Hud Suresi 16. Ayet — Elfaz
İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir.
1اُو۬لٰٓئِكَulāikebunlarİşaret Zamiri
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerdirİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3لَيْسَleyseolmayanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir
4لَهُمْlehumkendileri içinHarf-i Cer+Zamir
5فِيfīHarf-i Cer
6الْاٰخِرَةِl-āḣiratiahiretteMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
7اِلَّاillābaşka bir şeyHasr Edatı
8النَّارُn-nāruateştenMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak
9وَحَبِطَve HabiTave boşa gitmiştirBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibح ب طBoşa gitmek, sonuçsuz kalmak, yok olmak, işe yaramamak, yararsız olmak, boşa çıkmak, etkisiz hale gelmek. Çok yemek yemek, çok yemekten veya sağlıksız yemekler yemekten dolayı karında şişkinlik veya ağrı oluşması, kişinin işinin veya eyleminin geçersiz veya değersiz olması, bir işe yaramaması, bir şeyden uzak durmak, kaçınmak/sakınmak.
10مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11صَنَعُواSaneǔişledikleriMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibص ن عYapmak/yaratmak/inşa etmek, bir şeyi işlemek, beslemek, yetiştirmek. Sun'un - bir eylem, yapılan şey. Masna'un (çoğulu masani) - sarnıç, saray, kale, güzel bina, hisar. San'atun - yapma, yapma sanatı.
12فِيهَاfīhāoradaHarf-i Cer+Zamir
13وَبَاطِلٌve bāTilunve geçersizdirBağlaç+İsimب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak
14مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
15كَانُواkānūolduklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16يَعْمَلُونَyeǎ'melūneyapmaktaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat