(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

وَكُلًّا نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِ فُؤٰادَكَ وَجَاءَكَ فِي هٰذِهِ الْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرٰى لِلْمُؤْمِنِينَ

ve kullen neḳuSSu ǎleyke min enbā'i r-rusuli mā nuṧebbitu bihi fu'ādeke ve cā'eke fī hāƶihi l-Haḳḳu ve mev'ǐZetun ve ƶikrā li l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكُلًّاve kullenك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher şeyi
2نَقُصُّneḳuSSuق ص صİletmek, anlatmak/iletişim kurmak/hikaye etmek/nakletmek, birinin izini takip etmek, geri dönmek, misilleme yapmak, kesmek, ilişkili olmak, beyan etmek, bahsetmek. Qasasun - anlatı/hikaye, takip etme eylemi. Qisas - adil misilleme/kısas.anlatıyoruz
3عَلَيْكَǎleykesana
4مِنْmin-nden
5اَنْبَٓاءِenbā'iن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaberleri-
6الرُّسُلِr-rusuliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen resuller
7مَاolan
8نُثَبِّتُnuṧebbituث ب تSağlam/kararlı/sabit/kurulu olmak, bir yerde kalmak, yapmakta sebat etmek, devam etmek/dayanmak. Güçlendirmek/sağlamlaştırmak/pekiştirmek. Kararlılık, istikrar, sağlam yerleşmiş. Sağlam bir şekilde sabit kalan, sağlam, kararlı. Teyit etmek/kurmak, kararlı. Teyit, kurma. Teyit etmek, bağlı tutmak, hapsetmek, kısıtlamak (örneğin bir işi yapmaktan). Bir şeyi doğru veya geçerli kılmak, bir şeyi zorunlu kılmak, kalıcılık, kesinlik, kurulu olma durumu.sağlamlaştıracak
9بِهِbihionunla
10فُؤٰادَكَfu'ādekeف ا دKalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için söylendiğinde; coşku veya hevesle heyecanlanmak. Kalp, zihin/akıl, zihin keskinliği/açıklığı.kalbini
11وَجَاءَكَve cā'ekeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve sana gelmiştir
12فِي
13هٰذِهِhāƶihibunda
14الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekbir hak
15وَمَوْعِظَةٌve mev'ǐZetunو ع ظÖğüt vermek, nasihat etmek, vaaz vermek, tavsiyede bulunmak, uyarmak, ödül veya ceza bahsederek kalbi yumuşatması gereken şeyleri hatırlatmak, iyi tavsiye veya öğüt vermek, işlerin sonucunu hatırlatmak, tövbe ve ıslaha yönlendiren öğütler vermek.ve bir öğüt
16وَذِكْرٰىve ƶikrāذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekve bir uyarı
17لِلْمُؤْمِنِينَli l-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minler için

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Peygamberlere âit haberlerin hepsinden, gönlünü yatıştıracak olanlarını, sana hikâye ediyoruz ve bu kıssalarda, sana gerçek haberler, inananlara da öğüt ve ibret var.

Abdulkadir Gölpınarlı

Peygamberlere âit haberlerin hepsinden, gönlünü yatıştıracak olanlarını, sana hikâye ediyoruz ve bu kıssalarda, sana gerçek haberler, inananlara da öğüt ve ibret var.

Adem Uğur

Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini (tatmin ve) teskin edeceğimiz her haberi sana anlatıyoruz. Bunda sana gerçeğin bilgisi, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.

Ahmed Hulusi

Rasullerin haberlerinden her birini sana anlatmamızın sebebi anlayışını oturtmak içindir. . . Bu sureyle de sana hak bildirilmiş, iman edenlere hatırlatma ve öğüt (ders) verilmiştir.

