Yunus Suresi 90. Ayet — Elfaz
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi.
1وَجَاوَزْنَاve cāveznāve geçirdikBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Mufâ'ale Bâbıج و زBir yerden geçmek veya bir yer boyunca ilerlemek, geride bırakmak (bir yeri), bir yerden geçmek, bir yeri geçmek veya çaprazlamak, bir yerin ötesine geçmek, uygun sınırı/limiti/ölçüyü aşmak, aşırı/müsrif/ölçüsüz olmak, kabul edilebilir (doğru veya sağlam veya geçerli veya yasal olarak geçmek), bir yargı veya görüş oluşturmak, vermek, temizlemek, gevşetmek veya hafifletmek, göz yummak.
2بِبَنِيbi benīoğullarınıHarf-i Cer+İsimب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
3إِسْرَٓاءِيلَisrāīleİsrailÖzel İsim
4الْبَحْرَl-baHradenizdenMarife (Belirlilik Takısı)+İsimب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin
5فَاَتْبَعَهُمْfe etbeǎhumonların peşlerine düştülerBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
6فِرْعَوْنُfir'ǎvnuFiravunÖzel İsim
7وَجُنُودُهُve cunūduhuve askerleri deBağlaç+İsim+Zamirج ن دOrduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].
9وَعَدْوًاve ǎdvenve düşmanlıklaBağlaç+İsimع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek
10حَتّٰٓىHattāsonundaİbtida (Başlangıç) Edatı
11اِذَٓاiƶāzamanZaman Zarfı
12اَدْرَكَهُedrakehuonu yakaladığıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıد ر كTakip etmek, izlemek, yakından takip etmek.
14قَالَḳāledediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
15اٰمَنْتُāmentuiman ettimMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahde · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
16اَنَّهُennehuelbetteHarf-i Nasb+Zamir
17لَاlāolmadığınaHarf-i Nefi
19اِلَّاillābaşkaHasr Edatı
20الَّذِيelleƶīkimsedenİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
21اٰمَنَتْāmenetiman ettiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
22بِهِbihikendisineHarf-i Cer+Zamir
23بَنُٓواbenūoğullarınınİsimب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
24اِسْرَٓاءِيلَisrāīleİsrailÖzel İsim
25وَاَنَا۬ve enāve ben deBağlaç+Zamir
26مِنَmineHarf-i Cer
27الْمُسْلِمِينَl-muslimīneMüslümanlardanımMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsimس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak