"Ey Yusuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin."

يُوسُفُ اَعْرِضْ عَنْ هٰذَا وَاسْتَغْفِرِي لِذَنْبِكِ اِنَّكِ كُنْتِ مِنَ الْخَاطِـِٔينَ

yūsufu eǎ'riD ǎn hāƶā ve steğfirī li ƶenbiki inneki kunti mine l-ḣāTiīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يُوسُفُyūsufuيوسفYusuf
2اَعْرِضْeǎ'riDع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.sen vazgeç
3عَنْǎn
4هٰذَاhāƶābundan
5وَاسْتَغْفِرِيve steğfirīغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek(kadın) sen de bağışlanmasını dile
6لِذَنْبِكِli ƶenbikiذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçunun
7اِنَّكِinnekiçünkü sen
8كُنْتِkuntiك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldun
9مِنَmine
10الْخَاطِـِٔينَl-ḣāTiīneخ ط اYanlış yapmak, hata yapmak, ceza gerektiren bir günah/suç/itaatsizlik yapmak, kasıtlı veya kasıtsız bir hata/kusur işlemek, yanlış bir yol izlemek (kasıtlı veya değil), bir şeyin kaçırılmasına veya atlanmasına neden olmak, bir şeyi kaçırmak (veya isabet ettirememek), bir şeyden sapmak veya uzaklaşmak, ulaşılamaz olmak, birinin hata yapmasına neden olmak, yanlış bir hareket/hata/kusur gibi davranmak.günahkarlardan

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey Yûsuf, sen de bu meseleyi bırak artık ve sen ey kadın, suçundan tövbe et, şüphe yok ki sen, hata işleyenlerdensin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey Yûsuf, sen de bu meseleyi bırak artık ve sen ey kadın, suçundan tövbe et, şüphe yok ki sen, hata işleyenlerdensin.

Adem Uğur

Ey Yusuf! Sen bundan (olanları söylemekten) vazgeç! (Ey kadın!) Sen de günahının affını dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun

Ahmed Hulusi

"Yusuf. . . Yüz çevir bundan (bu olanları unut). . . (Kadın!) sen de suçun için bağışlanma dile. . . Muhakkak ki sen büyük bir yanlış yaptın. "

Ahmet Tekin

Kadının akrabası: 'Ey Yûsuf, sen bu konuyu hiçbir yerde açma. Sen de (ey Züleyha) günahından dolayı af dile. Sen hata edenlerden, günahkârlardansın.' dedi.

Ahmet Varol

Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de günâhının bağışlanmasını dile. Doğrusu sen günâhkârlardan oldun.'

Ali Bulaç

"Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."

Ali Fikri Yavuz

Yûsuf! Sen bu işi söylemekten vazgeç. Ey hanım! Sen de günahına Allah’dan mağfiret dile; doğrusu sen büyük günâhkarlardan oldun.” dedi.

Ali Rıza Safa

"Yusuf, sen bunu unut!" "Sen de suçun için bağışlanma dile. Kuşkusuz, suçlulara katıldın!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey Yusuf! Sen bunları söylemekten vazgeç! Ey kadın! Sen de günahının affını dile! Çünkü sen günahkarlardan oldun."

Bekir Sadak

(28-29) Kocasi gomlegin arkadan yirtilmis oldugunu gorunce, karisina hitaben «Dogrusu bu sizin hilenizdir, siz kadinlarin fendi buyuktur» dedi. Yusuf'a donerek: «Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme"; kadina donerek: «Sen de gunahinin bagislanmasini dile, cunku suclulardansÙn» dedi. *

Celal Yıldırım

«Ey Yûsuf! Sen bu (konuyu açmak)dan vazgeç; ey kadın, sen de günahından dolayı bağışlanma dile. Günkü elbette sen günah işleyenlerden oldun.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yûsuf! Sen bunu olmamış say. (Kadına:) Sen de günahının affını dile; çünkü sen günahkârlardan oldun.”