Ahmet Tekin

Rasullerin karşılaştıkları sıkıntılı durumlardan bazılarını, senin aklını, kalbini peygamberlik görevini ifaya, eziyetlere tahammüle hazır hale getirecek, ihtiyatını ve cesaretini artıracak olanların hepsini sana kıssalarıyla anlatıyoruz. Bu sûrede sana doğru bilgiler anlatılıyor, mü’minlere de bir öğüt, bir uyarı, bir hatırlatma yapılıyor.

Ahmet Varol

Peygamberlerin haberlerinden kalbini sağlamlaştıracak her şeyi sana anlatıyoruz. Bunda sana hak ve mü'minlere öğüt ve uyarı geldi.

Ali Bulaç

Sana elçilerin haberlerinden -kalbini sağlamlaştıracak- doğru haberler aktarıyoruz. Bunda sana hak ve mü'minlere bir öğüt ve uyarı gelmiştir.

Ali Fikri Yavuz

Peygamberlerin haberlerinden kalbini kuvvetle tatmin edeceğimiz her haberi, sana hâdise olarak anlatıyoruz. Bu sûrede de sana hak, müminlere bir öğüt ve bir ihtar geldi.

Ali Rıza Safa

Elçilerin haberlerinden, senin yüreğini güçlendirecek her şeyi sana anlatıyoruz. Çünkü gerçek, sana bunda gelmiştir; inananlara öğüt ve öğreti olarak.

Bayraktar Bayraklı

Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini teskin edeceğimiz her haberi anlatıyoruz. Bunda sana gerçeğin bilgisi, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.

Bekir Sadak

Peygamberlerin baslarindan gecenlerden, sana anlattigimiz her sey, senin gonlunu pekistirmemizi saglar; sana bu belgelerle gercek; inanananlara da ogut ve hatirlatma gelmistir.

Celal Yıldırım

(İşte ey Muhammed !) Gelip gecen peygamberlerin olup biten bu haberlerinden senin kalbini yatıştırıp pekiştirecek kadarını sana anlattık. Bu sûrede de sana hak; mü'minlere öğüt ve (düşünüp gerçeği daha iyi kavrayabilmeleri için) hatırlatma gelmiştir.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

Diyanet İşleri (eski)

Peygamberlerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

Diyanet Vakfi

Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini (tatmin ve) teskin edeceğimiz her haberi sana anlatıyoruz. Bunda sana gerçeğin bilgisi, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatıştıracak olanlardan her türlüsünü sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda da sana bir hakikat, müminlere de bir öğüt ve ibret gelmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Peygamberlerin haberlerinden kalbini kuvvetlendireceğimiz her türlüsünü sana anlatıyoruz. Bu surede de sana gerçek, mü'minlere bir öğüt ve uyarı geldi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Peygamberlerin haberlerinden kalbini tesbit edeceğimiz her türlüsünü sana kıssa olarak anlatıyoruz, bu surede de sana hak ve mü'minlere bir mev'ıza ve tezkir geldi

Erhan Aktaş

Elçilerin haberlerinden, kalbini kuvvetlendirecek her şeyi sana anlatıyoruz. Bu hususta sana Hakk, Mü'minlere de öğüt ve hatırlatma geldi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Elçilerin haberlerinden, kalbini kuvvetlendirecek her şeyi sana anlatıyoruz. Bu hususta sana Hakk, müminlere de öğüt ve hatırlatma geldi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Elçilerin haberlerinden, kalbini kuvvetlendirecek olanları kıssa olarak sana anlatıyoruz. Bu hususta sana Hakk, müminlere de öğüt ve hatırlatma geldi.

Fizilal-il Kuran

Sana anlattığımız, önceki peygamberlerin hayatına ilişkin her olay, gönlünü ferahlatmayı ve azmini pekiştirmeyi amaçlıyor. Bu hikâyeler sana gerçeği ilettikleri gibi mü'minler için de öğüt ve hatırlatma niteliğindedirler.

Gültekin Onan

Sana elçilerin haberlerinden yüreğini (fuadek) sağlamlaştıracak doğru haberler aktarıyoruz. Bunda sana hak ve müminlere bir öğüt ve uyarı gelmiştir.

