(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ

İhdinā S-SirāTa l-musteḳīme / SirāTa (e)lleƶīne en'ǎmte ǎleyhim ğayri l-meğDūbi ǎleyhim ve lā D-Dāllīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِهْدِنَاİhdināه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.bizi ilet
2الصِّرَاطَS-SirāTaص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.yola
3الْمُسْتَقِيمَl-musteḳīmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdoğru
1صِرَاطَSirāTaص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.yoluna
2الَّذِينَ(e)lleƶīneonlar ki
3اَنْعَمْتَen'ǎmteن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.ni'met, mutluluk verdin
4عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerlerine
5غَيْرِğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmayan, olmadan
6الْمَغْضُوبِl-meğDūbiغ ض بöfke/gazap/sertlik, hoşnutsuzluk, kızgınlık, çabuk sinirlenen, tutku, yoğun/derin kızarıklıkgazabedilmiş olanların
7عَلَيْهِمْǎleyhimkendilerine
8وَلَاve lāve değil
9الضَّالِّينَD-Dāllīneض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.şaşırmışların, sapmışların

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

nimetlendirdiğin kişilerin yolunu; gazaba uğramışların da değil, sapıkların da

Abdulkadir Gölpınarlı

nimetlendirdiğin kişilerin yolunu; gazaba uğramışların da değil, sapıkların da

Adem Uğur

Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!

Ahmed Hulusi

Ki o, in'amda bulunduklarının (nefslerinin hakikati olan Allah Esma'sına iman edip, ondaki kuvvelerin farkındalığını yaşayanların) yoluna. . . Gazabına uğrayanların (alemlerin ve nefsinin hakikatini göremeyip benlikleriyle kayıtlananların) Ve (Hakikatten - Vahid-ül AHAD üs Samed olan Allah ismiyle işaret edilen, anlayışından) saparak şirk koşanların yoluna değil.

Ahmet Tekin

Gazabına uğrayan zâlimlerin, âsilerin, dinine, Kur’ân’ına düşmanlık edenlerin, zalimleri, yahudilerin; başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşıp dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edenlerin, cahillerin, hristiyanların doğruluğu, muhkemliği, güvenliği olmayan yolundan bizi uzak tut Allahım.

Ahmet Varol

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Gadaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.

Ali Bulaç

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine, (fazlından ve ihsanından) nimet verdiğin kimselerin (Peygamberlerle velilerin) yoluna (hakkı kabul etmeyip küfre vardıklarından) gazâba uğrayanların ve sapıklarınkine değil... (Amin= Kabul buyur, Allah’ım!...)

Ali Rıza Safa

"Nimet verdiklerinin yoluna... Öfkeye uğrayanların ve sapkınların değil!"

Bayraktar Bayraklı

gazaba uğramışların ve sapıkların yoluna değil!

Bekir Sadak

Nimete erdirdigin kimselerin yoluna; gazaba ugrayanlarin, ya da sapitanlarin yoluna degil. *

Celal Yıldırım

Nîmetine erdirdiğin kimselerin yoluna... Gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da, dalâlete sapmışların yoluna da değil!

Diyanet İşleri

(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

Diyanet İşleri (eski)

Nimete erdirdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğrayanların, ya da sapıtanların yoluna değil.

Diyanet Vakfi

Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O kendilerine nimet verdiğin mesutların yoluna! Ne o gazap olunanların ne de sapkınların!

Elmalılı Hamdi Yazır

O kendilerine in'am ettiğin mes'utların yoluna. Ne o gadap olunanların ne de sapgınların

Erhan Aktaş

Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.

Fizilal-il Kuran

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.

Gültekin Onan

(6-7) Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışların değil.

Hamdi Döndüren

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil!

Hasan Basri Çantay

(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine ni'met verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil.

Hasib Asutay

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.

Hayrat Neşriyat

Kendilerine ni'met verdiğin kimselerin yoluna; gazab edilmiş olanların ve dalâlete düşenlerin (yoluna) değil! (Âmîn!)

İbni Kesir

Nimete erdirdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerinkine değil.

Mehmet Okuyan

Bizi doğru yola, nimet verdiklerinin yoluna ulaştır; gazaba uğratılmışların ve sapkınların (yoluna) değil.

Muhammed Esed

Nimet bahşettiklerinin yoluna; gazab(ın)a uğrayanların ve sapkınlarınkine değil!

Mustafa İslamoğlu

Nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil!

Ömer Nasuhi Bilmen

(6-7) Bizleri doğru yola hidâyet et, o kendilerine in'am etmiş olduğun zâtların yoluna ilet, gazaba uğramışların ve sapık bulunmuşların yoluna değil.

Ömer Öngüt

Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna eriştir. Gadaba uğramış ve sapmış olanların yoluna değil.

Suat Yıldırım

Nimet ve lütfuna nail ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.

Süleyman Ateş

ni'met verdiğin kimselerin yoluna. Kendilerine gazabedilmiş olanların ve sapmışların yoluna değil. (ya Rabbi)!

Süleymaniye Vakfı

Nimet verdiğin kimselerin yoluna; öfkeni hak etmemiş ve sapıtmamış olanların yoluna!(Amin)

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mutluluk verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğramamış ve sapıtmamış olanların yoluna. (Amin)

Şaban Piriş

(6-7) Bizi doğru yola, nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapanların değil..

Tefhim-ul Kuran

(6-7) Bizi dosdoğru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil.

