Onlar şöyle dediler: "Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz."

قَالُوا يَاصَالِحُ قَدْ كُنْتَ فِينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هٰذَٓا اَتَنْهٰينَٓا اَنْ نَعْبُدَ مَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا وَاِنَّنَا لَفِي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَا اِلَيْهِ مُرِيبٍ

ḳālū yā SāliHu ḳad kunte fīnā mercuvven ḳable hāƶā e tenhānā en neǎ'bude mā yeǎ'budu ābā'unā ve innenā le fī şekkin mimmā ted'ǔnā ileyhi murībin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2يَاصَالِحُyā SāliHuص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.EY/HEY/AH Salih
3قَدْḳaddoğrusu
4كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsen idin
5فِينَاfīnāaramızda
6مَرْجُوًّاmercuvvenر ج وUmmak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir etmek/geciktirmek, korkmak, rica etmek/istemek. arja' (çoğul) - sınırlar, taraflar. marjowwon büyük umutlar beslenen bir kişidir (örneğin 11:62).ümit beslenen biri
7قَبْلَḳableق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
8هٰذَٓاhāƶābundan
9اَتَنْهٰينَٓاe tenhānāن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmakbizi men mi ediyorsun?
10اَنْen
11نَعْبُدَneǎ'budeع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektapmaktan
12مَا
13يَعْبُدُyeǎ'buduع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektaptıklarına
14اٰبَٓاؤُ۬نَاābā'unāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabalarımızın
15وَاِنَّنَاve innenādoğrusu biz
16لَفِيle fīiçindeyiz
17شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmekşüphe
18مِمَّاmimmāşeyden
19تَدْعُونَاted'ǔnāد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekbizi çağırdığın
20اِلَيْهِileyhikendisine
21مُرِيبٍmurībinر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmektereddütlü

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey Sâlih dediler, bundan önce sen aramızda, hakkında iyi ümitler beslediğimiz birisiydin, şimdi atalarımızın taptıkları şeylerden bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Ve biz, gerçekten de senin bizi dâvet ettiğin şey hakkında şüphe içindeyiz, tereddüt etmekteyiz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey Sâlih dediler, bundan önce sen aramızda, hakkında iyi ümitler beslediğimiz birisiydin, şimdi atalarımızın taptıkları şeylerden bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Ve biz, gerçekten de senin bizi dâvet ettiğin şey hakkında şüphe içindeyiz, tereddüt etmekteyiz.

Adem Uğur

Dediler ki: Ey Sâlih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. (Şimdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Doğrusu biz, bizi kendisine (kulluğa) çağırdığın şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Ey Salih! Bundan önce içimizde gerçekten ümit beslenen biri idin! Atalarımızın tapındıklarına tapınmaktan mı bizi yasaklıyorsun? Doğrusu biz, bizi davet ettiğin konuda endişeli bir şüphe içindeyiz. "

Ahmet Tekin

Kavmi: 'Ey Sâlih, sen, bundan önce içimizde, hakkında büyük umutlar beslenen biri idin. Atalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi yasaklıyor musun? Biz, kulluk ve ibadete davet ettiğin şeye karşı sû-i zannımızın beslediği şüpheler içindeyiz.' dediler.

Ahmet Varol

Onlar: 'Ey Salih! Sen bundan önce aramızda hakkında ümit beslenen biri idin. Bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan men mi ediyorsun? Doğrusu senin bizi kendisine çağırdığın şeyden şüphe içindeyiz, kuşkuluyuz' dediler.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Salih, bundan önce sen içimizde kendisinden (iyilikler ve yararlılıklar) umulan biriydin. Atalarımızın taptığı şeylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin? Doğrusu biz, senin bizi davet ettiğin şeyden kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."

