Salih, dedi ki: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O'na karşı geldiğim takdirde beni Allah'tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz."

قَالَ يَاقَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّي وَاٰتٰينِي مِنْهُ رَحْمَةً فَمَنْ يَنْصُرُنِي مِنَ اللّٰهِ اِنْ عَصَيْتُهُ فَمَا تَزِيدُونَنِي غَيْرَ تَخْسِيرٍ

ḳāle yā ḳavmi e raeytum in kuntu ǎlā beyyinetin min rabbī ve ātānī minhu raHmeten fe men yenSurunī mine (a)llahi in ǎSaytuhu fe mā tezīdūnenī ğayra teḣsīrin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
3اَرَاَيْتُمْe raeytumر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.Ne dersiniz?
4اِنْineğer
5كُنْتُkuntuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinben isem
6عَلٰىǎlāüzere
7بَيِّنَةٍbeyyinetinب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık bir belge
8مِنْmin-den
9رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim-
10وَاٰتٰينِيve ātānīا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve O bana vermişse
11مِنْهُminhukendinden
12رَحْمَةًraHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.bir rahmet
13فَمَنْfe menkim
14يَنْصُرُنِيyenSurunīن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakbana yardım edebilir?
15مِنَminekarşı
16اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
17اِنْineğer
18عَصَيْتُهُǎSaytuhuع ص يİsyan etmek, itaat etmemek, karşı çıkmak, direnmek, ihlal etmek.O'na isyan edersem
19فَمَاfe māolmaz
20تَزِيدُونَنِيtezīdūnenīز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazlabana bir katkınız
21غَيْرَğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.başka
22تَخْسِيرٍteḣsīrinخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.kaybımı artırmaktan

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O, ey kavmim dedi, ya ben Rabbimden apaçık bir delille gelmişsem ve katından bana bir rahmet vermişse. Ona isyân edersem Allah'a karşı kim yardım edebilir bana? Ve beni boyuna ziyana sokmaktan başka bir şey de yapmıyorsunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

O, ey kavmim dedi, ya ben Rabbimden apaçık bir delille gelmişsem ve katından bana bir rahmet vermişse. Ona isyân edersem Allahʼa karşı kim yardım edebilir bana? Ve beni boyuna ziyana sokmaktan başka bir şey de yapmıyorsunuz.

Adem Uğur

(Sâlih) dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden (verilen) apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik) vermişse, buna ne dersiniz? Bu durum karşısında O'na âsi olursam beni Allah'tan (O'nun azabından) kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir şey yapamazsınız.

Ahmed Hulusi

Dedi ki: "Ey halkım, bir bakın. . . Ya Rabbimden apaçık bir delilim varsa ve O kendinden bana bir rahmet vermiş ise? (Bu durumda) eğer O'na isyan edersem Allah'a (karşı) kim yardım eder? Sizin de bana hasar vermekten başka katkınız olmaz. "

Ahmet Tekin

Sâlih: 'Ey kavmim, eğer ben, Rabbimden gelen apaçık hak bir delile, bir şeriate dayanarak görevimi yapıyorsam, o bana, tarafından bir rahmet, peygamberlik vermişse, ben de ona âsi olursam, Allah’ın azâbından beni kim kurtarır, hiç düşündünüz mü? Demek ki, durmadan kendi zararınızı, hüsranınızı artırmanın dışında bana ilâve olarak söyleyeceğiniz bir şey yok' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Ey kavmim, ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzere isem ve O bana kendinden bir rahmet vermişse? Böyleyken O'na isyan edersem Allah'a karşı bana kim yardım edebilir? Sizin kaybımı artırmaktan başka bana bir katkınız olmaz.

Ali Bulaç

Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir söyler misiniz? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, bu durumda O'na isyan edecek olursam Allah'a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiç bir yarar) sağlamayacaksınız."

Ali Fikri Yavuz

Sâlih (onlara şöyle) dedi: “- ey kavmim, söyleyin bakayım, fikriniz nedir? Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir mûcize üzerinde isem; ve bana kendi katından bir peygamberlik vermişse, ben Allah’a isyan ettiğim takdirde, beni ondan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana ziyan ilâve etmekten başka hiç bir şey yapmıyacaksınız.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Ey toplumum! Görüşünüz bu mu?" "Ya ben, Efendimden açık bir kanıta dayanıyorsam ve Kendisinden bana bir rahmet vermişse? O'na karşı gelirsem, Allah'ın karşısında, kim bana yardım edebilir? Yitiklerimi çoğaltmaktan başka bir şey olmaz!"

