Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

وَلَئِنْ اَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِلٰٓى اُمَّةٍ مَعْدُودَةٍ لَيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُ اَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

ve le in eḣḣarnā ǎnhumu l-ǎƶābe ilā ummetin meǎ'dūdetin le yeḳūlunne mā yeHbisuhu elā yevme ye'tīhim leyse meSrūfen ǎnhum ve Hāḳa bihim mā kānū bihi yestehziūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَئِنْve le inve şayet
2اَخَّرْنَاeḣḣarnāا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımgeciktirsek
3عَنْهُمُǎnhumuonlardan
4الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
5اِلٰٓىilāiçin
6اُمَّةٍummetinا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]bir süre
7مَعْدُودَةٍmeǎ'dūdetinع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.sayılı
8لَيَقُولُنَّle yeḳūlunneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelemutlaka derler
9مَاnedir?
10يَحْبِسُهُyeHbisuhuح ب سAlıkoymak, kısıtlamak, engellemek, kapatmak, hapsetmek, önlemek, gözaltında tutmak. Kısıtlamak/hapsetmek, tutuklamak veya kısıtlamak veya alıkoymak veya engellemek, yakın tutmak/belirli sınırlar veya limitler içinde tutmak.onu alıkoyan
11اَلَاelāhaberiniz olsun ki
12يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigün
13يَأْتِيهِمْye'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeko geldiği
14لَيْسَleyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirdeğildir
15مَصْرُوفًاmeSrūfenص ر فÇevirmek, saptırmak, önlemek, öne sürmek, ortaya koymak, değiştirmek. sarfun - önleme eylemi. masrifun - sığınılacak yer, sığınak. masruufun - saptırılmış. sarrafa (fiil 2) - açıklamak. tasrif - (rüzgarın) değişimi. insarafa (fiil 7) - yana dönmek.geri çevrilecek
16عَنْهُمْǎnhumkendilerinden
17وَحَاقَve Hāḳaح ي قGeri çekilmek, çevrelemek ve tutmak, kuşatmak, etrafını sarmak, inmek, bunaltmak, sarmak, kaçınılmaz olmak, bir kişi veya şeyi köşeye sıkıştırmak (sadece kötü durumlar için kullanılır), birinin başına gelmek, birine yapışmak ve hak ettiğini bulmak, birisini kıskanmak ve nefret etmek, şiddetli.ve kuşatır
18بِهِمْbihimonları
19مَاşey
20كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
21بِهِbihionu
22يَسْتَهْزِؤُ۫نَyestehziūneه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)alaya alıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların uğrayacakları azâbı, mukadder bir zamana kadar geciktirirsek, bunun teahhuruna da sebep nedir derler. Bilin ki onlara azâbın gelip çattığı gün o azap, artık geriye bırakılamaz ve alay ettikleri musîbet, onları çepeçevre kuşatır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onların uğrayacakları azâbı, mukadder bir zamana kadar geciktirirsek, bunun teahhuruna da sebep nedir derler. Bilin ki onlara azâbın gelip çattığı gün o azap, artık geriye bırakılamaz ve alay ettikleri musîbet, onları çepeçevre kuşatır.

Adem Uğur

Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka "Onun gelmesini engelleyen nedir?" derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, eğer azabı onlardan belirli bir süre ertelesek; kesinlikle: "Onu tutan nedir?" derler. . . Kesin olarak bilin ki! Onlara geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir! Alay etmekte oldukları şey her yönden onları kuşatmıştır.

Ahmet Tekin

Eğer biz onlara azâbı belli bir süre ertelesek, andolsun: 'Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen nedir?' derler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Alay edip durdukları şeylerin gücü de kendilerini abluka altına almış olacaktır, işlerini bitirecektir.

Ahmet Varol

Onlardan azabı sayılı bir süre için geciktirsek mutlaka: 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Haberiniz olsun ki, o geldiği gün artık kendilerinden geri çevrilmez ve alaya aldıkları şey onları kuşatmış olur.

Ali Bulaç

Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Ali Fikri Yavuz

Eğer ilerideki belirli bir müddete kadar kendilerinden azabı geciktirirsek, o vakit de muhakkak (alay tarzında) şöyle derler: “- Bu azabın inişini engelliyen nedir?” Bilsinler ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden çevrilecek değildir. O alay ettikleri azab da kendilerini sarmış bulunacaktır.

