(54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

اِنْ نَقُولُ اِلَّا اعْتَرٰيكَ بَعْضُ اٰلِهَتِنَا بِسُوءٍ قَالَ اِنِّٓي اُشْهِدُ اللّٰهَ وَاشْهَدُوا اَنِّي بَرِيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ مِنْ دُونِهِ فَكِيدُونِي جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنْظِرُونِ

in neḳūlu illā ǎ'terāke beǎ'Du ālihetinā bi sū'in ḳāle innī uşhidu (a)llahe ve şhedū ennī berī'un mimmā tuşrikūne / min dūnihi fe kīdūnī cemīǎn ṧumme lā tunZirūni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنْin
2نَقُولُneḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyoruz ki
3اِلَّاillāsadece
4اعْتَرٰيكَǎ'terākeع ر وBir kişiye gelmek, başına gelmek, bunaltmak, vurmak, acı vermek. İ'tara - üzerine inmek. Urwatun - destek, sap/kulp, kalıcı, değerli mülk.seni çarpmış
5بَعْضُbeǎ'Duب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbazıları
6اٰلِهَتِنَاālihetināا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarımızdan
7بِسُوءٍbi sū'inس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekfena
8قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
9اِنِّٓيinnīşüphesiz ben
10اُشْهِدُuşhiduش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahit tutuyorum
11اللّٰهَ(a)llaheAllah'ı
12وَاشْهَدُواve şhedūش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve şahid olun
13اَنِّيennīelbette ben
14بَرِيءٌberī'unب ر اBir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumuuzağım
15مِمَّاmimmā
16تُشْرِكُونَtuşrikūneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koştuklarınızdan
1مِنْmin
2دُونِهِdūnihiد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaO'ndan başka
3فَكِيدُونِيfe kīdūnīك ي دÜzere olmak, tam noktasında olmak, neredeyse olmak, niyet etmek, dilemek, hileli bir düzen uygulamak, arzu etmek, bir şey planlamak/düzenlemek/tasarlamak, bir şey üzerinde çalışmak veya emek vermek, bir şeyi gizlice yapmak, aldatmak/kandırmak/atlatmak, kaçınma/kaçma yolları, kusmak, ateş püskürtmek, adet görmek, ruhunu teslim etmek.haydi bana tuzak kurun
4جَمِيعًاcemīǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hep birlikte
5ثُمَّṧummesonra, ayrıca
6لَا
7تُنْظِرُونِtunZirūniن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbana hiç göz açtırmayın

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onu bırakıyor da taptıklarınızı ona eş tutuyorsunuz, uzağım onlardan, hadi, hepiniz, aleyhime düzen kurun, sonra da hiç göz açtırmayın bana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onu bırakıyor da taptıklarınızı ona eş tutuyorsunuz, uzağım onlardan, hadi, hepiniz, aleyhime düzen kurun, sonra da hiç göz açtırmayın bana.

Adem Uğur

O'ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!

Ahmed Hulusi

"O'na denk kabul ederek (ortak saydıklarınızla). . . Hadi hepiniz bana tuzak kurun, sonra hiç mühlet vermeyin. "

Ahmet Tekin

'Allah’tan başka, yarattıkları içinden tanrı diye taptıklarınızla bir ilgim yok. Haydi hepiniz bana kötülük yapmak için gizli planlar yapın, savaş açın, sonra da bana mühlet vermeyin.' dedi.

Ahmet Varol

O'ndan başka (taptıklarınızdan uzağım). Haydi hep birlikte bana karşı tuzak kurun; sonra bana hiç mühlet vermeyin.

Ali Bulaç

"O'nun dışındaki (tanrılardan). Artık siz bana, toplu olarak dilediğiniz tuzağı kurun, sonra bana süre tanımayın."