Bayraktar Bayraklı

Salih dedi ki,"Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermişse, buna ne dersiniz? Bu durumda O'na asi olursam, beni Allah'tan kim korur? O zaman siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmış olmazsınız."

Bekir Sadak

«Ey milletim! Eger Rabbimden bir belgem olur ve bana rahmet eder de ben O'na bas kaldirirsam, soyleyin, Allah'a karsi beni kim savunur? Bana zararimi artirmaktan baska birsey yapamazsiniz» dedi.

Celal Yıldırım

«Ey kavmim,» dedi, «söyleyin, eğer ben Rabbimden açık bir belge (mu'cize ve yeterli belge) üzere isem ve bana kendi katından bir rahmet vermişse, O'na isyan ettiğim takdirde (Allah'ın azabından kurtulabilmem için) kim bana yardım eder? O halde siz benim hakkımda zararı artırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sâlih dedi ki: “Ey kavmim! Bir de şöyle düşünün: Ya ben rabbimden verilmiş apaçık bir delile dayanıyorsam ve O bana kendinden bir lutufta bulunmuşsa! Bu durum karşısında O’na âsi olursam beni Allah’a karşı kim korur? (Size uyarsam) benim ancak zararımı arttırırsınız.

Diyanet İşleri

Salih, dedi ki: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O'na karşı geldiğim takdirde beni Allah'tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey milletim! Eğer Rabbimden bir belgem olur ve bana rahmet eder de ben O'na baş kaldırırsam, söyleyin, Allah'a karşı beni kim savunur? Bana zararımı artırmaktan başka birşey yapamazsınız' dedi.

Diyanet Vakfi

(Sâlih) dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden (verilen) apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik) vermişse, buna ne dersiniz? Bu durum karşısında O'na âsi olursam beni Allah'tan (O'nun azabından) kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir şey yapamazsınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Salih dedi: «Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise, ben Allah'a isyan ettiğim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Salih: "Ey kavmim, ne dersiniz, eğer Rabbimden açık bir delil ile gelmişsem ve bana katından bir rahmet vermişse, O'na isyan ettiğim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka birşey yapmayacaksınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey kavmim, dedi: söyleyin bakayım re'yiniz nedir? Eğer ben rabbımdan bir beyyine üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise ben Allaha ısyan ettiğim taktirde beni ondan kim kurtarabilir? Demek ki siz bana hasar etmekten başka bir şey yapmıyacaksınız

Erhan Aktaş

"Ey halkım, söyleyin bakalım, ya Rabb'imin Kendinden verdiği bir rahmetle, kanıt içeren açık bir bilgi üzerindeysem! Ona asi olduğum takdirde, Allah'ın vereceği cezaya karşı bana kim yardım edebilir? Bana zarar vermiş olmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey halkım, söyleyin bakalım, ya Rabb'imin Kendinden verdiği bir rahmetle, kanıt içeren açık bir bilgi üzerindeysem! Ona asi olduğum takdirde, Allah'ın vereceği cezaya karşı bana kim yardım edebilir? Bana zarar vermiş olmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey halkım, söyleyin bakalım, ya Rabb'imin Kendinden verdiği bir rahmetle, kanıt içeren açık bir bilgi üzerindeysem! Ona asi olduğum takdirde, Allah'ın vereceği cezaya karşı bana kim yardım edebilir? Bana zarar vermiş olmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız." dedi.

Fizilal-il Kuran

Ey soydaşlarım, baksanıza, eğer ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanıyorsam, O bana kendi katından bir rahmet bağışladı ise, emrine karşı geldiğim taktirde beni O'ndan kim kurtaracak? Sizin bana zararımı arttırmaktan başka hiç bir katkınız olamaz.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir söyler misiniz? Eğer ben rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, bu durumda O'na isyan edecek olursam Tanrı'ya karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiç bir yarar) sağlamayacaksınız."