Hamdi Döndüren

Biz peygamberlerin haberlerinden, kalbini güçlendirecek olanların her birini sana anlatıyoruz. Bu sûrede sana gerçeğin bilgisi, mü’minlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.

Hasan Basri Çantay

Peygamberlerin haberlerinden — onunla kalbini (tatmin ve) tesbiit edeceğimiz — her çeşidini sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda, (bu sure ile) de sana hak ve mü'minlere bir öğüd ve bir muhtıra gelmişdir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini pekiştirecek her şeyi sana anlatıyoruz. Bunda sana hak, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Peygamberlerin haberlerinden, kendisi ile senin kalbini takviye edeceğimiz herşeyi sana anlatıyoruz. Bunda (bu sûrede) de sana hak ve mü’minlere bir nasîhat ve bir ihtar geldi.

İbni Kesir

Peygamberlerin haberlerinden hepsini senin kalbini bunlarla pekiştirmek için sana anlatıyoruz. Bununla sana hak, mü'minlere de öğüt ve nasihat geldi.

Mehmet Okuyan

Elçilerin haberlerinden senin kalbini pekiştireceğimiz her şeyi sana anlatıyoruz. Bunlarda sana gerçeğin bilgisi, müminlere de bir öğüt ve (gerçeği) hatırlatıcı (mesaj) gelmiştir.

Muhammed Esed

Ve böylece, elçilerin haberlerinden senin yüreğini güçlendirecek her şeyi sana anlatıyoruz. Öyle ki, bu kıssalarla hak ulaşıyor sana ve ayrıca müminlere de bir öğüt, bir hatırlatma.

Mustafa İslamoğlu

Bak, elçilerin haberlerinden senin gönlünü takviye edecek olan kısmını sana aktarmış bulunuyoruz. Bu haberlerin içerisinde, hem sana hakikat hem de mü'minlere bir öğüt ve uyarı ulaşmış olmaktadır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Peygamberlerin bütün haberlerinden kendisiyle kalbini tesbit edeceğimiz olanlarını sana hikaye ediyoruz. Ve bunda sana hak ve mü'minler için bir öğüt ve bir muhtıra gelmiştir.

Ömer Öngüt

Peygamberlerin haberlerinden sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar. Bunda da sana hak ve müminlere de bir öğüt ve uyarı gelmiştir.

Suat Yıldırım

Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini takviye edecek her şeyi sana anlatıyoruz. Bu sûrede de sana hak ve gerçek, müminlere de bir öğüt ve talimat gelmiştir.

Süleyman Ateş

Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini sağlamlaştıracak her şeyi sana anlatıyoruz. Bunda da sana hak ve inananlar için bir öğüt ve ibret gelmiştir.

Süleymaniye Vakfı

Elçilerin haberlerinden kalbini kararlı kılacak her şeyi sana tam olarak anlatıyoruz. Onlarda konuyla ilgili hakikatler, öğüt ve müminler için akılda tutulması gereken bilgiler vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçilerle ilgili olarak sana anlattığımız her haberle yüreğini pekiştiriyoruz. Bu yolla sana, bütünüyle gerçek, inanıp güvenenlere öğüt ve ibret olan şeyler anlatılmaktadır.

Şaban Piriş

Bizim sana her bir peygamberin haberini anlatmamız senin kalbini sağlamlaştırmak içindir. Bu konuda sana gerçek olan, güzel öğüt ve uyarı gelmiştir.

Tefhim-ul Kuran

Sana peygamberlerin haberlerinden -kalbini kendisiyle sağlamlaştıracak- doğru haberler aktarıyoruz. Bunda da sana hak ve mü'minlere bir öğüt ve uyarı gelmiştir.