Ali Fikri Yavuz

(54-55) Ancak şunu söyleriz ki, ilâhlarımıza sövdüğünden onların bazısı, muhakkak seni bir fenalıkla (cinnet ve hezeyanla) çarpmıştır.” Hûd: “- İşte ben Allah’ı şâhid tutuyorum ve siz de şâhid olun ki, ben, Allah’dan başka ona koştuğunuz ortakların hiç birini tanımıyorum; onlardan beriyim. Artık hepiniz toplanın, bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bir an bile müsaade etmeyin.

Ali Rıza Safa

"O'ndan başkasından!" "Haydi, tümünüz bana karşı elinizden geleni ardınıza koymayın. Sonra, bana göz açtırmayın!"

Bayraktar Bayraklı

"O'ndan başka taptıklarınızın hepsinden uzağım. Haydi, hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin."

Bekir Sadak

(54-57) Bir kisim tanrilarimiz seni carpmistir, demekten baska birsey demeyiz» dediler. Hud: «Dogrusu ben Allah'i sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben O'nu birakip kostugunuz ortaklardan uzagim. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a guvenirim. Hicbir canlÙ yoktur ki Allah ona el koymamÙs bulunsun. Rabbim elbette dogru yoldadÙr. Eger yuz cevirirseniz, suphesiz ben size benimle gonderileni bildirdim. Rabbim sizden baska bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir sey de yapamazsÙnÙz. Dogrusu Rabbim herseyi koruyandÙr» dedi.

Celal Yıldırım

Artık hep birlikte benim için dilediğiniz tuzağı kurun, sonra da bana hiç süre tanımayın.

Diyanet İşleri

(54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın."

Diyanet İşleri (eski)

(54-57) Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz' dediler. Hud: 'Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır' dedi.

Diyanet Vakfi

«O'ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«O'ndan başka herşeyden uzağım, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra hiç bekletmeyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(54-55) Biz yalnız "herhalde Tanrılarımızın bazısı seni fena çarpmış." deriz. Hud: "Ben Allah'ı şahit gösteriyorum, siz de şahit olun ki, ben ondan başka, ona ortak koştuklarınızdan hiçbirini tanımıyorum; artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra da bana bir an bile süre tanımayın!

Elmalılı Hamdi Yazır

(54-55) Yalnız deriz ki her halde ilahlarımızın ba'zısı seni fena çarpmış, dedi ki: işte ben Allahı işhad ediyorum siz de şahid olun, işte ben ondan başka koştuğunuz şeriklerin hiç birini tanımıyorum, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana bir lahza müsade de etmeyin.

Erhan Aktaş

"Haydi, hiç zaman kaybetmeden bana istediğiniz tuzağı kurun."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Haydi, hiç zaman kaybetmeden bana istediğiniz tuzağı kurun."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Haydi, hiç zaman kaybetmeden bana istediğiniz tuzağı kurun.".

Fizilal-il Kuran

Siz ve Allah dışında O'na ortak koştuğunuz ilahlar hep birlikte bana istediğiniz tuzağı kurunuz, sonra da bana hiç mühlet vermeyiniz.

Gültekin Onan

"O'nun dışındaki (tanrılardan). Artık siz bana, toplu olarak dilediğiniz tuzağı kurun, sonra bana süre tanımayın."

Hamdi Döndüren

“Allah’ın dışında, artık bana hepiniz tuzak kurun. Bundan sonra bana bir süre de vermeyin!”

Hasan Basri Çantay

(54-55) Biz "Tanrılarımızdan kimi seni fena çarpmış" (demekden) başka (bir şey) söylemeyiz. (Hud) dedi: "Allahı hakıyki şahid gösteririm ve siz de şahid olun ki ben sizin Allahı bırakıb da Ona ortak tutmakda devam etdiğiniz şeylerden kat'iyyen uzağım. Artık bana topyekun istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana mühlet de vermeyin".

Hasib Asutay

Ondan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Artık hepiniz bana tuzak kurun; sonra bana mühlet vermeyin.