Hamdi Döndüren

Salih dedi ki: “Ey kavmim! Ne dersiniz! Eğer Rabbim tarafından benim açık bir mucizem olsa, tarafından bir de bana peygamberlik gelse, ben de O’na karşı gelsem, o zaman beni Allah’ın (azabından) kim kurtarabilir? Bu durumda siz, benim ziyanımı artırmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız!”

Hasan Basri Çantay

(Saalih) dedi ki: "Ey kavmim, ya ben Rabbimden (gelen) apaçık bir mu'cizenin üzerinde isem ve O, kendinden bana bir rahmet (bir peygamberlik) vermişse? (Buna) ne dersiniz? O halde Allah (ın intikaamın) dan, eğer Ona isyan edersem, (kurtarmak hususunda) bana kim yardım eder? Demek, siz beni ziyana uğratmakdan, (bunu) bana karşı artırmakdan başka, bir şey yapmayacaksınız".

Hasib Asutay

(Salih) dedi ki: 'Ey kavmim! Görüşünüz nedir? Eğer ben Rabbimden apaçık bir delil üzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermişse bu durumda O'na asi olursam Allah (ın azabın) a karşı bana kim yardım eder? Sizin bana, ziyanımı artırmaktan başka hiçbir katkınız olmaz.

Hayrat Neşriyat

(Sâlih) dedi ki: 'Ey kavmim! Söyleyin bakalım, ya Rabbimden apaçık bir delîl üzerinde isem ve (O) bana tarafından bir rahmet vermişse? O’na isyân edersem, bu takdirde Allah’(dan gelecek azâb)a karşı bana kim yardım eder? O zaman bana zarar vermekten başka bir şey artırmazsınız.'

İbni Kesir

Dedi ki: Ey kavmim; Rabbımdan açık bir delilim olur, bana rahmet eder ve ben de O'na baş kaldırırsam; söyleyin bakalım, beni Allah'a karşı kim savunur? Bana hüsrandan başka bir şey kazandırmazsınız.

Mehmet Okuyan

(Salih onlara) şöyle demişti: “Ey kavmim! Bir düşünsenize! Ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet vermiş ise (hâliniz nasıl olacak?) O’na asi olursam, beni Allah’tan (O’nun azabından) kim koruyabilir ki! (O zaman) siz de kaybımı artırmaktan başka bir şey yapmamış olurdunuz.

Muhammed Esed

"Ey kavmim!" diye karşılık verdi (Salih), "Ne dersiniz, ya ben, katından bana bir rahmet bahşeden Rabbimden apaçık bir kanıt üzerindeysem, (söyleyin), O'na tutup baş kaldırırsam o zaman kim Allah'a karşı kol kanat gerer bana? Bu durumda, sizin önerdiğiniz şey yıkımımı artırmaktan öteye gitmez!"

Mustafa İslamoğlu

"Ey kavmim!" dedi, "Düşünsenize bir: ya ben Rabbimin katından gelen açık bir delile dayanıyorsam ve O bana katından bir rahmet bahşetmişse? Eğer O'na isyan edersem, Allah'tan gelebilecek bir cezaya karşı bana kim yardım eder? O takdirde siz, yıkımımı arttırmaktan başka bir şey yapmamış olursunuz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Ey kavmim! Bana haber veriniz, eğer ben Rabbimden açık bir bürhan üzere isem ve O kendisinden bana bir rahmet ihsan etmiş ise o halde O'na isyan edersem, artık Allah'ıma karşı bana kim yardım edebilir? Demek ki, siz bana ziyandan başka bir şey arttırmış olmayacaksınız.»

Ömer Öngüt

Dedi ki: “Ey Kavmim! Eğer ben Rabbimden apaçık bir delil (mucize) üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet vermişse! Buna ne dersiniz? Peki ben O'na âsi olursam, beni Allah'tan kim korur? Demek siz bana ziyanımı artırmaktan başka bir şey yapmayacaksınız!”

