya kalkmış, sevgi yüreğini yakıp kavuruyormuş, görüyoruz ki, kadın çıldırmış besbelli...» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şehirdeki bir takım kadınlar da: "Azizin karısı delikanlısının nefsinden murat istiyormuş (onunla birlikte olmak istiyormuş), onun aşkından yüreğinin zarı çatlamış; karı besbelli çıldırmış!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şehirde bir takım kadınlar da Azizin karısı, dediler: delikanlısının nefsinden murad isteyormuş ona aşkından yüreğinin zarı çatlamış, karı bes belli çıldırmış

Erhan Aktaş

Ve şehirdeki birtakım kadınlar: "Aziz'in hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve şehirdeki bir takım kadınlar: "Azizin hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve şehirdeki bir takım kadınlar: "Azizin hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.

Fizilal-il Kuran

Şehirdeki birtakım kadınlar «Başbakanın karısı, kölesini yatağına çağırmış; delikanlının aşkı iliklerine işlemiş; anlaşılan (gördüğümüz o ki), iyice sapıtmış» dediler.

Gültekin Onan

Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dedi.

Hamdi Döndüren

(Olayın duyulması üzerine), kentteki bazı kadınlar, aralarında şöyle dedikodu etmeye başladılar: “Aziz’in karısı, delikanlısını baştan çıkarmaya çalışıyormuş, onun sevgisiyle yanıp tutuşuyormuş! Bu yüzden biz onu açık bir yanılgı içinde görüyoruz!”

Hasan Basri Çantay

Şehirdeki bir kısım kadınlar: "Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murad almak istiyormuş. Sevgi, yüreğinin zarına işlemiş! Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıkdadır" dedi (ler).

Hasib Asutay

Şehirde bazı kadınlar dediler ki: 'Azizin karısı delikanlısının nefsinden murad almak istiyormuş; sevgisi onun kalbine işlemiş. Doğrusu biz onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.'

Hayrat Neşriyat

Şehirdeki birtakım kadınlar ise dedi ki: 'Vezîrin karısı, delikanlısının nefsinden murâd almak istiyormuş. Doğrusu (ona duyduğu) aşk, kalbine işlemiş. Muhakkak ki biz, onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.'

İbni Kesir

Şehirde bir takım kadınlar dediler ki: Aziz'in karısı delikanlısını kendine ram etmek istiyormuş, sevgisi bağrını yakmış. Görüyoruz ki; o, apaçık bir sapıklıktadır.

Mehmet Okuyan

Şehirdeki bazı kadınlar şöyle demişti: “Aziz’in hanımı (cinsel olarak) delikanlısından yararlanmak istiyormuş. (Yusuf’un) sevdası onu tamamen kaplamış! Doğrusu biz onu apaçık bir şaşkınlık içinde görüyoruz.”

Muhammed Esed

Ve şehirde kadınlar (birbirleriyle): "Falan kişizadenin karısı genç kölesinin gönlünü çelmeye kalkmış!" diye dedikodu etmeye başladılar, "Tutkudan yüreği paralanmış kadının; doğrusu, açıkça yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz onu!"

Mustafa İslamoğlu

Ve şehirde hanımlar (birbirine şöyle) dedi: "Malum yöneticinin karısı genç hizmetçisini baştan çıkarmaya yeltenmiş. Besbelli ki tutku kadının yüreğine işlemiş. Bakın: bizim onun hakkındaki düşüncemiz işi iyice azıttığı yönündedir."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve şehirdeki birtakım kadınlar dedi ki: «Azîz'in refikası, genç kölesinin nefsinden muradını almak istiyormuş. Muhakkak ki, onun yüreğini kaplayan ince deriyi bir sevgi parçalamış. Şüphe yok ki, biz onu elbette bir apaçık sapıklık içinde görüyoruz.»

Ömer Öngüt

Şehirde bazı kadınlar dediler ki: “Vezirin karısı, delikanlının nefsinden murad almak, onu kendisine râm etmek istiyormuş. Yusuf'un sevgisi Züleyha'nın kalbini zar gibi kaplamış. Biz onu gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz. ”

Suat Yıldırım

Şehirde birtakım kadınlar: "Duydunuz mu?" dediler: "Vezirin hanımı uşağına gönlünü kaptırmış, ondan kâm almak istemiş! Sevda ateşi bağrını yakmış. Kadın besbelli çıldırmış!"

