İşte Ad kavmi! Rablerinin ayetlerini inkar ettiler. O'nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular!

وَتِلْكَ عَادٌ جَحَدُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا رُسُلَهُ وَاتَّبَعُوا اَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

ve tilke ǎādun ceHadū bi āyāti rabbihim ve ǎSav rusulehu ve ttebeǔ emra kulli cebbārin ǎnīdin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَتِلْكَve tilkeve işte bu
2عَادٌǎādunع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.Ad (halkı)
3جَحَدُواceHadūج ح دBir şeyi inkar etmek veya kabul etmemek, cimri veya açgözlü olmak, fakir olmak veya az iyiliğe sahip olmak, dağılmış veya saçılmış olmak, miktar olarak az, kıt olmak.inkar etti
4بِاٰيَاتِbi āyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerini
5رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabblerinin
6وَعَصَوْاve ǎSavع ص يİsyan etmek, itaat etmemek, karşı çıkmak, direnmek, ihlal etmek.ve karşı geldiler
7رُسُلَهُrusulehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleonun resulleri
8وَاتَّبَعُواve ttebeǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve uydular
9اَمْرَemraا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrine
10كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
11جَبَّارٍcebbārinج ب رKırık bir durumdan düzeltmek veya yoksulluk durumundan yeterliliğe getirmek. Kırık bir durumdan düzeltilmiş veya azaltılmış. 'Fakir bir insan kırık kemiği olan birine benzetilir ve onun servete kavuşması kemiğin yerine oturtulmasına benzetilir.' Başkasını [iradesine karşı] zorlamak, mecbur etmek, kışkırtmak, teşvik etmek veya ikna etmek. [Hesaplamada] onarım amacıyla bir şeyin eklenmesi. Kendini yüceltme, kibir, gurur, küstahlık, cesur, cüretkar, aşırı, zorba, buyurgan, aşırıya kaçan. Bir kral. 'Hiçbir peygamberlik makamı yoktur ki, birinin kendini yüceltmesi, kibri, gururu veya küstahlığı yoluyla yerine krallık makamı gelmiş olmasın.' Köle, hizmetkar. [Bir şey/kişi için] misilleme veya telafi edici para cezası alınmamış. Uzun boylu, elin erişemeyeceği yükseklikte, [meyvesini kesmek için uzun büyüyen hurma ağacına] tırmanmak ve mükemmelliği korumak.zorbanın
12عَنِيدٍǎnīdinع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.inatçı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte Âd, Rablerinin delillerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine asi oldular ve her inatçı cebbar kişiye uydular.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte Âd, Rablerinin delillerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine asi oldular ve her inatçı cebbar kişiye uydular.

Adem Uğur

İşte Âd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O'nun peygamberlerine âsi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular.

Ahmed Hulusi

İşte Ad (kavmi olayı buydu). . . Rablerinin (nefslerindeki) işaretlerini bile bile inkar ettiler. . . O'nun Rasullerine isyan ettiler. . . Her inatçı zorbanın emrine tabi oldular.

Ahmet Tekin

İşte bu Âd kavmi, Rablerinin birliğini gösteren âyetlerini bile bile inkâr ettiler. Rasullerinin tebliğine, sünnetine sırt çevirdiler, âsi oldular. Hak hukuk tanımayan zorbanın, diktatör idarecilerin düzenine tâbi oldular.

Ahmet Varol

İşte bu Ad halkı, Rabblerinin ayetlerini inkar etti, peygamberlerine karşı geldi ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Ali Bulaç

İşte Ad (halkı): Rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O'nun elçilerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emri ardınca yürüdüler.

Ali Fikri Yavuz

İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler ve onun peygamberlerine isyan eylediler. Böylece başları bulunan, her inadcı zorbanın emrine uydu gittiler.

Ali Rıza Safa

İşte, Âd böyleydi. Efendilerinin ayetlerini inkar ettiler; O'nun elçilerine karşı geldiler ve her inatçı zorbanın buyruğuna uydular.

Bayraktar Bayraklı

İşte 'Ad halkı Rabblerinin ayetlerini inkar ettiler: O'nun peygamberlerine asi oldular ve inatçı bir zorbanın emrine uydular.