Suat Yıldırım

(63-64) Salih: "Ey benim halkım!" dedi, "Şimdi söyleyin bakayım: Şayet ben Rabbimden gelen kesin delile dayanıyorsam ve O bana tarafından bir nübüvvet lütfetmişse? Peki bu durumda ben kalkıp Allah’a isyan edersem, O’nun cezasından kim beni kurtarabilir? Sizin bana hiçbir faydanız olamaz, olsa olsa ziyanımı artırırsınız. Hem Ey halkım! İşte size mûcize olarak Allah’ın devesi! Bırakın onu Allah’ın mülkünde yayılsın, yesin içsin. Sakın kötü bir maksatla ona el sürmeyin, yoksa çok geçmez sizi bir azap kıstırıverir."

Süleyman Ateş

"Ey kavmim, dedi, bakın ya ben Rabbimden bir kanıt üzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermişse? Peki bu durumda O'na karşı gelirsem beni Allah'tan kim kurtarır? Sizin bana, ziyanımı artırmaktan başka bir katkınız olamaz!"

Süleymaniye Vakfı

Salih dedi ki: "Ey halkım! Hiç düşündünüz mü, eğer ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanıyorsam ve o bana katından bir ikram (nebilik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah'tan kim kurtarabilir? Öyle bir durumda siz benim ancak zararımı artırırsınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedi ki "Ey halkım! Baksanıza, eğer ben Rabbimin açık bir belgesine dayanıyorsam, bir de O'ndan ikram görmüşsem, O'na karşı çıktığım takdirde hanginiz beni Allah'ın azabından kurtarabilir? Sizin katkınız, sırf zararımı artırmak olur.

Şaban Piriş

Salih: -Ey halkım, Rabbimden bir belge üzerindeysem ve bana ondan bir rahmet verilmiş olduğu halde O'na isyan edersem, bana Allah'a karşı kim yardım edebilir?! Bana zararımı artırmaktan başka bir şey yapamazsınız, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Ey kavmim, görüşünüz nedir söyler misiniz? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, bu durumda da O'na isyan edecek olursam Allah'a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiç bir yarar) sağlamayacaksınız.»

Ümit Şimşek

Salih 'Ey kavmim, söyleyin bana,' dedi. 'Eğer ben Rabbimden açık bir delil üzere isem ve O bana kendi katından bir rahmet bağışlamışsa, Ona isyan ettiğim takdirde Allah'ın elinden beni kim kurtarabilir? O zaman siz ancak benim hüsranımı arttırırsınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi ki: "Ey kavmim! Hiç düşündünüz mü? Ya ben Rabbimden bir beyyine üzerindeysem, bana kendisinden bir rahmet sunmuşsa! Bu durumda ben O'na isyan edersem, bana Allah'a karşı kim yardım eder? Sizin bana, yıkım ve hüsranı artırmak dışında bir katkınız olamaz."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

O dedi: “Ey qövmüm! Bir deyin görək, əgər mən Rəbbimdən açıq-aydın bir dəlilə istinad edirəmsə, O da Öz tərəfindən mənə bir mərhəmət (peyğəmbərlik) bəxş edibsə, onda necə olsun? Əgər Allaha asi olsam, məni Ondan kim qoruya bilər? Siz mənə ziyandan başqa bir şey artırmayacaqsınız.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sagte ihnen: ʺO mein Volk! Wenn ich eindeutige Beweise von meinem Herrn habe und Er mir Seine Barmherzigkeit erwiesen hat, wie könnte ich mich Ihm widersetzen? Wer würde mich vor Gottes Strafe schützen, wenn ich mich Ihm, wie ihr wollt, widersetzen würde? Ihr treibt mich zu noch größerem Verlust.

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺO mein Volk, was meint ihr, wenn ich mich auf einen klaren Beweis von meinem Herrn stütze und Er mir Barmherzigkeit von Sich hat zukommen lassen, wer wird mir gegen Allah helfen, wenn ich mich Ihm widersetze? Ihr würdet mir nur (meinen) Verlust mehren.

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺ0 mein Volk, was meint ihr, wenn ich einen klaren Beweis von meinem Herrn habe und Er hat mir Seine Barmherzigkeit erwiesen -, wer wird mir dann gegen Allah helfen, wenn ich Ihm ungehorsam bin? So würdet ihr mein Verderben nur fördern.