Ümit Şimşek

Peygamberlerin haberlerinden senin kalbine sebat verecek kıssaları Biz sana anlatıyoruz. Bu kitapta da sana hakkın tâ kendisi, mü'minler için bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Resullerin haberlerinden, kendisiyle kalbini destekleyip sağlamlaştıracağımız her şeyi sana anlatıyoruz. Bunun içinde sana hak gelmiştir. Bunda, inananlar için bir öğüt ve hatırlatma da vardır.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Elçilərin xəbərlərindən hər birini sənə söyləyirik ki, bununla sənin ürəyini möhkəmləndirək. Bu ayələrdə sənə həqiqət, möminlərə də öyüd-nəsihət və xatırlatma vəhy edilmişdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diese Nachrichten über die Gesandten erzählen Wir dir, damit Wir deinem Herzen Halt geben. Darin ist dir die Wahrheit übermittelt worden, und darin liegt Belehrung und Ermahnung für die Gläubigen.

Almanca — Der Edle Quran

Alles berichten Wir dir von den Nachrichten über die Gesandten, womit Wir dein Herz festigen. Darin ist dir die Wahrheit zugekommen, und eine Ermahnung und Erinnerung für die Gläubigen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir berichten dir von den Geschichten der Gesandten, um dein Herz zu festigen. Und hierin ist die Wahrheit zu dir gekommen und eine Ermahnung und eine Erinnerung für die Gläubigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und alles berichten WIR dir von den Berichten über die Gesandten, um damit dein Herz zu festigen. Und darin kam zu dir die Wahrheit, Ermahnung und Erinnerung für dieMumin.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We relate to you O Muhammad these various narratives of the Messengers who were sent before you, representing their determined effort under difficulties to accomplish the necessary end. We narrate them to you to confirm your heart, do it good and strengthen it in purpose and action. In the recital of these facts, you shall find O Muhammad narratives with grace divine imbued, imparting the spirit of truth guiding into all truth, exhorting and reminding those whose hearts have been touched with the divine hand.

Abdul Haleem

So [Muhammad], We have told you the stories of the prophets to make your heart firm and in these accounts truth has come to you, as well as lessons and reminders for the believers.

Abdullah Yusuf Ali

All that we relate to thee of the stories of the messengers,- with it We make firm thy heart: in them there cometh to thee the Truth, as well as an exhortation and a message of remembrance to those who believe.

Abul A'la Maududi

(O Muhammad!) We narrate these anecdotes of Messengers to you that We may strengthen through them your heart. In these anecdotes come to you the truth, and an exhortation, and a reminder for the believers.

Aisha Bewley

We have given you all this news about the Messengers so We can make your heart firm by means of it. The truth has come to you in this and an admonishment and reminder to the muminun.

Al-Hilali & Khan

And all that We relate to you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) of the news of the Messengers is in order that We may make strong and firm your heart thereby. And in this (chapter of the Qur’an) has come to you the truth, as well as an admonition and a reminder for the believers.

Ali Quli Qarai

Whatever We relate to you of the accounts of the apostles are those by which We strengthen your heart, and there has come to you in this [sūrah] the truth and an advice and admonition for the faithful.

Amatul Rahman Omar

And all that We relate to you of the important news of the Messengers is to make your heart firm and strong thereby. And there has come to you, implied in these (news) the truth, an exhortation, and a reminder for the believers.

Arthur John Arberry

And all that We relate to thee of the tidings of the Messengers is that whereby We strengthen thy heart; in these there has come to thee the truth and an admonition, and a reminder to the believers.

Bijan Moeinian

I tell you about the previous prophets to strengthen your belief. Here You have received the truth and enlightenments to be reminders for the believers.

E. Henry Palmer

And all that we relate to thee of the stories of the apostles is what will establish thy heart: and herein has the truth come to thee, and an admonition and a reminder to the believers.

Edip-Layth

All the news of the messengers that we relate to you is to strengthen your heart. In this has come to you the truth and a lesson and a reminder for those who acknowledge.

George Sale

The whole which we have related of the histories of our apostles do we relate unto thee, that we may confirm thy heart thereby; and herein is the truth come unto thee, and an admonition, and a warning unto the true believers.