Bekir Sadak

Iste bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatci zorbanin emrine uyan Ad milletidir.

Celal Yıldırım

İşte bu Âd kavmi, Rablarının âyetlerini inatla inkâr ettiler, O'nun peygamberine karşı geldiler ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte Âd! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O’nun peygamberlerine âsi oldular ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Diyanet İşleri

İşte Ad kavmi! Rablerinin ayetlerini inkar ettiler. O'nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular!

Diyanet İşleri (eski)

İşte bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatçı zorbanın emrine uyan Ad milletidir.

Diyanet Vakfi

İşte Âd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O'nun peygamberlerine âsi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte Ad kavmi, Rablerinin ayetlerini inkar ettiler, peygamberlerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte Ad, rablarının ayatını inkar ettiler ve Peygamberlerine isyan eylediler ve her bir ınadcı cebbarın emri ardına gittiler

Erhan Aktaş

İşte Ad halkı Rabb'lerinin ayetlerini inkar ettiler ve Resullerine isyan ettiler. İnatçı zorbanın her buyruğuna uydular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte Âd halkı Rabb'lerinin ayetlerini inkar ettiler ve resullerine isyan ettiler. İnatçı zorbanın her buyruğuna uydular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Âd halkı da Rabb'lerinin ayetlerini inkar ettiler ve rasullerine isyan ettiler. İnatçı zorbanın her buyruğuna uydular.

Fizilal-il Kuran

İşte sana o Adoğulları; onlar Rabblerinin ayetlerini yalanladılar, O'nun peygamberlerine karşı geldiler ve ne kadar küstah zorba varsa hepsinin emirlerine uydular.

Gültekin Onan

İşte Ad (halkı); rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O'nun elçilerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın buyruğu ardınca yürüdüler.

Hamdi Döndüren

İşte Ad kavminin başına gelenler! Onlar Rablerinin âyetlerini bilerek inkâr ettiler, peygamberlerine karşı geldiler ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Hasan Basri Çantay

İşte Ad (kavmi)! Onlar Rablerinin ayetlerini bilerek inkar etdiler, peygamberlerine aasi oldular, inadcı her zorbanın emri ardınca gitdiler.

Hasib Asutay

İşte Âd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; peygamberlerine karşı geldiler ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Hayrat Neşriyat

İşte Âd (kavmi) Rablerinin âyetlerini bilerek inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine âsî oldular ve her inadcı zorbanın emrine uydular.

İbni Kesir

Ad da, Rabblarının ayetlerini bile bile inkar ettiler. Peygamberlerine isyan ettiler. Ve her inadçı zorbanın emrine uydular.

Mehmet Okuyan

İşte şu, Âd (kavmi)dir: Rablerinin ayetlerini inkâr etmişler, (Allah’ın) elçilerine asi olmuşlar ve inatçı her zorbanın emrine uymuşlardı.

Muhammed Esed

İşte, Rablerinin ayetlerini reddeden, O'nun elçilerine baş kaldıran ve hak hakikat düşmanı her inatçı zorbanın koyduğu yasaya boyun eğen Ad toplumu(nun sonu) böyle (oldu).

Mustafa İslamoğlu

İşte böyleydi Ad kavmi: Rablerinin mesajlarını reddetiler ve O'nun elçilerine karşı geldiler; üstelik her inatçı zorbanın yönetimine boyun eğdiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve işte o da Âd'dır ki, Rablerinin âyetlerini inkar ettiler ve O'nun peygamberlerine âsi oldular ve herbir inatçı cebbârın emrine uydular.

Ömer Öngüt

İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O'nun peygamberlerine isyan ettiler ve her bir inatçı zorbanın emrine uydular.

Suat Yıldırım

(59-60) İşte Âd halkı buydu... Rab’lerinin âyetlerini inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine isyan ettiler ve Hakka karşı gelen her inatçı zorbanın isteklerine uydular. Hem bu dünyada lânete tâbi tutuldular, hem de kıyamet gününde. Evet, Âd halkı, Rab’lerini tanımayıp inkâr yolunu tuttular. Dikkat et! Nasıl da defoldu gitti o Hûd’un kavmi Âd!