Ali Fikri Yavuz

Onlar: “-Ey sâlih, sen bundan önce aramızda ümid edilen (güvenilen) bir kimse idin. Şimdi, babalarımızın taptığı şeylere (putlara) tapmaktan bizi vaz geçirmek mi istiyorsun? Doğrusu biz, senin bizi dâvet ettiğin Allah’a ibadetten kuşkulandırıcı bir şüphe içindeyiz” dediler.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Ey Salih! Şimdiye değin, aramızda umut veren bir kimseydin. Atalarımızın hizmet ettiklerine hizmet etmemizi yasaklıyorsun; öyle mi? Aslında, bizi çağırdığın şeyden derin bir kuşku duyuyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Ey Salih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen biri idin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi alıkoyuyor musun? Doğrusu biz, bizi kendisine çağırdığın şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz."

Bekir Sadak

«Ey Salih! Sen bundan once, aramizda kendisinden iyilik beklenir bir kimseydin; simdi babalarimizin taptiklarina bizi tapmaktan men mi ediyorsun? Dogrusu bizi cagirdigin seyden suphe ve endisedeyiz» dediler.

Celal Yıldırım

Ey Salih, dediler, sen bundan önce aramızda ümit beslenir bir kişi idin ; babalarımızın taptıklarına tapmamızdan alıkoymaya mı çalışıyorsun ?! Doğrusu biz, bizi davet ettiğin şey hakkında şüphe ve kuşku içindeyiz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Dediler ki: “Ey Sâlih! Sen bundan önce aramızda kendinden iyi şeyler beklenen biriydin. Şimdi babalarımızın taptığı şeylere tapmaktan bizi engellemeye mi kalkışıyorsun? Doğrusu bizi çağırdığın din konusunda ciddi şüphelerimiz var!”

Diyanet İşleri

Onlar şöyle dediler: "Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey Salih! Sen bundan önce, aramızda kendisinden iyilik beklenir bir kimseydin; şimdi babalarımızın taptıklarına bizi tapmaktan men mi ediyorsun? Doğrusu bizi çağırdığın şeyden şüphe ve endişedeyiz' dediler.

Diyanet Vakfi

Dediler ki: Ey Sâlih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. (Şimdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Doğrusu biz, bizi kendisine (kulluğa) çağırdığın şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dediler: «Ey Salih! Bundan önce sen bizim içimizde ümit beslenir bir zat idin. Şimdi bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan mı engelliyorsun? Biz, doğrusunu istersen bizi davet ettiğin şeyden kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Ey Salih, bundan önce sen, içimizde ümit beslenen bir kişiydin, şimdi bizi babalarımızın tapındığına tapmaktan vazgeçirmek mi istiyorsun? Biz kesinlikle senin bizi davet ettiğin şeyden çok kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey Salih! dediler: bundan evvel sen bizim içimizde ümid beslenir bir zat idin, şimdi bizi babalarımızın tapındığına tapmaktan nehiy mi ediyorsun? Her halde biz, senin bizi da'vet ettiğin şeyden çok kuşkulandıran bir şekk içindeyiz

Erhan Aktaş

"Ey Salih! Sen, bundan önce aramızda ümit beslenen biriydin. Şimdi atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmekten bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Ve biz, gerçekten de senin bizi çağırdığın şey hakkında ikilem içindeyiz, kaygılanıyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey Salih! Sen, bundan önce aramızda ümit beslenen biriydin. Şimdi atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmekten bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Ve biz, gerçekten de senin bizi çağırdığın şey hakkında ikilem içindeyiz, kaygılanıyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey Salih! Sen, bundan önce aramızda ümit beslenen biriydin. Şimdi atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmekten bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Ve biz, gerçekten de senin bizi çağırdığın şey hakkında şüphe içindeyiz, kaygılanıyoruz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Soydaşları dediler ki; «Ya Salih, bundan önce sen kendisine umut bağladığımız bir kişi idin. Şimdi bize atalarımızın taptıkları ilahlara tapmayı mı yasaklıyorsun? Bizi benimsemeye çağırdığın ilkeler konusunda koyu bir kuşku içindeyiz.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Salih, bundan önce sen içimizde kendisinden (iyilikler ve yararlılıklar) umulan biriydin. Atalarımızın taptığı şeylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin? Doğrusu biz, senin bizi davet ettiğin şeyden kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."

