Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Biliniz ki Ad kavmi, Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Hud'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

وَاُتْبِعُوا فِي هٰذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَلَٓا اِنَّ عَادًا كَفَرُوا رَبَّهُمْ اَلَا بُعْدًا لِعَادٍ قَوْمِ هُودٍ

ve utbiǔ fī hāƶihi d-dunyā leǎ'neten ve yevme l-ḳiyāmeti elā inne ǎāden keferū rabbehum elā buǎ'den li ǎādin ḳavmi hūdin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاُتْبِعُواve utbiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve uğradılar
2فِي
3هٰذِهِhāƶihibu
4الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünyada
5لَعْنَةًleǎ'netenل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.lanete
6وَيَوْمَve yevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gününde
7الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
8اَلَٓاelāiyi bilin ki
9اِنَّinneşüphesiz
10عَادًاǎādenع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.Ad (halkı)
11كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar ettiler
12رَبَّهُمْrabbehumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabblerini
13اَلَاelādikkat edin
14بُعْدًاbuǎ'denب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak olsun
15لِعَادٍli ǎādinع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.Ad
16قَوْمِḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi
17هُودٍhūdinه و دYahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe.Hud'un

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve şu dünyada da lânete uğratıldılar, kıyamet gününde de. Bilin ki hiç şüphe yok Âd, Rablerine karşı kâfir oldu; bilin, uzaklık Hûd'un kavmi Âd'a.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve şu dünyada da lânete uğratıldılar, kıyamet gününde de. Bilin ki hiç şüphe yok Âd, Rablerine karşı kâfir oldu; bilin, uzaklık Hûdʼun kavmi Âdʼa.

Adem Uğur

Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki, Ad (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Şunu da) bilin ki Hûd'un kavmi Âd, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı.

Ahmed Hulusi

Hem şu dünyada hem de kıyamet sürecinde lanete uğradılar (hakikatlerindekini yaşamaktan uzak düştüler)! Kesinlikle bilin ki; Ad, Rablerini inkar edenlerden oldu! Kesinlikle bilin ki; uzaklık Hud'un halkı olan Ad içindir.

Ahmet Tekin

Hem bu dünyada, hem de kıyamet günü lânete uğradılar. Bakınız, Âd kavmi Rablerini inkâr ettiler, ihsan ettiği nimetlere nankörlük ettiler. Hûd’un kavmi Âd’in, Allah’ın rahmetinden, korumasından uzak kılınarak, yok olup gitmesinden ibret alın.

Ahmet Varol

Bu dünyada da kıyamet gününde de lanete uğradılar. İyi bilin ki, Ad halkı Rabblerini inkar ettiler. Dikkat edin, Hud'un kavmi Ad uzak olsun.

Ali Bulaç

Ve bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gerçekten Ad (halkı), Rablerine (karşı) inkar ettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad'a (Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi).

Ali Fikri Yavuz

Onlar, hem dünyada, hem ahiret gününde bir lânete (ceza ve azaba) tabi tutuldular. Dikkat edin! Ad Kavmi, gerçekten Rabbini inkâr etti. Haberiniz olsun! Hûd’un kavmi âd, Allah’ın rahmetinden uzak kalmıştır.

Ali Rıza Safa

Hem dünyada hem de Yeniden Yaratılış Günü'nde lanetlendiler. İyi bilin ki, Âd, Efendilerine nankörlük etti. İyi bilin ki, Hud'un toplumu Âd, yok olup gitti.

Bayraktar Bayraklı

Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lanete tabi tutulacaklar. Biliniz ki, 'Ad halkı Rabblerini inkar ettiler. Yine biliniz ki Hud'un kavmi 'Ad, Allah'ın rahmetinden uzak olsun.

Bekir Sadak

Bu dunyada da, kiyamet gununde de lanete ugradilar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud'un milleti Ad Allah'in rahmetinden uzaklasti. *

Celal Yıldırım

Bu Dünya'da da, Âhiret'te de lanet peşlerine takılıp kaldı; haberiniz olsun ki Âd kavmi, Rablarını tanımayıp küfrü seçtiler. Bilin ki Hûd kavmi Âd'a (ilâhî rahmetten) uzaklık olsun.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete uğradılar. Evet Âd rabbini inkâr etti. Hûd’un kavmi Âd’ın canı cehenneme!