Ali Rıza Safa

Ama belirlenmiş bir süreye dek cezayı onlardan ertelesek, kesinlikle, şöyle derler: "Onu önleyen ne?" İyi bilin ki, ceza geldiği gün onlardan uzaklaştırılmayacak ve alay ettikleri şey onları kuşatacaktır.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelersek, elbette,"Onun gelmesini engelleyen nedir?" derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.

Bekir Sadak

And olsun ki, onlarin azabini sayili bir sureye kadar ertelesek, «Onu alikoyan nedir?» derler. Bilin ki, onlara azap geldigi gun, artik geri cevrilmez; alaya aldiklari sey onlari mahvedecektir. *

Celal Yıldırım

Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, «onu engelleyip alıkoyan nedir?» diyecekler. Bilin ki azâb onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey onları iyiden iyiye kuşatacaktır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun, eğer biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar ertelesek mutlaka, “Onu engelleyen nedir?” derler. Bilesiniz ki onlara azap geldiği gün artık ondan kurtulmaları mümkün değildir. Alay etmekte oldukları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.

Diyanet Vakfi

Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?» derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da «onu engelleyen nedir ki?» diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer kendilerinden ilerideki sayılı bir süreye kadar azabı geciktirecek olsak, mutlaka: "Onu ne engelliyor?" derler. Azap onlara geleceği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alay ettikleri şey kendilerini sarmış olacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azabı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihza ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır

Erhan Aktaş

Eğer, bir ümmet için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, "Bunu engelleyen şey nedir ki?" derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşatır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer, bir ümmet için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, "Bunu engelleyen şey nedir ki?" derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşatır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer, bir ümmet için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, "Bunu engelleyen şey nedir ki?" derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşattır.

Fizilal-il Kuran

Eğer onların azabını belirli bir sürenin sonuna ertelersek, 'Bu azabı bizden alıkoyan nedir?' derler. Haberleri olsun ki, azabımızla yüzyüze geldiklerinde onu hiç kimse başlarından savamaz, böylece alay konusu ettikleri akıbetin pençesine düşerler.

Gültekin Onan

Andolsun, onlardan azabı sayılı bir ümmete (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Hamdi Döndüren

Onlardan azabı belli bir süreye kadar ertelesek, “Onu, engelleyen nedir?” derler. İyi bilin ki azap onlara geldiği gün, asla onlardan geri dönmeyecek ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz kendilerinden azabı sayılı bir müddete kadar gecikdirsek mutlakaa diyeceklerdir ki: "Bunu alıkoyan (sebeb) de ne"? Haberiniz olsun ki, o bunlara geleceği gün kendilerinden döndürülecek değildir. Eğlenceye alageldikleri şey (azab) onları çepçevre kuşatacakdır.

Hasib Asutay

Andolsun eğer onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelersek, elbette 'Onu alıkoyan nedir?' derler. İyi bilin ki, o (azap) kendilerine geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir ve alay ettikleri şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.

Hayrat Neşriyat

Ve and olsun ki onlardan azâbı sayılı bir müddete kadar ertelesek, mutlaka: 'Ona (o azâbın gelmesine) mâni' olan nedir?' derler. Dikkat edin! (O azab) onlara geleceği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir ve kendisiyle alay etmekte oldukları (azab), onları kuşatmış olacaktır.

İbni Kesir

Sayılı bir müddete kadar üzerlerinden azabı erteleyecek olsak mutlaka: Bunu alıkoyan da ne? derler. Dikkat edin, o geldiği gün, onlardan asla dönmeyecek, alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.

Mehmet Okuyan

Onlardan azabı sayılı (belirli) bir süreye kadar ertelesek, mutlaka “Onu(n gelmesini) engelleyen nedir?” derler. Dikkat edin! Kendilerine azap geldiği gün, (o azap) bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.

Muhammed Esed

Ve ayrıca, onların (hak ettiği) azabı (tarafımızdan) belirlenmiş bir vakte kadar ertelesek hemen şöyle derler: "Onun (hemen gerçekleşmesini) önleyen ne?" Bilin ki, o Gün (o sözü geçen azap) onların başına geldiği zaman, onu kendilerinden uzak tutacak hiçbir güç olmayacak; ve alay edip durdukları şey onları kuşatıp bunaltacaktır.