Hamdi Döndüren

Onlar dediler: “Ey Salih! Sen bundan önce, aramızda kendinden (hayır) umulan bir kimse idin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmayı bize yasak mı ediyorsun? Doğrusu çağırdığın şey konusunda, biz sürekli bir kuşku içindeyiz!”

Hasan Basri Çantay

"Ey Saalih, dediler, sen bundan evvel içimizde ümid beslenen bir (zat) din. (Şimdi) atalarımızın tapdığı şeylere tapmamızdan bizi vaz geçirmek mi istiyorsun? Senin bizi (kulluğuna) da'vet etdiğin (Rab) den hakıykaten şek içindeyiz, şübheleniciyiz".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Ey Salih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen bir kimseydin. (Şimdi) atalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Doğrusu bizi kendisine çağırdığın şey hakkında endişe verici bir şüphe içindeyiz '.

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Ey Sâlih! (Sen) bundan önce aramızda gerçekten ümid beslenen bir kimse idin; (şimdi) atalarımızın tapageldiği şeylere kulluk etmekten bizi men' mi ediyorsun? Doğrusu biz ise, senin bizi kendisine da'vet etmekte olduğun şeyden kuşku veren ciddî bir şübhe içindeyiz.'

İbni Kesir

Dediler ki: Ey Salih, aramızda bundan önce kendisinden iyilik beklenmiş kimseydin sen. Şimdi kalkıp da babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Doğrusu, bizi çağırdığın şeyden şüphe ve endişe içindeyiz.

Mehmet Okuyan

(Kavmi ise) şöyle demişti: “Ey Salih! Elbette sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. (Şimdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Şüphesiz ki bizi kendisine (kulluğa) çağırdığın şeyden kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz.”

Muhammed Esed

"Ey Salih!" diye karşılık verdiler, "Sen bundan önce aramızda büyük umutlar beslenen biriydin! (Şimdi) bizi atalarımızın kulluk edegeldiği şeylere kulluk etmekten mi alıkoyacaksın? Doğrusu şu ki, bizi çağırdığın (dava) hakkında son derece ciddi bir şüphe ve kaygı içindeyiz!"

Mustafa İslamoğlu

Onlar şöyle dediler: "Ey Salih! Doğrusu sen, bundan önce içimizde (hep) gelecek vaat eden biriydin. Şimdi kalkıp sen bizi atalarımızın kulluk ettiği şeylere tapmaktan mı alıkoyacaksın? Ama şunu iyi bil ki, biz senin davet ettiğin şeye dair şüphe içindeyiz" demişlerdi; mütereddid bir halde...

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Ey Sâlih! Sen bundan evvel bizim içimizde ümit beslenilen bir zât idin. Sen babalarımızın ibadet eder oldukları şeylere ibadet etmekten bizi nehy eder misin? Ve şüphe yok ki, biz kendisine bizi dâvet ettiğin şeyden bir şekk içindeyiz. Şüphedeyiz.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Ey Sâlih! Sen bundan önce aramızda, kendisinden iyilik beklenir bir kimse idin. Şimdi atalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi men mi ediyorsun? Doğrusu biz, senin bizi dâvet ettiğin şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz, kuşkulanıyoruz. ”

Suat Yıldırım

"Ey Salih!" dediler, "Sen şimdiye kadar ümit bağladığımız bir kişi idin. Şimdi ne oldu sana. Ne diye bizi atalarımızın taptığı tanrılara tapmaktan vazgeçirmek istiyorsun?Doğrusu, senin çağırdığın bu fikrin doğruluğundan şüphe içindeyiz, kuşkulanıyoruz."