Diyanet İşleri

"Ey Yusuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin."

Diyanet İşleri (eski)

(28-29) Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, karısına hitaben 'Doğrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi büyüktür' dedi. Yusuf'a dönerek: 'Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme'; kadına dönerek: 'Sen de günahının bağışlanmasını dile, çünkü suçlulardansın' dedi.

Diyanet Vakfi

«Ey Yusuf! Sen bundan (olanları söylemekten) vazgeç! (Ey kadın!) Sen de günahının affını dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de günahından dolayı istiğfar et. Sen gerçekten günahkarlardan oldun».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yusuf, sakın bundan söz etme; sen de kadın, günahının bağışlanmasını dile; sen gerçekten büyük günahkarlardan oldun!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yusüf, sakın bundan bahsetme, sen de kadın, günahına istiğfar et, cidden sen büyük günahkarlardan oldun

Erhan Aktaş

"Yusuf! Bundan kimseye söz etme. Sen de suçundan dolayı bağışlanma dile. Yanlış yapan sensin!" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Yusuf! Bundan kimseye söz etme. Sen de suçundan dolayı bağışlanma dile. Yanlış yapan sensin!" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Yusuf! Bundan kimseye söz etme. Sen de suçundan dolayı bağışlanma dile. Hatalı olan sensin!" dedi.

Fizilal-il Kuran

Adam, Yusuf'a «Sen ona bakma, kapat bu olayı» dedikten sonra karısına dönerek «Sen de günahından ötürü af dile, çünkü sen bir günahkârsın» dedi.

Gültekin Onan

"Yusuf sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."

Hamdi Döndüren

(Züleyha’nın kocası), “Ey Yusuf! Sen bu olayı unut ve ondan hiç kimseye söz etme! Ey kadın! Sen de günahından dolayı bağışlanma dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun!”

Hasan Basri Çantay

"Yuusuf, sen bundan (bu mes'eleyi söylemekden) vazgeç. (Ey kadın) sen de günahına istiğfar et. Çünkü sen cidden günahkarlardan oldun".

Hasib Asutay

(Yusuf'a da şöyle tembih etti:) 'Ey Yusuf! Sen bundan (bu meseleyi söylemekten) vazgeç! (Kadına da) sen de günâhının affını dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun ' dedi.

Hayrat Neşriyat

(Sonra şöyle dedi:) 'Yûsuf! (Sen) bundan vazgeç (bunu kimseye anlatma)! (Ey kadın! Sen de) günâhın için mağfiret dile! Çünki sen, günahkârlardan oldun.'

İbni Kesir

Yusuf; sen bundan vazgeç. Ey kadın; sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen, gerçekten suçlulardan oldun.

Mehmet Okuyan

(Aziz şöyle demişti): “Yusuf! Sen bundan (bu işi sürdürmekten) vazgeç! (Ey Züleyha)! Sen de günahından dolayı bağışlanma dile! Şüphesiz ki sen günahkârlardan oldun.”

Muhammed Esed

Yusuf! Sen bu olayın üstünde durma! Ve (kadın!) sen de işlediğin günahtan ötürü bağışlanma dile, çünkü sen gerçekten hatası (büyük) olan birisin!"

Mustafa İslamoğlu

(Ey) Yusuf, sen bu olayı yaşamadın say! Ve sen (ey) kadın, kabahatinden dolayı özür dile! Çünkü (şu hal) senin suçunun sabit olduğunu gösteriyor.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ey Yusuf! Sen bundan (bu hadiseyi söylemekten) kaçın. (Ey kadın!) Sen de günahın için isitiğfarda bulun. Muhakkak ki sen bütün günaha girmiş olanlardan oldun.»

Ömer Öngüt

(Sonra Yusuf'a dönerek): “Ey Yusuf! Sen bundan vazgeç!” (Karısına da): “Sen de günahının bağışlanmasını dile, çünkü sen suçlulardansın. ” dedi.