Mustafa İslamoğlu

Ve eğer onların cezasını sayılı bir süreye ertelesek, hemen "Onu tutan mı var?" derler. Bakın, o gün geldiğinde, onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak; dahası, alaya aldıkları gerçek onları çepeçevre kuşatacak.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve andolsun ki, eğer onlardan azabı sayılı bir müddete kadar geri bırakacak olsak elbette diyeceklerdir ki: «Onu men eden nedir?» Haberiniz olsun ki, onlara geleceği gün, kendilerinden bertaraf edilecek değildir ve kendisiyle istihzâda bulundukları şey, onları ihata edecektir.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek: “Onu alıkoyan nedir?” derler. İyi bilin ki onlara azap geldiği gün, bir daha geri döndürülmez. Alaya aldıkları şey de onları çepeçevre kuşatır.

Suat Yıldırım

Şayet biz kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar ertelersek: "Bu azabı alıkoyan sebep nedir?" derler. İyi bilin ki o azap başlarına geldiği gün, artık onlardan geriye çevrilmez ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

Süleyman Ateş

Andolsun onlardan azabı sayılı bir ümmete (belli bir süreye) ertelesek, "Onu tut(up bize gelmesine engel ol)an nedir?" derler. İyi bilin ki, o (azab) başlarına geldiği gün, bir daha onlardan geri çevrilmez ve alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmış olur.

Süleymaniye Vakfı

Onlara vereceğimiz azabı belli bir süre ertelesek "Onu tutan ne ki!" derler. Şunu bilin ki azap geldiği gün onlardan uzaklaştırılacak değildir. Hafife aldıkları onları saracaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara vereceğimiz azabı belli bir süre ertelesek "Onu tutan ne ki?" derler. Şunu bilin ki azap geldiği gün onlardan savılacak değildir. Hafife aldıkları o şey başlarına gelecektir.

Şaban Piriş

Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek: -O'nu engelleyen nedir? derler. Dikkat edin. Alay ettikleri şey onlara geldiği gün; onlardan hiç ayrılmaz ve onları çepeçevre içine alır.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelersek, mutlaka: «Onu akılkoyan nedir?» derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Ümit Şimşek

Onlara göndereceğimiz azabı belirli bir zamana erteleyecek olsak, bu defa da 'Onu alıkoyan ne?' derler. Heyhat! Azap başlarına geldiği gün, bir daha asla geri çevrilecek değildir; artık alaya aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve eğer onlardan azabı, belirlenmiş bir süreye kadar ertelesek, mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Onu erteleyen de ne?" Gözünüzü açın, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini sarmış olacaktır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər onlara gələcək əzabı müəyyən vaxtadək gecikdirsək: “Onu saxlayan nədir?”– deyəcəklər. Xəbəriniz olsun ki, əzab onlara gəldiyi gün onu heç nə onlardan dəf edə bilməyəcək və istehza etdikləri o əzab onları bürüyəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər onlara gələcək əzabı az bir müddət yubatsaq, sözsüz ki, (istehza ilə): ″Bu əzabı gecikdirən (ona mane olan) nədir?″ – deyəcəklər. Bilin ki, əzab onlara gələcəyi gün dəf olunmaz. Məsxərəyə qoyduqları əzab onları məhv edər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir die qualvolle Strafe bis zu einem bestimmten Zeitpunkt hinausschieben, sagen sie spottend: ʺWas hält sie dann zurück?ʺ Wenn sie aber über sie kommt, läßt sie sich nicht abwenden. So erfaßt die Ungläubigen, worüber sie gespottet haben.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn Wir ihnen die Strafe für einen bestimmten Zeitraum zurückstellen, sagen sie ganz gewiß: ʺWas hält sie zurück?ʺ Wahrlich, am Tag, an dem sie über sie kommt, kann sie nicht von ihnen abgewendet werden, und es wird sie das umschließen, worüber sie sich lustig zu machen pflegten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch wenn WIR ihnen die Peinigung auf eine bestimmte Zeit hinauszögern, werden sie mit Sicherheit sagen: ʺWas hält sie auf?ʺ Ja! Wenn diese sie dann trifft, wird sie von ihnen nicht mehr abgewendet werden, und sie werden dann von dem umgeben, was sie zu verspotten pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if We in all manner of wisdom delay their retributive punishment to a determined point of time giving them a chance to come-back to their senses, they shall say: "What keeps it back!" Indeed the Day the punishment comes about and falls to their lot, no expedient shall ever avert it, and on all sides shall they be beset by the same material and immaterial things they turned in to ridicule.

