(54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

اِنْ نَقُولُ اِلَّا اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُوءٍ قَالَ اِنِّٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهَدُوا اَنِّي بَرِيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ مِنْ دُونِهِ فَكِيدُونِي جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنْظِرُونِ

in neḳūlu illā ǎ'terāke beǎ'Du ālihetinā bi sū'in ḳāle innī uşhidu (a)llahe ve şhedū ennī berī'un mimmā tuşrikūne / min dūnihi fe kīdūnī cemīǎn ṧumme lā tunZirūni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنْin
2نَقُولُneḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyoruz ki
3اِلَّاillāsadece
4اعْتَرٰيكَǎ'terākeع ر وBir kişiye gelmek, başına gelmek, bunaltmak, vurmak, acı vermek. İ'tara - üzerine inmek. Urwatun - destek, sap/kulp, kalıcı, değerli mülk.seni çarpmış
5بَعْضُbeǎ'Duب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbazıları
6اٰلِهَتِنَاālihetināا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarımızdan
7بِسُوءٍbi sū'inس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekfena
8قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
9اِنِّٓيinnīşüphesiz ben
10اُشْهِدُuşhiduش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahit tutuyorum
11اللّٰهَ(a)llaheAllah'ı
12وَاشْهَدُواve şhedūش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve şahid olun
13اَنِّيennīelbette ben
14بَرِيءٌberī'unب ر اBir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumuuzağım
15مِمَّاmimmā
16تُشْرِكُونَtuşrikūneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koştuklarınızdan
1مِنْmin
2دُونِهِdūnihiد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaO'ndan başka
3فَكِيدُونِيfe kīdūnīك ي دÜzere olmak, tam noktasında olmak, neredeyse olmak, niyet etmek, dilemek, hileli bir düzen uygulamak, arzu etmek, bir şey planlamak/düzenlemek/tasarlamak, bir şey üzerinde çalışmak veya emek vermek, bir şeyi gizlice yapmak, aldatmak/kandırmak/atlatmak, kaçınma/kaçma yolları, kusmak, ateş püskürtmek, adet görmek, ruhunu teslim etmek.haydi bana tuzak kurun
4جَمِيعًاcemīǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hep birlikte
5ثُمَّṧummesonra, ayrıca
6لَا
7تُنْظِرُونِtunZirūniن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbana hiç göz açtırmayın

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Tanrılarımızın bir kısmı seni fena çarpmış deriz de başka bir şeycik demeyiz. O, şüphe yok ki dedi, ben Allah'ı tanık tutmadayım, siz de tanık olun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden tamamıyla uzağım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Tanrılarımızın bir kısmı seni fena çarpmış deriz de başka bir şeycik demeyiz. O, şüphe yok ki dedi, ben Allahʼı tanık tutmadayım, siz de tanık olun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden tamamıyla uzağım.

Adem Uğur

Biz "Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış!" demekten başka bir söz söylemeyiz! (Hûd) dedi ki: "Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım."

Ahmed Hulusi

"Ancak şunu diyebiliriz: Tanrılarımızdan biri seni kötü çarpmış!". . . (Hud) dedi ki: "Ben kesinlikle Allah'ı şahit tutuyorum! Siz de şahit olun ki ben kesinlikle sizin ortak koştuklarınızdan beriyim. "

Ahmet Tekin

'Ancak şu kadarını diyebiliriz: Tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış.' dediler. Hûd: 'Ben Allah’ı şâhit tutuyorum, siz de şâhit olun ki, ben, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında sizin Allah’a ortak koştuğunuz varlıklardan uzağım' dedi.

Ahmet Varol

Seni ilahlarımızdan bazıları fena çarpmış, demekten başka bir şey söylemiyoruz. Dedi ki: 'Ben Allah'ı şahit tutuyorum ve siz de şahid olun ki, ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.

Ali Bulaç

"Biz: 'Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır' (demekten) başka bir şey söylemeyiz." Dedi ki: "Allah'ı şahid tutarım, siz de şahidler olun ki, gerçekten ben, sizin şirk koştuklarınızdan uzağım."

Ali Fikri Yavuz

(54-55) Ancak şunu söyleriz ki, ilâhlarımıza sövdüğünden onların bazısı, muhakkak seni bir fenalıkla (cinnet ve hezeyanla) çarpmıştır.” Hûd: “- İşte ben Allah’ı şâhid tutuyorum ve siz de şâhid olun ki, ben, Allah’dan başka ona koştuğunuz ortakların hiç birini tanımıyorum; onlardan beriyim. Artık hepiniz toplanın, bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bir an bile müsaade etmeyin.