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Ey Salih, sen bundan önce bizim aramızda ümit beslenen kişi idin. Şimdi atalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi men mi ediyorsun? Biz senin bizi çağırdığın şeyden şüphe içindeyiz, kuşkulanıyoruz!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Ey Salih! Sen daha önce aramızda ümit beslenen biriydin. Şimdi kalkmış, atalarımızın kulluk ettiğine kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun? Biz senin bizi davet ettiğin şey konusunda tam bir ikilemde bırakan şüphe içindeyiz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Bak Salih! Daha önce aramızda, kendisine ümit bağlanan biriydin. Şimdi kalkmış, atalarımızın kulluk ettiğine kul olmamızı yasaklıyorsun? Biz senin bizi çağırdığın şeyden dolayı şüpheye düşüyor, endişeye kapılıyoruz."

Şaban Piriş

-Ey Salih, bundan önce aramızda kendisinden iyilik beklenen bir kimse idin. Şimdi, atalarımızın kulluk ettiklerine bizim kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun? Doğrusu biz, davet ettiğin şeyden iyiden iyiye şüphe ediyoruz, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Ey Salih, bundan önce sen içimizde kendisinden (iyilikler ve yararlılıklar) umulan biriydin. Atalarımızın taptığı şeylere tapmamızdan sen bizi engelleyecek misin? Doğrusu biz, senin bizi davet ettiğin şeyden kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.»

Ümit Şimşek

'Ey Salih,' dediler. 'Sen bundan önce aramızda ümit vaad eden biriydin. Şimdi bizi atalarımızın ibadet ettiği şeylerden mi vazgeçirmek istiyorsun? Doğrusu, bizi davet ettiğin şey hakkında kaygı verici bir şüphe içindeyiz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Ey Salih! Sen bundan önce, aramızda aranan/ümit beslenen bir kişi idin. Şimdi kalkmış, atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun? Gerçek şu ki biz, bizi çağırdığın şey hakkında kafaları karıştıran bir kuşku içindeyiz."

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar dedilər: ″Ey Saleh! Sən bundan əvvəl içərimizdə (böyüyümüz, ağsaqqalımız olmağa) ümid edilən bir adam idin. İndi atalarımızın ibadət etdiyinə (bütlərə, tanrılara) ibadət etməyi bizə qadağanmı edirsən? Doğrusu, biz sənin bizləri dəʼvət etdiyin (tövhid) barədə şəkk-şübhə içindəyik″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie erwiderten: ʺO Sâlih! Wir haben dich früher geschätzt und Erwartungen in dich gesetzt. Verbietest du uns nun, den Göttern zu dienen, denen unsere Väter gedient haben? Wir sind voller Mißtrauen und Zweifel der Lehre gegenüber, zu der du uns aufrufst.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺO Salih, du warst zuvor unter uns einer, auf den man Hoffnung setzte. Willst du uns denn verbieten, dem zu dienen, dem unsere Väter dienen? Wir sind fürwahr über das, wozu du uns aufrufst, in einem starken Zweifel.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺ0 Salih, du warst zuvor unter uns der Mittelpunkt der Hoffnung. Willst du uns verwehren, das anzubeten, was unsere Väter anbeteten? Und wir befinden uns wahrhaftig in beunruhigendem Zweifel über das, wozu du uns aufforderst.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺSalih! Bereits hast du unter uns Vertrauen vor dieser (Aufforderung) genossen. Verbietest du uns etwa, dem zu dienen, dem unsere Ahnen dienten? Gewiß, wir haben am dem, wozu du uns aufforderst, doch Verdacht schleichende Zweifel.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But they said to him: "O Saleh, you have been thus far the hope that sprang eternal in our breasts, but we seem to be staking our very future on some dark hope. Do you want us to renounce the system of faith and worship adopted by our fathers! Indeed we question the validity of what you induce us to do and we think it excites suspicion."