Abdul Haleem

If We defer their punishment for a determined time, they are sure to say, ‘What is holding it back?’ But on the Day it comes upon them, nothing will divert it from them; what they mocked will be all around them.

Abdullah Yusuf Ali

If We delay the penalty for them for a definite term, they are sure to say, "What keeps it back?" Ah! On the day it (actually) reaches them, nothing will turn it away from them, and they will be completely encircled by that which they used to mock at!

Abul A'la Maududi

And were We to put off the chastisement from them for a determined period, they will cry out: 'What withholds Him from chastising?' Surely when the day of the chastisement will come, nothing will avert it and the chastisement which they had ridiculed shall encompass them.

Aisha Bewley

If We postpone the punishment for them for a limited time, they will say, ‘What is holding it back?’ No, indeed! The day it reaches them it will not be averted from them and the things they mocked at will encompass them.

Al-Hilali & Khan

And if We delay the torment for them till a determined term, they are sure to say, "What keeps it back?" Verily, on the day it reaches them, nothing will turn it away from them, and they will be surrounded by (or fall in) that at which they used to mock!

Ali Quli Qarai

And if We defer their punishment until a certain time, they will surely say, ‘What holds it back?’ Look! On the day it overtakes them it shall not be turned away from them, and they will be besieged by what they used to deride.

Amatul Rahman Omar

Infact, if We defer the punishment from them till a reckoned time they would certainly ask, `What is that which withholds it?' Behold! the day this (punishment) befalls them, it shall not be such as to be averted from them. And that (punishment) which they used to hold in scorn, shall overwhelm them.

Arthur John Arberry

And if We postpone the chastisement from them till a reckoned moment they will say 'What is detaining it?' Surely, the day it shall come to them, it shall not be turned aside from them, and they shall be encompassed by that they mocked at.

Bijan Moeinian

If I [out of mercy] postpone the most severe punishment which they have earned (and is reserved for certain communities (such as Sodom & Gomorrah)), they will start making fun and say: "How come our punishment is delayed?" If they knew how their mocking will come back to haunt them, when they get their punishment.

E. Henry Palmer

and if we keep back from them the torment to a stated generation, they will surely say, 'What hinders it?' - Aye! on the day it comes to them there is no turning it away from them, but that shall close in on them at which they mocked.

Edip-Layth

If We delay for them the retribution to a near period, they will say, "What has kept it?" Alas, on the day it comes to them, nothing will turn it away from them, and what they used to mock will catch up with them.

George Sale

And verily if We defer their punishment unto a determined season, they will say, what hindreth it from falling on us? Will it not come upon them on a day, wherein there shall be none to avert it from them; and that which they scoffed at shall encompass them?

Hamid S. Aziz

He it is who created the heavens and the earth in six days, and His Throne (or authority, control) was (first) upon the Water that He might try you, which of you is best in conduct. But should you say, "You will be raised up after death," those who disbelieve will surely say, "This is naught but obvious magic."

Mahmoud Ghali

And indeed in case We defer the torment from them till an (already) fixed round, (Literally: already numbered nation) indeed they will definitely say, "What is detaining it?" Verily, the day it will come up to them, it will not be turned about from them, and whatever they used to mock at will redound on them.

Marmaduke Pickthall

And if We delay for them the doom until a reckoned time, they will surely say: What withholdeth it? Verily on the day when it cometh unto them, it cannot be averted from them, and that which they derided will surround them.

Mohamed Ahmed - Samira

If We defer their punishment for a certain time, they will say: "What is keeping it back?" And yet, the day it comes, they will not be able to avert it; and what they used to laugh at will encompass them.