Ali Rıza Safa

"Ancak, tanrılarımızdan birisinin seni çok kötü çarptığını söyleyebiliriz!" Dedi ki: "Allah'ı tanık gösteriyorum; siz de tanık olun: Kuşkusuz, ben, ortaklar koştuklarınızdan uzağım!"

Bayraktar Bayraklı

Biz "tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış" demekten başka bir söz söyleyemeyiz! Hud dedi ki: "Ben, Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olunuz ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım."

Bekir Sadak

(54-57) Bir kisim tanrilarimiz seni carpmistir, demekten baska birsey demeyiz» dediler. Hud: «Dogrusu ben Allah'i sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben O'nu birakip kostugunuz ortaklardan uzagim. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a guvenirim. Hicbir canlÙ yoktur ki Allah ona el koymamÙs bulunsun. Rabbim elbette dogru yoldadÙr. Eger yuz cevirirseniz, suphesiz ben size benimle gonderileni bildirdim. Rabbim sizden baska bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir sey de yapamazsÙnÙz. Dogrusu Rabbim herseyi koruyandÙr» dedi.

Celal Yıldırım

Bizim sana sözümüz ancak şudur: Tanrılarımızdan bir kısmı seni fena halde çarpmıştır. O da ; «Ben, Allah'ı şâhid ediniyorum ve siz de şâhid olun ki, ben sizin, Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuklarınızdan beriyim.

Diyanet İşleri

(54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

Diyanet İşleri (eski)

(54-57) Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz' dediler. Hud: 'Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır' dedi.

Diyanet Vakfi

Biz «Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış!» demekten başka bir söz söylemeyiz! (Hûd) dedi ki: «Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Ancak şu kadarını diyebiliriz ki; «tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış». O da dedi ki; «Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki ben, Allah'a koştuğunuz ortaklardan uzağım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(54-55) Biz yalnız "herhalde Tanrılarımızın bazısı seni fena çarpmış." deriz. Hud: "Ben Allah'ı şahit gösteriyorum, siz de şahit olun ki, ben ondan başka, ona ortak koştuklarınızdan hiçbirini tanımıyorum; artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra da bana bir an bile süre tanımayın!

Elmalılı Hamdi Yazır

(54-55) Yalnız deriz ki her halde ilahlarımızın ba'zısı seni fena çarpmış, dedi ki: işte ben Allahı işhad ediyorum siz de şahid olun, işte ben ondan başka koştuğunuz şeriklerin hiç birini tanımıyorum, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana bir lahza müsade de etmeyin.

Erhan Aktaş

"İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış, demekten başka bir sözümüz yok." dediler. Hud da: "Ben Allah'ı tanık tutuyorum. Siz de tanık olun ki ben Müşriklerden değilim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış, demekten başka bir sözümüz yok." dediler. Hud da: "Ben Allah'ı tanık tutuyorum. Siz de tanık olun ki ben müşriklerden değilim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış, demekten başka bir sözümüz yok." dediler. Hud da: "Ben Allah'ı tanık tutuyorum. Siz de tanık olun ki ben müşriklerden değilim." dedi.

Fizilal-il Kuran

Sana söyleyeceğimiz tek söz şudur: «Seni ilahlarımızdan biri çarpmış olmalı.» Hud dedi ki; «Ben Allah'ı şahit tutuyorum, ayrıca siz de şahit olunuz ki, ben O'na koştuğunuz ortaklardan uzağım.»

Gültekin Onan

"Biz: 'Bazı tanrılarımız seni çok kötü çarpmıştır' (demekten) başka bir şey söylemeyiz." Dedi ki: "Tanrı'yı şahid tutarım, siz de şahidler olun ki, gerçekten ben sizin şirk koştuklarınızdan uzağım."

Hamdi Döndüren

“Bizim sana hiçbir sözümüz yoktur. Yalnız sözümüz şudur: Bazı tanrılarımız (senin onları kötülemene karşılık) seni çarpmıştır!” Hud dedi: “Ben Allah’ı tanık tutuyorum, siz de tanık olun ki ben, ortak koştuğunuz (putlardan) ilişiğimi kestim.”

Hasan Basri Çantay

(54-55) Biz "Tanrılarımızdan kimi seni fena çarpmış" (demekden) başka (bir şey) söylemeyiz. (Hud) dedi: "Allahı hakıyki şahid gösteririm ve siz de şahid olun ki ben sizin Allahı bırakıb da Ona ortak tutmakda devam etdiğiniz şeylerden kat'iyyen uzağım. Artık bana topyekun istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana mühlet de vermeyin".