Abdul Haleem

They said, ‘Salih, We used to have such great hope in you. Will you forbid us to worship what our fathers worshipped? We are in grave doubt about what you are asking us to do.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O Salih! thou hast been of us! a centre of our hopes hitherto! dost thou (now) forbid us the worship of what our fathers worshipped? But we are really in suspicious (disquieting) doubt as to that to which thou invitest us."

Abul A'la Maududi

They said: 'O Salih! Until now you were one of those among us on whom we placed great hopes. Now, would you forbid us to worship what our forefathers were wont to worship? Indeed we are in disquieting doubt about what you are calling us to.

Aisha Bewley

They said, ‘Salih, we had great hopes in you before this happened. Do you forbid us to worship what our fathers worshipped? We have grave doubts about what you are calling us to.’

Al-Hilali & Khan

They said: "O Sâlih! You have been among us as a figure of good hope (and we wished for you to be our chief) till this [new thing which you have brought that we leave our gods and worship your God (Allâh) Alone]! Do you (now) forbid us the worship of what our fathers have worshipped? But we are really in grave doubt as to that to which you invite us (monotheism)."

Ali Quli Qarai

They said, ‘O Ṣāliḥ! You were a source of hope to us before this. Do you forbid us to worship what our fathers have been worshiping? Indeed we have grave doubts concerning that to which you invite us.’

Amatul Rahman Omar

They said, `Sâlih! you have hitherto been among us as one in whom we placed our hopes. Do you forbid us to worship what our fore fathers have been worshipping? And as a matter of fact we are in disquieting doubt about that (faith) you call us to.'

Arthur John Arberry

They said, 'Salih, thou hast hitherto been a source of hope among us. What, dost thou forbid us to serve that our fathers served? Truly we are in doubt, concerning what thou callest us to, disquieting.'

Bijan Moeinian

They replied: "O Saleh, you used to be such a nice person. Now you are asking us not to worship what our fathers have worshipped for generations? We are having second thought about you; you make us feel uncomfortable.

E. Henry Palmer

They said, 'O Zalih! thou wert amongst us one we hoped in before this: dost thou forbid us to worship what our fathers worshipped? verily, we are in hesitating doubt as to that to which thou callest us. '

Edip-Layth

They said, "O Saleh, you were well liked amongst us before this. Do you deter us from serving what our fathers served? We are in serious doubt as to what you are inviting us."

George Sale

They answered, oh, thou wast a person on whom we placed our hopes before this. Dost thou forbid us to worship that which our fathers worshipped? But we are certainly in doubt concerning the religion to which thou dost invite us, as justly to be suspected.

Hamid S. Aziz

And unto Thamud (We sent) their brother Salih. Said he, "O my people! Serve Allah; you have no God but Him. He it is that produced you from the earth, and made you live therein! So ask pardon of Him; then turn to Him in repentance. Verily, my Lord is Nigh, Responsive!"

Mahmoud Ghali

They said, "O Salih, you have readily been a (source of) hope among us before that (i. e., He did not delay) Do you forbid us to worship what our fathers worshiped? And surely we (all) are indeed in doubt concerning what you call us to, causing suspicion."

Marmaduke Pickthall

They said: O Salih! Thou hast been among us hitherto as that wherein our hope was placed. Dost thou ask us not to worship what our fathers worshipped? Lo! we verily are in grave doubt concerning that to which thou callest us.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O Saleh, we had placed our hopes in you, but you forbid us from worshipping that which our fathers worshipped, and we are suspicious of what you are calling us to. "

Muhammad Asad

They answered: "O Salih! Great hopes did we place in thee ere this! Wouldst thou forbid us to worship what our forefathers were wont to worship? Because [of this], behold, we are in grave doubt, amounting to suspicion, about [the meaning of] thy call to us!"

Mustafa Khattab

They argued, "O Ṣâliḥ! We truly had high hopes in you before this.[1] How dare you forbid us to worship what our forefathers had worshipped? We are certainly in alarming doubt about what you are inviting us to."

