Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّا اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔا اِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ

ve mā yettebiǔ ekṧeruhum illā Zennen inne Z-Zenne lā yuğnī mine l-Haḳḳi şey'en inne (a)llahe ǎlīmun bimā yef'ǎlūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2يَتَّبِعُyettebiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekuymamaktadır
3اَكْثَرُهُمْekṧeruhumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.onların çoğu
4اِلَّاillābaşkasına
5ظَنًّاZennenظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.zandan
6اِنَّinneşüphesiz
7الظَّنَّZ-Zenneظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.zan ise
8لَا
9يُغْنِيyuğnīغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettikazandırmaz
10مِنَmine
11الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek açısından
12شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir şey
13اِنَّinneşüphesiz
14اللّٰهَ(a)llaheAllah
15عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmektedir
16بِمَاbimāşeyleri
17يَفْعَلُونَyef'ǎlūneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumonların yaptıkları

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların çoğu, ancak zanna kapılmışlardır. Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz. Şüphe yok ki Allah, onlar ne yapıyorlarsa hepsini bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onların çoğu, ancak zanna kapılmışlardır. Şüphe yok ki zan, gerçek karşısında hiçbir şeye yaramaz. Şüphe yok ki Allah, onlar ne yapıyorlarsa hepsini bilir.

Adem Uğur

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.

Ahmed Hulusi

Onlardan çoğunluğunun tabi olduğu, varsandıklarıdır! Muhakkak ki varsayım, gerçeğin yerini tutmaz! Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarını (Esma'sıyla hakikatleri olarak) Bilen'dir.

Ahmet Tekin

Onların çoğu sadece zanla, tahminle karar verdikleri şeylere uyarlar. Halbuki zan, hiçbir şekilde hakkın, Allah’tan gelen vahyin, ilmin yerini tutmaz. Allah onların sergilemeye devam ettikleri davranışlarını biliyor.

Ahmet Varol

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymamaktadır. Zan ise gerçek açısından bir şey kazandırmaz. Allah onların yaptıklarını bilmektedir.

Ali Bulaç

Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.

Ali Fikri Yavuz

Kâfirlerin çoğu, sırf kuru bir zan ardında gider. Fakat zan, gerçekten hiç bir şey ifade etmez. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını tamamen bilmektedir.

Ali Rıza Safa

Onların çoğu yalnızca yakıştırıyor. Aslında, yakıştırmak, gerçek hakkında hiçbir yarar sağlamaz. Kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir.

Bekir Sadak

Onlarin cogu zanna uyarlar; gercekte ise zan, hakikat karsisinda bir sey ifade etmez. Allah, yaptiklarini suphesiz bilir.

Celal Yıldırım

Çoğu ancak zanna uyarlar; doğrusu zan haktan yana hiçbir anlam taşımaz (onun yerine hiçbir zaman geçmez). Şüphesiz ki Allah onların yapageldiklerini çok iyi bilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların çoğu sadece zanna uyuyor. Oysa zan hiçbir şekilde gerçek ve kesin bilginin yerini tutamaz. Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir!

Diyanet İşleri

Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri (eski)

Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.

Diyanet Vakfi

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber onların çoğu, sadece bir zan peşinde gider, ama zan gerçek adına hiçbir şey ifade etmez! Şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını çok iyi biliyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih ekserisi sırf bir zan ardında gider fakat zan, hakdan hiç bir şey ifade etmez, her halde Allah, onların ne yaptıklarını bilib duruyor

Erhan Aktaş

Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Kuşkusuz zan hakkın yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

Fizilal-il Kuran

Onların çoğu sadece zayıf bilgiye, zanna dayanıyor. Oysa zan, zayıf bilgi, gerçeğin bir noktasının bile yerini tutamaz. Hiç şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını bilir.

Gültekin Onan

Onlann çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Tanrı, onların işlemekte olduklarını bilendir.

Hamdi Döndüren

Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymuyorlar! Ancak zan, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını, çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

Onların çoğu (kupkuru bir) zandan başkasına tabi' olmaz. Hakıykatde zan ise hakdan hiç bir şey'in yerini tutmaz. Şübhesiz ki Allah, onlar ne işlerlerse kemaliyle bilendir.