Hasib Asutay

Biz, 'İlâhlarımızdan kimisi sana fena çarpmış' demekten başka bir şey söylemeyiz.' (Hud) dedi ki: 'Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.

Hayrat Neşriyat

(54-55) '(Biz senin hakkında) ancak: 'İlâhlarımızdan bazısı seni fenâ çarpmış’ diyoruz.' (Hûd) dedi ki: 'Şübhesiz ben (ise) Allah’ı şâhid tutuyorum; (siz de) şâhid olun ki doğrusu ben, sizin O’nu (Allah’ı) bırakıp da şirk koşmakta olduğunuz şeylerden uzağım! Artık (isterseniz) hep berâber bana tuzak kurun; sonra (da) bana hiç mühlet vermeyin!'

İbni Kesir

İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış, demekten başka bir şey de söylemeyiz. Dedi ki: Doğrusu ben, Allah'ı şahid tutuyorum. Siz de şahid olun ki; sizin Allah'tan başka şirk koştuğunuz şeylerden, ben uzağım.

Mehmet Okuyan

Biz ‘İlahlarımızdan biri seni fena hâlde çarpmış!’ demekten başka bir söz söylemiyoruz.” (Hud ise) şöyle demişti: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nun peşi sıra ortak koştuklarınızdan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana zaman tanımayın!

Muhammed Esed

Seni tanrılarımızdan biri fena çarpmış demekten başka sözümüz yok sana!" (Hud:) "Allah'ı tanık tutarım, ve siz de tanık olun ki, kesinlikle uzağım ben, sizin yaptığınız gibi tanrılar edinmekten;

Mustafa İslamoğlu

'Seni ilahlarımızdan kimileri fena çarpmış' demekten başka sana söyleyecek hiçbir sözümüz yok!" (Hud) şöyle dedi: "Bakın, Allah şahidim olsun ve siz de şahit olun ki, (Allah'a) ortak koştuğunuz ilahlarınızdan beriyim;

Ömer Nasuhi Bilmen

«Biz demeyiz, ancak (deriz ki) seni tanrılarımızdan bazısı fena bir sûrette çarpmıştır.» Dedi ki: «Ben şüphesiz Allah Teâlâ'yı işhâd ediyorum ve siz de şahid olunuz ki, ben sizin şerik ittihaz ettiğiniz şeylerden muhakkak berîyim.»

Ömer Öngüt

“Biz: 'Seni ilâhlarımızdan biri fenâ çarpmış!' demekten başka bir söz söyleyemeyiz. ” O da dedi ki: “Ben Allah'ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım. ”

Suat Yıldırım

(54-56) "Galiba tanrılarımızdan biri seni pek fena çarpmış!" demekten başka bir şey söyleyemeyiz. Hûd dedi ki: "Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki: ben sizin Allah’a şerik koştuklarınızdan hiç birini tanımıyorum. Artık hepiniz toplanın, bana istediğiniz tuzağı kurun, hiç göz açtırmayın, hiç süre tanımayın. Ben benim de, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayanıp güvendim. Hiç bir canlı yoktur ki mukadderatı O’nun elinde olmasın. Rabbim elbette tam istikamet üzeredir."

Süleyman Ateş

"(Senin hakkında)" seni tanrılarımızdan biri fena çarpmış!" demekten başka bir söz bulamıyoruz" Dedi ki: "Ben Allah'ı şahid tutuyorum, siz de şahid olun ki, ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım."

Süleymaniye Vakfı

Sana diyeceğimiz sadece şudur: "İlahlarımızdan bazıları seni fena çarpmış." Hud dedi ki: "Ben Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun, ben ortak koştuklarınızdan tamamen uzağım,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana diyeceğimiz sadece şudur: "İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış." Hud dedi ki "Ben Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun, ben ortak saydıklarınızdan tamamen uzağım."

Şaban Piriş

-Biz ancak 'seni ilahlarımızdan biri çarpmış' demekten başka bir şey demeyiz, dediler. Hud: -Ben, Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin O'nu bırakıp koştuğunuz şirklerden uzağım.

Tefhim-ul Kuran

«Biz: 'Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır' (demekten) başka bir şey söylemeyiz.» Dedi ki: «Allah'ı şahid tutarım, siz de şahidler olun ki, gerçekten ben, sizin şirk katmakta olduklarınızdan uzağım;»

Ümit Şimşek

'Yalnız şu kadarını söyleyelim ki, tanrılarımızdan biri seni pek kötü çarpmış!' Hud 'Ben Allah'ı şahit gösteriyorum,' dedi. 'Siz de şahit olun ki, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.