Süleyman Ateş

İşte Ad (kavmi), Rablerinin ayetlerini inkar ettiler, peygamberlerine karşı geldiler ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Süleymaniye Vakfı

İşte Ad kavmi… Rablerinin ayetlerini bile bile inkar ettiler, onun elçilerine karşı geldiler ve nerede bir inatçı zorba varsa ona uydular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte Ad kavmi… Rablerinin ayetlerini bile bile inkar ettiler, O'nun elçilerine karşı çıktılar ve nerede bir inatçı zorba varsa ona uydular.

Şaban Piriş

İşte Ad, Rabbinin ayetlerini bile bile inkar ettiler ve O'nun elçilerine isyan edip, her inatçı zorba emrine uydular.

Tefhim-ul Kuran

İşte Ad (halkı): Rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O'nun peygamberlerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emri ardınca yürüdüler.

Ümit Şimşek

İşte bu Âd kavmi idi ki, Rablerinin âyetlerini inkâr eder, Onun peygamberlerine karşı gelir ve herbir inatçı zorbanın emrine uyarlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte buydu Ad. Rablerinin ayetlerine kafa tuttular, O'nun resullerine isyan ettiler. Ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu, Ad qövmü idi! Onlar Rəbbinin ayələrini inkar etdilər, Onun elçilərinə asi oldular və hər bir inadcıl təkəbbür sahibinin əmrinə uydular.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bu da Ad tayfasıdır! Onlar Rəbbinin ayələrini inkar etdilər, Onun Peyğəmbərlərinə qarşı çıxdılar (peyğəmbərlərin hamısı tövhid, təkallahlılıq təblig etdiklərinə görə bir peyğəmbərə qarşı çıxan kimsə bütün peyğəmbərlərə qarşı çıxmış olur), başlarının üstündə duran hər bir inadkar böyüyün əmrinə tabe oldular.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das waren die ʹÂd, die die Zeichen Ihres Herrn leugneten, Seinem Gesandten trotzten und dagegen dem Befehl jedes unbelehrbaren, eigensinnigen Tyrannen folgten.

Almanca — Der Edle Quran

Das waren die ʹAd. Sie verleugneten die Zeichen ihres Herrn und widersetzten sich Seinen Gesandten und folgten dem Befehl eines jeden trotzigen Gewalthabers.

Almanca — M. A. Rassoul

Und diese waren die `Ad, die die Zeichen ihres Herrn leugneten und Seinen Gesandten nicht gehorchten und der Aufforderung eines jeden abschweifenden Tyrannen folgten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und dies ist ʹAad. Sie leugneten die Ayat ihres HERRN ab, widersetzten sich Seinen Gesandten und folgten der Anordnung jedes sturen Gewalttäters.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These were the people of 'Ad -the 'Adites- who just would not bow their hearts' ears to the divine revelations nor their minds' eyes to His signs betokening His Omnipotence and Authority, and they adhered to the same evil line of conduct espoused by every stubborn who plays the tyrant.

Abdul Haleem

These were the Ad: they rejected their Lord’s signs, disobeyed His messengers, and followed the command of every obstinate tyrant.

Abdullah Yusuf Ali

Such were the 'Ad People: they rejected the Signs of their Lord and Cherisher; disobeyed His messengers; And followed the command of every powerful, obstinate transgressor.

Abul A'la Maududi

Such were 'Ad. They repudiated the signs of their Lord, disobeyed His Messengers, and followed the bidding of every tyrannical enemy of the truth.

Aisha Bewley

That was ‘Ad. They denied the Signs of their Lord and disobeyed His Messengers and followed the command of every obdurate tyrant.

Al-Hilali & Khan

Such were ‘Âd (people). They rejected the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) of their Lord and disobeyed His Messengers, and followed the command of every proud obstinate (oppressor of the truth, from their leaders).

Ali Quli Qarai

Such were [the people of] ‘Ād: they impugned the signs of their Lord and disobeyed His apostles, and followed the dictates of every obdurate tyrant.

Amatul Rahman Omar

And such were `Âd, they deliberately denied the commandments of their Lord and disobeyed His Messengers and followed the bidding of every haughty enemy (of truth).

Arthur John Arberry

That was Ad; they denied the signs of their Lord, and rebelled against His Messengers, and followed the command of every froward tyrant.