Diyanet İşleri

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Biliniz ki Ad kavmi, Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Hud'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Diyanet İşleri (eski)

Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud'un milleti Ad Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Diyanet Vakfi

Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki, Âd (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Şunu da) bilin ki Hûd'un kavmi Âd, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Âd, defolup gittiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem bu dünyada hem de kıyamet gününde bir lanet cezasına çarptırıldılar. Bak işte, Ad topluluğu Rablerine küfrettiler ve bak işte, defoldu gitti Hud'un kavmi Ad!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem bu Dünyada bir la'netle ta'kıb edildiler hem Kıyamet gününde, bak Ad, rablarına hakıkaten küfrettiler, bak def'oldu gitti o Hud kavmi Ad

Erhan Aktaş

Bu dünyada da kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. İyi bilin ki gerçekten Ad halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İşte böyle yok olup gitti Hud halkı Ad.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu dünyada da Kıyamet Günü'nde de lanete tabi tutuldular. İyi bilin ki gerçekten Âd halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İşte böyle yok olup gitti Hud halkı Âd.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu dünyada da, Kıyamet Günü'nde de lanete tabi tutuldular. İyi bilin ki gerçekten Âd kavmi Rabb'lerine nankörlük ettiler. İşte böyle yok olup gitti Hud'un kavmi Âd.

Fizilal-il Kuran

Gerek bu dünyada gerek kıyamet gününde Allah'ın lânetine uğradılar. Haberiniz olsun, Adoğulları Rabblerini inkâr ettiler. Hey, kahrolsun Hud'un soydaşları olan Adoğulları!

Gültekin Onan

Ve bu dünyada da kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gerçekten Ad (halkı), rablerine küfrettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad'a (Tanrı'nın rahmetinden) uzaklık (verildi).

Hamdi Döndüren

Bu dünyada da, kıyamet gününde de arkalarından lânet gitti. Bilin ki, Ad kavmi, Rablerini inkâr etmişlerdi. Bilin ki, Hud’un kavmi olan Ad, (Allah’ın rahmetinden) uzak bir yerde kalmıştır!

Hasan Basri Çantay

Onlar bu dünyada da, kıyaamet gününde de la'net (cezasına) tabi' tutuldular. Haberiniz olsun ki Ad (kavmi) Rablerine küfretdiler. Gözünüzü açın ki Hud'ün kavmi olan Ad'e (rahmet-i ilahiyyeden ebedi) uzaklık (verildi).

Hasib Asutay

Onlar hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki Ad (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Şunu da) bilin ki Hud'un kavmi Âd, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı.

Hayrat Neşriyat

Böylece hem bu dünyada, hem de kıyâmet gününde lâ'nete tâbi' tutuldular. Haberiniz olsun! Şübhesiz ki Âd (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. Dikkat edin! (İsyanları yüzünden Allah’ın rahmetinden uzaklaşan) Hûd’un kavmi olan Âd, helâk olsun!

İbni Kesir

Bu dünyada da, kıyamet gününde de la'nete uğradılar. Bilin ki: Ad, Rabblarını inkar ettiler. Ve yine bilin ki; Hud'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Mehmet Okuyan

Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lanete tabi tutulmuşlardı. Dikkat edin! Âd (kavmi) Rablerini inkâr etmişlerdi. Dikkat edin! Hud’un kavmi olan Âd, (Allah’ın merhametinden) uzak kılınmıştı.

Muhammed Esed

Bu dünyada da (Allah'ın) laneti kovaladı durdu onları, ölümden sonra kalkış gününde de (sonuç olarak yine onunla kuşatılacaklar). Bakın, işte Rablerini böyle yok saymıştı 'Ad (toplumu)! Bakın, işte böyle yok olup gitti Hud'un kavmi 'Ad.

Mustafa İslamoğlu

Sonuçta peşlerine, bu dünyada da kıyametde de bir lanet takıldı. Unutmayın ki, Rablerini ısrarla inkar eden işte bu Ad idi. Unutmayın: Hud'un kavmi Ad tarih sahnesinden işte böyle silindi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bu dünyada bir lânete tâbi tutuldular, Kıyamet gününde de. Haberiniz olsun, şüphe yok ki Âd, Rablerine kâfir oldular. Agâh olunuz ki, Hûd kavmi olan Âd için bir uzaklık olsun.

Ömer Öngüt

Böylece bu dünyada da kıyamet gününde de lânete uğradılar. İyi bilin ki Âd kavmi Rablerini inkâr ettiler. İyi bilin ki Hud'un kavmi Âd, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı.

Suat Yıldırım

(59-60) İşte Âd halkı buydu... Rab’lerinin âyetlerini inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine isyan ettiler ve Hakka karşı gelen her inatçı zorbanın isteklerine uydular. Hem bu dünyada lânete tâbi tutuldular, hem de kıyamet gününde. Evet, Âd halkı, Rab’lerini tanımayıp inkâr yolunu tuttular. Dikkat et! Nasıl da defoldu gitti o Hûd’un kavmi Âd!

Süleyman Ateş

Böylece hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde peşlerine la'net takıldı. İyi bilin, 'Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler; iyi bilin Hud'un kavmi 'Ad, (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun (yok olup gitsin)!