Hayrat Neşriyat

(54-55) '(Biz senin hakkında) ancak: 'İlâhlarımızdan bazısı seni fenâ çarpmış’ diyoruz.' (Hûd) dedi ki: 'Şübhesiz ben (ise) Allah’ı şâhid tutuyorum; (siz de) şâhid olun ki doğrusu ben, sizin O’nu (Allah’ı) bırakıp da şirk koşmakta olduğunuz şeylerden uzağım! Artık (isterseniz) hep berâber bana tuzak kurun; sonra (da) bana hiç mühlet vermeyin!'

İbni Kesir

Hepiniz birlikte tuzak kurun bana. Sonra da hiç müsade etmeyin.

Mehmet Okuyan

Biz ‘İlahlarımızdan biri seni fena hâlde çarpmış!’ demekten başka bir söz söylemiyoruz.” (Hud ise) şöyle demişti: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nun peşi sıra ortak koştuklarınızdan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana zaman tanımayın!

Muhammed Esed

yani, O'ndan başkalarını! Haydi, bana karşı topunuz (istediğiniz kadar) tuzak kurun, elinizden geleni ardınıza komayın!

Mustafa İslamoğlu

(tabii ki) Allah dışındaki... Haydi artık topunuz bana tuzak kurun; sonra da bana soluk aldırmayın!

Ömer Nasuhi Bilmen

«O'nun gayrı, artık bana karşı istediğiniz mekr ve hileyi cümleten yapınız, sonra bana asla bakmayınız.»

Ömer Öngüt

“O'nu bırakıp da (şirk koştuğunuz şeylerin hepsinden uzağım). Hepiniz birlikte bana dilediğiniz tuzağı kurun, sonra da bana hiç süre tanımayın. ”

Suat Yıldırım

(54-56) "Galiba tanrılarımızdan biri seni pek fena çarpmış!" demekten başka bir şey söyleyemeyiz. Hûd dedi ki: "Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki: ben sizin Allah’a şerik koştuklarınızdan hiç birini tanımıyorum. Artık hepiniz toplanın, bana istediğiniz tuzağı kurun, hiç göz açtırmayın, hiç süre tanımayın. Ben benim de, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayanıp güvendim. Hiç bir canlı yoktur ki mukadderatı O’nun elinde olmasın. Rabbim elbette tam istikamet üzeredir."

Süleyman Ateş

O(Allah)'dan başka (taptığınız tanrılardan). Haydi hepiniz bana tuzak kurun, sonra bana hiç göz açtırmayın (elinizden ne gelirse yapın)!"

Süleymaniye Vakfı

Allah ile aranıza koyduklarınızdan… Haydi, hep birlikte bana oyun kurun. Sonra da hiç göz açtırmayın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Allah ile aranıza koyduklarınızdan uzağım. Haydi, hep birlikte bana tuzak kurun. Hiç göz açtırmayın."

Şaban Piriş

O'ndan başka bana tüm tuzağınızı kurun. Göz açtırmayın, dedi.

Tefhim-ul Kuran

«O'nun dışındaki (tanrılardan). Artık siz bana, toplu olarak dilediğiniz tuzağı kurun, sonra bana süre de tanımayın.»

Ümit Şimşek

'Ondan başka kulluk ettiklerinizin hepsinden uzağım. Haydi, hepiniz birden bana kuracağınız tuzağı kurun; mühlet de tanımayın.

Yaşar Nuri Öztürk

"Allah dışındaki tanrılarınızdan uzağım. Hadi, hep birlikte bana tuzak kurun, bana hiç göz açtırmayın."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ondan başqa tapındıqlarınızın hamısından uzağam. Hamılıqla mənə qarşı hiylə qurun və mənə heç möhlət də verməyin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bircə Ondan (Allahdan) başqa! (Yalnız Ona ibadət edirəm). İndi hamılıqla mənə qarşı nə hiylə qurursunuzsa, qurun və mənə heç möhlət də verməyin!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

denen ihr an Gottes statt dient. Schmiedet alle zusammen eure Pläne gegen mich und schreitet unverzüglich zur Tat!