Yaşar Nuri Öztürk

"Sadece şunu söylüyoruz: 'İlahlarımızdan biri seni kötü çarpmış." Hud dedi: "Ben Allah'ı tanık tutuyorum, siz de tanık olun ki, ben sizin Allah'a ortak yaptıklarınızdan uzağım."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz ancaq onu deyə bilərik ki, bəzi məbudlarımız səni bəlaya düçar edib”. O dedi: “Həqiqətən, mən Allahı şahid çağırıram, siz də şahid olun ki, mən sizin şərik qoşduqlarınızdan uzağam.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz ancaq bunu deyirik ki, bəʼzi tanrılarımız (onlara tapınmağımızı qadağan etdiyinə görə) sənə sədəmə (xətər) toxundurmuşdur (ona görə də ağzına gələni danışırsan)″. (Hud) belə cavab verdi: ″Allahı şahid tuturam və siz də şahid olun ki, mən sizin (Rəbbinizə) qoşduğunuz şəriklərdən uzağam!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir sagen dir nur, daß einer unserer Götter dich mit einem Übel heimgesucht hat, so daß du Unsinn sagst.ʺ Er sprach: ʺGott möge mein Zeuge sein. Auch ihr sollt bezeugen, daß ich keine Schuld an eurer Vielgötterei trage, wenn ihr Gott Gefährten beigesellt,

Almanca — Der Edle Quran

Wir können nur sagen, daß einige unserer Götter dich mit etwas Bösem heimgesucht haben.ʺ Er sagte: ʺIch nehme Allah zum Zeugen, und bezeugt auch ihr, daß ich mich lossage von dem, was ihr (Ihm) beigesellt

Almanca — M. A. Rassoul

Wir können nur sagen, daß einige unserer Götter dich mit einem Übel heimgesucht haben.ʺ Er sagte: ʺIch rufe Allah zum Zeugen an, und bezeugt auch ihr, daß ich nicht an dem teilhabe, was ihr (Ihm) zur Seite stellt

Almanca — Muhammad Zaidan

Wir sagen nur, daß manche unserer Götter dich einer Bosheit aussetzten.ʺ Er sagte: ʺIch bitte ALLAH doch, Zeuge zu sein, auch seid selbst Zeugen, daß ich keineswegs Schuld trage an dem, was ihr an Schirk betreibt

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"We can only say", they added, "that some of our gods must have affected you physically with an inlay touch of demonic illusions". But Hud said to them: "Allah is my witness and so are you that I am absolutely innocent of your idolatry and of those whom you incorporate with Him."

Abdul Haleem

All we can say is that one of our gods may have inflicted some harm on you.’ He said, ‘I call God to witness, and you too are my witnesses, that I disown those you set up as partners with God.

Abdullah Yusuf Ali

"We say nothing but that (perhaps) some of our gods may have seized thee with imbecility." He said: "I call Allah to witness, and do ye bear witness, that I am free from the sin of ascribing, to Him,

Abul A'la Maududi

All we can say is that some god of ours has afflicted you with evil. .Hud said: 'Indeed I take Allah as my witness, and you too to be my witnesses that I have nothing to do with your associating with Allah

Aisha Bewley

We only say that one of our gods has driven you mad. ’ He said, ‘I call on Allah to be my witness, and you also bear witness, that I am free of all the gods you have apart from Him.

Al-Hilali & Khan

"All that we say is that some of our gods (false deities) have seized you with evil (madness)." He said: "I call Allâh to witness and bear you witness that I am free from that which you ascribe as partners in worship,

Ali Quli Qarai

All we say is that some of our gods have visited you with some evil. ’ He said, ‘I call Allah to witness —and you too be [my] witnesses— that I repudiate what you take as [His] partners

Amatul Rahman Omar

`All that we can say is that some of our gods have smitten you with evil (rendering you insane). ' (Hûd) said, `Surely I call Allâh to witness; and do you also bear witness that I have nothing to do with the gods you associate (with Allâh)

Arthur John Arberry

We say nothing, but that one of our gods has smitten thee with some evil. ' He said, 'I call God to witness; and witness you, that I am quit of that you associate

Bijan Moeinian

"We think that some of our gods have put a jinx on you. " Hood replied: “I take you and the Lord as my witness that [there is only One God and that] I do not believe in your [fabricated] gods.”

E. Henry Palmer

We can only say that some of our gods have attacked thee with evil. ' Said he, 'Verily, I call God to witness, and do ye bear witness too, that I am free from that which ye associate beside Him.