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺMeine Leute! Wie seht ihr es? Wenn ich über ein eindeutiges Zeichen von meinem HERRN verfüge und ER mir Gnade von Ihm erwies, wer wird mir gegen ALLAH beistehen können, sollte ich mich Ihm widersetzen?! Doch ihr könnt mir dann nichts außer Schaden hinzufügen!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There did Saleh say: " My people, pause here and think and think but this: what if Allah has enlightened my thoughts and my innermost being and imparted to me knowledge, wisdom and spiritual light and extended His mercy to me! Then, how can I neglect the duty of relating His message to the people when it has been entrusted to me. This shall be disobedience". "if I am to disobey Allah, who then can save me from His punishment!" "You people are simply trying to lead me into error and make me lose my way and incur privation of Allah's mercy."

Abdul Haleem

He said, ‘My people, just think: if I did have clear proof from my Lord, and if He had given me mercy of His own, who could protect me from God if I disobeyed Him? You would only make my loss greater.

Abdullah Yusuf Ali

He said: "O my people! do ye see? if I have a Clear (Sign) from my Lord and He hath sent Mercy unto me from Himself,- who then can help me against Allah if I were to disobey Him? What then would ye add to my (portion) but perdition?

Abul A'la Maududi

Salih said: 'My people! What do you think? If I had a clear evidence from my Lord, and then He also bestowed His mercy upon me, who will rescue me from the punishment of Allah if I still disobey Him? You can only make me lose even more.

Aisha Bewley

He said, ‘My people! What do you think? If I were to possess a Clear Sign from my Lord and He had given me mercy from Him: who would help me against Allah if I disobeyed Him? You would not increase me in anything but loss.

Al-Hilali & Khan

He said: "O my people! Tell me, if I have a clear proof from my Lord, and there has come to me a Mercy (Prophethood) from Him, who then can help me against Allâh, if I were to disobey Him? Then you increase me not but in loss.

Ali Quli Qarai

He said, ‘O my people! Tell me, should I stand on a manifest proof from my Lord, and He has granted me His own mercy, who will protect me from Allah should I disobey Him? For then you will increase me in nothing but loss.

Amatul Rahman Omar

He said, `My people! have you considered that if (in my claim to Prophethood) I stand on a clear proof from my Lord and He has granted me Mercy (- Prophethood) from Himself, who then will help (to save) me against (the punishment of) Allâh if I disobey Him? For then you will increase me in nothing but in leading me to loss.

Arthur John Arberry

He said, 'O my people, what think you? If I stand upon a clear sign from my Lord, and He has given me mercy from Him, who shall help me against God if I rebel against Him? You would do nothing for me, except increase my loss.

Bijan Moeinian

Saleh said: "Suppose for the sake of argument that I am sincere in saying that my Lord has sent me with undeniable signs and that He has showered me with His mercy, then who will save me from His punishment, if I join you in His disobedience? The only thing that I will earn for pleasing you is my doom. "

E. Henry Palmer

He said, 'O my people! let us see; if I stand upon a manifest sign from my Lord, and there come from Him mercy, who will help me against God if I rebel against Him? Ye will add only to my loss.

Edip-Layth

He said, "My people, what do you think if I was on clear evidence from my Lord, and He gave me from Him a mercy. Who would then support me against God if I disobey Him? You would only increase me in loss!"

George Sale

Saleh said, O my people, tell me; if I have received an evident declaration from my Lord, and He hath bestowed on me mercy from Himself; who will protect me from the vengeance of God, if I be disobedient unto Him? For ye shall not add unto me, other than loss.

Hamid S. Aziz

They said, "O Salih! You were, before this, amongst us one we hoped in. Do you forbid us to worship what our fathers worshipped? Verily, we are in grave doubt as to that to which you call us."

Mahmoud Ghali

He said, "O my people, have you seen (that) in case I (rely) on Supreme evidence from my Lord, and He has brought me a mercy from Him, so who will vindicate me against Allah in case I disobey Him? Then in no way would you increase me in anything other than in causing losses.

Marmaduke Pickthall

He said: O my people! Bethink you: if I am (acting) on clear proof from my Lord and there hath come unto me a mercy from Him, who will save me from Allah if I disobey Him? Ye would add to me naught save perdition.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "O my people, have you considered that if my Lord has clearly shown me the way, and I have His blessings too, who will save me then from God if I disobey? You will only add to my ruin.

Muhammad Asad

He retorted: "O my people! What do you think? If [it be true that] I am taking my stand on a cleat evidence from my Sustainer, who has vouchsafed unto me grace from Himself -[if this be true,] who would shield me from God were I to rebel against Him? Hence, what you are offering me is no more than perdition!"