Bijan Moeinian

Such was the end of Ad; people who rejected their Lord’s revelations, disobeyed His Messengers, and supported their tyrants.

E. Henry Palmer

That (tribe of) 'Ad denied the signs of their Lord, and rebelled against His apostles, and followed the bidding of every headstrong tyrant.

Edip-Layth

Such was the case of Aad. They disregarded the signs of their Lord, and they disobeyed His messengers, and they followed the lead of everyone powerful and stubborn.

George Sale

And this tribe of Ad wittingly rejected the signs of their Lord, and were disobedient unto his messengers, and they followed the command of every rebellious perverse person.

Hamid S. Aziz

And when Our commandment came We saved Hud, and those who believed with him, by mercy from Us; We saved them from a harsh torment.

Mahmoud Ghali

And that was Aad; they repudiated the signs of their Lord, and disobeyed His Messengers, and closely followed the command of every stubborn potentate.

Marmaduke Pickthall

And such were A'ad. They denied the revelations of their Lord and flouted His messengers and followed the command of every froward potentate.

Mohamed Ahmed - Samira

These were the people of 'Ad who denied the word of their Lord and rebelled against His apostles, and followed the bidding of every perverse tyrant.

Muhammad Asad

And that was [the end of the tribe of] `Ad, [who] had rejected their Sustainer's messages, and rebelled against His apostles, and followed the bidding of every arrogant enemy of the truth.

Mustafa Khattab

That was ’Âd. They denied the signs of their Lord, disobeyed His messengers, and followed the command of every stubborn tyrant.

Progressive Muslims

Such was the case of 'Aad. They disregarded the revelations of their Lord, and they disobeyed His messengers, and they followed the lead of everyone powerful and stubborn.

Sahih International

And that was 'Aad, who rejected the signs of their Lord and disobeyed His messengers and followed the order of every obstinate tyrant.

Sam Gerrans

And those were ʿĀd; they rejected the proofs of their Lord, and opposed His messengers, and followed the command of every obstinate tyrant.

Shabbir Ahmed

Such were Aad. They denied the clear Messages of their Lord, rebelled against His Messengers and followed the command of every stubborn tyrant.

Syed Vickar Ahamed

The ‘Ad people were like this: They rejected the Signs of their Lord and Cherisher; Disobeyed His messengers; And followed the orders of every powerful, difficult (and harsh) outlaw (and ruler who acted beyond his limits).

Taqi Usmani

Such was the tribe of ‘Ād who rejected the signs of their Lord, disobeyed their Messengers and followed the dictates of every obstinate tyrant!

The Monotheist Group

Such was the case of 'Aad. They disregarded the revelations of their Lord, and they disobeyed His messengers, and they followed the command of every stubborn tyrant.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Voilà les ʹAad. Ils avaient nié les signes (enseignements) de leur Seigneur, désobéi à Ses messagers et suivi le commandement de tout tyran entêté.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha ew (qiseya) Ad e; ayetên Xwedayê xwe mandel kirin, li ber pêxemberên Wî rabûn û dane pey fermana her zordarekî rikdar.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat waren dan de ʹAad; zij verwierpen de tekenen van hun Heer en zij waren aan Zijn gezanten ongehoorzaam en zij volgden het bevel op van elke weerspannige geweldenaar.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En deze stam van Ad verwierp met voordacht de teekens van zijnen Heer, was ongehoorzaam aan zijne gezanten, en volgde het bevel van ieder oproerig en bedorven mensch.

Hollandaca — Siregar

En dat was (het einde van) het volk van ʹÂd, zij verwierpen de Tekenen van hun Heer, zij gehoorzaamden de Profeten niet en zij volgden het bevel van iedere opstandige geweldenaar.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И такими (были) адиты, (которые) отвергли знамения своего Господа и ослушались Его посланников и последовали за приказом всякого упрямого тирана.

Rusça — Osmanov

Адиты же отвергли знамения своего Господа, не вняли Его посланникам и повиновались обыкновенному тирану-ослушнику.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Detta (var stammen) Aad. De avvisade sin Herres budskap och satte sig upp emot det sändebud (som Han hade låtit komma till dem), men de gjorde (villigt) vad varje övermodig fiende till sanningen befallde dem.