Süleymaniye Vakfı

Onlar bu dünyada dışlandılar; kıyamet /mezardan kalkış gününde de dışlanacaklar. Dikkat edin! Ad halkı Rablerini görmezlikten geldiler. Hud'un halkı Ad yok olsun!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar bu dünyada dışlandılar; (mezardan) kalkış gününde de dışlanacaklardır. Bilin ki Ad halkı Rablerini görmezlikten geldiler. Bilin ki Ad da, Hud halkı da yıkılıp gitti.

Şaban Piriş

Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. İyi bilin ki Ad, Rabbini tanımadı. Dikkat edin, Hud'un toplumu Ad helak edildi.

Tefhim-ul Kuran

Ve bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gerçekten Ad (halkı), Rablerine (karşı) küfrettiler. Haberiniz olsun; Hûd kavmi Ad'a (Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi).

Ümit Şimşek

Bu dünyada da, kıyamet gününde de onlar lânete uğratıldılar. Bilmiş olun ki Âd kavmi Rablerine nankörlük etmişti. İbret alın ki, Hud'un kavmi Âd işte böyle yok olup gitti.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu dünyada ve kıyamet gününde arkalarına lanet takıldı. Dikkat edin; Ad, Rablerine nankörlük etmişti. Dikkat edin, Hud'un kavmi olan Ad geri gelmez oldu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onları həm bu dünyada, həm də Qiyamət günündə lənət təqib edəcəkdir. Həqiqətən, Ad qövmü öz Rəbbini inkar etdi. Məhv olsun Hudun qövmü Ad!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və, beləliklə, dünyada da, qiyamət günündə də ləʼnətə uğradılar. Bilin ki, Hud tayfası Rəbbini inkar etmişdi. Xəbəriniz olsun ki, Hudun tayfası Ad (Allahın mərhəmətindən) kənar (uzaq) oldu. (Ərəb tarixində iki Ad tayfasının adı çəkilir. Biri Hudun tayfası Ad, digəri isə Adul–İrəmdir ki, ona Zatul–İmad da deyilir. Onları bir-birindən fərqləndirmək üçün burada birinci Ad qəbiləsi Hud qövmü adlandırılır).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ein Fluch verfolgte sie im Diesseits und wird sie auch am Jüngsten Tag treffen. Die ʹÂd leugneten ihren Herrn. Verdammt seien die ʹÂd, das Volk Hûds!

Almanca — Der Edle Quran

Aber ein Fluch folgte ihnen im Diesseits nach und (wird ihnen) am Tag der Auferstehung (nachfolgen). Sicherlich, die l ʹAd verleugneten ihren Herrn. Aber ja, weg mit ʹAd, dem Volk von Hud!

Almanca — M. A. Rassoul

Ein Fluch verfolgte sie auf dieser Welt und (wird sie) am Tag der Auferstehung (verfolgen) Siehe, die `Ad haben sich gegen ihren Herrn undankbar erwiesen. Siehe, verstoßen sind die `Ad, das Volk Huds.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie wurden in diesem Diesseits mit Fluch verfolgt sowie am Tag der Auferstehung. Ja! ʹAad betrieben zweifellos ihrem HERRN gegenüber Kufr. Ja! Nieder mit ʹAad, den Leuten von Hud.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

By consequence, they were followed by a curse from Allah all their life, and it shall be worse Hereafter- Indeed, the 'Adites had disobeyed Allah, their Creator, and their hearts dared rise defiant against Him wherefore away from existence were put the 'Adites, the people of Hud.

Abdul Haleem

They were rejected in this life and so they shall be on the Day of Judgement. Yes, the 'Ad denied their Lord- so away with the Ad, the people of Hud!

Abdullah Yusuf Ali

And they were pursued by a Curse in this life,- and on the Day of Judgment. Ah! Behold! for the 'Ad rejected their Lord and Cherisher! Ah! Behold! removed (from sight) were 'Ad the people of Hud!

Abul A'la Maududi

They were pursued by a curse in this world, and so will they be on the Day of Judgement .Lo! 'Ad disbelieved in the Lord. Lo! ruined are 'Ad, the people of Hud.

Aisha Bewley

They were pursued by a curse in this world and on the Day of Rising. Yes indeed! ‘Ad rejected their Lord, so away with ‘Ad, the people of Hud!

Al-Hilali & Khan

And they were pursued by a curse in this world and (so they will be) on the Day of Resurrection. No doubt! Verily, ‘Âd disbelieved in their Lord. So away with ‘Âd, the people of Hûd.

Ali Quli Qarai

So they were pursued by a curse in this world and on the Day of Resurrection. Look! Indeed ‘Ād defied their Lord. Look! Away with ‘Ād, the people of Hud!