Süleyman Ateş

Şehirde birtakım kadınlar: Vezir'in karısı, uşağının nefsinden murad almak istemiş! Sevda, onun bağrını yakmış! Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Şehirdeki bazı kadınlar şöyle dedi: "Vezirin karısı hizmetindeki genç ile birlikte olmak istiyormuş! Yusuf'un aşkı onun yüreğini kaplamış. Biz onu gerçekten açık bir sapkınlık içinde görüyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şehirdeki kadınlardan bir takımı şöyle dedi: " O vezirin karısı genç kölesini çok istiyormuş. Aşkı yüreğini kaplamış. Bize göre o, açık bir sapkınlık içindeymiş."

Şaban Piriş

Şehirde bazı kadınlar: -Vezirin karısı, kölesiyle beraber olmak istiyormuş, onun sevdası bağrını delmiş. Biz, onu açıkça sapıtmış görüyoruz, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Şehirde (birtakım) kadınlar: «Aziz (Vezir') in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görmekteyiz.» dedi.

Ümit Şimşek

Şehirdeki kadınlar 'Azizin hanımı genç kölesinden kâm almak istemiş,' dediler. 'Besbelli onun aşkı yüreğine işlemiş. Görüyoruz ki kadın iyice şaşırmış.'

Yaşar Nuri Öztürk

Şehirde bazı kadınlar şöyle konuştular: "Aziz'in karısı genç uşağının nefsinden gönlünü eğlendirmek istemiş. Aşktan yüreğinin zarı delinmiş. Öyle anlıyoruz ki, kadın tam bir çılgınlığa düşmüş."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şəhərdəki qadınlar dedilər: “Zadəgan kişinin arvadı cavan köləsini yoldan çıxartmaq istəyir. Ehtiras onu coşdurmuşdur. Biz onu aşkar bir azğınlıq içində görürük”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Şəhərdəki qadınlar dedilər: ″Vəzirin övrəti cavanı (cavan qulunu) tovlayıb yoldan çıxartmaq (onunla yaxınlıq etmək) istəyir. (Yusifin) məhəbbəti onun bağrını qan etmişdir. Biz onun açıq-aşkar (doğru) yoldan çıxdığını görürük.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Frauen in der Stadt redeten: ʺDie Frau des Königs verführte ihren Jüngling. Sie hat sich heftig in ihn verliebt. Es scheint, daß sie einen eindeutigen Fehler begeht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

(Einige) Frauen in der Stadt sagten: ʺDie Frau des hohen Herrn versucht, ihren Burschen zu verführen. Er hat sie in leidenschaftliche Liebe versetzt. Wir sehen wahrlich, sie befindet sich in deutlichem Irrtum.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und einige Frauen in der Stadt sagten: ʺDie Frau des `Aziz verlangt von ihrem Burschen die Hingabe gegen seinen Willen; sie ist ganz verliebt in ihn. Wahrlich, wir sehen sie in einem offenbaren Irrtum.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The rumour circulated among some women -the society- in the city. They said: "The wife of the court officer solicits her slave; she is much enamoured of him and inflamed with love; we see that she is indeed vitiated by error."

Abdul Haleem

Some women of the city said, ‘The governor’s wife is trying to seduce her slave! Love for him consumes her heart! It is clear to us that she has gone astray.’

Abdullah Yusuf Ali

Ladies said in the City: "The wife of the (great) 'Aziz is seeking to seduce her slave from his (true) self: Truly hath he inspired her with violent love: we see she is evidently going astray."

Abul A'la Maududi

And some ladies in the city began to say: "The chief's wife, violently in love with her houseboy, is out to tempt him. We think she is clearly mistaken."

Aisha Bewley

Some city women said, ‘The governor’s wife solicited her slave. He’s fired her heart with love. We see that she’s the one to blame.’

Al-Hilali & Khan

And women in the city said: "The wife of Al-‘Azîz is seeking to seduce her (slave) young man, indeed she loves him violently; verily we see her in plain error."

Ali Quli Qarai

Some of the townswomen said, ‘The chieftain’s wife has solicited her slave boy! He has captivated her love. Indeed we see her to be in manifest error.’

Amatul Rahman Omar

And the women talked in the city, `The wife of the 'Azîz (- Potiphar, the captain of king's guard) seeks to seduce her young slave against his will. His love has indeed penetrated deep in her heart. Indeed, we see her in obvious error (in going too far in her love).'

Arthur John Arberry

Certain women that were in the city said, 'The Governor's wife has been soliciting her page; he smote her heart with love; we see her in manifest error.

Bijan Moeinian

The women of the town started to gossip about this incidence, saying: "The wife of the governor has passionately fallen in love with her slave; what kind of woman is she?"

E. Henry Palmer

And women in the city said, 'The wife of the prince desires her young man for his person; he has infatuated her with love: verily, we see her in obvious error. '

Edip-Layth

Some women in the city said, "The wife of the Governor is trying to seduce her young man from himself; she is taken by love. We see her clearly misguided."