Ümit Şimşek

Kendilerine nimetler verdiğin kullarının yoluna ilet. Gazabına uğramış, yahut sapmış olanların yoluna değil.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

nemət bəxş etdiyin şəxslərin yoluna, qəzəbə uğramışların və azmışların yoluna yox!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Neʼmət verdiyin kəslərin yoluna! Qəzəbə düçar olmuşların və (haqdan) azmışların (yoluna) yox!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

den Weg derer, denen Du die Gnade (des wahren Glaubens) erwiesen hast und nicht derer, die sich Deinen Zorn zugezogen haben und in die Irre gegangen sind!

Almanca — Der Edle Quran

den Weg derjenigen, denen Du Gunst erwiesen hast, nicht derjenigen, die (Deinen) Zorn erregt haben, und nicht der Irregehenden!

Almanca — M. A. Rassoul

den Weg derer, denen Du Gnade erwiesen hast, nicht (den Weg) derer, die(Deinen) Zorn erregt haben, und nicht (den Weg) der Irregehenden.

Almanca — Muhammad Zaidan

den Weg derer, denen DU Wohlergehen hast zuteil werden lassen, die weder vom Zorn geplagt werden noch abgeirrt sind!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The path where those You guided were covered and protected by Your gracious wing, not the path of those who came within the measure of Your wrath, nor the path of those lost in a maze.

Abdul Haleem

the path of those You have blessed, those who incur no anger and who have not gone astray.

Abdullah Yusuf Ali

The way of those on whom Thou hast bestowed Thy Grace, those whose (portion) is not wrath, and who go not astray.

Abul A'la Maududi

The way of those whom You have favoured, who did not incur Your wrath, who are not astray.

Aisha Bewley

the Path of those You have blessed, not of those with anger on them, nor of the misguided.

Al-Hilali & Khan

The Way of those on whom You have bestowed Your Grace[1] , not (the way) of those who earned Your Anger [2] (i.e. those who knew the Truth, but did not follow it) nor of those who went astray (i.e. those who did not follow the Truth out of ignorance and error). [3], [4]

Ali Quli Qarai

the path of those whom You have blessed —such as have not incurred Your wrath, nor are astray.

Amatul Rahman Omar

The path of those on whom You have bestowed (Your) blessings, those who have not incurred (Your) displeasure, and those who have not gone astray.

Arthur John Arberry

the path of those whom Thou hast blessed, not of those against whom Thou art wrathful, nor of those who are astray.

Bijan Moeinian

The path paved by those who received your blessings and not the ones who (deserved) your anger and lost (forever) in darkness.

E. Henry Palmer

the path of those Thou art gracious to; not of those Thou art wroth with; nor of those who err.

Edip-Layth

the way of those whom you blessed; not of those who received anger, nor of the strayers.

George Sale

in the way of those to whom Thou hast been gracious; not of those against whom Thou art incensed, nor of those who go astray.

Hamid S. Aziz

Not of those who earn Thy wrath; nor of those who go astray.

Mahmoud Ghali

The Path of the ones whom You have favored, other than that of the ones against whom You are angered, and not (that of) the erring. (It is customary to say "amîn" "amen" at the end of this Surah).

Marmaduke Pickthall

The path of those whom Thou hast favoured; Not the (path) of those who earn Thine anger nor of those who go astray.

Mohamed Ahmed - Samira

The path of those You have blessed, Not of those who have earned Your anger, nor those who have gone astray.

Muhammad Asad

The way of those upon whom Thou hast bestowed Thy blessings, not of those who have been condemned [by Thee], nor of those who go astray!

Mustafa Khattab

the Path of those You have blessed—not those You are displeased with, or those who are astray.[1] 

Progressive Muslims

The path of those whom You have blessed, not those who have incurred the wrath, nor the misguided.

Sahih International

The path of those upon whom You have bestowed favor, not of those who have evoked [Your] anger or of those who are astray.

Sam Gerrans

The path of those whom Thou hast favoured; not of those who incur wrath, nor of those who go astray.

Shabbir Ahmed

This has always been the Way of those whom You rewarded. And not the path of those who had to face Your Requital (for blind following and arrogance), and not the path of those who faltered and deviated from the Straight Path.

Syed Vickar Ahamed

The Path of those on whom You have bestowed Your Mercy, those whose (share) is not anger, against whom You have sent (Your) wrath, and (those) who do not become lost, nor the erring (ones).

Taqi Usmani

the path of those on whom You have bestowed Your Grace, not of those who have incurred Your wrath, nor of those who have gone astray.

The Monotheist Group

The path of those You have blessed, not of those who have incurred the wrath, nor the misguided.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

le chemin de ceux que Tu as comblés de faveurs, non pas de ceux qui ont encouru Ta colère, ni des égarés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Riya wan kesên ku te qencî û dilşadî daye wan; ne ew ên ku xezeb li wan bûye û ne ew ên riya heq şaş kirine.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

de weg van hen aan wie U genade geschonken hebt, op wie geen toorn rust en die niet dwalen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Langs den weg dergenen, die zich in Uwe weldaden verheugen. Niet langs den weg dergenen, die Uwen toorn hebben opgewekt, en niet op dien der dwalenden.

Hollandaca — Siregar

Het Pad van degenen aan wie U gunsten hebt geschonken, niet van degenen op wie de toorn rust en niet dat van de dwalenden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Путем тех, которых Ты благом одарил, (а) не (путем) тех, которые под (Твоим) гневом, и не (путем) заблудших.

Rusça — Osmanov

путем тех, которых Ты облагодетельствовал, не тех, что [подпали под Твой] гнев, и не [путем] заблудших.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

den väg de vandrat som Du har välsignat med Dina gåvor; inte de som har drabbats av (Din) vrede och inte de som har gått vilse!