Suat Yıldırım

(28-29) Gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce (kocası, eşine:) "Anlaşıldı!" dedi. "Bu, siz kadınların oyunlarınızdan biri! Gerçekten sizin fendiniz pek müthiştir! Yusuf! Sakın bunu kimseye söyleme! Kadın! Sen de günahından dolayı af dile, çünkü sen günaha girenlerden oldun."

Süleyman Ateş

"Yusuf, sen bundan vazgeç (bunu kimseye söyleme), (ey kadın), sen de günahının bağışlanmasını dile! Çünkü sen, günahkarlardan oldun!"

Süleymaniye Vakfı

Yusuf, bu konuyu kapat! Hanım, sen de günahın için bağışlanma dile; çünkü hatalı davranmış olan, kesinlikle sensin!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf, bu işin peşini bırak! Kadın, sen de günahının bağışlanmasını iste. Çünkü sen suçlulardan biri oldun."

Şaban Piriş

Yusuf sen bunu unut, kadın sen de günahına tevbe et, çünkü sen hata işleyenlerdensin.

Tefhim-ul Kuran

«Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sende (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkârlardan oldun.»

Ümit Şimşek

'Yusuf, sen bunu unut. Kadın, sen de günahın için af dile; çünkü günahkâr olmuşsun.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Yusuf, sakın bundan bahsetme. Kadın, sen de günahının affını dile. Sen, gerçekten günahkarlardan oldun."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yusuf, sən bundan (bu işi açıb danışmaqdan) vaz keç! Sən də ey arvad, günahına görə bağışlanma dilə. Çünki sən, günah işlətmisən”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey Yusif! Sən bu işi açıb ağartma. Sən də (ey qadın) günahına görə (Allahdan) bağışlanmanı dilə. Çünki sən, həqiqətən, günah edənlərdənsən.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Joseph, rede nicht mehr davon! Und du, Frau, bitte um Vergebung für deine sündhafte Tat, denn du hast dich in die Reihe der Sünder gestellt.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Yusuf, lasse davon ab! Und (du, jene,) bitte um Vergebung für deine Sünde! Du gehörst ja zu denjenigen, die Verfehlungen begangen haben.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

0 Yusuf, wende dich ab von dieser Sache, und du (, o Frau), bitte um Vergebung für deine Sünde. Denn gewiß, du gehörst zu den Schuldigen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Yusuf, verschweige dies! Und du (Ehefrau), bitte um Vergebung für deine Sünde. Gewiß, du warst eine der bewußt Verfehlenden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Yusuf", he continued, "let go this incident, and you, my wife, invoke Allah's forgiveness; you were indeed in the wrong. "

Abdul Haleem

Joseph, overlook this; but you [wife], ask forgiveness for your sin- you have done wrong.’

Abdullah Yusuf Ali

"O Joseph, pass this over! (O wife), ask forgiveness for thy sin, for truly thou hast been at fault!"

Abul A'la Maududi

Joseph, disregard this. And you - woman - ask forgiveness for your sin, for indeed it is you who has been at fault."

Aisha Bewley

Yusuf, ignore all this, and you, my wife, should ask forgiveness for your evil act. There is no doubt that you are in the wrong.’

Al-Hilali & Khan

"O Yûsuf (Joseph)! Turn away from this! (O woman!) Ask forgiveness for your sin. Verily, you were of the sinful."

Ali Quli Qarai

Joseph, let this matter alone, and you, woman, plead for forgiveness for your sin, for you have indeed been erring. ’

Amatul Rahman Omar

(Turning to Joseph) he said, `Joseph! leave the matter alone and you (- woman) seek forgiveness for your sin. It is you, of course who are of the sinful.'