Edip-Layth

"All we can say is that perhaps some of our gods have possessed you with evil." He said, "I make God my witness, and all of you witness that I disown what you have set up as partners--

George Sale

We say no other than that some of our gods have afflicted thee with evil. He replied, verily I call God to witness, and do ye also bear witness, that I am clear of that which ye associate with God,

Hamid S. Aziz

They said, "O Hud! You have not come to us with a manifest sign (or clear proof); nor will we leave our gods at your word; nor will we believe in you.

Mahmoud Ghali

Decidedly we say nothing except that some of our gods have gripped you with some odious treatment. " He said, "Surely I call Allah to testimony and you bear testimony that I am quit of whatever you associate (with Allah).

Marmaduke Pickthall

We say naught save that one of our gods hath possessed thee in an evil way. He said: I call Allah to witness, and do ye (too) bear witness, that I am innocent of (all) that ye ascribe as partners (to Allah)

Mohamed Ahmed - Samira

All we can say is that some of our gods have smitten you with evil. " He replied:" I call God to witness, and you be witness too, that I am clear of what you associate (in your affairs)

Muhammad Asad

We can say no more than that one of our gods may have smitten thee with something evil!" Answered [Hud]: "Behold, I call God to witness - and you, too, be [my] witnesses - that, verily, it is not in me to ascribe divinity, as you do, to aught

Mustafa Khattab

All we can say is that some of our gods have possessed you with evil." He said, "I call Allah to witness, and you too bear witness, that I ˹totally˺ reject whatever you associate

Progressive Muslims

"All we can say is that perhaps some of our gods have seized you with evil. " He said: "I make God my witness, and all of you witness, that I disown what you have set up as partners."

Sahih International

We only say that some of our gods have possessed you with evil. " He said, "Indeed, I call Allah to witness, and witness [yourselves] that I am free from whatever you associate with Allah

Sam Gerrans

“We say only that some of our gods have afflicted thee with evil.” He said: “I call God to witness — and bear you witness — that I am quit of that to which you ascribe a partnership,

Shabbir Ahmed

"We think that one of our gods has possessed you like a demon and you have gone crazy. " Hud said, "I call Allah to witness, and you too bear witness that I am absolutely free of your idolatry."

Syed Vickar Ahamed

"We say nothing except that some of our gods may (possibly) have trapped you in stupidity. " He said: "I call Allah to witness, and (also) you to witness, that I am free from the sin of joining (others) with Him.

Taqi Usmani

We do not say except that some of our gods have subjected you to some evil." He said, "I make Allah my witness, and you bear witness that I have nothing to do with what you take as gods

The Monotheist Group

"All we can say is that perhaps some of our gods have seized you with evil." He said: "I make God my witness, and all of you witness, that I am innocent of what you have set up."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous dirons plutôt quʹune de nos divinités tʹa affligé dʹun malʺ. Il dit: ʺJe prends Allah à témoin - et vous aussi soyez témoins - quʹen vérité, je désavoue ce que vous associez,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bes em dibêjin ku ji îlahên me hinan bi te vedane! Hûd, (ji wan re) got: Ez Xwedê dikim şahid û hûn jî şahid bin ku bi rastî ez ji wan ên ku hûn (ji Xwedê re) dikin hevpişk, dûr û bêrî me.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij zeggen alleen maar dat een god van ons jou met iets slechts heeft getroffen.ʺ Hij zei: ʺIk roep God als getuige aan en ook jullie moeten getuigen dat ik niets te maken heb met wat jullie (aan God) als metgezellen toevoegen,

Hollandaca — Siregar

Wij zeggen slechts: ʺEn aantal van onze goden hebben jou met iets slechts getroffen.ʺ Hij zei: ʺIk roep Allah op als Getuige. en getuig dat ik onschuldig ben aan wat jullie aan deelgenoten toekennen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Мы говорим только то, что тебя поразил один из наших богов злом». (Худ) сказал: «Поистине, я призываю в свидетели Аллаха, засвидетельствуйте же вы, что я непричастен к тому, что вы придаете Ему в сотоварищи,

Rusça — Osmanov

Мы твердо уверены, что просто один из наших богов причинил тебе злоʺ. [Худ] сказал: ʺВоистину, я прошу Аллаха быть свидетелем, а вы свидетельствуйте, что я непричастен к тем, кому вы поклоняетесь

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi kan bara anta att en av våra gudar låtit något ont drabba dig.ʺ (Hud) svarade: ʺJag ber Gud vara mitt vittne - och även ni skall vittna - att jag inte har någon del i vad ni gör då ni sätter medhjälpare