Hasib Asutay

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Gerçekten zan haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını hakkıyla bilendir.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki onların çoğu, zandan başka bir şeye tâbi' olmaz. Elbette zan, haktan(ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz! Şübhesiz ki Allah, onlar ne yaparlarsa hakkıyla bilendir.

İbni Kesir

Onların çoğu, sadece zanna tabi olurlar. Şüphe yok ki zann, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Doğrusu Allah, onların bütün işlediklerini bilendir.

Mehmet Okuyan

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah onların yapmakta olduklarını bilendir.

Muhammed Esed

Onların çoğu sadece zanna uymaktadırlar. Oysa, zan hiçbir şekilde hakkın yerini tutamaz. Gerçek şu ki, Allah onların yaptıklarını bütünüyle bilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Bir de, onların çoğu sadece zannın peşine takılırlar. Oysa ki hiç bir zan, insanı hakikatten hiçbir şekilde müstağni kılmaz. Elbette Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onların ekserisi zandan başka bir şeye tâbi olmaz. Zan ise şüphe yok ki, hiçbir şey ile haktan müstağni kılamaz. Allah Teâlâ ise muhakkak ki, ne yaptıklarını tamamıyla bilicidir.

Ömer Öngüt

Onların çoğu zanna uyarlar. Gerçekte ise zan hakikat karşısında hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarının tamamını bilmektedir.

Suat Yıldırım

Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Halbuki zan asla gerçeğin yerini tutamaz. Allah onların bütün yaptıklarını hakkıyla bilir.

Süleyman Ateş

Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymuyorlar. Zan ise gerçekten hiçbir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların ne yaptıklarını bilir.

Süleymaniye Vakfı

Onların çoğu varsayımlarının peşinden giderler. Oysa varsayım, gerçeğin yerini hiçbir şekilde tutmaz. Allah, onların yaptıklarını bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların çoğu, sadece kendi varsayımlarının peşine takılırlar. Varsayım, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz. Allah, onların ne yaptıklarını bilir.

Şaban Piriş

Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını bilendir.

Tefhim-ul Kuran

Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.

Ümit Şimşek

Onların çoğu bir zanna kapılmıştır, o kadar. Zan ise asla gerçeğin yerini tutmaz. Onların neler işleyip durduğunu hiç şüphesiz Allah biliyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların çoğu sanıdan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını iyice bilmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların əksəriyyəti ancaq zənnə qapılır. Şübhəsiz ki, zənn həqiqəti heç cür əvəz edə bilməz. Allah onların nə etdiklərini bilir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların əksəriyyəti ancaq zənnə uyar, zənn isə əsla həqiqət ola bilməz. Allah nələr etməkdə olduğunuzu biləndir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die meisten von ihnen folgen lediglich Mutmaßungen. Wahrlich, Mutmaßungen taugen im Hinblick auf die Wahrheit nichts. Gott weiß genau, was sie tun.

Almanca — Der Edle Quran

Und die meisten von ihnen folgen nur Mutmaßungen. Aber Mutmaßungen nützen nichts gegenüber der Wahrheit. Gewiß, Allah weiß Bescheid über das, was sie tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und nichts folgen die meisten von ihnen außer einer Spekulation. Doch das Spekulieren ersetzt nichts von der Wahrheit. Gewiß, ALLAH ist allwissend über das, was sie tun.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Most of them only follow the false suppositions and the incitement arising from the state of their minds and feeling. An opinion offered on insufficient presumptive evidence cannot override the truth nor overrule it; Allah is 'Alimun (Omniscient) of all that they do.

Abdul Haleem

Most of them follow nothing but assumptions, but assumptions can be of no value at all against the Truth: God is well aware of what they do.

Abdullah Yusuf Ali

But most of them follow nothing but fancy: truly fancy can be of no avail against truth. Verily Allah is well aware of all that they do.

Abul A'la Maududi

Most of them only follow conjectures; and surely conjecture can be no substitute for truth. Allah is well aware of whatever they do.

Aisha Bewley

Most of them follow nothing but conjecture. Conjecture is of no use whatsoever against the truth. Allah most certainly knows what they are doing.

Al-Hilali & Khan

And most of them follow nothing but conjecture. Certainly, conjecture can be of no avail against the truth. Surely, Allâh is All-Aware of what they do.

Ali Quli Qarai

Most of them just follow conjecture; indeed conjecture is no substitute for the truth. Indeed Allah knows best what they do.

