Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden وهل formunun kendisi aranıyor.
وَهَلْ اَتٰيكَ حَدِيثُ مُوسٰى
ve hel etāke Hadīṧu mūsā
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُوا وَهَلْ نُجَازِي اِلَّا الْكَفُورَ
ƶālike cezeynāhum bimā keferū ve hel nucāzī illā l-kefūra
Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.
وَهَلْ اَتٰيكَ نَبَؤُ۬ا الْخَصْمِ اِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَ
ve hel etāke nebeu l-ḣismi iƶ tesevverū l-miHrābe
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.