Hamid S. Aziz

Save those on whom your Lord has had mercy. For this did He create them. And the Word of your Lord is fulfiled, "Verily, I will surely fill hell with Jinns and Mankind altogether."

Mahmoud Ghali

And all (that) We narrate to you of the tidings (i. e., information accounts) of the Messengers is that whereby We make firm your heart sight (Or: perception). And in these there has come to you the Truth, and an admonition, and Reminding to the believers.

Marmaduke Pickthall

And all that We relate unto thee of the story of the messengers is in order that thereby We may make firm thy heart. And herein hath come unto thee the Truth and an exhortation and a reminder for believers.

Mohamed Ahmed - Samira

The histories of apostles that We relate to you are (meant) to strengthen your heart. Through them has the truth come to you, and guidance, and reminder to those who believe.

Muhammad Asad

AND [remember:] out of all the accounts relating to the [earlier] apostles We convey unto thee [only] that wherewith We [aim to] make firm thy heart: for through these [accounts] comes the truth unto thee, as well as an admonition and a reminder unto all believers.

Mustafa Khattab

And We relate to you ˹O Prophet˺ the stories of the messengers to reassure your heart. And there has come to you in this ˹sûrah˺ the truth, a warning ˹to the disbelievers˺, and a reminder to the believers.

Progressive Muslims

And from each We relate to you the news of the messengers with which We strengthen your heart. In this has come to you the truth and a lesson and a reminder for the believers.

Sahih International

And each [story] We relate to you from the news of the messengers is that by which We make firm your heart. And there has come to you, in this, the truth and an instruction and a reminder for the believers.

Sam Gerrans

And all We relate to thee from the reports of the messengers is that whereby We make firm thy heart. And there has come to thee in this the truth, and an admonition, and a reminder for the believers.

Shabbir Ahmed

And (O Messenger), all that We relate to you of the history of some Messengers, is in order to strengthen your heart. Although through these accounts the Truth comes to you, but it is also meant to be an enlightenment and Reminder for all believers in this Divine Writ.

Syed Vickar Ahamed

All that We reveal to you (O Muhammad) from the stories of the messengers— With it We strengthen (and affirm) your heart: And in them comes to you the Truth, with a strong warning and a message to remember for those who believe.

Taqi Usmani

We narrate to you all such stories from the events of the messengers as We strengthen your heart therewith. And in these (stories) there has come to you the truth, a good counsel and a reminder to those who believe.

The Monotheist Group

And We tell to you from the news of the messengers with which We strengthen your heart. In this has come to you the truth and a lesson and a reminder for the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et tout ce que Nous te racontons des récits des messagers, cʹest pour en raffermir ton cœur. Et de ceux-ci tʹest venue la vérité ainsi quʹune exhortation et un rappel aux croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Em ji hewadîsên pêxemberan ji te re dibêjin da ku em pê dilê te rihet bikin. Di van (qiseyan) de ji te re heqî hat û ji bawermendan re jî şîret û bîranîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Al de berichten over de gezanten die Wij jou vertellen zijn om jouw hart te versterken en de waarheid komt daarin tot jou en een aansporing en een vermaning voor de gelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Alles wat wij van de geschiedenissen der gezanten hebben verhaald, vertellen wij u, opdat daardoor uw hart moge bevestigd worden; en daardoor is de waarheid tot u gekomen en tevens eene waarschuwing en eene vermaning voor de ware geloovigen.

Hollandaca — Siregar

En Wij vertellen jou alle geschiedenissen van de Boodschappers, waarmee Wij jouw hart versterken. En daarin is tot jou de Waarheid gekomen, en een onderricht en een lering voor de gelovigen.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

И Мы рассказываем тебе из вестей о [прежних] посланниках все то, чем укрепляем твое сердце. И с этими [рассказами] к тебе пришли и истина, и увещевание, и наставление для [всех] верующих.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

AV berättelserna om (de tidigare) sändebuden har Vi låtit dig veta allt det som kan stärka (tron i) ditt hjärta; med det har sanningen nått dig och en förmaning och en påminnelse till de troende.