Amatul Rahman Omar

And most of them follow nothing but mere conjecture whereas, by no means, can a conjecture do away with the need of the truth. The fact is, Allâh is Well-Aware of what they do.

Arthur John Arberry

And the most of them follow only surmise, and surmise avails naught against truth. Surely God knows the things they do.

Bijan Moeinian

The fact of the matter is, most of them base their lives on false assumptions. Such assumptions then cannot guide them to the truth [and they are led to evil deeds] and God is aware of their evil deeds.

E. Henry Palmer

But most of them follow only suspicion; verily, suspicion does not avail against the truth at all; verily, God knows what they do.

Edip-Layth

Most of them only follow conjecture. While conjecture does not avail against the truth in anything. God is knower of what they do.

George Sale

And the greater part of them follow an uncertain opinion only; but a mere opinion attaineth not unto any truth. Verily God knoweth that which they do.

Hamid S. Aziz

Say, "Is there any of your associates who guides unto the truth?" Say, "Allah guides unto the truth. " Is then He who guides unto the truth more worthy to be followed, or he that guides not except he is himself guided? What ails you then, how judge you?

Mahmoud Ghali

And in no way do most of them ever follow anything except surmise; surely surmise avails nothing against the Truth. Surely ? Allah is Ever-Knowing of whatever they perform.

Marmaduke Pickthall

Most of them follow not but conjecture. Assuredly conjecture can by no means take the place of truth. Lo! Allah is Aware of what they do.

Mohamed Ahmed - Samira

Many of them follow nothing but illusion; yet illusion cannot replace the reality. God verily knows what they do.

Muhammad Asad

For, most of them follow nothing but conjecture: [and,] behold, conjecture can never be a substitute for truth. Verily, God has full knowledge of all that they do.

Mustafa Khattab

Most of them follow nothing but ˹inherited˺ assumptions. ˹And˺ surely assumptions can in no way replace the truth. Allah is indeed All-Knowing of what they do.

Progressive Muslims

Most of them only follow conjecture. While conjecture does not avail against the truth in anything. God is aware of what they do.

Sahih International

And most of them follow not except assumption. Indeed, assumption avails not against the truth at all. Indeed, Allah is Knowing of what they do.

Sam Gerrans

And most of them follow only assumption; assumption avails nothing against the truth. God knows what they do.

Shabbir Ahmed

The majority of the people follow nothing but conjecture. Surely, conjecture can never at all be a substitute for the Truth. Allah is Knower of how they act (and forge).

Syed Vickar Ahamed

And most of them follow nothing but (their) wishes: Truly, wishes can be of no use against Truth. Surely, Allah is well aware of all that they do.

Taqi Usmani

Most of them follow nothing but conjectures. Surely, conjectures are of no avail in the matter of truth at all. Certainly, Allah is fully aware of what they do.

The Monotheist Group

Most of them only follow conjecture. While conjecture does not avail against the truth in anything. God is aware of what they do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et la plupart dʹentre eux ne suivent que conjecture. Mais, la conjecture ne sert à rien contre la vérité! Allah sait parfaitement ce quʹils font.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Pirên wan ji gumanê pê ve nadin pey tiştekî din, bi rastî guman mirov ji heqiyê bêminet nake. Bêguman Xwedê, bi ya ku ew dikin baş dizane.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De meesten van hen volgen slechts een vermoeden, maar vermoeden baat tegen de waarheid niets. God weet wat zij doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het grootste gedeelte hunner volgt slechts eene onzekere meening; maar eene meening vervangt de waarheid geenszins. Waarlijk, God weet wat zij doen.

Hollandaca — Siregar

En de meesten van hen volgen niets dan een vermoeden. Voorwaar, het onzekere heft de Waarheid niet op. Voorwaar, Allah weet wat zij doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И большинство их [этих многобожников] (в своем обожествлении идолов и в убеждении, что они приближают их к Аллаху) следуют только за предположением. Поистине, предположение нисколько не заменит даже и части истины. Поистине, Аллах знает то, что они [эти многобожники] делают [какое неверие они совершают]!

Rusça — Osmanov

Большинство многобожников - в плену своих догадок. Но ведь догадки никак не могут заменить истину. Воистину, Аллах ведает о том, что они творят.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De flesta av dem lyssnar bara till antaganden; men antaganden kan aldrig bli en ersättning för sanningen. Gud har full kännedom om vad de gör.