Amatul Rahman Omar

And there was sent following them a curse in this world and on the Day of Resurrection (they will meet the same fate). Behold! (the tribe of) 'Âd behaved ungratefully towards their Lord (by denying His favours). Look! destruction is decreed for 'Âd, the people of Hûd.

Arthur John Arberry

And there was sent following after them in this world a curse, and upon the Day of Resurrection: 'Surely Ad disbelieved in their Lord: so away with Ad, the people of Hood!'

Bijan Moeinian

They were doomed in this world (and in the Hereafter as well) because they disregarded their Lord. Thus was perished Ad, the people of Hood.

E. Henry Palmer

They were followed in this world by a curse, and on the resurrection day - 'Did not 'Ad disbelieve their Lord? Aye! away with 'Ad the people of Hud!'

Edip-Layth

They were followed by a curse in this world and on the day of judgment, for Aad rejected their Lord. There is no more Aad, the people of Hud.

George Sale

Wherefore they were followed in this world by a curse, and they shall be followed by the same on the day of resurrection. Did not Ad disbelieve in their Lord? Was it not said, away with Ad, the people of Hud?

Hamid S. Aziz

Such were (the tribe of) A'ad. They denied the signs of their Lord, and rebelled against His Messengers, and followed the bidding of every headstrong tyrant.

Mahmoud Ghali

And a curse was made to follow them up in this present (life) (Abraham) and (upon) the Day of the Resurrection. Verily, Aad surely disbelieved their Lord; verily, away with c?d, the people of H?d.

Marmaduke Pickthall

And a curse was made to follow them in the world and on the Day of Resurrection. Lo! A'ad disbelieved in their Lord. A far removal for A'ad, the folk of Hud!

Mohamed Ahmed - Samira

So they were accursed in the world, and they will be damned on the Day of Doom. Beware! The 'Ad turned away from their Lord.

Muhammad Asad

And they were pursued in this world by [God's] rejection, and [shall finally be overtaken by it] on the Day of Resurrection. Oh, verily, [the tribe of] `Ad denied their Sustainer! Oh, away with the `Ad, the people of Hud!

Mustafa Khattab

They were followed by a curse in this world, as they will be on the Day of Judgment. Surely ’Âd denied their Lord. So away with ’Âd, the people of Hûd.

Progressive Muslims

And they were followed by a curse in this world and on the Day of Judgment, for 'Aad rejected their Lord. There is no more 'Aad, the people of Hud.

Sahih International

And they were [therefore] followed in this world with a curse and [as well] on the Day of Resurrection. Unquestionably, 'Aad denied their Lord; then away with 'Aad, the people of Hud.

Sam Gerrans

And they were followed by a curse in the World; and on the Day of Resurrection[...]. In truth, ʿĀd denied their Lord — so away with ʿĀd, the people of Hūd!

Shabbir Ahmed

And they were pursued in this world by Divine rejection, and will be overtaken by it on the Resurrection Day. Oh, verily, Aad denied their Sustainer! Oh, away with the Aad, the people of Hud!

Syed Vickar Ahamed

And they were followed by a curse in this world— (through and till) the Day of Judgment. Surely! Because the ‘Ad (people) rejected their Lord (and Cherisher)! So ‘Ad, the people of Hud were removed (and banished from sight)!

Taqi Usmani

A curse was made to pursue them in this world and on the Day of Judgment. Lo! The people of ‘Ād disbelieved their Lord. Lo! Ruined were ‘Ād, the people of Hūd.

The Monotheist Group

And they were followed by a curse in this world and on the Day of Resurrection, for 'Aad rejected their Lord. So away with 'Aad, the people of Hud.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hem li vê dinyayê hem jî roja qiyametê lanet li wan dibare. Agahdar bin, gelê Ad Xwedayê xwe mandel kir. Agahdar bin, dûrbûn û helak ji bo Ad be ku ew ji qewmê Hûd e.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij werden in het tegenwoordige leven en op de opstandingsdag door een vloek vervolgd. Zeker, de ʹAad hechtten geen geloof aan hun Heer. Weg dan met de ʹAad, het volk van Hoed.

Hollandaca — Siregar

En zij worden in deze wereld en op de Dag der Opstanding achtervolgd door een vloek. Weet: voorwaar, de ʹÂd waren ongelovig aan hun Heer. Weet: verdoemd is het volk van Hôed.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И преследовало их проклятие в этом мире и в День Воскресения. О да! Поистине, адиты стали неверующими в своего Господа. Да будут же далеки (от милосердия Аллаха) ‘адиты, народ Худа!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (Guds) fördömelse följde dem i detta liv och (skall vila tungt över dem) på Uppståndelsens dag. Stammen Aad förnekade sin Herre - Det är ute med Aad, Huds folk!