Yusuf Suresi 15. Ayet — Elfaz
Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.
1فَلَمَّاfe lemmānihayetİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2ذَهَبُواƶehebūgötürdülerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek
3بِهِbihionuHarf-i Cer+Zamir
4وَاَجْمَعُٓواve ecmeǔve karar verdilerBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.
5اَنْenMasdar Harfi
6يَجْعَلُوهُyec'ǎlūhuatmayaMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
7فِيfīHarf-i Cer
9الْجُبِّl-cubbikuyununMarife (Belirlilik Takısı)+İsimج ب بBir kuyu, bol su içeren bir kuyu, derin/geniş bir kuyu, çekildi/geri çekildi/kaçındı/uzaklaştı, kaçma eylemi. Yağmur suyunun toplandığı bir dağdaki oyuk.
10وَاَوْحَيْنَٓاve evHaynāve biz vahyettikBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.
11اِلَيْهِileyhiO'naHarf-i Cer+Zamir
12لَتُنَبِّئَنَّهُمْle tunebbiennehumandolsun haber vereceksinLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber
13بِاَمْرِهِمْbi emrihimonların işleriniHarf-i Cer+İsim+Zamirا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak
14هٰذَاhāƶābuİşaret Zamiri
15وَهُمْve humve onlarHaliye Edatı+Zamir
16لَاlāhiç değillerkenHarf-i Nefi
17يَشْعُرُونَyeş'ǔrūnefarkındaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi söz