Arthur John Arberry

Joseph, turn away from this; and thou, woman, ask forgiveness of thy crime; surely thou art one of the sinners. '

Bijan Moeinian

Then he continued: "Joseph, try to forget this incidence. As for you woman, you should beg forgiveness for your sin."

E. Henry Palmer

Joseph! turn aside from this. And do thou, woman, ask pardon for thy fault; verily, thou wert of the sinners.'

Edip-Layth

"Joseph, turn away from this. You woman, seek forgiveness for your sin; you were of the wrongdoers."

George Sale

O Joseph, take no farther notice of this affair: And thou, O woman, ask pardon for thy crime; for thou art a guilty person.

Hamid S. Aziz

And when he saw his shirt rent from behind he (her husband) said, "This is one of the guiles (or tricks) of you women; verily, your tricks are great!

Mahmoud Ghali

Yûsuf, veer away from this; and you (woman) ask forgiveness of your guilty deed surely you were (one) of the sinners. "

Marmaduke Pickthall

O Joseph! Turn away from this, and thou, (O woman), ask forgiveness for thy sin. Lo! thou art of the faulty.

Mohamed Ahmed - Samira

Ignore this affair, O Joseph; and you, O woman, ask forgiveness for your sin, for you were surely errant. "

Muhammad Asad

[But, ] Joseph, let this pass! And thou, [O wife,] ask forgiveness for thy sin-for, verily, thou hast been greatly at fault!"

Mustafa Khattab

O  Joseph! Forget about this. And you ˹O wife˺! Seek forgiveness for your sin.[1] It certainly has been your fault."

Progressive Muslims

"Joseph, turn away from this. And you woman, seek forgiveness for your sin; you were of the wrongdoers."

Sahih International

Joseph, ignore this. And, [my wife], ask forgiveness for your sin. Indeed, you were of the sinful."

Sam Gerrans

“Joseph: disregard thou this; and wife: ask thou forgiveness for thy transgression; thou art of the offenders.”

Shabbir Ahmed

He said, "O Joseph! Forget about what happened. And you O woman! Ask forgiveness. For, you have been greatly at fault."

Syed Vickar Ahamed

"O Yusuf (Joseph), forget this event! (O wife! Now you), ask forgiveness for your sin; Verily, you have been at fault!"

Taqi Usmani

O Yūsuf, ignore this matter, and you (O woman,) seek forgiveness for your sin, for you were guilty infact."

The Monotheist Group

"Joseph, turn away from this. And you woman, seek forgiveness for your sin; you were of the wrongdoers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Joseph, ne pense plus à cela! Et toi, (femme), implore le pardon pour ton péché car tu es fautiveʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Zilamê pîrekê got:) Ey Yûsuf! Dev ji vê (meseleyê) berde (û ji tu kesî re nebêje. (Ji pîreka xwe re jî got:) Tu jî lêborîna gunehên xwe bixwaze, bêguman tu ji gunehkaran î.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Joesoef, houd je daar niet mee bezig. En jij, vrouw, vraag om vergeving voor je zonde; jij bent wel een van hen die verkeerd gedaan hebben.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

O Jozef! houd u niet meer met deze zaak bezig; en gij, o vrouw! vraag vergiffenis voor uwen misdaad; want gij zijt een schuldig mensch.

Hollandaca — Siregar

Yôesoef, wend je hier van af En jij (O vrouw) vraag om vergeving voor jouw zonde. Voorwaar, jij behoort tot de zondaren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Ее муж сказал): «Йусуф, отвернись от этого [никому об этом не рассказывай],а ты (жена) проси прощения за свой грех. Ведь ты стала из (числа) грешников».

Rusça — Osmanov

Йусуф! Забудь об этом. А ты [, жена,] проси прощения за свое прегрешение, ибо ты совершила грехʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

- (Och till Josef:) ʺLåt nu detta vara glömt!ʺ Och (vänd till hustrun, sade han): ʺBe om förlåtelse för din synd, för du har begått ett allvarligt felsteg!ʺ