George Sale

And certain women said publicly in the city, the nobleman's wife asked her servant to lie with her: He hath inflamed her breast with his love; and we perceive her to be in a manifest error.

Hamid S. Aziz

"O Joseph! Turn aside from this (pass it over). And do you, woman, ask pardon for your fault; for truly, you are of the sinful."

Mahmoud Ghali

And (some) women folk in the city said, "The wife of the governor (Literally: the ever-mighty Al-Azîz) is soliciting her page; (Literally: seeking to win his self ) he has already smitten (her heart) with love; (Literally: affected her pericardium, i. e., infatuated her) surely we indeed see her in evident error."

Marmaduke Pickthall

And women in the city said: The ruler's wife is asking of her slave-boy an ill-deed. Indeed he has smitten her to the heart with love. We behold her in plain aberration.

Mohamed Ahmed - Samira

In the city the women gossiped: "The minister's wife longs after her page. He has captured her heart. We think she is in clear error."

Muhammad Asad

NOW the women of the city spoke [thus to one another]: "The wife of this nobleman is trying to induce her slave-boy to yield himself unto her! Her love for him has pierced her heart; verily, we see that she is undoubtedly suffering from an aberration!

Mustafa Khattab

Some women of the city gossiped, "The Chief Minister’s wife is trying to seduce her slave-boy. Love for him has plagued her heart. Indeed, we see that she is clearly mistaken."[1]

Progressive Muslims

And some women in the city said: "The wife of the Governor is trying to seduce her young man from himself; she is taken by love. We see her clearly misguided."

Sahih International

And women in the city said, "The wife of al-'Azeez is seeking to seduce her slave boy; he has impassioned her with love. Indeed, we see her [to be] in clear error."

Sam Gerrans

And women in the city said: “The wife of the Governor is seeking to lure her houseboy away from his soul; he has enslaved her to love; we see her in manifest error.”

Shabbir Ahmed

Women in the city started gossiping, "The governor's wife is trying to seduce her servant. She is deeply in love with him. But we see that she adopted the wrong tactics."

Syed Vickar Ahamed

And the (other) ladies from the city, said: "The wife of the (great lord) ‘Aziz is trying to seduce her young man (the slave) from his (true and noble) self: Truly he must have aroused strong love in her: Surely, we see clearly that she is going astray. "

Taqi Usmani

And women in the city said, "The wife of the minister is seducing her youthful slave. His love has entered the depth of her heart. Surely, we see her in open error."

The Monotheist Group

Andsome women in the city said: "The wife of the governor is trying to seduce her young man from himself; she is taken by love. We see her clearly misguided."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et dans la ville, des femmes dirent: ʺla femme dʹAl-ʹAzize essaye de séduire son valet! Il lʹa vraiment rendue folle dʹamour. Nous la trouvons certes dans un égarement évident.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hin pîrekên li bajêr gotin: Jina serwerî xizmetkarê xwe bi bal xwe ve daxwaz dike, bi rastî jî evîna wî perda dilê wê qetandiye! Bêguman em wê di rêşaşiyeke aşkera de dibînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En de vrouwen in de stad zeiden: ʺDe vrouw van de excellentie probeert haar slaaf te verleiden. Zij is verliefd op hem geworden. Wij zien dat zij in duidelijke dwaling verkeert.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zekere vrouwen zeiden in het openbaar in de stad: De vrouw van den edelman heeft den knecht verzocht hij haar te liggen; hij heeft hare borst door zijne liefde ontvlamd. Wij zien dat zij op een duidelijken dwaalweg is.

Hollandaca — Siregar

En enkele vrouwen in de stad zelden: ʺDe vrouw van Al ʹAzîz verleidt haar slaaf tegen zijn wil, hij heeft haar hevig verliefd gemaakt. En voorwaar, wij zien haar in duidelijke dwaling verkeren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Весть об этом событии распространилась) и сказали (какие-то) женщины в городе: «Жена вельможи соблазняет юношу [своего слугу]. Ее охватила любовь. Поистине, Мы однозначно видим, что она (находится) в явном заблуждении».

Rusça — Osmanov

[После того] женщины в городе стали сплетничать: ʺЖена знатного мужа пыталась соблазнить своего юного раба! Ее охватила страсть к нему. Воистину, мы полагаем, что она впала в явный грехʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH STADENS kvinnor (skvallrade om detta och) sade: ʺHustrun till denne högt uppsatte man vill förföra sin unge slav; hon brinner av kärlek till honom och har helt förlorat förståndet!ʺ