Mustafa Khattab

He responded, "O my people! Consider if I stand on a clear proof from my Lord and He has blessed me with a mercy from Him. Who could help me against Allah if I were to disobey Him? You would only contribute to my doom.

Progressive Muslims

He said: "My people, what do you think if I was on clear evidence from my Lord, and He gave me from Him a mercy. Who would then support me against God if I disobey Him You would only increase me in loss!"

Sahih International

He said, "O my people, have you considered: if I should be upon clear evidence from my Lord and He has given me mercy from Himself, who would protect me from Allah if I disobeyed Him? So you would not increase me except in loss.

Sam Gerrans

He said: “O my people: have you considered: if I be upon clear evidence from my Lord, and He has given me mercy from Him, then who would help me against God if I disobeyed Him? Then would you not increase me other than in loss.”

Shabbir Ahmed

He said, "O My people! Do you really think? If I have clear evidence of the Truth from my Lord, and there has come to me a mercy from Him, who can help me against Allah if I disobey Him? (If I get intimidated), you can only push me into ruin.

Syed Vickar Ahamed

He said: "O my people! Tell me— If I have a Clear (Sign) from my Lord and He has sent mercy to me from Him— Who then can help me against Allah if I were to disobey Him? Then what could you add to my (portion) except a bad curse?

Taqi Usmani

He said, "O my people, tell me: If I have a clear proof from my Lord, and He has bestowed mercy upon me from Himself, who will come to my help against Allah, if I still disobey Him? So, you extend nothing to me but loss.

The Monotheist Group

He said: "O my people, do you see that should I be upon a clarity from my Lord, and He has given me a mercy from Himself. Who would then support me against God if I disobey Him? You would only increase me in loss!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il dit: ʺO mon peuple! Que vous en semble, si je mʹappuie sur une preuve évidente émanant de mon Seigneur et sʹIl mʹa accordé, de Sa part, une miséricorde, qui donc me protègera contre Allah si je Lui désobéis? Vous ne ferez quʹaccroître ma perte.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Salih got: Ey gelê min! Ma hûn dê ji vê re çi bêjin eger ez ji Xwedayê xwe li ser mucîzeyeke aşkera bim û Wî ji nik xwe rehmetek (pêxemberî) dabe min? Di vê rewşê de eger ez li ber Xwedê rabim, kî wê min ji (ezabê) Wî biparêze? Hûn bi vê (şîreta xwe) ji zerarê pê ve (tu feydê) nadin min.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺMijn volk! Hoe zien jullie het? Als ik op een duidelijk bewijs van mijn Heer steun en Hij mij barmhartigheid van Hem gegeven heeft, wie zou mij dan tegen God kunnen helpen als ik Hem ongehoorzaam zou zijn? Jullie brengen mij alleen maar meer verlies.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Saleh zeide: O mijn volk! zeg mij; indien ik eene duidelijke verklaring van mijn Heer heb ontvangen, en hij mij zijne genade heeft doen genieten, wie zal mij dan ondersteunen tegen Gods wraak, indien ik hem ongehoorzaam ben? Gij zoudt slechts mijn val vergrooten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Салих) сказал: «О, народ мой! Думали ли вы о том, что если я (опираюсь) на ясное знамение [доказательство] от Господа моего и Он даровал мне милость [пророчество и мудрость], то кто же поможет мне (спастись) от (наказания) Аллаха, если я Его ослушаюсь (и не будут доводить до вас Его Слова)? А вы не можете увеличить для меня, кроме убытка.

Rusça — Osmanov

[Салих] сказал: ʺО мой народ, поразмысли! Ведь я уверовал в ясные знамения Господа моего, Он одарил меня милостью, - кто же отвратит от меня [наказание] Аллаха, если я не повинуюсь [Ему]? Из-за вас я могу потерпеть большой урон.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han svarade: ʺVad anser ni, mitt folk? Om jag har ett klart vittnesbörd från min Herre som jag stöder mig på och Han stärker mig med Sin nåd, vem skulle då kunna skydda mig för Guds (vrede) om jag visade Honom olydnad? Ni (bidrar) enbart till (min egen) undergång.ʺ