Almanca — Der Edle Quran

außer Ihm. So schmiedet alle gegen mich eure List und gewährt mir hierauf keinen Aufschub!

Almanca — M. A. Rassoul

außer Ihm; so schmiedet denn Pläne gegen mich, ihr alle, und gewährt mir keine Frist.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihm gegenüber! Also führt eure List gegen mich durch, allesamt, dann gewährt mir dabei keine Zeit.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

" I am innocent Also, of all those whom you invoke besides Allah", wherefore I defy you all, you and your gods, to plot and scheme against me and to do all you can and give me no respite. "

Abdul Haleem

So plot against me, all of you, and give me no respite.

Abdullah Yusuf Ali

"Other gods as partners! so scheme (your worst) against me, all of you, and give me no respite.

Abul A'la Maududi

others than Him in His divinity. So conspire against me, all of you, and give me no respite.

Aisha Bewley

So scheme against me, all of you together, and then grant me no respite.

Al-Hilali & Khan

With Him (Allâh). So plot against me, all of you, and give me no respite.

Ali Quli Qarai

besides Him. Now try out your stratagems against me, together, without granting me any respite.

Amatul Rahman Omar

`Apart from Him, so you and all (your gods) together devise concerted plans against me and give me no respite.

Arthur John Arberry

apart from Him; so try your guile on me, all together, then you shall give me no respite.

Bijan Moeinian

"There is no god beside Him. Now do whatever you want to me."

E. Henry Palmer

'Plot then against me altogether, and give me no delay.

Edip-Layth

"-- besides Him, so scheme against me all of you, then do not give me respite."

George Sale

besides Him. Do ye all therefore join to devise a plot against me, and tarry not;

Hamid S. Aziz

We say nothing but that, perhaps, some of our gods have possessed you with madness. " Said he, "Verily, I call Allah to witness, and do you bear witness too, that I am free from ascribing to (or associating with) Him,

Mahmoud Ghali

Apart from Him; so (devise) plotting against me, altogether; thereafter do not respite me.

Marmaduke Pickthall

Beside Him. So (try to) circumvent me, all of you, give me no respite.

Mohamed Ahmed - Samira

Apart from Him. Contrive against me as much as you like, and give me no respite.

Muhammad Asad

beside Him! Contrive, then, [anything that you may wish] against me, all of you, and give me no respite!

Mustafa Khattab

with Him ˹in worship˺. So let all of you plot against me without delay!

Progressive Muslims

"Besides Him, so scheme against me all of you, then do not give me respite. "

Sahih International

Other than Him. So plot against me all together; then do not give me respite.

Sam Gerrans

“Besides Him; so scheme against me all together; then grant me no respite.

Shabbir Ahmed

"Get together, all of you and your gods besides Him. Make a firm decision against me and give me no respite."

Syed Vickar Ahamed

"Other gods as ‘partners’! So, all of you, plan (what you wish) against me, and give me no relief (or favors).

Taqi Usmani

besides Him. So, try your plans against me, all of you together, then give me no respite.

The Monotheist Group

"Besides Him, so plan against me all of you, then do not give me respite."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

en dehors de Lui. Rusez donc tous contre moi et ne me donnez pas de répit.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca ji bilî Xwedê, hûn tev li hemberî min fen û fûtên xwe bikin, paşê qet muhletê jî nedin min.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

buiten Hem om. Beraamt dan maar tezamen listen tegen mij en laat mij dan niet wachten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Spant dus allen tegen mij samen en draalt niet.

Hollandaca — Siregar

Naast Hem. Beraamt gezamenlijk een plan tegen mij en geeft mij vervolgens geen uitstel.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

вместо Него. Хитрите же против меня все [вы и ваши божества] (чтобы причинить мне зло), а потом не давайте мне отсрочки.

Rusça — Osmanov

помимо Него. Так ухищряйтесь, объединившись [с ними], против меня и не давайте мне отсрочки.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

vid Guds sida. Smid nu era onda planer mot mig utan att ge mig andrum!