Progressive Muslims

They said: "O Saleh, you were well liked amongst us before this. Do you deter us from serving what our fathers served We are in serious doubt as to what you are inviting us."

Sahih International

They said, "O Salih, you were among us a man of promise before this. Do you forbid us to worship what our fathers worshipped? And indeed we are, about that to which you invite us, in disquieting doubt."

Sam Gerrans

They said: “O Ṣāliḥ: thou hadst been among us one in whom hope was placed before this! Dost thou forbid us to serve what our fathers served? We are, about that to which thou invitest us, in sceptical doubt.”

Shabbir Ahmed

They said, "O Saleh! Great hopes We had placed in you before this! But now you are telling us to move away from worshiping what our forefathers worshiped. Verily, now we are in grave doubt, amounting to suspicion about the meaning of your call to us."

Syed Vickar Ahamed

They said: "O Sálih! You have been among us, as a figure and focus of our hopes, so far do you (now) stop us from the worship of what our fathers worshipped? But we are really in suspicious doubt about that to which you invite us (to worship). "

Taqi Usmani

They said, "O SāliH, we had hopes in you before this. Do you ask us not to worship what our fathers used to worship? We have serious doubts that have disturbed us about the faith to which you are calling us."

The Monotheist Group

They said: "O Saleh, you were well liked among us before this. Do you prohibit us from serving what our fathers served? We are in serious doubt as to what you are inviting us."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺO Sâlih, tu étais auparavant un espoir pour nous. Nous interdirais-tu dʹadorer ce quʹadoraient nos ancêtres? Cependant, nous voilà bien dans un doute troublant au sujet de ce vers quoi tu nous invitesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Jê re gotin: Ey Salih! Beriya vê (gotina te) di nav me de hêviya me tu bûyî. Ma vêga tu nahêlî ku em wan (pût)ên ku bav û kalên me ew dihebandin, bihebînin? Bêguman em ji wê yekdêrîna (tewhîda) ku tu me vedixwênî balê ji dilûcan biguman in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺO Salih, jij was tot nu toe bij ons iemand van wie men iets kon verwachten. Zul jij ons verbieden te dienen wat onze vaderen dienden? Wij verkeren namelijk in hevige twijfel over dat waartoe jij ons oproept.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: O Saleh! Gij waart een persoon, in wien wij voor dezen onze hoop hadden gesteld. Verbiedt gij ons datgene te aanbidden, wat door onze vaderen werd aangebeden? Maar wij verkeeren zekerlijk in twijfel nopens den godsdienst, tot welken gij ons uitnoodigt; als zijnde te recht verdacht.

Hollandaca — Siregar

En zij (de Tsamôed) zeiden: ʺO Shâlih, hiervoor was jij temidden van ons iemand waarop wij onze hoop hadden gevestigd. Verbied jij ons dat wij aanbidden wat onze vaderen aanbaden? En wij verkeren in grote twijfel over hetgeen waartoe jij ons oproept.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали они [самудяне]: «О Салих! Действительно, был ты среди нас таким, что мы возлагали надежды (что ты станешь господином, которому будут подчиняться) до этого [до того, как ты сказал эти слова]. Неужели ты будешь удерживать нас от поклонения тому, чему поклонялись наши отцы [от поклонения божествам]? И (ведь) поистине, мы, однозначно, (пребываем) во ввергающем в растерянность сомнении от того, к чему ты нас призываешь [от призыва поклоняться только одному Аллаху]».

Rusça — Osmanov

Они сказали: ʺО Салих! До нынешнего дня ты был нашей надеждой. Неужели ты будешь запрещать нам поклоняться тому, кому поклонялись наши отцы? Воистину, мы очень сомневаемся в том, к чему ты нас призываешьʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svarade: ʺDu har varit en av oss, Salih, (och) Vi fäste stora förhoppningar vid dig! Vill du förbjuda oss att dyrka vad våra förfäder dyrkade? Ja, Vi oroas av starka misstankar om (det verkliga syftet bakom) dina maningar till oss.ʺ