Muhammad Asad

And thus it is: if We defer their suffering until a time-limit set [by Us], they are sure to say, "What is preventing it [from coming now]?" Oh, verily, on the Day when it befalls them there will be nothing to avert it from them; and they shall be overwhelmed by the very thing which they were wont to deride.

Mustafa Khattab

And if We delay their punishment until an appointed time, they will definitely say, "What is holding it back?" Indeed, on the Day it overtakes them, it will not be averted from them, and they will be overwhelmed by what they used to ridicule.

Progressive Muslims

And if We delay for them the retribution to a near period, they will Say: "What has kept it" Alas, on the day it comes to them, nothing will turn it away from them, and what they used to mock will catch-up with them.

Sahih International

And if We hold back from them the punishment for a limited time, they will surely say, "What detains it?" Unquestionably, on the Day it comes to them, it will not be averted from them, and they will be enveloped by what they used to ridicule.

Sam Gerrans

And if We delay from them the punishment until a reckoned time, they will say: “What detains it?” In truth, the day it comes to them, it will not be averted from them; and there will surround them that whereat they mocked.

Shabbir Ahmed

And when We delay for them the retribution until after the Period of Respite, they will surely say, "What is keeping back the doom?" Ah! On the day it actually reaches them, nothing will turn it away from them. And their mockery will completely surround them.

Syed Vickar Ahamed

If We postpone the penalty for them for a fixed time, they are sure to say, "What keeps it back?" Verily! On the day when it reaches them, nothing will turn it away from them, and they will completely fall into what they used to joke about!

Taqi Usmani

And if We defer the punishment for them for a certain time, they will say, "What is holding it back?" Beware, the day it will visit them, it shall not be turned back from them, and they shall be besieged by what they used to ridicule.

The Monotheist Group

And if We delay for them the retribution to a near period, they will say: "What has kept it?" Alas, on the day it comes to them, nothing will turn it away from them, and they will be surrounded by that which they used to mock.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et si Nous retardons pour eux le châtiment jusquʹà une période fixée, ils diront: ʺQuʹest-ce qui le retient?ʺ - Mais le jour où cela leur viendra, il ne sera pas détourné; dʹeux et ce dont ils se moquaient les enveloppera.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, eger em heya demeke bijimar ezab ji ser wan bidin paş, teqez dê bibêjin: Ka çi yê nahêle ku ew (ezab) were? Agahdar bin! Roja ew ezab bi ser wan de tê, ji ser wan nayê vegerandin. Ew ezabê ku wan pê tinaz dikir dor li wan girtiye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als Wij de bestraffing voor hen tot een bepaalde tijd uitstellen zeggen zij: ʺWat houdt haar tegen?ʺ Toch kan zij op de dag dat zij over hen komt niet van hen afgewend worden en worden zij door dat waarmee zij de spot dreven ingesloten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En waarlijk, indien wij hunne straf tot een bepaalden tijd verschuiven, zullen zij zeggen: Wat belet, dat dit reeds nu geschiede? Zal zij dan niet over hen komen op een dag, waarop niemand aanwezig zal zijn om die van hen af te wenden, en zal datgene wat zij hebben bespot, hen niet omstrikken?

Hollandaca — Siregar

En wanneer Wij de bestraffing van hen uitstellen tot een bepaald tijdstip, dan zullen zij zeker zeggen: ʺWat houdt haar tegen?ʺ Weet, op de dag waarop zij tot hen komt, kan zij van hen niet worden afgewend en worden zij omsingeld door hetgeen waarmee zij de spot plachten te drijven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если Мы отсрочим для них [многобожников] наказание на отчисленный [определенный] срок, они непременно скажут (насмехаясь): «Что же удерживает его [наказание]? «О да! В тот день, как оно [наказание] придет к ним, нельзя будет отвести его от них, и постигнет их то [наказание], над чем они насмехались.

Rusça — Osmanov

Если же Мы отложим наказание их на некоторое время, они непременно скажут: ʺЧто же Его удерживает [от наказания]?ʺ Увы! В тот день, когда их постигнет наказание, им не отвратить его, и поразит их то, над чем они глумились.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och om Vi låter anstå med deras straff till en fastställd tid säger de: ʺVarför dröjer det?ʺ Men den dag (straffet) når dem skall ingenting kunna avvärja det och de kommer att inringas av det som de brukade skämta om.